THT DUYURU

chat
Atatürk Bölümü Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk özel bölümümüzden, Atatürk ile alakalı birçok kapsamlı bilgiye ulaşabilirsiniz.

ugursuz reklam
takipci
Seçenekler

365 Gün Mustafa Kemal ATATÜRK

Lowindy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Translator
Üyelik tarihi:
09/2016
Mesajlar:
2.545
Konular:
857
Teşekkür (Etti):
162
Teşekkür (Aldı):
1002
Ticaret:
(0) %
529
125801
10-10-2016 00:45
#21
Alıntı:
byOnur13´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
elerine sağlık kardeşim bizde paylaşım yapabilir miyiz ?
Teşekkür ederim, yeni konu açabilirsin kendi paylaşımlarını yaparsan daha iyi olur
--------------------- Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

Bedevi Değil, Medeni Olun.
MRDreAmsTR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üyelik tarihi:
12/2015
Nereden:
Türkiye
Mesajlar:
2.467
Konular:
158
Teşekkür (Etti):
293
Teşekkür (Aldı):
282
Ticaret:
(0) %
28-10-2016 20:34
#22
eline sağlık
benugur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
Üyelik tarihi:
01/2011
Mesajlar:
21
Konular:
2
Teşekkür (Etti):
2
Teşekkür (Aldı):
0
Ticaret:
(0) %
02-11-2016 11:44
#23
Önemli bilgiler elinize sağlık
Lowindy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Translator
Üyelik tarihi:
09/2016
Mesajlar:
2.545
Konular:
857
Teşekkür (Etti):
162
Teşekkür (Aldı):
1002
Ticaret:
(0) %
02-11-2016 16:57
#24
Teşekkürler yeniden devam edelim
--------------------- Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

Bedevi Değil, Medeni Olun.
firehackturk Teşekkür etti.
Lowindy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Translator
Üyelik tarihi:
09/2016
Mesajlar:
2.545
Konular:
857
Teşekkür (Etti):
162
Teşekkür (Aldı):
1002
Ticaret:
(0) %
02-11-2016 17:55
#25


29.10.1923

Cumhuriyet ilan edildi

Büyük Millet Meclisi tarafından, “Türkiye Devleti’nin şekli Cumhuriyettir” şeklinde değiştirildi. “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında yapılan değişikliğin ardından milletvekilleri ittifakla, Mustafa Kemal’i Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanı seçti. Bir önceki gece Mustafa Kemal, aralarında İsmet Paşa, Kâzım Paşa, Fethi Bey ve Ruşen Eşref’in de olduğu kalabalık bir grubu Çankaya’da akşam yemeğinde toplamıştı. Mustafa Kemal, ertesi günle ilgili tasarısını ilk orada açtı. Söz konusu yemek ve sonrasındaki gelişmeler, Nutuk’ta şöyle anlatılır: Yemek sırasında, “Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz,” dedim. Orada bulunan arkadaşlar, derhal düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık. O dakikadan itibaren, nasıl hareket edileceği konusunda kısa bir program yaparak arkadaşları görevlendirdim. Efendiler, görüyorsunuz ki Cumhuriyetin ilanına karar vermek için, Ankara’da bulunan bütün arkadaşlarımı davet ederek onlarla görüşüp tartışmaya asla lüzum ve ihtiyaç görmedim. Çünkü, onların da aslında ve tabii olarak benim gibi düşündüklerinden şüphe etmiyordum. Halbuki o sırada Ankara’da bulunmayan bazı kişiler, yetkileri olmadığı halde, kendilerine haber verilmeden, düşünce ve rızaları alınmadan Cumhuriyetin ilan edilmiş olmasını bize gücenme ve bizden ayrılma sebebi saydılar. O gece birlikte olduğumuz arkadaşlar erkenden ayrıldılar. Yalnız İsmet Paşa Çankaya’da misafirdi. Onunla yalnız kaldıktan sonra, bir kanun tasarısı müsveddesi hazırladık. Bu müsveddede 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun devlet şeklini tespit eden (...) birinci maddenin sonuna, “Türkiye Devleti’nin hükümet şekli Cumhuriyettir” cümlesini ekledim.
--------------------- Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

Bedevi Değil, Medeni Olun.
firehackturk, Rockenny Teşekkür etti.
Lowindy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Translator
Üyelik tarihi:
09/2016
Mesajlar:
2.545
Konular:
857
Teşekkür (Etti):
162
Teşekkür (Aldı):
1002
Ticaret:
(0) %
02-11-2016 17:56
#26


30.10.1918

Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı


1918 sonbaharına gelindiğinde, I. Dünya Savaşı’nın sonucu artık belli olmuştu. Savaşta Osmanlı İmparatorluğu ile aynı safta yer alan Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan, artık savaşa daha fazla devam etme imkânları kalmadığından ateşkes arayışlarına başladılar. Ekim ayında Osmanlı Devleti de, 27 Ekim 1918 günü Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda demirli bulunan Agamemnon savaş zırhlısında ateşkes görüşmelerine başladı. Görüşmelerde Osmanlı heyetine Bahriye Nazırı Rauf Bey (Orbay), İtilaf Devletleri heyetine ise İngiliz Amiral Calthorpe başkanlık ediyordu. Sunulan mütareke koşulları son derece ağırdı: Boğazlar silahsızlandırılacak, serbest geçişe açılacak ve denetimi İtilaf Devletleri’ne verilecek, donanma limanlara çekilecek, kara ordusu dağıtılacak ve İtilaf Devletleri’ne gerekli gördükleri yerleri işgal etme yetkisi verilecekti. Osmanlı hükümeti, kaçınılmaz gördüğü şeyi yaparak bu koşulları kabul etti ve 30 Ekim 1918 günü Mondros Mütarekesi imzalandı. Mustafa Kemal, mütarekeyi, bir işgal belgesi olarak şöyle değerlendiriyordu: Osmanlı hükümeti bu mütareke ile kendini kayıtsız şartsız düşmana teslim etmeye rıza göstermiştir. Yalnız rıza göstermemiş, düşmanların memleketi istilası için onlara yardım etme sözü de vermiştir. Bu mütareke olduğu gibi uygulandığı halde, memleketin baştan sona kadar işgal ve istilaya maruz olacağı şüphesizdir. Mondros Ateşkes Antlaşması’nı takiben 1919 yılında bir barış antlaşmasının yapılması beklenirken, bu antlaşma 1920 yılına kaldı. Osmanlı hükümetine “barış antlaşması” diye sunulan ise, Türkler için bir ölüm fermanından farksız olan Sevr Antlaşması’ydı.
--------------------- Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

Bedevi Değil, Medeni Olun.
firehackturk, Rockenny Teşekkür etti.
Lowindy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Translator
Üyelik tarihi:
09/2016
Mesajlar:
2.545
Konular:
857
Teşekkür (Etti):
162
Teşekkür (Aldı):
1002
Ticaret:
(0) %
02-11-2016 17:57
#27


31.10.1922

Saltanat kaldırıldı


1 Kasım 1922 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihi bir karara imza atarak saltanatı kaldırdı. Böylece 623 yıllık Osmanlı İmparatorluğu tarihe karışırken, yakın bir gelecekte Cumhuriyetin ilan edilmesiyle tamamlanacak olan siyasi geçiş sürecinde de yeni bir evreye girildi. Meclis’te saltanatın kaldırılmasına ilişkin müzakereler sürerken, Mustafa Kemal Paşa son derece net ve kararlı ifadeler kullanmıştı: Efendiler! İçinde bulunduğumuz şartlara rağmen safsatayla, münakaşayla, nazariyatla vakit geçirdiğimizi görüyorum. Hâkimiyet ve saltanat hiç kimseye ilim icabıdır diye münakaşa ile, laf ile verilmez. Hâkimiyet ve saltanat kuvvetle, kudretle, zorla alınır. Türk milleti de hâkimiyet ve saltanatı bilfiil isyan ederek kendi eline almıştır. Bu olmuş bitmiş bir durumdur. Mesele, hâkimiyet ve saltanatı bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele bu zaten olmuş bitmiş durumu ifade etmektir. Bu herhalde ve mutlaka olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes, meseleyi bu şekilde görürlerse fikrimce uygun olur. Mustafa Kemal, bu konuşmasıyla saltanatın zaten fiilen devre dışı bırakıldığını ve ulusun, TBMM aracılığıyla kendi yazgısını eline almış olduğunu vurguluyordu. Saltanatın kaldırılmasından dört gün sonra Ankara Hükümeti’nin İstanbul’daki temsilcisi olan Refet Paşa (Bele) tarafından şehirdeki yönetim faaliyetleri tamamen sonlandırıldı ve Bab-ı Âli boşaltıldı. 1 Kasım tarihli kararla hilafet henüz kaldırılmıyor, fakat halifelik ve saltanat makamları birbirinden ayrılıyordu. Bundan yaklaşık 1,5 yıl sonra, 3 Mart 1924’te, yeni Cumhuriyetin laiklik prensibiyle uyumlu olmayan ve siyasi bir iktidar odağına dönüşme potansiyeli taşıyan hilafet kurumu da lağvedilecekti.
--------------------- Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

Bedevi Değil, Medeni Olun.
HACKERTHT, Rockenny Teşekkür etti.
Lowindy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Translator
Üyelik tarihi:
09/2016
Mesajlar:
2.545
Konular:
857
Teşekkür (Etti):
162
Teşekkür (Aldı):
1002
Ticaret:
(0) %
02-11-2016 17:58
#28


01.11.1922

Saltanat kaldırıldı


1 Kasım 1922 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihi bir karara imza atarak saltanatı kaldırdı. Böylece 623 yıllık Osmanlı İmparatorluğu tarihe karışırken, yakın bir gelecekte Cumhuriyetin ilan edilmesiyle tamamlanacak olan siyasi geçiş sürecinde de yeni bir evreye girildi. Meclis’te saltanatın kaldırılmasına ilişkin müzakereler sürerken, Mustafa Kemal Paşa son derece net ve kararlı ifadeler kullanmıştı: Efendiler! İçinde bulunduğumuz şartlara rağmen safsatayla, münakaşayla, nazariyatla vakit geçirdiğimizi görüyorum. Hâkimiyet ve saltanat hiç kimseye ilim icabıdır diye münakaşa ile, laf ile verilmez. Hâkimiyet ve saltanat kuvvetle, kudretle, zorla alınır. Türk milleti de hâkimiyet ve saltanatı bilfiil isyan ederek kendi eline almıştır. Bu olmuş bitmiş bir durumdur. Mesele, hâkimiyet ve saltanatı bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele bu zaten olmuş bitmiş durumu ifade etmektir. Bu herhalde ve mutlaka olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes, meseleyi bu şekilde görürlerse fikrimce uygun olur. Mustafa Kemal, bu konuşmasıyla saltanatın zaten fiilen devre dışı bırakıldığını ve ulusun, TBMM aracılığıyla kendi yazgısını eline almış olduğunu vurguluyordu. Saltanatın kaldırılmasından dört gün sonra Ankara Hükümeti’nin İstanbul’daki temsilcisi olan Refet Paşa (Bele) tarafından şehirdeki yönetim faaliyetleri tamamen sonlandırıldı ve Bab-ı Âli boşaltıldı. 1 Kasım tarihli kararla hilafet henüz kaldırılmıyor, fakat halifelik ve saltanat makamları birbirinden ayrılıyordu. Bundan yaklaşık 1,5 yıl sonra, 3 Mart 1924’te, yeni Cumhuriyetin laiklik prensibiyle uyumlu olmayan ve siyasi bir iktidar odağına dönüşme potansiyeli taşıyan hilafet kurumu da lağvedilecekti.
--------------------- Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

Bedevi Değil, Medeni Olun.
HACKERTHT Teşekkür etti.
Lowindy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Translator
Üyelik tarihi:
09/2016
Mesajlar:
2.545
Konular:
857
Teşekkür (Etti):
162
Teşekkür (Aldı):
1002
Ticaret:
(0) %
02-11-2016 17:59
#29


02.11.1933

Ankara’da İnkılap Resim Sergisi açıldı



1932 yılında kurulan Halkevleri, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin devrimi kökleştirme ve yaygınlaştırma çabaları açısından önemli bir yere sahipti. Cumhuriyet yönetiminin dünya görüşünü aydınlar ve mahalli önderler aracılığıyla halka götürmek, yaygınlaştırmak ve toplumun kültür yapısını canlandırmak amacıyla kurulan Halkevleri, tam bağımsızlık ve çağdaş uygarlık seviyesine çıkma ülküsü doğrultusunda verilen uğraşın önemli bir aracıydı. Dokuz ana alanda faaliyet gösteren Halkevlerinde Güzel Sanatlar Şubesi’ne özellikle önem veriliyordu. Bu şubede müzik, resim, heykel, mimarlık ve süsleme gibi alanlarda kurslar düzenleniyor, genç yeteneklere çalışma ve eserlerini sergileme fırsatı sunuluyordu. Ressam Refik Bey’in (Epikman) yönetimindeki Ankara Halkevi Ar (Güzel Sanatlar) Şubesi, özellikle sergiler açma konusunda çok aktifti. Sanatçılar eserlerini Halkevi’nde serbestçe sergileyebildiği gibi, Güzel Sanatlar Komitesi tarafından da zaman zaman özel sergiler düzenleniyordu. Dr. Reşit Galip’in önerisiyle, Cumhuriyetin 10. yıldönümü dolayısıyla 2 Kasım 1933’te ilki açılan İnkılap Resim Sergisi de bu özel etkinliklerden biriydi. Mustafa Kemal Paşa’nın da ziyaret ettiği sergide, 10 yıl içinde üretilen devrim konulu yapıtlar bir araya getirilmişti. Halil (Dikmen), Arif Bedii (Kaptan), Eşref (Üren), Refik (Epikman), Mahmut (Cûda), İbrahim (Çallı), Hamit (Görele), Şeref (Akdik), Cemal (Tollu), Turgut (Zaim) ve Hikmet (Onat), sergiye resim veren sanatçıların bazılarıydı. Atatürk’ün sergiyi gezerken önünde uzun uzun durduktan sonra yanındakilere, “Bu resmi çok beğendim. Bunu aldınız mı?” diye sorduğu resim ise, Şeref Bey’in (Akdik) “Millet Mektebi” adlı tablosuydu.
--------------------- Varlığım Türk varlığına armağan olsun..

Bedevi Değil, Medeni Olun.
HACKERTHT Teşekkür etti.
Prepantos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Katılımcı Üye
Üyelik tarihi:
06/2016
Mesajlar:
303
Konular:
43
Teşekkür (Etti):
27
Teşekkür (Aldı):
10
Ticaret:
(0) %
02-11-2016 21:56
#30
Neden 365 gün Atatürk diğer 6 saat nerede

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler