Turkhackteam.net/org - Turkish Hacking & Security Platform...  
Geri git   Turkhackteam.net/org - Turkish Hacking & Security Platform... >
Kültür ve Sanat Dünyası
> Genel Kültür

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular



Halının Tarihçesi

Genel Kültür

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-09-2008   #1
  • Offline
  • Özel Üye
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Apr 2008
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
646
689 Mesajına
999Teşekkür Aldı
  
Halının Tarihçesi





Günümüzde bilinen en eski ve en önemli halı buluntusu, 1947–1949 yıllarında araştırma yapan Rus arkeolog G. I. RUDENKO tarafından Doğu Türkistan’daki Altay Dağları’nın eteklerinde bulunan 111 Pazırık kurganından 5.sinde bulunan halıdır. Rus arkeologların araştırmalarına göre Pazırık Halısı, M.Ö. 5.-4. yy.lara tarihlendirilmiştir. Pazırık Halısı, Rusya’da St. Petersburg (Leningrad)’daki Hermitage Müzesi’nde sergilenmektedir. 1906-1908 yıllarında Alman Sir Aurel STEIN tarafından Doğu Türkistan’da yapılan kazılarda M.S. 3.-4. yy.lara tarihlendirilen Lou-Lan bölgesi kuyu mezarları ile Lop-Nor Buda tapınağındaki halı parçaları bulunmuştur. Bir başka buluntu da, A.Von Le COQ tarafından bulunan Turfan kazı çalışmalarında Kuça yakınlarındaki Kızıl’da M.Ö. 5.-4. yy.a tarihlendirilen bir halı parçasıdır.

Halının İslam Sanatı içerisindeki ilk örneği, C. J. LAMM tarafından Mısır’da Fustat’ta (Eski Kahire’de) bulunan Abbasilere ait olduğu sanılan M.S. 8.-9. yy.dan kalan halılardır. Bu halıların Samarra Halısı olduğu düşünülmektedir. 13. yy.dan kalan Selçuklu Halıları, 200–300 yıl sonra üretilmiş Anadolu halıcılığının düzenli ve sürekli gelişimi için iyi birer belgedirler. Selçuklu Halıları, bulundukları yerlere göre temel olarak üç gruba ayrılmaktadır. 1. Konya’daki Selçuklu Halıları (Konya’da 8 adet faklı büyüklüklerde halı ve halı parçaları bulunmuştur. Halı parçalarındaki bordür motiflerinden halıların ne kadar büyük olduğu rahatça anlaşılır.) 2. Beyşehir’deki Selçuklu Halıları (Beyşehir’de bulunan halılar Beyşehir Eşrefoğlu Camisinde bulunan 3 adet halı parçasıdır. 14. yy.a tarihlendirilmiş bir parça İngiltere’de özel bir koleksiyondadır.) 3. Fustat (Eski Kahire)’taki Selçuklu Halıları (Fustat’ta tespit edilen yüzden fazla parçanın sadece 29 adeti yayınlanmıştır. Bunlar içinde 7 adetine Selçuklu Halısıdır denilebilmektedir.) 14. ve 15. yy.a tarihlendirilen Anadolu Halılarını incelediğimizde, bu halılarda stilize edilmiş sembolik ağırlıklı geometrik motifler ile oluşturulmuş olduğu görülür. Bu halılarda hayvan motifleri (figürleri) sıklıkla kullanıldığı için hayvan desenli halılar denilir. Bu tip halıların dokunması, 16. yy. başında bırakılmıştır. 15. yy. Anadolu Halıları, Avrupalı ressamların statü kavramının vurgulandığı çoğunlukla da dinsel konuları betimleyen tabloların da çok sık resimlenmiştir. 16. yy. Osmanlı Halıları, Selçuklu Halılarının devamı özelliğindedir. Hayvan motifleri yerine geometrik motifler ile stilize edilmiş bitki motifleri kullanılmıştır. Osmanlı Dönemi Halıları Erken Dönem Osmanlı Halıları, Klasik Dönem Osmanlı Halıları ve Geç Dönem Osmanlı Halıları olarak temel olarak üç gruba ayrılır.

Erken Dönem Osmanlı Halıları, Klasik Osmanlı Dönemi Halıları’na geçişi hazırlamıştır. Bu dönem içerisinde dört halı tipi vardır. Bu halı tipleri sanat tarihçileri tarafından Avrupalı ressamların tablolarına göre sınıflandırması yapılmıştır. 1. Küçük Örnekli Holbein Halıları 2. Lotto Halıları 3. Büyük Örnekli Holbein Halıları 4. Holbein, Crivelli ve Memling resimlerine bağlanan Batı Anadolu Halıları’dır. Uşak Halıları’nda geometrik motifler yerini, bitkisel kökenli stilize edilmiş motifler ile göbekli (madalyonlu) motif grubu bırakmıştır. Göbek motif grupları, Türk halılarında ilk defa 16. yy.da kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemde sürekli olarak motif ve kompozisyon gelişimi olmuştur.

Bu yüzden 18. yy.da başlayan gerilemeye karşı koymuş ve geleneksel örneklerini günümüze kadar devam ettirmiştir. Uşak Halıları; motif ve kompozisyon özellikleri açısından başlıca üç temel tipte sınıflandırılabilir. 1.Göbekli (Madalyonlu) Uşak Halıları 2.Yıldızlı Uşak Halıları 3. Beyaz Zeminli Uşak Halıları 3.1. Kuşlu Uşak Halıları 3.2. Post Örnekli Uşak Halıları Klasik Dönem Osmanlı Halıları ise 1514 yılında Tebriz ve 1517 yılında ise Kahire’nin Osmanlı topraklarına katılması ve bu şehirlerdeki nakkaşların (tasarımcıların) İstanbul’a getirilmiştir. Saraydaki Ehli Hiref Örgütü’nün nakkaşları, bu nakkaşlardan etkilenerek belirli tarzlarda tasarımlar yapmışlar ve bu çalışmaları bütün sanat dallarında teknik ve malzemeyi zorlayarak oluşturmuşlardır. Bu halılar, Uşak Halıları’ndaki gibi ilke olarak belirlenen köşe-göbek kompozisyonlar ile oluşturulmuştur. Geç Dönem Osmanlı Halıları ise Kumkapı, Feshane ve Hereke Halıları ile olarak üç temel gruba ayrılabilir. Bu halılarda dönemin beğenilerine göre yine üst düzey yöneticiler için tasarlanmış ve üretilmiştir. Halılar atölye tipi üretimli halılar için örnek oluşturmaktadır. Kumkapı Halıları, özel teşebbüsler iken Feshane ve Hereke Halıları devlet idaresinde ve denetiminde üretilmiştir. Bütün bu halı gruplarının yanı sıra Anadolu’da Yörük ve Türkmenler tarafından kendi gereksinimleri ve geçimlerini sağlamak için ürettikleri Geleneksel Üretimli Yöresel Halılar bulunmaktadır. Her yörenin kendine özgü motif ve karakteristik desen kompozisyonları vardır. Günümüzde de yöresel halı üretimi devam etmekte, kamu ve özel kuruluşlarca desteklenmektedir.

Prof. Dr. Aydın UĞURLU




El Halısı hav iplikleri, çözgü ipliklerinin üzerine elle düğümlenmiş olan halı tipidir. Yanyana düzgün şekilde bir çerçeveye dizilmiş çözgü ipliklerinin her çiftine yün, ipek veya rayon ipliklerle düğüm atılarak ilmek sıraları teşkil edilmesi ve en az bir sıra atkı atılıp ilmek sırasının sıkıştırılması şeklinde üretilir. El halılarının kalitesini belirleyen hav iplikleirinin cinsi, düğüm şekli ve düğüm sıklığıdır.

HALICILKTA DÜĞÜM ÇEŞİTLERİ

Genel olarak el halısında iki tip düğüm tekniği kullanılmaktadır: Türk düğümü ( Gördes düğümü, simetrik düğüm) ve İran düğümü (Sine düğümü, asimetrik düğüm). Türkiye’de (Isparta’nın tüm dokumaları ve Sivas ve Hereke bölgelerinin bazı dokumaları hariç), Kafkasya’da, Batı ve Kuzeybatı İran’da dokunan halılarda Türk düğümü kullanılmıştır.
İran düğümü ise Orta ve Doğu İran’da, Hindistan, Orta Asya ve Çin’de dokunan halılarda yaygın olarak kullanılmaktadır.

Türk düğüm tekniğinde ilme iki çözgü telinin de etrafına dolanarak çözgü tellerinin arasından çıkarılma yöntemiyle bağlanır ve kesilir. Böylelikle düğüm iki çözgü telini de sarmış olur. İran düğüm tekniğinde ise ilme, sadece bir çözgü telinin etrafından dolanır, ilmenin diğer ucu serbest kalır.

Bu İki Farklı Düğüm Tekniği Karşılaştırıldığında:

1- Türk düğümü ile dokunmuş bir halının tüyleri halı eskidikçe aşınmaya ve dökülmeye başlasa bile düğümün lupu kalır, halının atkı ve çözgüsü görünmeye başlamaz.

Dolayısıyla halı desen güzelliğini ve rengini uzun yıllar muhafaza eder. Ancak İran düğümü ile dokunmuş bir halının tüyleri aşınmaya ve dökülmeye başladığında asimetrik bağlanma nedeniyle düğümde lup olmadığı için halının çözgü ipleri görünmeye başlar.

Bir süre sonra muhtemelen halının kalan düğümü de tutunamayacak, dökülecek ve aşınmış bölgedeki renk ve desen tamamen yok olacaktır.

2- Türk düğümleri bir ucundan çekilse dahi sökülmez, çıkmaz; tam aksine daha da sıkılaşır. Ancak, İran düğümlerinin bir ucundan çekildiği takdirde çözülerek çıkma olasılığı vardır.

3- Türk düğümünün atılması İran düğümünün atılmasından daha zordur ve daha fazla zaman alır. Bu nedenle aynı düğüm sıklığındaki iki halıdan Türk düğümlü olanı daha makbuldür ve tercih edilir.

EL HALISINDA BAKIM VE TEMİZLİK ÖNERİLERİ

Halı ve kilimlerin uzun ömürlü olması için özenli kullanılması ve düzenli bakımının yapılması çok önemlidir.

· Tüylerinin yatım yönüne göre halının haftada 1-2 defa ön yüzü, kenarlarından katlanarak ayda bir defa arka yüzü süpürülmelidir. Halılar yaklaşık 3 ayda bir kaliteli bir halı şampuanı ile talimatlarına uygun olarak temizlenebilir.

· Islak veya rutubetli yerde uzun süre kalan halı çürüyebilir. Halılar su ve rutubetten korunmalıdır. Rutubet almış bir halı vakit kaybetmeden havadar bir yerde kurutulmalıdır.

· Halılara kullanıldığı ortama göre 3-5 yılda bir profesyonel yıkama yapılması gerekebilir.

Halının profesyonel bir temizliğe ihtiyacı var ise mutlaka bu işi bilen, güvenilir bir firmaya başvurulmalıdır. Halılar ve kilimler kesinlikle kuru temizlemeye verilmemeli ve evde yıkanmamalıdır.

· Halının saçaklarını halının altına katlamak, klor içeren ağartıcılarla yıkamak ve tarak benzeri aletlerle taramak sakıncalıdır. Bu gibi durumlar saçakların yıpranmasına ve çabuk kopmasına sebep olur. Saçak veya kenarlarından sökülmeye başlayan halılar mutlaka bir ekspere gösterilerek iyice sökülmeden tamir ettirilmelidir.

· Halılar kesinlikle silkelenmemelidir. Silkeleme esnasında havanın yaratacağı basınç halının uzunlamasına çeşitli yerlerinden yarılmasına sebep olur.

· Halının üzerine temas eden mobilya ayaklarının sivri uçlu olmamasına dikkat edilmelidir. Mobilyanın ayakları sivri ise altına bir halı parçası (düz makina halısı veya keçe) konulmalı veya sivri uçların içine girebileceği genişlikte ahşap veya ****l aksamlar yaptırılarak ayaklarına monte ettirilmelidir.

· Kullanılmayan halıların mutlaka güvelere karşı toz veya tablet naftalin ile naftalinlenmesi gereklidir. Naftalin halının havlı (tüylü) yüzeyine serpilmeli, halının arka yüzü dışta kalacak şekilde katlanmalıdır. Halı, mümkünse bez bir torba içinde, rulo şeklinde muhafaza edilmelidir. Naftalinin halının yüzeyi ile temas etmesinde bir sakınca yoktur. Halılar altı ayda bir havalandırılmalı, naftalinleme işlemi tekrarlanmalıdır. Devamlı kullanılan ve temizliği yapılan halılar güve barındırmaz.

Halıcılıkta ’kalite’ denildiğinde öncelikle halıdaki düğüm sıklığı akla gelir. Bu nedenle halının düğüm sıklığının fazlalığı kaliteli halı almak isteyen bir kimse için ilk yola çıkış noktası olmuştur. Düğüm sıklığının fazlalığı bir halının desenin daha detaylı uygulanabilmesi ve ömrünün daha uzun olması üzerinde etkili önemli bir faktördür. Ancak düğüm sıklığı halı satın alırken tek başına yeterli değildir.

Genel anlamda kaliteyi oluşturan kriterler önem sırasına göre şu şekilde özetlenebilir:

Yünün Kalitesi:

Halıda kullanılan yünün saf yeni yün (ilk defa kullanılan yün) olması ve liflerinin uzun yapağıdan seçilmesi çok önemlidir. İçinde sentetik elyaf ve kalitesiz yün (tabak yünü) karışık olmamalıdır.

Boya Kalitesi:

Halıda kimyasal boya kullanılmış ise, kullanılan boyanın suya ve güneş ışığına dayanıklılığı yüksek kaliteli boyalar olması gereklidir. Günümüzde sadece özel halı üretimlerinde kullanılan kök boyalarda ise, boyama işleminin usulüne uygun şekilde yapılmış olması önemlidir. Kök boyalar genelde solmayan ve boyamayan boyalar olarak bilinir, ancak boyama işlemi uygun şeklide yapılmamış kök boyalar da solabilir. Bu nedenle, kaliteli bir halının kök boyalı olması gerektiği düşüncesi yanlıştır. Kök boya ile kimyasal boyalar arasındaki en önemli fark kök boyaların daha canlı ve çekici renklerde olmasıdır.

Desen estetiği ve halıya uygulanmasındaki beceri:

Halı modeli tasarlamak zor, zahmetli, uzun zaman alan ve uzun yılların tecrübe ve birikimini gerektiren bir iştir. Bir modelin, dokunması planlanan halıya uygun şekilde tasarlanması ve model kartonunun hazırlanması aşamasında kalite bilgisi çok önemlidir.

Dokutulmak istenilen modelin istenilen görünümü ve albeniyi hangi kalitede yani hangi düğüm sıklığında yakalayabileceğini belirlemek, halı dokunmadan önce halıdaki estetiği tahmin etmek ancak uzun senelerin verdiği bir tecrübe ile mümkün olabilir.

Kullanılan renklerin birbirleriyle uyumlu ve dengeli bir şekilde dağılımının sağlanarak kullanılmış olması çok önemlidir.

Türk halılarında genelde ve özellikle bordürlerde simetri söz konusu değildir. Ancak, Isparta, Kayseri ve Hereke gibi İran halılarının etkisinde kalan halılarda simetri vardır ve bu halılarda desenin halıya simetrik olarak uygulanmış olması çok önemlidir.

Düğüm Sıklığı ve Düğüm Özelliği:

Halıcılıktaki kalite teriminin yarattığı anlam karmaşası nedeniyle kaliteli bir halı almak isteyenler genelde düğüm sıklığı yüksek halılara ilgi duyarlar. Ancak düğüm sıklığı arttıkça halının kalitesi artar varsayımı her zaman doğru değildir. Düğüm sıklığı ne kadar fazla olursa olsun, yün ve boya kalitesi iyi olmayan bir halı kesinlikle kaliteli bir halı sınıfına girmez. Dolayısıyla düğüm sıklığı, kaliteli bir halının tek göstergesi olarak alınmamalıdır.




Yatay, dikey ya da gelişmiş dikey tezgahlarda dokunur. Desenler dokumada kolaylık sağladığı için genellikle geometriktir. Desenlerin bulunduğu belirli alanlarda renkli bir atkı, çözgülerin alt ve üstünden geçerek bir başka rengin sınırına kadar gider ve buradan geri döner. Böylece aynı renkteki atkılar, kendi desen alanlarındaki çözgülerin arasından geçerek bir motif oluşturur. İplikler bu esnada biraz bol bırakılır, son olarak kirkit denen aletle sıkıştırılır. Düğümler gizlenir.

Kilimlerde kullanılan teknikler, renkler ve motifler yörelere göre farklılık gösterir. Bir kilim iki ayrı teknikle de dokunabilir.Teknik ve motif benzerlikleri olduğundan, bir kilimin gerçek yaşını öğrenmek zordur. Ancak kullanıldığı iplikten ve renklerinden (1880 yıllarında sentetik boyalar Türkiye’ye girmiştir) aşağı yukarı bir tarih saptanır.

Dokunduğu yere (Emirdağ,Karasu vb.), aşirete (yörük, avşar vb.), motife (ibrikli, bindallı vb.), veya aileye göre isimlendirilir.

Her geçen gün talep artmaktadır. Evimizin her köşesini süsler. Püsküllerinden tutup silkelenmemesi gerekir. Yıpranmış olsalar bile, işin ehli kimselerce tamirleri mümkündür.

Yırtılma, sökülme gibi sorunlarda sakın kiliminizi ziyan etmeyin.

Halılarımızın yanında kıymetsiz gibi görünen kilimler için bazı tezler ortaya atılmıştır; bunlardan biri de, Türk-İslam kültürüne bağlı bir obje olmaktan çok, desen ve motifleri ile eski çağlardan kalan bir dili konuştuğudur.

Bir diğer tez ise; kilimlerdeki egzotik renk armonisi, güçlü geometrik anlatıma sahip basitleştirilmiş desen zenginliği, yaratıcılık düzeyi çok yüksek soyut resim sanatına yakın artistik yönü ile ayrı bir kategoride olduğudur.

Bilinen bir gerçek, daha önceleri pek önemsenmeyen, nem ve rutubetten korunmak için, camilerde halıların altlarına konan kilimlerin, bugün halılardan çok rağbet edildiğidir.

Kilim Dokuma Teknikleri

Kilim dokumada kullanılan çok çeşitli tezgah ve dokuma teknikleri, farklı amaçlar için kullanılmaktadır; Bu farklı amaçlar iki ayrı grupta toplanabilir. İlk grup basit dokuma tekniğidir. Bir kilimde desen oluştururken iplik tekrar tekrar renklerden geçirilir.

İplikler, çözgü adı da verilen dikey ipliklerin altından geçirilerek motif ve desenler oluşturulur. Daha sonra yatay iplik (atkı) aynı yerden, yani renkli motifin köşesinden geçirilir. Bu uygulama bir motif bitinceye kadar devam eder. Diğer motifin bittiği yerden bir sonraki motifin yapılmasına başlanır. Asla iki ayrı ip rengi bir birine bağlanmaz. Bu işlem sonunda iki ipliğin arasında kesik şeklinde bir görünüm oluşur. Her renk bloğu başarıyla dokunarak kilim tamamlanır. Böyle dokunmuş kilim ışığa tuttuğunuzda çok rahat bir şekilde iki desen arasındaki kesiklerin buluştuğunu, ama birleşmediğini görürsünüz. İkinci grup sarma ve işleme tekniğinin uygulandığı dokumaları içerir.

Üçüncü bir iplik, dikey ve yatay iplikleri sararak, amaca göre farklı biçimlerde kullanılır (Cicim, Zili veya Sumak) ve motif oluşturulur. Cicim motifleri genellikle aralarında organik bir bağ olmaksızın serpilir. Zili kilimlerinin yüzey dokumasında, dizayn iplikleri ve düşey çizgiler bulunur, bu da Zili kilimlerinin ayırt edici özelliğidir. Sumak’ta yüzey tamamen dizayn iplikleriyle kaplanır. Bütün bu teknikler istenirse tek bir dokumada bir araya getirilebilir. Bu dört çeşidin de kendi alt grupları olup, farklı teknikleri vardır.

Kilim dokumada kullanılan 2 temel düğüm vardır. Bunların birincisi, çift dikiş denen Türk dikişidir, sıkı dokunmuş uzun dayanan ve sağlam halılar bu dikiş yöntemiyle yapılır. Diğer dikiş ise tek dikiş olarak bilinir; Pers dikişi veya Sennah dikişi olarak da adlandırılır.

Türk düğümü, iki ipliğin diğer bir iplikle çevrelenmesi yöntemiyle yapılır. Pers düğümü ise tek atkının sıkı, diğerinin gevşek sarıldığı bir yöntemdir. Gevşek kalan uç, atkı ipliklerinin içinden çekilir, diğer gevşek uç ise çift atkı ipliğinin dışına gider. Dokumada kullanılan ipler, bitkilerden (pamuk, keten), hayvanlardan (yün, tiftik, ipek), ****llerden (altın, gümüş) ve diğer materyallerden (naylon, perlon) elde edilir. Bu iplerin boyanması 2 şekilde olur:

Doğal ve sentetik boyama yöntemleri vardır. Doğal boyamada ceviz kabuğu ve yaprağı, çay, soğan, yabani erik, siyah meşe palamudu, saman, turşu ve peynir suyu, yakılmış bitki külleri, pas, boyama özelliği olan çamur ve toprak, ayva ve yaprağı, patlıcan kabuğu, domates ve asma yaprağı, yumurta boyası (kök boya) gibi maddeler kullanılır. Katalizör olarak da tuz ve şaptan yararlanılır. Yünün kalitesi hava şartlarına, koyunun yetişme şartlarına ve kırpılma zamanına göre değişir. Kuru ve sıcak yerlerde yetişen koyunların yünü kurumuş ve narin oluyor ve kolay bozuluyor. Bu ortamlardaki koyunların yünleri kısa ve cansız görünür. Kaliteli yün, sulak, soğuk ve yüksek yerlerde iyi beslenen, sağlıklı koyunlardan elde edilir. Soğukta yetiştirilen koyunlar, soğuktan korunmak zorunda oldukları için postları daha çok gelişir ve vücutları daha yağlı olur. Bu yağ daha sonra lanolin denen bir maddeye dönüşür ve yün liflerine girer bu sayede yün 10 cm. gibi bir uzunluğa kavuşur.

Elde edilen yün, ipeğe benzer ve esnektir. Yüksek yerlerde yaşayan koyunlardan, ilkbahar mevsiminde kırpılarak elde edilen yün, en kalitelisidir. Yün, kirmen adı verilen ilkel aletlerde, tekerleklerin dönmesiyle iplik haline getirilir. El örgüsünde yün lifi, örme işlemi boyunca orijinal uzunluğunda kalır. (Örme işleminden önce 7 cm. uzunluğundaki bir yün lifi, örme işleminden sonra da aynı boyda olacaktır.) Endüstriyel örgü makinelerinde de yün lifi işlenebilir, ama bu işlem sırasında bazı yün lifleri zarar görür. Zarar gören lifler birbirine yapıştırılsa bile sonuç olarak yün gücünü kaybedecektir ve bu yünle dokunan kilimin de ömrü kısalacaktır.

Kilim ve parça halı dokumada pamuk hem atkı hem de çözgü ipliklerinde kullanılır. Pamuk lif, yün ile karşılaştırıldığında daha az elastiktir, ama daha dayanıklıdır. Yün dokumaya göre daha sıkı dikişler pamukta kullanılabilir. Yün liflere sıkı dikişler uygulandığında lifler bozulabilir, ama pamuk lifler sıkı dikişlere daha dayanıklıdır. Yoğun dikiş kullanılan yün lifli halıların atkı ipliklerinde genelde pamuk çözgü ipliği kullanılır, örneğin; Hereke, Ladik ve Kayseri Bünyan halıları bu yöntemle elde edilir.

Orta Doğu köylüleri ve göçebeleri birçok farklı dokuma tekniği kullanarak göz alıcı tekstil sanatını yaratırlar.

YAYGIN KULLANILAN DOKUMA METODLARI

Parça Tapestry Bu teknik genellikle yün parça halılarda ve asılan kilimlerde kullanılır. Parça tapestry, çantalarda ve resimli tapestry’lerde kullanılır.

Atkı yüzlü dokumalar (çözgüsü tamamen sarılmış), dikey damarlı şekilde oluşturulur. Çözgü iplikleri dokuma tezgahına takılan uzunlamasına ipliklerdir, atkı iplikleri bu çözgü ipliklerine geçirilir.

Tapestry dokumasında atkı iplikleri devamlı değildir. Sanatçı, renkli atkıları arkalı önlü bir şekilde desenlerden geçirir. Tapestry yönteminde, renklerin birleştiği noktalarda, desen eğer dikey ise küçük bir kesik oluşur. Diğer tapestry yöntemlerinde atkılar aynen tekrarlanır ve birbirine geçirilir, bu uygulama kesik oluşumunu engellemek de başarılı olsa da bu yöntemlerin de kendi dezavantajları mevcuttur. Tapestry yöntemi en düzgün dokumayı sağlar.

Dokumacılar, desenlerde dikey çizgilerden kaçındıkları için dizayn çapraz ve yatay desenlerden oluşur. İyi bir sonuç için, çapraz desenler kesiştirilmelidir. Kilimlerin dizaynları genellikle yapısal nedenler göz önünde bulundurularak yapıldığı için, iyi dokunmuş kilimlerde aynı karakteristik dizaynı görmek mümkündür.

Tapestry tekniğindeki atkı iplikleri her zaman yatay değildir, eğri ve kavisli de yapılabilir. Mısırlı dokumacılar, Anadolu, İran ve Kafkasya’dakiler gibi hayvan, insan ve bitki motiflerini kullanırlar, ama dizaynlarında mutlaka geometrik kurallara bağlı kalmazlar.

CİCİM - ZİLİ(SİLİ) - SUMAK

Cicim ve Zililer dokuma ayrıntıları olan kilim çeşitleridir. Cicim ve zililer yüz ve tersleri ayrı dokumalardır. Yüzde meydana getirilecek desenin motifleri düz dokuyu yapan atkı ve çözgü iplik sisteminin yanı sıra renkli ikinci bir atkı ipliğinin (kırma) çözgülerin arasından önden arkaya geçirilmesi ile yapılır. Ön bölümde ipler dağınık ve karışık, tersinde ise düzenli bir kompozisyon oluşturur.

Cicim, yalnız kendi tekniğiyle dokunduğu gibi, cicim-kilim, cicim-zili, cicim-sumak veya bunların birkaçından oluşmuş kuşaklar halinde dokunabilir. Bazen cicim dokumanın arasına zili veya sumak teknikleri ile de süsleme katılabilir.

Cicimle aynı teknik özelliklere sahip zililer, desenlerinin yüzeyde hiç boşluk bırakılmadan dokunmuş olması ile cicimlerden ayrılır. Zililer, ıstar adı verilen dikey tezgahta ters tarafı yüzde olmak üzere dokunur. Tekniği; cicime göre daha kolaydır. Düz zili, çapraz zili, seyrek zili, damalı zili ve konturlu zili gibi çeşitleri vardır.

Sumak, cicim ve ziliye benzer ancak, desenleri atkıların çözgülere sarılması ile oluşturulmuştur. Çözgü ve atkı dışında deseni oluşturan renkli ipleri vardır. Dokuma tersinde düzgün ve kabarık, düzgün yüzünde ise desen yapılan renkli ipler dağınık ve kesiktir. Desenler, sarma usulü yapıldığından dıştan bakıldığında örme gibi görünür. Sumak; Doğu ve Batı Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülürken Orta Anadolu’da çuval gibi dokumalarda kullanılır ve kuşaklar halinde dokunur. Düz sumak, atkısız düz sumak, balık sırtı, ters sumak gibi çeşitleri görülür.

Dünya Kültüründe Kilim

Kilim, bilinen en eski dokuma türlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yapılan araştırmalar, insanların döşeme, örtü ve yaygı gereksinimlerini karşılama amacıyla, yün ipliklerini birbirinin arasından bir alt, bir üst geçirerek ilk olarak kilim yaptıklarını, daha sonra bu ipliklerin arasına yün iplikleri düğümleyerek halıyı oluşturdukları görüşünü güçlendiriyor.

Selçuklular döneminde çok gelişmiş olan dokumacılığın en yaygın türlerinden birinin de kilim olduğu sanılmaktadır. Dokumalar dış etkenlerden kolay çürüdükleri için, bu el sanatı ürünlerinin en eski örneklerine ilişkin çok az bulgu vardır. Anadolu kilim sanatının ele geçebilen ilk örnekleri XVI. yy.’a aittir.

Geleneksel Türk el sanatlarından olan kilim, enine ve dikey, iki ya da daha çok iplik grubunun değişik şekilleri birbiri arasından geçmesiyle ortaya çıkan bir dokuma sanatıdır. Hiç bir mekanik işlem olmaksızın tamamıyla insan emeği ile örülür.

Tarihçesine baktığımızda; Türk yörüklerinin yanlız kendi ihtiyaçlarını karşılamak için kilim dokuduklarını görüyoruz. Eski çağlardan beri, Orta Asya, İran, Anadolu ve Kafkasya’da hayvancılıkla yaşayan göçebe aşiretlerin yapıp kullandıkları bu dokuma günümüzde de devam etmektedir. Bu ülkelerin dışında Avrupa’da, Balkan ve İskandinav ülkelerinde Kuzey Amerika’da navajo adı verilen Kızılderili aşiretlerinde ve Güney Amerika’da Peru halkı arasında, dokunuş ve desen yönünden aynı tarz dokumalara rastlamak mümkündür.

Yörükler geçimlerini koyun yetiştiriciliği ile sağladıklarından, kilimlerin hammaddesi koyun yünü veya keçi kılıdır. Boyaları ise doğal kök boyalardır. Göçebe yörükler bu yaptıkları dokumaları bazen heybe olarak, bazen de beşik örtüsü veya çuval olarak değişik ihtiyaçlarına cevap vermek için kullanmışlardır. Ancak; bilinen o ki, Türk kilimleri gerek desen gerekse renk canlılığı ve çeşitliliği ile dünyaca meşhurdur. Çin’e veya İran’a ait bir kilime baktığımızda genelinde tekdüzelik hakimdir; adeta hepsi birbirine benzer.

Kilim Anadolu’nun hemen her yöresinde dokunmuş ve dokunmaktadır. Anadolu’da yaşamış etnik gruplar ve kültürler nedeniyle bu kilimlerin desenleri birbirinden çok farklıdır. Kilim, köylerde ve göçebe aşiretlerde genellikle kadınlar tarafından istar denilen ilkel ve kolay taşınabilir tezgahlarda dokunur. Bu tezgahlar dik veya eğik olarak yerleştirilir. Atış ve argaç denen dikey ve yatay iplik atkıların meydana getirdiği ana kasnak üzerinde, motiften motife geçilerek dokunan kilimlerde, gerek atkı, gerek çözgü telleri hep yündendir. Kök boyalarla boyanan iplikler zamanla solmama ve hatta daha hoş bir parlaklık kazanma özelliğine de sahiptirler.

Eski bir sanat ürünü olması, kilimin değerini arttırıyor ve dekoratif özelliği ile evlerimizi süslüyor.

Orta Asya Kilimleri:

Irak’ın yanısıra Afganistan, Hindistan ve Pakistan gibi diğer ülkeler de ihracat için el dokuma kilimleri üretmektedir. Hem Pakistan hem de Hindistan oldukça modern kilim ve tekstil endüstrisi geliştirmişken Afganistan’ın kilim ihraç endüstrisi oldukça kısıtlı kalmıştır.

Hindistan:

Kilim dokumacılığı Hindistan’da İran’da olduğu kadar eski bir gelenek değildir. Kilim dokumacılığı Hindistan’a 16. yüzyılda İran İmparatorluğu tarafında tanıtılmıştır. 1526-1530 yılları arasında İran kilim dokuma endüstrisi gelişmeye başlamıştı. 15. yüzyıl sonunda İran’daki Mongol hakimiyeti sona erdiğinde Hindistan kilim dokuması konusunda bir hayli ilerlemişti. 1501 yılında İran yönetimi Hindistan’da dokumacılık için profesyonel atölyeler açmış ve bu konuda uzman kişileri denetleyeci olarak atamıştır.

Sonuç olarak neredeyse tüm Hint tasarımları ünlü İran tasarımlarının birer imitasyonudur. Bu kilimleri birbirinden ayırın tek özellik yünün ve dokumanın farklı nitelileridir.
15. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Hindistanda üretilmiş kilimlerin çoğu nerdeyse İran dokumaclığı kadar iyidi ancak 17. yüzyılın sonunda bu sanat hemen hemen sona erdi. Dokuma endüstrisi 1800li yıllardan İngilizler tarafından yeniden kuruldu ancak bu tarihten sonra üretilen halılar eskisi gibi olamadı.

Hint kilimlerinde kullanılan yünün İran halılarında kullanılandan daha kalındı. Ayrıca Hint kilimlerini sertliklerinden ötürü katlamak çok daha zordur.

Yine de güzel görünümleri ile zeminlerinizi süsleyip uzun seneler yıpranmayan kilimledir.

Pakistan:

Hindistan’daki gibi Pakistan’ın kilim endüstrisi de İran İmparatorluğu’ndan etkilenmiştir. İran yönetiminin 16. ve 17. yüzyıllarda Pakistan’a kilim üretim olanakları getirmesiyle dokumacılık bu bölgede de önemli ölçüde gelişmiştir.

Pakistan’ın bugünkü stil ve desenleri ya İran, ya Türk ya da Buhara tasarımlarını örnek alır niteliktedir. Buhara kilimleri oldukça yumuşak ve parlak bir yün yapısına sahiptir. Bu kilimlere olağanüstü bir yumuşaklık kazandırmak amacıyla saf koyun yünü kullanılmaktadır. Bu tasarımlarda sadece 2 ya da 4 renk kullanıır ve bu renkler de genellikle yeşil, mavi ya da kırmızının tonlarından oluşmaktadır. İran kilimlerine benzer olan çeşitleri ise hem kalite bakımından hem de fiyat açısından yüksektir.

Bugün Pakistan dünya çapındaki en büyük 4. halı üreticisidir.

Afganistan:

Afganistan’ın halı endüstrisi, ülkenin politik sorunlarla karşılaşmasından önce olduğu kadar iyi değildir. Günümüzde ülkede bir çok kilim üretiliyor olmasına karşın ihracat oldukça azdır. Bu nedenle Afganistan halılarını diğer dünya ülkelerine Pakistan ve İran aracılığıyla pazarlamaktadır.

Afgan kilimleri genellikle Buhara kilimlerine ve Türkiye’de üretilenlerle doğu Türkmenistan kilimlerine benzemektedir. Afgan kilimlerinde kullanılan renkler heyecan verici ve kilimin tarzına özel renklerdir. Çeçen kabileleri gibi Afgan göçebeleri günümüzde halen kilim üretmektedir ancak bunlar çok az miktarda olduklarından ötürü oldukça nadir ve zor bulunurlar.

Umuyoruz ki bu politik kaos içerisinde Afganistan kilimleri sonsuza dek yol olmaz.

Avrupa Kilimleri:

Avrupa’daki kilim dokuma sanatının kökeni belirsiz olmaklaberaber bazı Avrupa ülkelerinin neredeyse 1000 yıl evvel düz dokumalar ve duvar halıları üretmiş olduğu bilinmektedir. Kanıtlar göstermektedir ki doğu kilimleri ilk olarak M.S 1000 yılı sonrasında ithal edilmiştir. Bu da pile-knotting tekniğinin hemen taklit edilmesiyse eğer daha önceden biliniyor olduğu anlamına gelmektedir.

Şile halıların Avrupa’da yayılması 11. ve 13. yüzyıllarda sürmüş Haçlı Seferleri, Marco Polo’nun (1254-1324) seyehatleri ve Venedik’teki elçilikler sayesinde gerçekleşmiştir. Ayrıca Portekiz’in 14. yüzyılda başlamış olan koloni genişlemesi da etkenlerden biriolarak kabul edilir.

Avrupa pile halılarından kalan en eski parça Harz Dağı bölgesindeki Quedlinburg’daki Schlosskirche’de korunmaktadır. Bu kilim tek pile düğüm ile dokunmuş olup bu özelliği ile İspanyol halılarına benzemektedir ancak yapılan araştırmalarda bu kilimin İspanyol dokumacılığı ile bir bağlantısı bulunamıştır.

1255 yılında Castilelı Eleanor İngiltereli Edward I ile evlendiğinde yanında bir çok İspanyol kilimi getirmiştir.

İngiltere’nin büyük bir bölümünde17. yüzyıl başlarına kadar saraylarda ve büyük evlerde bile hasır ve samanlar zemin kaplaması olarak kullanılmaktaydı. Britanya zaman içerisinde zenginleştikçe tüm bu saman ve hasır kilimlerin yerini pile kilimler aldı.

Eski Avrupa tablolarında betimlenmiş tüm zemin kaplamaları doğu kilimlerine benzemektedir. Bu da çok şaşırtıcı bir durum değildir çünkü Avrupalılar bu sanatı kendileri öğrenmeden çok önce İran halıları ihtal etmekteydiler.

Bir çokları Venedik’in 15. yüzyılda Asya’dan kilimler ithal ettiğine ve Avrupalıların özellikle doğu kilimlerini tercih ettiklerine inanmaktadır. 17. yüzyıl sonlarında iran ve Türk halıları Avrupa’nın en fazla değer gören halılarıydı. Krallar diğer politik liderlere müttefik olmak için ipek İran halıları armağan etmketeydiler.

18. yüzyılın ortalarından 19. yüzyıla kadar Avrupalı neredeyse her ülke kendi kilim dokuma sanatına başlamıştı. En iyi üreticiler İspanya, Fransa, Polonya, İtalya, İngiltere, Almanya, Avusturya, Hollanda ve Romanya’ydı.

Günümüzde Avrupa el dokuma kilimleri sanayinin işçilik maaliyeleri ile yarışmaması nedeniyle oldukça nadir üretilmektedir. Bunun yerine Belçika gibi kimi Avrupa ülkeleri özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında önemli makina dokuma halı sanayileri geliştirmişlerdir.








Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-09-2008   #2
  • Offline
  • Özel Üye
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Apr 2008
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
646
689 Mesajına
999Teşekkür Aldı
  
Duvardan Duvara Halı





Piyasada tahminen 3000 kadar değişik çeşitte duvardan duvara halı satılmaktadır.

Hammaddeler ve üretim şekilleri bu halıların kullanım özelliklerini belirlerler. Uzman olmayanlar için duvardan duvara halının kalitesini anlamak güçtür. TSE damgası seçiminizi yaparken size yardım eder. Ayrıca bazı ek özellikler de test edilmektedir. Halıların altında yer alan ve sayıları beşe kadar çıkabilen semboller, halının hangi kullanımlara uygun olduğuna ilişkin bilgi sağlar.

Duvardan Duvara Halı Neden Sağlıklı ve Güvenlidir?

KAYMAYI ÖNLER

Duvardan duvara halı kaza riskini ve incinme şiddetini azaltır.

Nemi absorbe ederek kaymayı önler. Düşme ve çarpmaların etkilerini de azaltarak yüksek seviyede bir ayak altı güvenliği sağlar.

Sert zeminlerde sıkça karşılaşılan yerden yansıyan güneş ışığının gözü alması ve bu sebeple yaşanabilecek kazalar, halı kaplı mekanlarda olası değildir.

SES ve GÜRÜLTÜ KONTROLÜ

Halı mükemmel bir ses emiciliği sağlar ve huzurlu, rahatlatıcı, daha sessiz bir iç ortam yaratır. Çocukların öğrenimini engelleyen, stres ve dikkatsizlik yaratan dış sesleri azaltır.

Mükemmel akustik avantajlar sağlar.

Ses ve gürültü gibi çevresel stresi azaltır, ayrıca dokusu ve rengi sayesinde de görsel huzur ve konfor sağlar.

OMURGA VE MAFSAL DOSTU

Sert yüzeylere nazaran, halının üzerinde yürümek çok daha basittir.

İlerleyen yaşlarda meydana gelebilecek omurga ve eklem rahatsızlıklarına karşı bireyi korur.

AYAK SAĞLIĞINA FAYDA

Çocukların gelişiminde, ayak sağlığına sert zeminlere göre büyük katkılar sağlar.

İÇ MEKAN HAVA KALİTESİ

Düzenli olarak vakumlanmış / elektrik süpürgesi ile silinmiş halı bir alerji ve mayt kaynağı değildir. Daha da ötesinde, içinize çektiğiniz dahili hava, halı varsa daha temizdir.

Karşılaştırıcı testler, halıyla kaplı mekanların sert yüzeyli mekanlara kıyasla iki kat daha az toz partikülleri barındırdığını göstermektedir.

Temiz, kuru ve iyi bakımlı halı aslında hava kalitesini artırmaktadır.





Cami halısını diğer halılardan ayıran en önemli özellik; kaliteli ve uzun ömürlü bir yapıya sahip olması gerekliliğidir.

Camilerde genelde yüzde yüz saf yünden halı tercih ediliyor. Bu malzeme kullanmasının nedeni, yün halılarının uzun yıllar bozulmadan, koku yapmadan, renk atmadan, keçeleşmeden ilk günkü gibi kalmasıdır. Yün halı doğal bir yapıya sahiptir. Akrilik, polipropilen halıların hammaddesi petroldür, doğal değildir.

Camilerimizde ayak basılan, alın konulan yerlerde izler ve basıklılığın olmaması çok önemlidir. Yün halı esnek bir yapıya sahip olmasından dolayı yatma yapmaz.

Cami halısı desen olarak sade olmalı, dikkati dağıtmamalıdır. Halı, yün olmasından dolayı koku yapmayacağından ve sert olmayacağından ibadet esnasında sıkıntı vermeyecektir.

Cami halılarının renklerini caminin iç rengine uyumlu tonlarda olmalıdır. Halının rengiyle caminin iç renginin uyumlu olmalıdır ki insanlar namaz kılarken rahatsız olmasınlar.

Desen oluştururken de hayvan figürlerine, haç işaretlerine benzer şekilleri pek tercih edilmez ve kullanılmaz.





Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-09-2008   #3
  • Offline
  • Özel Üye
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Apr 2008
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
646
689 Mesajına
999Teşekkür Aldı
  
Otel Halısı





Oteller, evler, ofisler, restoranlar, mağazalar, bankalar, hastaneler, ticari ve sosyal mekanlara halı seçiminde dikkat edilmesi gereken temel konu; kullanım amacına uygun ve estetik bir çevre yaratırken, kolay bakım olanağı gibi değişken ve fonksiyonel ihtiyaçlara da cevap verebilmektir.

Duvardan duvara halılar; desen, renk ve doku seçiminde neredeyse sınırsız olanaklar sunar. Bu esneklik nedeniyle özellikle kontrat uygulamalarında tercih edilirler. İyi kalitede bir kontrat halının normal kullanımda aşınması mümkün değildir...

Yer döşemesi seçimi yapılırken; estetik kaygılar ve seçilecek ürünün performansı arasında objektif bir denge kurulmalıdır. Kullanım amacı, kolay bakım olanağı gibi değişken ve fonksiyonel ihtiyaçlar bu denklemin diğer önemli parçalarıdır. Normal olarak doğru tercih halıdır. Halı; diğer yer döşemelerine kıyasla mükemmel bir avantaj kombinasyonu sunar.

Ticari uygulamalar için tercih edilmesi gereken kontrat halı; mükemmel dayanıklılık ve kolay bakım olanaklarını sınırsız tasarım seçeneğiyle birleştirir.

Günümüzde kontrat halıları, yüksek teknoloji ürünüdür. Elyaf teknolojisi ve halı üretim tekniklerindeki önemli ilerlemeler, halının tam anlamıyla kullanım amacına uygun olarak üretilmesine olanak sağlar. Optimum performansa ulaşmak için, halının iplikli kısmını oluşturan elyaf (hav) ve dokuma türü (yapısı) kullanım amacıyla eşlenmelidir. Satın alma kararını verecek kişi; iç mimar, dekoratör ya da üretici firmalardan profesyonel tavsiye almalıdır. Bununla birlikte planlama sürecinde dikkat edilmesi gereken konular hakkında genel bir bilgiye sahip olmak oldukça yararlıdır.




Halı deyince akla yün gelir. Yün halı tamamen sağlıklı ve konforlu bir yaşam ortamı sağlar.

Yün halı elyafları içerisinde en pahalı olanıdır ve bu yüzden sadece lüks halılarda ve parça halılarda kullanılır. Yün elyaf, yoğun halılarda kullanıldığı ve yumuşaklık hissi yarattığı için beğeni kazanmıştır. Yün elyaflı halı alırken, halının yoğun olduğundan emin olun.

Halı üretiminde bilinen en nitelikli elyaf olan Yün, halı elyaflarının karşılaştırılmasında bir standart oluşturmaktadır. Oldukça iyi aşınma direncine sahip olan yün bu nedenle dayanıklıdır ve ayrıca esnektir.

Alev almaya da yüksek direnç gösteren bir elyaf olan yün, statik enerji üretmemektedir. Yün elyafının Leke Koruma konusundaki performansı polyamid elyafında olduğu gibi yüksektir.

Ancak yün elyafının maliyeti, kullanıcıda yumuşaklık ve konfor hissi uyandırması ve dayanıklılık konusundaki yüksek performansı nedeniyle diğer elyaf çeşitlerine göre oldukça yüksektir.

Yukarıda belirtilen 5 elyaf çeşidi değişik oranlarda birbirleriyle karıştırılabilmektedir.

Yün ve Polyamid (naylon) beraber kullanıldığında çok daha güzel bir görünüm elde edildiği gibi yünün konforu ile polyamidin (naylonun) uzun ömürlülüğü birleştirilmiş olmakta ve bu karışım oranlarına göre alternatif ürünler geliştirilebilmektedir.

Akrilik ve Polipropilen ya da naylon ve polipropilen de oldukça yaygın kombinasyonlardır.

Ancak bu bileşimlerin ortak özelliği lekelenmeye dirençsiz oluşlarıdır. Bu karışımların oranları ve karışımda kullanılan elyafların özellikleri, yeni ürünlerin niteliklerinin belirlenmesinde ki en önemli unsurlardır.

· Kullandıkça renkleri parlayan ve güzelleşen, koku yapmayan, canlı tabii bir elyaftır.
· Yün elyafı, aşınmaya karşı son derece dayanıklıdır.
· Yün halının, ateş karşısında tutuşma hızı diğer halılara (akrilik, polipropilen ve diğerleri) nazaran daha düşüktür, alev almaz.
· Fazla nemi alır, gerektiğinde geri verir.
· Yün halı, serili oldukları kapalı yerlerde havanın kurumasını bir oranda önleyerek regülatör görevi yapar.
· Yün halı, diğerlerine nazaran daha az toz tutar.
· Ezilmez (ağır cisimlerin yerleri değişince elyaf kendini toplar.)
· Yün halı, sentetik halılarda oluşan statik elektriklenmeyi yapmaz,
· Koku yapmaz, koku barındırmaz.
· Yün halı, çabuk tozlanmaz.
· Natürel veya beyaz sabun ile kolay temizlenir.
· Yün halı, ses emicidir.

Kalitesinin seçimi, renk seçimi kadar önemlidir. Bütün halılar ilk döşendikleri zaman güzel ve yeni görünür, aradan geçen birkaç yıllık süreden sonra dokuma yün halının farkı ortaya çıkar.

Hav ağırlığı, m²’ye düşen elyafın ağırlığı ile ölçülür. Elyafın sıklığı halının kalıcılığını etkiler. Yoğunluğu fazla halılar aşınmaya ve düzleşmeye daha dayanıklıdır.

Diğer elyaflar arasında yün en pahalı olanıdır ve bu yüzden sadece lüks halılarda ve parça halılarda kullanılır.






Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-09-2008   #4
  • Offline
  • Özel Üye
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Apr 2008
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
646
689 Mesajına
999Teşekkür Aldı
  
Tuft Halı





Tuft halı konstrüksiyonu, önceden dokunmuş bir zemin dokusu üzerine tuft ipliklerinin dokunması ile oluşur. Bugün dünyanın halı üreticilerin birçoğu tufting teknolojisini kullanır.

Tufting makinesinin hareketi, basit bir dikiş makinesi iğnesinin hareketine benzer. İplik bobinleri daha önceden dokunmuş zemin dokusu üzerine bukleler oluşturarak iğnelere iplik besler.

Bu bukleler olduğu gibi bırakılabilinir, özel bir kesim mekanizmasıyla bukleler kesilerek, kesik hav bir yüzey ya da bazı bölgelerin kesilip bazı bölgelerin kesilmeden bırakılması ile kombine yüzeyler oluşturulabilir.

Oluşturulan bu yüzeyin arkasına ikinci bir yüzey (jüt ya da sentetik) lateks esaslı bir malzeme kullanılarak yapıştırılır.




Handtuft, uluslararası halıcılık terminolojisinde vurgu sistemiyle oluşturulan, renk ve desenleriyle özgünlük sağlayan halı türünün adıdır.

Üretimde desen çizimi, kesim, kabartma, bukle ve oyma gibi el becerisine dayalı süreçler yer almaktadır.

Yünün canlı bir elyaf olmasından kaynaklı olarak birebir aynısını yapmak mümkün değildir. Hiç bir zaman aynı sonucu %100 alamazsınız.

Halı ne kadar iyi ölçümlendirilir, tasarlanır ve doğru renklendirilirse aynı oranda mükemmel sonuç alınır. Mekanın tarzını iyi gözlemlemek ve bu gözlem ile birlikte, mekana kullanıcısından yansıyan yaşam tarzını önemsemek gerekir.





Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-09-2008   #5
  • Offline
  • Özel Üye
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Apr 2008
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
646
689 Mesajına
999Teşekkür Aldı
  
Deri Halı





Son yıllarda, halı sektörünün yükselen trendleri arasında deri halılar başı çekiyor
Kaban, ceket, pantolon ve ayakkabı sektöründe kullanılan deriler artık halı olarak da kullanılıyor. Dericilik sektörüne yeni bir soluk olarak giren deri halı imalatı, yüzlerce parça ve çeşitli renklerden oluşuyor. Dana, ceylan, kuzu gibi değişik hayvanların derileri kullanılıyor.

Üretim elde yapılmaktadır. Bu ürünün birleştirilerek oluşturulması büyük özelliklerinden biridir. Buradaki en büyük güçlük desen kalıplarının çıkarılması esnasında yaşanmaktadır.

Birleştirmeler normal dikiş yapılır gibi gerçekleşmiyor.

Özel dikiş tekniklerinin kullanılması gerekiyor. Bu özen ve özel teknik aynı zamanda halının kullanım ömrünü de arttıran bir unsurdur. Kullanılan malzemenin özelliğinden dolayı üretilen her halı kişiye özeldir. Çünkü doğanın posta verdiği desenin bir eşini bulmak mümkün değildir. Model olarak benzeri yapılabilir ama desen olarak bir eşi boyama uygulanmadan asla yapılamaz. Kısaca her halı kendine has ve özeldir.

En sık karşılaşabileceğiniz deri tiplerinin listesi:

Nubuk: Dana derisinin dış yüzeyinin çıkarılmış hali.
Süet: Bir çok hayvandan elde edilir, derinin iç yüzeyidir.
Noplin: Dış yüzeyi işlenmiş ve parlayan deri. Rus pazarı için üretilmektedir.
Merino: Çok yumuşak Avustralya kuzu derisi, uygun bir fiyata satın alabilirsiniz.
Napa:. Çeşitli hayvanlardan elde yumuşak bir deri türüdür. Genellikle iyi kalitededir.
İpek: En iyi kalitededir ve kuzu derisinden elde edilmelidir.
Yıkanmış deri: İşlenmesi kolaydır ve makinede yıkanabilir.

· Neden Deri Halı?

· Tamamen Natural ve İnsan Sağlığına Zararlı Hiçbir Madde İçermez.
· Diğer Halılar Gibi Zararlı Olan Mite Üretmez.
· Anti-Alerjikdir.
· Temizliğinin Kolaydırı
· Toz ve Leke Tutmaz.
· Diğer Halılara Göre iki Kat Daha Dayanıklı ve Uzun Ömürlüdür.
· Tamamen El Yapımı Olup Hiçbir Aşamasında Makina Kullanaılmamıştır.
· Tamamen Naturel Olup Avrupa Kalite Standartlarına Uygun Olarak İnsan Sağlığına Zararlı Olan Hiçbir Boya ve Kimyasal Madde İçermez

· Halımın Temizliğini Nasıl Yapabilirim?

· Halınızın Bakımı ve Temizliği Çok Kolaydır. Halı Şampuanı ve Nemli Bez Kullanılarak Yapılmaktadır. Post Deri Kısımların Saçımızdan Bir Farkı Yoktur, Kirlenme ve Lekelenme Olduğunda Şampuanlı Bezle Silinerek Temizliği Rahatlıkla Yapılabilmektedir. Ürünün Taşımaktan Doğan Kırışıklıklar ve Kat İzleri Ütülenerek Düzeltilebilir.




Eski Halılara Ait Karakteristik Özelliklerin Değerlendirilmesi

Eski olan her halıyı antika olarak değerlendirmek yanlıştır. Eski bir halının antika olabilmesi için yaşı dışında daha bir çok özelliğe sahip olması gereklidir. Eski halıların dokunma yılları, yöreleri, özellikleri ile ilgili araştırmacı yazarların, koleksiyoncuların ve tüccarların yüzyıllardır sürekli tartışmakta olduğu unutulmamalıdır.

Eski bir halının değerinde rol oynayan unsurlar sırasıyla halının yaşı ve yöresi, halının deseni ve rengi, halının nadirliği (çok görülen bir tip olup olmaması), halının ölçüsü (küçük ölçülerin kullanım sahası daha geniş ve daha çok kimse tarafından talep görecek olması), halının durumu (kondüsyonu) ve en önemlisi halının sahibi tarafından ne derece sevilip benimsendiğidir.

Aşağıda detaylı olarak anlatılan bu özelliklerin bugün için geçerli olduğu, bundan 50-100 sene sonra bu özelliklerde bazı değişikliklerin olacağı göz önüne alınmalıdır.

Halının Yaşı

Halının yaşı eski bir halıda aranan özelliklerin başında gelir. Bugün bir halının antika olabilmesi için yaklaşık 100 yılın üzerinde bir yaşa sahip olması gereklidir. Çünkü antika bir halıda aranan diğer özelliklerin sadece böyle bir halıda olma olasılığı vardır.

Halı yaşının tesbitinde tam ve kesin bir sonuca ulaşmak ancak halı veya kilim üzerine dokunmuş tarih bilgisi ile mümkündür. Eski halı ve kilimlerin pek çoğunda bu gibi tarih bilgilerine rastlanmaktadır. Tarih bilgisinin dokumasında kullanılan yazı dokuyucunun hangi kökenden olduğu hakkında da bilgi verir. Örneğin, Müslüman Türkler Arap alfabesini, Hıristiyan Rumlar Latin alfabesini ve Hristiyan Ermeniler Ermeni alfabesini kullanmışlardır.

Bazı halılarda tarih soldan sağa değil, sağdan sola doğru yazılmıştır. Bu durum halının, gerçek tarihi taşıyan orjinalinin arka yüzünden bakılarak dokunduğunu gösterir. Böyle halıların, dokunmuş tarih bilgisinden 5-10 sene daha genç olduğu düşünülmelidir.

Kullanılan Malzeme

Eski halılarda kullanılan malzemeler yöresel özellik gösterir. Bu nedenle kullanılan malzeme ve niteliği dokuma yöresinin tespit ve tanımlanmasında yardımcı bir unsurdur. Bu malzemeler yün, tiftik, pamuk, ipek ve floş (suni ipek) olabilir.

Örneğin, Isparta halılarının atkı ve çözgülerinde 1900’lü yılların başlarında Manchester pamuğu daha sonraki dönemlerde ise yerli pamuk kullanılmış, yün hiçbir zaman kullanılmamıştır. Eski Gördes halılarının beyaz renklerinde ilme olarak pamuk kullanılması olması da bu halılara has bir özelliktir.

Kullanılan Boyalar

Bir halının antika olabilmesi için o halıda kök boya kullanılmış olması şarttır. Kök boyalarda ilkel boyama usulleri nedeniyle aynı renkte ton farklılıkları (abraş) görülür. Halılar eskidikçe boyama işleminin gerektiği gibi yapılıp yapılmadığına bağlı olarak, belli oranda renk kaybederler; fakat kötü bir görünüş almazlar, aksine olgunlaşırlar ve daha da güzel bir görünüm alırlar.

Bazı halıların yaşını kullanılan boyaların cinsinden öğrenmek de mümkündür. Halıcılıkta kimyasal boyalar 1900’lü yılların başlarında kullanılmaya başlanmıştır. Bu tip boyalar görünüşleri itibariyle kök boyalara benzemezler. Kök boyalar genelde canlı ve yaşayan renkler verirken, kimyasal boyalar daha homojen ve mattır.
Kullanılan Renkler

Eski halılarda kullanılan renklerin genelde o yörenin bitki örtüsü ve gelenekleriyle çok sıkı bir ilişkisi vardır. Örneğin Yahyalı halılarında palamuttan elde edilen ve zamanla tatlı bir hardal rengine dönen kahverenginin, Konya yöresinde ’çivit’ mavisinin kullanılmış olması bu yörelere has özelliklerdir.

Ayrıca bazı yörelerde kullanılan renklerin, belli bir dönem sonrası kullanılmamış olması da halının yaşı konusunda bizi aydınlatacak bir diğer kriterdir. Kula halılarında 18. yüzyıldan sonra sarı rengin, 20. yüzyıldan sonra da koyu mavi rengin kullanılmamış olması örnek gösterilebilir.

Dokuma Tekniği

Her ne kadar yöntem olarak aynı olsa da teknik olarak yöreler arasında dokuma farklılıkları görülmektedir. Bu durum genelde atkı atma tekniğinin değişik şekillerde uygulanmasından kaynaklanır. Bunun yanında kilimlik genişliği, süslemeler, saçak örgüsü, kenar örgüsü ve renkleri gibi özellikler de yöreler arasında değişiklikler gösterir.

Ölçü

Ölçüler, halıların dokunduğu yöre ve kullanım amaçları hakkında bilgi verebilmektedirler. Bergama halılarının karemsi ölçüleri karakteristiktir. Büyük ölçü halılara 13. yüzyıl Selçuklu halılarının dışında, 16. yüzyıldan itibaren Uşak halılarında rastlanmaktadır.

Göçebe ve yerleşik yörükler yüzyıllar boyunca halı ve kilimleri, yer ve divan örtüsü, duvar halısı ve özellikle de namaz seccadesi olarak küçük ölçülerde dokumuşlardır.

Nadirlik

Elde dokunmuş bir halı veya kilimin tek olduğu unutulmamalıdır. Bir benzeri de olsa tamamen aynısı olması mümkün değildir. Kullanım şekline ve kullanıldığı yere bağlı olarak bazı halılar çok uzun yıllar iyi durumda kalmış ve zamanımıza ulaşmıştır. Bazıları da çeşitli nedenlerle ancak çok az sayıda günümüze kadar gelebilmiştir. Örneğin; Yunanlılar’ın Gördes’i yakmaları nedeniyle nadide Gördes halılarından ancak daha önce yurt dışına gönderilmiş olanlar günümüze ulaşabilmiştir. Gördes halıları bu yüzden nadir bulunan halılardandır.

Halının Durumu (Kondüsyonu)

Kullanılan bir halı zaman içinde mutlak surette eskir ve yıpranır. Eskime saçak ve kilim ile başlar; tedbir alınmadığı takdirde düğümlü kısımda sökülmeler görülür ve halı yavaş yavaş yok olmaya yüz tutar. Yüzeysel eskime daha geç görülür. Özellikle fazla temas gören yerler (namaz seccadelerinin baş ve ayak kısımları gibi) daha fazla aşınır. Bu nedenle eski bir halının her yönü ile sağlam bir durumda olması söz konusu değildir. Sadece duvar halısı olarak kullanılmış ve güveden korunmuş halılar günümüze mükemmel bir kondüsyonda (intact) ulaşabilmişlerdir. Dolayısıyla eski veya antika bir halının tamir edilmiş olması son derece olağan bir durumdur. Halılarda hasarlı yerlerin uygun malzeme, renk ve dokuma tekniği ile halının bütünlüğünü bozmadan ustaca tamir edilmiş olması değerinden herhangi birşey kaybettirmez.

Bunun yanında antika değeri çok yüksek fakat tamir edilemeyecek kadar hasar görmüş veya parçalanmış halılara fragment adı verilir ve bunlar çok değerli parçalardır.

Değer Takdiri

Eski ve antika halılar eşi bulunmayan, tekrar üretilmesi mümkün olmayan, hergün alınıp satılmayan, dolayısıyla da belli bir fiyatı olmayan değerlerdir. Bu bakımdan bu tip halıların değerleri diğer antika eşyalarda olduğu gibi görecelidir. Değer takdirinde bilgi, görgü ve tecrübenin de büyük rolü vardır. Bir kimsenin evinde senelerce kullandığı, görmekten bıktığı bir halı o kişi için fazla bir değer taşımazken, bu konuda bilgi sahibi, halıya meraklı bir kimse için yüksek bir değer ifade edebilmektedir.






Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-09-2008   #6
  • Offline
  • Özel Üye
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Apr 2008
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
646
689 Mesajına
999Teşekkür Aldı
  
Karo Halı




Karo Halı Özellikleri

Karo halılar genelde suyu emmeyip rutubete engel olduğu için tercih edilmektedir.Ticari zemin kaplama malzemeleri arasında son birkaç yıldır yer alan karo halılar estetiğe önem verilen, akustik performansın ve statik enerji dayanımının yüksek olması istenilen ticari mekanlar için ideal bir çözümdür. Yükseltilmiş döşeme üstünde olduğu kadar, betonarme döşeme üzerinde de rahatlıkla uygulanabilen karo halılar, yüksek iplik ve taban kalitesinin yanında, gerektiğinde istenilen kısımların sökülüp değiştirilmesi, zeminde farklı renkler kullanılarak istenen desenlerin oluşturulabilmesi gibi avantajlardan dolayı tercih edilmektedir.

SOLUTION-DYED METODU İLE RENKLENDİRİLMİŞ, %100 POLYAMID FİBERLERDEN YAPILANDIRILMIŞ KARO HALI

1. Genellikle 50×50 cm. ebatlarında
2. Antistatik
3. Akustik
4. Suyu emmez: Leke tutmaya dayanıklı, koku,nem ve rutubet yapmaz
5. Endüstriyel temizlik malzemelerine dayanıklı
6. Yangın standartlarına uygun
7. ISO 9002, 14001 sertifikalarına sahip
8. Desen uygulanabilir veya print edilebilir

50×50 cm gibi ebatlardaki karo halılar PVC, bitümen vb. tabanlı, bukle, velur veya keçe olmak üzere birçok farklı seride ve renkte seçenek sunmaktadır. Ticari mekanlarda hassas elektronik ekipmanların kullanılıyor olması, döşeme kaplamasının üstünde yüründükçe statik elektrik yaymasına neden olur. Statik elektrik belli bir değerin üzerine çıkarsa insan vücuduna ve insan sağlığına zarar verir. Özel bir teknoloji ile üretilen statik kontrol sistemine sahip karo halılar, hem bireyleri hem de ofis donanımlarını korumaktadır. Bu sebeple karo halılar, çalışma alanlarındaki ses kontrolünün sağlanması ve çalışma verimliliğinin arttırılması açısından bir yere sahiptir.

KARO HALI TİPLERİ

Doku, halının genel görünümüne etki eden önemli estetik faktörlerden biridir. Yüksek trafik seviyesine maruz kalacak mekanlar için Loop Pile( Bukle hav), Cut& Loop Pile( Kesik ve bukle hav kombinasyonu ancak bukle ağırlıklı) ve Tip Shear ( Bazı bukleler yontulmuş ancak bukle ağırlıklı)

Bukle - Loop Pile

Sirkülasyonun yoğun olduğu yerlerde
(koridorlar, açık ofis mekanları, resepsiyon mekanları vb.)

Velur - Cut Pile

Sirkülasyonun çok yoğun olmadığı, konforun önem taşıdığı ve elit görüntünün olması istenen mekanlarda (toplantı odaları, yönetici odaları)
Keçe Compact (Needlefelt)
Sirkülasyonun yoğun olduğu yerlerde
(koridorlar, açık ofis mekanları, resepsiyom mekanları v.b.)

KARO HALI ÖZELLİKLERİ

″ Isı ve ses izolasyonu
″ Yürüme rahatlığı
″ Hav bırakmazlık
″ Konfor
″ Döşeme kolaylığı
″ Çevre dostu

Bunlarla birlikte bazı halıların yüzeyleri üretim sırasında Sanitized gibi bazı işlemlerden geçirilmiştir. Bu işlem, uygulandığı yüzeylerde yaşam boyu koruyucu etkiye sahiptir ve mikroorganizmaların üremesini engeller. Özellikle hijyenin önem taşıdığı mekanlarda son derece önemlidir.




Çim Halı

Sentetik çim doğal çime alternatif olarak üretilmiştir. Temel özellikleri olarak görünüm ve kullanım şartları açısından iki ürün birbirine eşdeğerdir.

Hammaddesi Petrol

Futbol sahaları Tenis kortları, golf sahaları, havuz kenarları... Teknik olarak futbol sahalarında, açık alanlarda, havuz kenarlarında kullanılan halılar var.

Çim Halının Üstün Özellikleri :

Azaltılmış kayganlık
Hareket imkanını arttırıcı tasarım ve uygulama
Aşınmaya karşı dayanıklılık
Azaltılmış kum kullanımı
Zemin uygunluğu ve topun zıplama normu
Sakatlanma riskini azaltan uygulama
Güneş ışınına dayanıklılık
Estetik Görüntü

Doğal çimin en büyük deformasyona uğradığı iki faktör vardır. Hava şartları ve aşırı kullanım. Aşırı sıcak veya aşırı soğukta sentetik çim çok yüksek dayanıklılık gösterir. Aşırı kullanım ise doğal çimi çok çabuk yıpratır. Doğal çimi günde 2-3 saatten fazla kullanamazsınız. Sık kullanıldığı zaman muhakkak sorun yaratır. Ama sentetik çimin bu tür sorunları yoktur. Doğal çime göre bu konuda yüzde 100 avantajlıdır. Yağmurlu havalarda doğal çimli olan sahaları çok gerekli değilse kullanılmaz. Kamp yapmak amacıyla otele gelen profesyonel klüpler hava şartları nedeniyle zaman zaman doğal çimleri kullanma fırsatı bulamayabilirler. Diğer taraftan sentetik çim olduğu zaman yağmurlu havada karlı havada olsa rahatlıkla oynatabilirsiniz. Su birikintileri olmaz. Çünkü ona göre bir drenaj altyapısı gerçekleştirilir. Drenaj altyapısına uyulduktan sonra birikinti yapmaz. Doğal çimdeki su tutma özelliğinden daha avantajlı bir su çekme özelliği vardır. Doğal çimin tabiatı itibarı ile zamanla aynı alan da farklı renk tonlarına bürünmesine karşılık sentetik çim ipliğinde bulunan U.V katkısı ile uzun süre rengini korur.



Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-09-2008   #7
  • Offline
  • Özel Üye
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Apr 2008
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
646
689 Mesajına
999Teşekkür Aldı
  
Çocuk Halısı





Çocuk ve gençlerin istek ve gereksinimleri baz alınarak oluşturulan halılardır.
Hem çocukların hayal gücünü harekete geçirip zenginleştirmeyi, hem de kendilerini her zaman dostlarıyla birlikte hissedecekleri, onlara özel bir dünya oluşturmak amacıyla son dönemde ayrı bir sektör haline geldi.




Sisal Halı

Sisal görünümlü halılar üç kancalı dokuma makinesinde yüzyüze tekniğine göre dokunmaktadırlar. Bu da üç kancanın aynı anda üç atkıyı birden atması anlamına gelmektedir. Üstteki kanca üst halının zemini için, alt kanca da alttaki halının zemini için atkıyı atmaktadır. Orta kanca ise halıya kabartma yüzeyi sağlamak için dönüşümlü olarak alt ve üst halıda dokunan kalın atkıyı atmaktadır. Bu şekilde özel patentli üç kanca vasıtasıyla sisal görünümlü dokuma yapısı elde edilmektedir.

Tüm sisal halılar lateks taban üstüne dokunmuş %100 doğal bitki liflerden oluşur. Sisal malzemesi, doğası gereği anti-statik, anti-bakteriyel, ses emici, aleve dayanıklı ve elastiktir.

Bu özellikleri onu ideal bir zemin kaplama malzemesi yapar.

Zengin desen ve renk seçenekleri olan sisal halıları, odanızı yeniden dekore etmek istediğinizde veya havasını farklılaştırmak istediğinizde size çok farklı seçenekler sunar. Sisal’in doğal güzelliğinin cazibesinden kendinizi alamayacaksınız. Sisal halıların hem desen hem de renk olarak pek çok seçeneği var. Oluşturacağınız şık kombinasyonlar odanıza nefes aldıracak.

Tümüyle doğal / Çevre dostu / Gösterişli / Uygun maliyetli / Yüksek kaliteli

Her türlü mekana duvardan duvara ve ya bordürlü parça halı şeklinde uygulanabilir. Aşınmaya karşı dayanıklı malzeme olduğundan merdiven, koridor ve antre projelerinde özellikle tercih edilmektedir.

Brezilya ve Hollanda’dan ithal ettiğimiz sisal halılarımızın eni 4 metre olup her türlü uygulama anahtar teslim şeklinde firmamız tarafından yapılmaktadır.

Sisal halılarda beğendiğiniz kumaş, deri vb. malzemenin arzu ettiğiniz estetik anlayışla halınızla bütünleşmesini sağlamak firmamızın faaliyetleri arasındadır.





Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-09-2008   #8
  • Offline
  • Özel Üye
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Apr 2008
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
646
689 Mesajına
999Teşekkür Aldı
  
Shaggy halı





Shaggy halılar genel görünümüne göre tabir olunursa uzun ve kalın tüylü post görünümlü halılar olarak tabir edilebilir. Shaggy halılar genellikle 5 cm ve 3 cm uzunluğunda hav (tüy) yüksekliğinde olmaktadır. İpleri kalın ve tercihe göre bükümlü , düz cinsleri olmaktadır. Kullanılan iplikte ipliğin yumuşak olmasına , halıya dokunuşta rahat bir temas sağlamasına dikkat edilmektedir.

Shaggy halılar ilk bakışta post görünümünü andırmakla beraber isteğe göre her türlü ebatları yapılabilmektedir. Halılarda kullanılan iplikler alerji yapmamakta , insan ve çevre sağlığa hiçbir zararlı madde içermemektedir. Üretimde özellikle dikkat edilen husular sağlıktır.

Shaggy halılar alışılagelmiş klasik halı tarzından tamamiyle farklı bir halı çeşididir.

Desenleri modern ve geometrik desenlerden oluşmaktadır. Renk olarak iki grubta üretim yapılmaktadır. Birinci grub parlak canlı renkler den oluşan halı grubu, ikinci grub koyu , pastel renklerden oluşan halılardır.

Evinizde direk üzerine oturmayı , beton zemin le veya zemin döşemesiyle oda sıcaklığı farkını en iyi şekilde koruyan bir halı istiyorsanız Shaggy halılar taleplerinizi karşılayacak niteliktedir.




Banyo Halısı

Banyo paspasları, özellikle ıslak zeminler üzerinde kullanılacakları göz önünde bulundurulduğunda kesinlikle kaymayı önleyici bir tabana sahip olmalıdırlar.Bu ürünlerin elde ya da makinede yıkanabilir olmaları da tüketici açısından kullanım avantajı sağlayacaktır.

Banyo halılarında pamuk elyaf suyu çok kısa sürede emmesi, polyamid elyaf ise bakteri oluşumuna engel olması sebebiyle tercih edilmektedirler.

Banyoda ıslak zeminde kullanılacak halıların, özellikle sudan ve nemden etkilenmemesi gerekiyor, aksi taktirde kısa zamanda deforme olarak işlevselliğini kaybedebiliyor.






Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-09-2008   #9
  • Offline
  • Özel Üye
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Apr 2008
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
646
689 Mesajına
999Teşekkür Aldı
  
Paspas





Evinizin girişinde mutlaka paspas kullanın. Böylelikle, dışarıdan gelebilecek kir ve ufak taşların içeri girmesine engel olabilirsiniz.

Paspasınızı da düzenli olarak temizlemeyi unutmayın. Kapı aralıklarında ve su ya da benzeri sıvıların dökülme ihtimalinin kuvvetli olduğu mutfak gibi yerlerde kilim veya halı parçaları kullanın. Parkenizin cilasını etkileyip etkilemeyeceğini belirlemeden arkası kauçuk ya da vinil kaplamalı kilimler kullanmayın.

Bazı malzemeler kimi ahşap cilalarıyla reaksiyona girerek parkenin rengini bozabilir veya cilanın donuk görünmesine neden olabilir. Yüzeyi ıslanmış kilimleri zemininizde kesinlikle tutmayın. Belirli aralıklarla kilimlerinizi kontrol edin ve herhangi bir nem ya da ıslaklık hissetmeniz halinde yerden kaldırın. Güneş ışığında bulunan ultraviyole ışınlar zaman içinde renk bozulmasına neden olur. Cildimizi yakan ve yaşlandıran ultraviyole ışınları, ahşap gibi organik maddeleri de etkiler. Uzun süre güneş ışığına maruz kalmak her türlü ahşap zeminin rengini değiştirir. Kimi ahşap zeminlerin güneş ışığı nedeniyle renklerinin açıldığı bilinen bir gerçektir. Kiraz ağacı ve meşe gibi ahşapların renkleri ise koyulaşır. Su bazlı üreten cilalar, yağ bazlı üreten cilalara kıyasla renk değişimlerini daha etkili bir biçimde yavaşlatmaktadır. Kimi cilalar ultraviyole ışınların nüfuz etmesini engelleyen bir güneşten koruma tabakası içerir. Bu koruma tabakası sayesinde ahşabın değişim süreci uzar ve yavaşlar. Zemininizi korumak için tül, perde ya da güneşlik kullanarak, güneş ışığının içeri girmesini kısıtlayın. Çizikleri önlemek için, mobilyalarınızın ayaklarının altına keçe ya da başka bir kumaştan parçalar yerleştirin. Toz ve kirin iyice yerleşmesini önlemek için, bu parçaları düzenli olarak temizleyin. Vurukları önlemek için plastik ya da ****l yerine iz bırakmayan kauçuk mobilya tekerlekleri kullanın.

Mobilyaların yerlerini değiştirmek istediğinizde, çekmek yerine kaldırarak taşıyın. Böylece, zemininizin yüzeyinde oluşabilecek çiziklere engel olursunuz. Ayakkabı ve terliklerinizde parkenizi çizecek ya da çukurlar oluşturacak ****l topuk ve çivi bulunmamasına özen gösterin. Ayrıca unutmayın ki yüksek topuklu ayakkabıların ahşap zeminde çukurluklar oluşturma ihtimali bir hayli yüksektir.







Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bilgilendirme Turkhackteam.net/org
Sitemizde yer alan konular üyelerimiz tarafından açılmaktadır.
Bu konular yönetimimiz tarafından takip edilsede gözden kaçabilen telif hakkı olan veya mahkeme kararı çıkmış konular sitemizde bulunabilir. Bu tür konuları bize turkhackteamiletisim[at]gmail.com adresine mail atarak bildirdiğiniz takdirde en kısa sürede konular hakkında gerekli işlemler yapılacaktır.
Please Report Abuse, Harassment, Scamming, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to turkhackteamiletisim[at]gmail.com


Hiçbir zafer amaç değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük bir amacı elde etmek için belli başlı bir vasıtadır. (M.KEMAL ATATÜRK)




Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2013
Tema Desteği: www.tr-vBulletin.com


Google Links

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.