İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Anekdotlar

13-05-2016 18:10
#1
Mason31 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
01/2016
Nereden:
Gallifrey
Mesajlar:
1.405
Teşekkür (Etti):
415
Teşekkür (Aldı):
321
Konular:
75
Ticaret:
(0) %
UŞAK OLMAYI ÖĞRETEMEDİM?

Atatürk'ün davet ettigi ingiliz krali türkiyeye gelir ve dolmabahçe sarayinda sohbete baslarlar.Atatürk'ün söförü kazayla kahveyi kralin ustune doker.Kral sinirli sinirli yanindakilere "Ne beceriksiz adam.Yanindakilere disiplin verememis ulkesini nasil kurtarmis?" demis.Ataturk demiski:"Ne diyor bu kocaoglan?" Olayi anlatmislar Ata cok kizmis ve demiski:"Ben bu millete herseyi öğrettim sadece usak olmayi öğretmedim" demis.

Kanuni Sultan Süleyman'dan:

Kanuni, şehzadelerini muhteşem bir törenle sünnet ettirir. Kısa bir süre sonra da veziri İbrahim Paşa'nın oğlu sünnet olur. Törene Kanuni de davetlidir. Birara Kanuni, vezirine der ki:

-"Söyle bakalım İbrahim Paşa. Senin tören mi daha muhteşem, benimki mi?"

-"Elbette benimki sultanım"

Kanuni şaşırır. Sebebini sorar. Vezir:

-"Benim oğlanın düğününe koskoca cihan padişahı davetliydi ve geldi. Sizinkinde böyle bir davetli var mıydı?" der.



SAKAL ÜZERİNE?

Atatürk Amasya ziyaretinde.Vali konaginda yörenin ileri gelenleri ile sohbette. Bir ara tam karsisinda oturan birine takilir gözleri. Yasi ellinin üzerinde bu adam beline kadar inen sakaliyla Atatürk'ün dikkatini çeker. Ata, yanindaki valinin kulagina egilip sorar;

- Kimdir bu?

Vali yanit verir;

- Efendim kendisi Sih'tir. Yörede çok hatirlisi vardir.

Atatürk Sih'i yanina çagirir ve;

- Bak baba, imanin ölçüsü sakalin boyunda degildir. Sunu rica etsem de en azindan Peygamber efendimizinki gibi kisaltsan der ve eliyle de boyunalti hizasini gösterir.Sih;

- Emrin olur Pasam diyerek yerine çekilir. Aradan zaman geçer, bir aksam Atatürk Amasya'daki Sih'i hatirlar ve Vali'yi telefonla arayip durumu sorar. Vali nasil söyleyecegini bilememekle birlikte, Sih'in sakal boyunda en küçük bir kisalma bile olmadigini aksine kimselere el sürdürmedigini anlatir. Atatürk telefonu kapatir, kagidi kalemi eline alir ve az sonra nazirini çagirip, yazdigi yaziyi Amasya Valiligi'ne teblig etmesini ister. Ertesi gün Amasya'dan bir haber gelir ki Sih Efendi Ata'yi görmek üzere Ankara'ya yola çikmis...

Sih gelir, Ata'nin karsisina çikar. Sakal tamamen kesilmis, sinekkaydi bir tiras olunmus, saçlar kisaltilmis, kilik kiyafet bastan sona degistirilmis, bambaska bir görünüme bürünülmüstür. Atatürk'ün mesai arkadaslari bu degisimi anlayamaz ve Ata'ya sorarlar;

- Aman Pasam, o Sih ki sakalina el dahi sürdürmezdi, siz ne ettiniz de kökünden kesmesini sagladiniz?

Ata gülümser, sonra da yanindakilere dönüp;

- Dün aksam Amasya Valiligi'ne bir yazi gönderdim ve Sih'i Afyon'a vali atadigimi bildirdim der.

Ardindan da yeni bir yazi hazirlayip nazirina bu yaziyi da Sih'a vermesini söyler. Yazida söyle yazmaktadir;

- Inancin ölçüsünün sakalda olmadigini anladigina sevindim. Valilik meselene gelince, bugün koltuk ugruna kirk yillik sakalindan vazgeçebilen yarin baska seyler için milletinden bile vazgeçebilir. Seni böyle bir ikileme mahkum birakmayalim. Kal saglicakla...


ÇANAKKALEDE YAŞANMIŞ BİR OLAY...

Savaş sırasında Kocadere köyünde büyük bir sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı , kimi Bosnalı , Kimi Adıyamanlı, Kimi Gürünlü, Kimi Halepli çok sayıda yaralı getiriliyor...

Bunlardan biri Lapsekinin Beybaş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için komutanının elbisesine yapışır. Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından.

"Ölme ihtimalim çok fazla... Ben bir pusula yazdım...Arkadaşıma ulaştırın..." Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur: ?Ben...Ben köylüm Lapseki' li İbrahim Onbaşından 1 Mecit borç aldıydım... Kendisini göremedim. Belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin"

"Sen merak etme evladım" der Komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşar.Ve az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözü de "söyleyin hakkını helal etsin" olur...

Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getiriliyor.Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor. Şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor. İşte yine bir künye ve yine bir pusula. Komutan göz yaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır. Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır. Ellerini yüzünekapatır, ne titremesine ne de göz yaşlarına engel olamaz... PUSULADAKİ NOT:

"Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil'e 1 mecit borç verdiydim. Kendisi beni göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim..."


[COLOR="Lime"]Malum üstadımızın (Necip Fazıl'ın) gençliğinde daha doğrusu kısa bir döneminde yanlışları olmuş. Daha sonra hidayet yolunu görünce elini ayağını çekmiş.Bir gün bir gazeteci üstadın acı geçmişini ona hatırlatarak yere vurmaya çalışmış.

"Efendim sizin gençlik yıllarınızda böyle yanlışlarınız oldu şimdi ne oldu da hidayete erdiniz,geçmişinizi ne çabuk unuttunuz ? demiş.

Üstad burda mührünü basıyor;

"Ben geçmişimi dürdüm,büktüm ve kaldırıp çöpe attım,bu çöpleri ise ancak Kediler ve Köpekler karıştırır....!"

21-12-2016 14:12
#2
cumcum31 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
07/2016
Nereden:
Ankara
Mesajlar:
32
Teşekkür (Etti):
6
Teşekkür (Aldı):
0
Konular:
6
Ticaret:
(0) %
ellerine sağlık
Kullanıcı İmzası
Aynen bende

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı