THT DUYURU

Garip Olaylar(16+) Hiç başınıza ağzımızı açık bırakacak garip bişeyler geldi mi.¿ Buraya yazın.

chat
Seçenekler

Uzun bir korku hikayesi /ReDLiNe

ReDLiNe TR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
03/2017
Nereden:
Ankara
Yaş:
19
Mesajlar:
355
Konular:
37
Teşekkür (Etti):
168
Teşekkür (Aldı):
120
Ticaret:
(0) %
07-06-2017 00:22
#1
Uzun bir korku hikayesi /ReDLiNe
Bir araba kazasıydı. Önemsiz fakat ölümcül. Arkada bir eş ve iki çocuk bıraktın. Acısız bir ölümdü. İlk yardım ekibi seni kurtarmak için çok uğraştı ancak vücudun o kadar kötü durumdaydı ki, ölmen en iyisiydi güven bana.

Sonra benimle tanıştın.

"Ne... Ne oldu?" diye sordun, "Neredeyim ben?"

"Öldün." dedim açıkça, lafı dolandırmak anlamsız.

"Bir kamyon vardı... Bana doğru savruluyordu..."

"Evet." dedim.

"Öl... Öldüm mü?"

"Evet. Ama kötü hissetme, herkes ölür."

"Etrafına baktın. Koca bir hiçlik. Sadece sen ve ben. "Bu yer de neresi?" diye sordun, "Öbür dünya mı?"

"Aşağı yukarı." dedim.

"Sen Tanrı mısın?" diye sordun.

"Evet." diye cevapladım, "Ben Tanrı'yım."

"Çocuklarım... Karım..." dedin.

"Ne olmuş onlara?"

"İyi olacaklar mı?"

"İşte bunu görmek güzel." dedim, "Biraz önce öldün ve ilk düşüncen ailen, bunu görmek güzel."

Bana ilgiyle baktın. Sana Tanrı gibi görünmüyordum. Sıradan bir adam, belli belirsiz bir otorite figürü. Tanrıdan çok bir edebiyat öğretmeni gibi.

"Merak etme." dedim. "İyi olacaklar. Çocukların seni her yönden mükemmel anacak, senden nefret edecek kadar büyük değillerdi. Eşin dışarıdan ağlayacak ama içten içe rahatlamış olacak. Evliliğiniz sonlara doğru mutlu değildi. Eğer teselli olacaksa rahatladığı için vicdan azabı duyacak."

"Peki." dedin, "Şimdi ne olacak? Cennete veya cehenneme mi gideceğim?"

"Hiçbiri." dedim, "Yeniden doğacaksın."

"Yani Hindular haklıydı." dedin.

"Her din kendine göre haklı sayılır." dedim, "Benimle yürü."

Boşlukta yürürken beni takip ettin, "Nereye gidiyoruz?"

"Belirli bir yere değil. Sadece yürürken konuşmak hoşuma gidiyor."

"Peki anlamı ne?" diye sordun, “Yeniden doğduğumda boş bir levha olacak değil mi? Bu hayatımda yaşadığım bütün deneyimler önemsiz olacak.”

“Hiç de değil!” dedim. “Önceki hayatlarında elde ettiğin bütün bilgi ve deneyimleri barındırıyorsun. Sadece hatırında değiller.”

Yürümeyi bıraktım ve omuzlarından yakaladım. “Ruhun hayal edebileceğinden çok daha güzel ve görkemli. İnsan zihni ne olduğunun ancak küçük bir kısmını algılayabilir. Suyun sıcaklığını anlamak için parmağını bardağın içine sokmak gibi, küçük bir zerreni bir bedene yerleştiriyorsun ve geri aldığında o zerrenin kazandığı bütün bilgilere sahip oluyorsun.”

“Son 34 yıldır insandın, bu yüzden engin bilincini henüz algılayacak zamanın olamadı. Burada daha fazla vakit geçirseydik, her şeyi hatırlamaya başlardın. Ancak yaşamlar arasında bunu yapmanın bir manası yok.”

“Kaç kere yeniden doğdum?”

“Defalarca, ve her biri birbirinden farklı yaşamlar.” dedim, “Sıradaki yaşamında M.S. 540 yılında yaşayan Çinli bir köle kız olacaksın.”

“Nasıl yani?” diye sordun, “Beni zamanda geri mi gönderiyorsun?”

“Teknik olarak öyle oluyor sanırım. Sizin bildiğiniz anlamda zaman, sadece sizin evreninizde var. Benim geldiğim yerde her şey farklı.”

“Sen nereden geldin?” diye sordun.

“Elbette, ben de bir yerlerden geldim. Başka bir yerden. Benim gibi başkaları da var. Nasıl bir yer olduğunu bilmek isteyeceksin ama dürüst olmak gerekirse anlamazsın.”

“Peki.” dedin hayal kırıklığı içinde, “Eğer zamanda başka yerlere reenkarne ediliyorsam, herhangi bir noktada kendimle karşılaşma ihtimalim var mı?”

“Elbette. Bu her zaman olur ve genel olarak iki yaşam da kendi zamanlarının bilincinde olduğu için birbirlerinin farkında olmazlar.”

“Peki bütün bunların amacı ne?”

“Cidden mi?” diye sordum, “Gerçekten bana hayatın amacını mı soruyorsun? Sence de biraz klişe değil mi?”

“Oldukça mantıklı bir soru.” Diye ısrar ettin.

Gözlerine baktım. “Hayatın amacı, bütün evreni yaratmamın sebebi, olgunlaşmak.”

“İnsanlığı mı kastediyorsun, insanlığın olgunlaşması mı?”

“Hayır, sadece senin. Bu evreni sadece senin için yaptım. Her yeni yaşam ile büyüyorsun, olgunlaşıyorsun, daha da bilgeleşiyorsun.”

“Sadece ben mi? Peki ya diğerleri?”

“Başka kimse yok. Bu evrende sadece sen ve ben varız.”

Boş gözlerle bana baktın. “Peki ya dünyadaki tüm insanlar…”

“Hepsi sensin. Senin farklı versiyonların.”

“Nasıl yani?! Ben herkes miyim?”

“İşte anlamaya başladın.” Dedim sırtına takdir ile okşayarak.

“Yaşayan her insan ben miydim?”

“Ve yaşayacak olan da, evet.” Dedim.

“Ben Abraham Lincoln muyum?”

“Ve John Wilkes Booth’sun.” Diye ekledim.

“Ben Hitler miyim?” dedin sarsılmış bir ifade ile.

“Ve onun öldürdüğü milyonlarca kişisin.”

“Ben İsa mıyım?”

“Ve onu takip eden herkessin.”

Sessizliğe gömüldün.

“Birini mağdur ettiğin her an, aslında kendini mağdur ediyordun. Nezaket gösterdiğin her an, kendine göstermiş oluyordun. Herhangi bir insan tarafından yaşanmış veya yaşanacak her mutlu ve mutsuz anıyı sen de yaşamış olacaksın.”

“Neden?” diye sordun, “Bunları neden yapıyorsun?”

“Çünkü bir gün, sen de benim gibi olacaksın. Çünkü sen de benim türümdensin. Benim çocuğumsun.”

“Nasıl yani? Ben de mi bir Tanrıyım demek istiyorsun?”

“Hayır. Henüz değil. Sen bir fetüssün. Hala büyüyorsun. Bütün zamanlar içinde yaşanacak bütün hayatları yaşadığında doğacak kadar büyümüş olacaksın.”

“Yani bütün evren…” dedin “Sadece…”

“Bir çeşit yumurta.” Diye cevapladım. “Şimdi bir sonraki yaşamına devam etmenin vakti geldi.”

Ve seni yoluna uğurladım.
'Teorina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
E-Mail onayı yapılmamış üye
Üyelik tarihi:
07/2015
Mesajlar:
4.669
Konular:
570
Teşekkür (Etti):
1324
Teşekkür (Aldı):
2006
Ticaret:
(0) %
07-06-2017 00:24
#2
Buna kardeş kırmızı kırmızı korkuttun okumaya bile gerek kalmadı
ReDLiNe TR Teşekkür etti.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler