Turkhackteam.net/org - Turkish Hacking & Security Platform...  
Geri git   Turkhackteam.net/org - Turkish Hacking & Security Platform... >
THT TÜRKİYE
> Atatürk Bölümü

Atatürk Bölümü Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk özel bölümü...

365 Gün Mustafa Kemal ATATÜRK

Atatürk Bölümü

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
Alt 10-01-2017   #131
  • Online
  • Binbaşı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2016
Mesajlar
Konular


  




05.01.1925

Keyfilik ve zorbalık üzerine bir not


Mustafa Kemal Paşa, eşi Latife Hanım’la 3-13 Ocak 1925 tarihleri arasında Konya’yı ziyareti sırasında, defterine şu notu düşmüş: Bizi keyfi hareket eder, müstebitler [zorba] diye tasvir etmelerini büyük haksızlık, insafsızlık olarak kabul ederiz. Biz keyfi hareket etmeyiz. Müstebit asla değiliz. Hayatımız, bütün faaliyetimiz memleket işlerinde keyfi ve müstebitçe hareket edenlere karşı mücadele ile geçmiştir. Bizim akıl, mantık ve zekâ ile hareket etmek düsturumuzdur. Bütün hayatımızı dolduran olaylar, bu gerçeğin kanıtıdırlar. Memleket ve millet işlerinde, şahıslarıyla, fiilleriyle, fikirleriyle zararlı olanlara karşı zaman zaman güçlü olduğumuz doğrudur. Milleti gerçek iyilik yolunda yürümekten men etmeye çalışmak isteyenlere karşı zorlu ve amansız olmak zorundayız. Toplumsal düzenimizi, bilerek veya bilmeyerek, ihlal edici kimselere müsaade edemeyiz. Bunlar doğrudur. Bizden bu hususlarda sukunet ve tarafsızlık talep edenleri tatmin edemiyorsak, bunun sebebi, memleket ve millet menfaatini her şeyin üstünde gördüğümüzdendir.

    


__________________

Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

"Her sarıklıyı hoca sanmayın. Hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.”

Mustafa Kemal Atatürk
Online
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-01-2017   #132
  • Online
  • Binbaşı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2016
Mesajlar
Konular


  




06.01.1921

I. İnönü Muharebesi, Yunan taarruzuyla başladı


1920 yılı sonuna gelindiğinde, Yunanistan’da Başbakan Venizelos seçimi kaybetmiş, İngilizlerin teşvikiyle Kral Konstantin iktidara gelmişti. Yeni yönetim, İtilaf Devletleri’nin güvenini kazanmak için askeri bir başarı arayışına girmişti. Diğer taraftan, Milli Mücadele’nin ilk günlerinde hizmetleri görülmüş olan Çerkes Ethem ve kardeşlerinin daha sonra merkezi otoriteyi tanımaz hale gelmesi, 1920 yılının son aylarında ayaklanma halini almış ve bunun üzerine TBMM’nin kararıyla teslim olması için üzerine kuvvet gönderilmişti. Türk kuvvetlerinin bu ayaklanmayla uğraşması, Yunan hükümetini Anadolu’da bir ileri harekâta girişmek için cesaretlendirmişti. Yunan ordusu, 6 Ocak 1921 sabahı Eskişehir yönünde iki kol halinde taarruza geçti. Yunanlılar üç günlük yürüyüşün ardından 9 Ocak günü İnönü mevzilerinin önüne geldiler. Asıl muharebe, 10 Ocak sabahı Yunanlıların taarruza geçmesiyle başladı. Türk birliklerine Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey (İnönü) komuta ediyordu. Meydana gelen şiddetli çarpışmalar sonucunda Yunan ilerleyişi durdurulduğu gibi, Yunan birlikleri 11 Ocak’ta geri çekilmek zorunda bırakıldı. Milli Kuvvetler’in ilk askeri başarısı olan I. İnönü Muharebesi, içeride ve dışarıda büyük yankı uyandırdı. Bu zafer, yeni Türk devletinin iç durumunu kuvvetlendirdiği gibi dıştaki itibarını da artırdı. Mustafa Kemal Paşa, bu savaştan sonra tuğgeneralliğe terfi ettirilen İsmet Bey’e gönderdiği tebrik telgrafında şöyle diyordu: Bu muvaffakiyetin mukaddes topraklarımızı düşman istilasından kâmilen kurtaracak olan kesin zafere bir hayırlı başlangıç olmasını Allah’tan dilerim...
    


__________________

Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

"Her sarıklıyı hoca sanmayın. Hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.”

Mustafa Kemal Atatürk
Online
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-01-2017   #133
  • Online
  • Binbaşı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2016
Mesajlar
Konular


  




07.01.1922

“Kemalistler Anadolu’nun tam bağımsızlığını istiyorlar”


İstanbul’u işgal altında tutan İngilizler, Milli Mücadele hareketini yakından takip ediyor ve Londra’ya gelişmeler hakkında sık sık bilgi veriyorlardı. İşgal kuvvetlerinin İstanbul’daki en yetkili ismi, İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace Rumbold, Türkiye’deki tüm önemli gelişmeleri ve bunlara dair değerlendirmelerini dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a yazdığı raporlarla bildiriyordu. Rumbold, 27 Nisan 1921 tarihinde Curzon’a Mustafa Kemal’le ilgili ayrıntılı bir rapor yazmış ve bu raporunda Mustafa Kemal’in doğumundan eğitimine, İttihat ve Terakki Cemiyeti içindeki faaliyetlerinden yaşam tarzına kadar ayrıntılı değerlendirmelerde bulunmuştu. Rumbold, 6 Aralık 1921 tarihli bir diğer raporunda Mustafa Kemal’in Misak-ı Milli’yi kabul ettirmeye çalıştığını ve eğer bunu başarırsa yıldızının parlayacağını öne sürüyordu. Ona göre Mustafa Kemal, ileride “Türkiye’nin kaderinde rol oynayacak” bir figür olarak öne çıkabilirdi. Yine Rumbold tarafından Curzon’a gönderilen 7 Ocak 1922 tarihli rapor ise hem kısa zaman içinde Milli Mücadele hareketinin kat ettiği mesafeyi ortaya koyuyor, hem de İngilizleri hiç beklemedikleri bir gerçekle yüzleşmek zorunda bırakıyordu: Mustafa Kemal, her zamankinden daha güçlü durumda. Ankara Hükümeti, Türkiye’nin başkentini Anadolu’ya kaydırma niyetinde. Türkler “Anadolu Türklerindir” düşüncesine sahip. Kemalistler ile anlaşmaya varılamaz, çünkü Anadolu’nun tam bağımsızlığını istiyorlar.
    


__________________

Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

"Her sarıklıyı hoca sanmayın. Hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.”

Mustafa Kemal Atatürk
Online
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-01-2017   #134
  • Online
  • Binbaşı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2016
Mesajlar
Konular


  




08.01.1920

Kuvayı Milliyeci Yahya Kaptan şehit oldu


I. Dünya Savaşı’nın ardından İtilaf Devletleri’nin Türkiye topraklarına yönelik işgal planını uygulamaya koyması ve özellikle Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasından sonra, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde Kuvayı Milliye olarak adlandırılan Türk milis birlikleri silahlı direnişe başladılar. Düzenli ordu kuruluncaya kadar işgalcilere karşı koymakta ve otorite boşluğunu fırsat bilen eli silahlı çetelere karşı halkı korumakta önemli bir rol oynayan bu grupların en önemlisi, Çerkes Ethem’in altında toplanmış olan “Kuvva-i Seyyare” adlı milis kuvvetleriydi. Diğer taraftan, Yahya Kaptan gibi, doğrudan Ankara’ya bağlı yerel grup liderleri de vardı. Yahya Kaptan, Sivas Kongresi’nden sonra, 4 Ekim 1919’de Mustafa Kemal Paşa’ya bağlılığını bildirmiş ve Gebze civarında Kuvayı Milliye’ye komuta etmeye başlamıştı. Ne var ki Milli Mücadele karşıtı çetelerle mücadele eden Yahya Kaptan, kısa süre içinde İstanbul hükümetinin dikkatini çekti. Ocak ayı başlarında Gebze yakınlarındaki Tavşancıl köyünde kendisini yakalamak amacıyla bir askeri harekât başlatıldı ve 8/9 Ocak 1920 gecesi, bir iddiaya göre teslim olduktan sonra arkadan ateş edilerek öldürüldü. Atatürk’ün Nutuk’ta özel bir bölüm ayırdığı Yahya Kaptan, ölümünden sonra Milli Mücadele’nin sembol isimlerinden biri haline geldi. Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra Yahya Kaptan’ın ailesine, 19 Ekim 1922 tarihli TBMM kararıyla vatan hizmetleri tertibinden maaş bağlandı.
    


__________________

Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

"Her sarıklıyı hoca sanmayın. Hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.”

Mustafa Kemal Atatürk
Online
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-01-2017   #135
  • Offline
  • Yarbay
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Nov 2006
Nereden
Teşkilat
Mesajlar
Konular


  


Türk devletinin iç durumunu kuvvetlendirdiği gibi dıştaki itibarını da artırdı. Mustafa Kemal Paşa, bu savaştan sonra tuğgeneralliğe terfi ettirilen İsmet Bey’e gönderdiği tebrik telgrafında şöyle diyordu: Bu muvaffakiyetin mukaddes topraklarımızı düşman istilasından kâmilen kurtaracak olan kesin zafere bir hayırlı başlangıç olmasını Allah’tan dilerim...

zor yıllar geçti Ülkemiz ve Cumhuriyetimiz için
    


__________________

Bastığın Yerleri ''Toprak!'' Diyerek Geçme,Tanı!
Düşün Altındaki Binlerce Kefensiz Yatanı.

Sen Şehid oğlusun, İncitme, Yazıktır, Ata'nı !
Verme, Dünyaları Alsan da, Bu Cennet Vatanı.


HACKERTHT 2006 © 2017

Offline
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-01-2017   #136
  • Online
  • Binbaşı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2016
Mesajlar
Konular


  




09.01.1936

Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi eğitime başladı


9 Ocak 1936 günü Türkiye yeni bir eğitim kurumuna kavuştu ve adını bizzat Atatürk’ün koyduğu Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi açıldı. Atatürk, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin milli birlik ve beraberlik temelleri üzerine inşa edilmesi amacıyla dil ve tarih konularına büyük önem veriyordu. Nitekim 1930’lu yılların başında her iki alanda da birer önemli kurumun (Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu) temelleri bizzat Atatürk tarafından atılmıştı. Daha sonra kurulacak Ankara Üniversitesi’nin ilk fakültesi olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ise, hem Türk kültürünü bilimsel yöntemlerle araştırıp aydınlatacak bir bilim kurumu, hem de ortaöğretim kurumlarına ulusal dil, tarih, coğrafya ve arkeoloji alanlarında öğretmenler yetiştirecek bir kaynak olarak öngörülmüştü. Atatürk, 11 Mart 1935’te Çankaya’da gerçekleşen bir toplantı sonrasında Milli Eğitim Bakanı Abidin Özmen’e, bu yönde bir fakülte kurulması için hazırlık yapılması talimatını vermişti. Kuruluş kanununun 14 Haziran 1935 tarihinde TBMM’de kabul edilmesinin ardından Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve Başbakan İsmet İnönü’nün de katılımıyla, 9 Ocak 1936 günü Türk Ocağı’nda düzenlenen bir törenle açıldı. Öğretime 135 öğrenciyle başlayan fakülte, 1940 yılına kadar Evkaf Apartmanı’nda hizmet verdikten sonra, Alman Mimar Bruno Taut tarafından çizilen şimdiki binasına taşındı. Fakülte, 13 Haziran 1946 tarihinde Ankara Üniversitesi’ne bağlandı.
    


__________________

Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

"Her sarıklıyı hoca sanmayın. Hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.”

Mustafa Kemal Atatürk
Online
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 10-01-2017   #137
  • Online
  • Binbaşı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2016
Mesajlar
Konular


  




10.01.1905

Mustafa Kemal, Harp Akademisi’nden mezun oldu


Mustafa Kemal, başarılı bir öğrenciydi. Manastır Askeri İdadisi’ni bitirdikten sonra 13 Mart 1899 tarihinde İstanbul’da Harp Okulu’na girdi. İstibdat karşıtı ilk siyasi fikirlerle burada tanıştı. Bu fikirler, 1902 yılında girdiği Erkân-ı Harbiye’de (Harp Akademisi) daha da olgunlaştı. Askerlik derslerinin yanında matematiğe, edebiyata ve güzel söz söylemeye karşı da merakı ve eğilimi vardı. Harbiye’de ve Harp Akademisi’nde, memleket ve millet davaları ile ilgilenmesi, düşüncelerini cesaretle ifade etmesi nedeniyle aydın ve inkılapçı bir subay olarak tanınmıştı. Mustafa Kemal, Harp Akademisi’ndeki bu faaliyetlerini şöyle anlatmıştır: Her günkü derslere iyi çalışıyordum. Bunların dışında bende ve bazı arkadaşlarımda yeni düşünceler belirmeye başladı. Yurdun yönetiminde ve siyasasında fenalıklar olduğunu görüyorduk. Binlerce kişiden oluşan Harp Okulu öğrencilerine düşüncelerimizi anlatmak isteğiyle, öğrenciler arasında okunmak üzere el yazısı ile bir gazete çıkarmaya başladık. Sınıf içinde ufak bir örgütümüz vardı. Ben de yönetiminde idim. Gazetenin yazılarını çoğu kez ben yazıyordum. Onun bu faaliyetleri okul yönetiminin gözünden kaçmamıştı. Devir istibdat devriydi ve bu davranışları aleyhine olabilirdi. Ancak çok sevilen bir öğrenci olması, düşüncelerinde samimi oluşu ve Okul Müdürü Rıza Paşa’nın toleranslı tutumu sayesinde okuluna devam edebildi. 11 Ocak 1905 tarihinde, kurmay yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisi’nden mezun oldu. Ancak mezuniyetini izleyen günlerde Abdülhamid aleyhine düşünceleri ve faaliyetleri nedeniyle şüphe çekerek birkaç ay İstanbul’da tutuklu kaldı; sonra da bir çeşit sürgün olarak 5 Şubat 1905 tarihinde Şam’a atandı.
    


__________________

Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

"Her sarıklıyı hoca sanmayın. Hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.”

Mustafa Kemal Atatürk
Online
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 11-01-2017   #138
  • Online
  • Binbaşı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2016
Mesajlar
Konular


  




11.01.1905

Mustafa Kemal, Harp Akademisi’nden mezun oldu


Mustafa Kemal, başarılı bir öğrenciydi. Manastır Askeri İdadisi’ni bitirdikten sonra 13 Mart 1899 tarihinde İstanbul’da Harp Okulu’na girdi. İstibdat karşıtı ilk siyasi fikirlerle burada tanıştı. Bu fikirler, 1902 yılında girdiği Erkân-ı Harbiye’de (Harp Akademisi) daha da olgunlaştı. Askerlik derslerinin yanında matematiğe, edebiyata ve güzel söz söylemeye karşı da merakı ve eğilimi vardı. Harbiye’de ve Harp Akademisi’nde, memleket ve millet davaları ile ilgilenmesi, düşüncelerini cesaretle ifade etmesi nedeniyle aydın ve inkılapçı bir subay olarak tanınmıştı. Mustafa Kemal, Harp Akademisi’ndeki bu faaliyetlerini şöyle anlatmıştır: Her günkü derslere iyi çalışıyordum. Bunların dışında bende ve bazı arkadaşlarımda yeni düşünceler belirmeye başladı. Yurdun yönetiminde ve siyasasında fenalıklar olduğunu görüyorduk. Binlerce kişiden oluşan Harp Okulu öğrencilerine düşüncelerimizi anlatmak isteğiyle, öğrenciler arasında okunmak üzere el yazısı ile bir gazete çıkarmaya başladık. Sınıf içinde ufak bir örgütümüz vardı. Ben de yönetiminde idim. Gazetenin yazılarını çoğu kez ben yazıyordum. Onun bu faaliyetleri okul yönetiminin gözünden kaçmamıştı. Devir istibdat devriydi ve bu davranışları aleyhine olabilirdi. Ancak çok sevilen bir öğrenci olması, düşüncelerinde samimi oluşu ve Okul Müdürü Rıza Paşa’nın toleranslı tutumu sayesinde okuluna devam edebildi. 11 Ocak 1905 tarihinde, kurmay yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisi’nden mezun oldu. Ancak mezuniyetini izleyen günlerde Abdülhamid aleyhine düşünceleri ve faaliyetleri nedeniyle şüphe çekerek birkaç ay İstanbul’da tutuklu kaldı; sonra da bir çeşit sürgün olarak 5 Şubat 1905 tarihinde Şam’a atandı.
    


__________________

Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

"Her sarıklıyı hoca sanmayın. Hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.”

Mustafa Kemal Atatürk
Online
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 12-01-2017   #139
  • Online
  • Binbaşı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2016
Mesajlar
Konular


  




12.01.1934

Atatürk, Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi


Devletler arasında daimi bir dostluk ya da düşmanlıktan söz edilemeyeceğine inanan Atatürk, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’yi işgal eden devletleri bile milli düşman ilan etmemiş ve büyük zaferden sonra, Anadolu’da büyük yıkıma yol açan Yunanlılar için, “Düşmanlığa yer yok! İki milletin ve dünyanın selameti bakımından Türk-Yunan dostluğu şarttır,” demişti. Ne var ki onun bu barış yanlısı görüşleri, Kurtuluş Savaşı sonrasında Yunan devlet adamları arasında bir karşılık bulmamıştı. 1928 yılında ise Elefterios Venizelos’un seçimleri kazanarak iktidara gelmesi, Türk-Yunan ilişkileri açısından bir dönüm noktası oldu. Venizelos liderliğindeki Yunan hükümeti, bu tarihten sonra geçmişte Megali İdea’yı gerçekleştirebilmek için Türkiye’ye karşı takip ettiği yayılmacı politikadan vazgeçerek, Türk-Yunan dostluğunu geliştirmeye yöneldi. Venizolos’un bu gayretleri Türkiye tarafından çok olumlu karşılandı ve Yunan Başbakanı Türkiye’ye davet edildi. Venizelos’un resmi ziyareti 27-31 Ekim 1930’tarihleri arasında gerçekleşti. Bu ziyaret sırasında Türkiye ile Yunanistan arasında üç antlaşma imzalandı. Ne var ki Venizelos’un Megali İdea’yı terk etmesi ve 1931’de Kıbrıslı Rumların adayı Yunanistan’a ilhak etmek için başlattığı isyana destek vermemesi, ülkesinde ciddi oy kaybetmesine neden oldu. Bu nedenle de 1933 yılında yapılan seçimlerde muhalefete düştü. Fakat Türk-Yunan ilişkilerini bu tarihten sonra da yakından takip etmeye devam eden Venizelos, Balkan Paktı’nın imzalanmasından kısa bir süre önce, dünya siyasi tarihinde bir ilke imza atarak, eski düşmanı Mustafa Kemal Atatürk’ü 12 Ocak 1934’te Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdi.
    


__________________

Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

"Her sarıklıyı hoca sanmayın. Hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.”

Mustafa Kemal Atatürk
Online
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 13-01-2017   #140
  • Online
  • Binbaşı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2016
Mesajlar
Konular


  




13.01.1931

Mustafa Kemal, Japon Prensi Takamutsu’yu ağırladı


Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş uygarlıklar arasında hak ettiği yeri almasının, etkin bir dış politika ve sağlam temeller üzerine kurulmuş dış ilişkiler sayesinde olabileceğini biliyordu. Bu nedenle dış politika ve Türkiye’nin uluslararası alandaki yeri, Atatürk için her zaman öncelikli konulardan biriydi. Her türlü meseleye akılcılık ve gerçekçilik merceğinden yaklaşan Atatürk’ün dış politika vizyonu da aynı esaslar üzerine oturuyordu. Milli Mücadele döneminin dış politikadaki temel hedefi, yeni Türk devletinin uluslararası tanınırlığının sağlanmasıydı. Lozan Antlaşması ile Türkiye’nin meşruiyet kazanmasından sonra, dış politikanın ana eksenini bu kez “barış” kavramı oluşturmaya başladı. Bu çerçevede, Mustafa Kemal’in ortaya koyduğu vizyon, “Yurtta sulh, cihanda sulh” prensibiydi. Türkiye, ilk yıllardan itibaren dış siyasetinde barışçıl, gerçekçi, uluslararası hukuka önem veren ve diyaloğu önde tutan bir çizgi izledi. Japon Prensi Takamutsu’nun 1931 başında Ankara’ya yaptığı ziyaret de, bu çerçevede Türk-Japon ilişkilerini pekiştirici bir fırsat olarak değerlendirildi. 13 Ocak 1931 günü Prensi Çankaya’da kabul eden Mustafa Kemal Paşa, aynı akşam Prens şerefine verilen ziyafette Türk-Japon dostluğunu vurgulayan bir konuşma yaptı. Türk ve Japon milletlerinin öteden beri birbirine karşı içten ve dostça hislerle bağlı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı, Japon milletinin uygarlık yolundaki uygulama ve gelişmelerinin Türkiye’de ilgiyle ve içtenlikle izlendiğini belirtti.
    


__________________

Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

"Her sarıklıyı hoca sanmayın. Hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.”

Mustafa Kemal Atatürk
Online
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks Kapalı
Pingbacks Kapalı
Refbacks Kapalı


Bilgilendirme Turkhackteam.net/org
Sitemizde yer alan konular üyelerimiz tarafından açılmaktadır.
Bu konular yönetimimiz tarafından takip edilsede gözden kaçabilen telif hakkı olan veya mahkeme kararı çıkmış konular sitemizde bulunabilir. Bu tür konuları bize turkhackteamiletisim [at] gmail.com adresine mail atarak bildirdiğiniz takdirde en kısa sürede konular hakkında gerekli işlemler yapılacaktır.
Please Report Abuse, DMCA, Harassment, Scamming, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to turkhackteamiletisim [at] gmail.com


Türkhackteam saldırı timleri Türk sitelerine hiçbir zararlı faaliyette bulunmaz, bu sitelerin güvenlik açıklarını site sahibine bildirmek için çaba sarfeder.
Turkhackteam üyelerinin yaptığı bireysel hack faaliyetlerinden Turkhackteam sorumlu değildir. Sitelerinize Turkhackteam ismi kullanılarak hack faaliyetinde bulunulursa, site-sunucu erişim loglarından bu faaliyeti gerçekleştiren ip adresini tespit edip diğer kanıtlarla birlikte savcılığa suç duyurusunda bulununuz.




Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2017

TSK Mehmetçik Vakfı

Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı



Google Links
Film izle

wau

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.