İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Batılılaşma ve Çağdaşlaşma

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
10-06-2008 01:53
#1
Batılılaşma ve Çağdaşlaşma
Günümüzde "Avrupa" veya onun yerine sık sık kullanılmakta olan "Batı" kavramının bir coğrafi yönü ifade ettiğini söylemek mümkün değildir. Daha çok bir medeniyet, yaşama biçimi, dünyayı farklı şekilde algılama ve anlamlandırma şekli, bir kültür ve anlamlar topluluğu olarak anlaşılmak gerekmektedir.
Herkesin kabul ettiği gibi "Avrupa" (Batı) kültür ve medeniyet bakımından üç ayrı kaynaktan beslenmekte ve buralar dan gelen değerlerle şekillenmektedir. Bunlar Eski Yunan (Antikite), Roma ve Hiristiyanlık üçlüsüdür. Eski Yunan batı biliminin temellerini oluştururken, Roma; hukuk ve emperyal geleneğine katkıda bulunmuş, Hıristiyanlık ise Avrupanın etik ve ahlakına rengini vermiştir. Bu üç faktör düşünülmeden veya bunların etkileri hesaba katılmadan bugünün Avrupa medeniyet ve kültürünü izah etmek imkansızdır.
Tarihi bakımdan Osmanlı Devleti'nin yayılma ve genişleme sahası olarak Batı' yı görmüş olması ile Türkiye nin kendini Batı'da hissetmesi veya Batı içinde kendisine bir yer araması birbirinden oldukça farklı davranışlardır. Çünkü Osmanlı devletinin devamlı Batı'ya doğru genişlemesi kendisine Batı'da bir yer araması veya Avrupalı olması anlamını taşımamakta tam tersine Batı'yı ve Avrupa'yı kendisinin mensubu bulunduğu Türkislam medeniyetine kazandırmak istemesi anlamına gelmektedir.
Türkiye'nin Batı' lı olması mümkün değildir. Çünkü Türkiye'de tefekkür bakımından eski Yunan (Grek) felsefesi, değer hükümleri açısından Hıristiyan (Protestan) Kilisesinin, Hukuki norm ve standartlar açısından Roma Hukukunun Türkİslam tarihinin, geleneğinin ve kutsal değerlerinin önüne geçme sine izin verilmesi söz konusu olamaz.
Biz çağdaşlaşma ile batılılaşma yı birbirine karıştırmışız. Günümüzün ilim ve fenninde batı ile eşit müessese ler ve teşkilatlar kurmaya talip olmamız gerekirken usul ve uslübumuzdan, iman ve törelerimizden bütünüyle vazgeçip güya batılı olmaya çalışıyoruz. Türkiyede çağdaşlaşıyoruz diyerek batının kültürünü benimseyen kültür emperyalızminin tuzağına düşmüş bir takım çevreler Türk milletine şahsiyet veren, diğer milletlerle arasındaki farkı tesbite yarayan, tarihin seyri içerisinde teşekkül etmiş, kendine has maddi ve manevi varlık değerlerimiz olan kültürümüze yabancılaşan kişilerdir. Bu çevrelerin yaşayış ve inanışlarında Hıristiyanlardan pek farkları yoktur. Avrupanın lükse ve israfa dayanan yaşayışını taklit etmek süretiyle çağdaşlaştıklarını zannediyorlar. Batı hayranı bu çevrelere göre Avrupa olduğu gibi taklit edilmeli, Orta Asya köküne, islamı değerlere, anadolu mazisine bağlı bütün değerler horlanmalı ve unutulmalı, dilde, şiirde, hukukta , ahlak ve yaşayışta batı aynen örnek alınmalıdır. Bu gün gençliğimizin bir bölümünün saçma sapan davranışları, içki ve uyuşturucu alışkanlığı, geleneklerimizin soysuzlaştırılması hep bu anlayışın sonuçlarıdır.
Rahmetli Hocamız Mümtaz Turhan ın ifade ettiği gibi İlim, müslüman değil, Hırıstiyan değil, musevi değil, komünist, sosyalist veya kapitalist'te değildir. İlim dinler dışında ve doktrinler dışındadır. Nitekim ilim metodunu kendi müesseselerinede aşılamak süretiyle Amerika, japonya, Almanya gibi ülkeler birbirinden çok farklı yollar tutarak modern teknolojiye ulaşmışlardır.
Çağdaşlaşma çağın ilmini kurumlara, devlete, Eğitime, teşkilatlara ve manevi unsurlara aşılamaktır. (M. Erkal)
Çağdaşlaşma bir başka açıdan çağın bütün insanlığa sunduğu maddi ve manevi kültür değerlerinden veya imkanlarından ülkenin ihtiyaçlarına ve sosyal bünyelerine uygun olabilenleri almak ve değerlendirmek demektir. (Z. Gökalp)
Çağdaşlaşma başka bir toplumun bütün değerlerini aynen almak değildir. Günün bilim ve teknolojik yeniliklerinin dışında kalmamaktır. Başka bir deyişle Çağdaşlaşmak toplumu uygarlık unsurları ile donatmaktır. Günümüzde bunu en iyi uygulayan ülke ise Japonya' dır. Çağdaşlığın batının tekelinde olmadığını isbat eden Japonya örf ve adetlerinden taviz vermeden avrupanın bilim ve tekniğini alarak sanayileşmiştir Japonlar daha ilk batı tehlikesi üstün ve teknik araçlarla kapılarını çaldığı zaman onlara karşı tedbirli, uyanık ve güçlü olmak gerektiğini anlamışlar, törede, kültürde, ilimde, dinde, yaşayışta, kılık kıyafette, mukaddeslerde ve her şeyde japon kalarak çağdaş olmayı hedeflemişler ve başarmışlardır.
Çağdaşlık bir milletin mazisinden kaynak alan kurum ları üzerinde ve bilmin ışığında yeni değerlendirmelere girişmek onlara yeni bir anlam kazandırmak demektir. Çağdaş olma nın temeli öncelikle zihinleri bağımsızlaştırmak ve ideallere sarılmaktır. Halkı hor gören, onların değerlerine tavır alan haberleşme kaynaklarına yaranmak ve yaklaşmak çağdaşlık değildir.
Çağdaşlaşma eğitimde boş zamanı değerlendirme, zaman kaybını önleme ve sanayileşme demektir. Buna göre sanayileşen ve eğitimini millileştiren her toplum çağdaşlaşmış demektir.
Bilimsel gerçekleri gözardı ederek sadece batıya yönelen nesil ve anlayışlarla çağdaşlaşma sağlanamaz. Olsa olsa sömürge olunabilir.
Bizim çağdaşlaşma anlayışımız; ilim ve tekniğe ağırlık vererek her türlü teknolojik yenilikten faydalanmak, sanayileşerek kalkınmayı sağlamak, fakat bunu yaparken inanç, kültür ve toplum yaşayışında taklitten sakınarak, milli özellikleri yaşatmak ve milli birlikten güç alarak milli iradeye dayanan demokratik rejimi yaşatmak ve kökleştirmektir
Bu sebeplede çağdaşlaşmaya evet, batılılaşmaya hayır diyoruz.




.........................................

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı