İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Devinimin amacı ve Değer

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
10-06-2008 14:43
#1
Devinimin amacı ve Değer
2- Devinimin amacı ve değer

a) Gelişme ve tamamlanma dürtüsü

Tüm canlıların ve böylece de onların devinmelerinin özü ve temel amacı varlığını korumak ve geliştirmektir. Tüm yaşamın ilk amacı budur. Bütün canlılar varlığını koruma ve yaşama uyum sağlama dürtüsünün eğemenliği altında bulunurlar. Bunun için de, yaşama ters düşen ve onu zorlaştıran güçlerin yenilmesi, alt edilmesi gerekmektedir. Buna yönelik çaba ise, yaşama düşman bu güçlere karşı koymayı sağlayacak bir biçimde tamamlanma, gelişme ve yetkinleşme etkinliği olarak görünür. Gerçekten tüm canlı varlıklar, içlerinde bir gelişme ve yetkinleşme, bir tamamlanma dürtüsüne sahiptir. Tohumda ve embriyoda bu dürtü açıkça görülmektedir. Onlar biyolojik bakımdan doğal olan bu dürtü ve ihtiyaca uymakla gelişip büyürler. Böylece bütün canlılarla birlikte insan da tüm varlığı ile gelişip tamamlanmış bir insan, tam bir insan olmak hedefine yöneliktir, bu yoldaki ihtiyaçlarını gidermek, varlığını gerçekleştirmek durumundadır.

b) En yüksek değer olarak, insan (adam) olma

Anlaşılıyor ki, insan var olabilmek için niteliğini gerçekleştirmek, böylece insan olmak ihtiyacındadır; çabaları bu hedefe yöneliktir ve öyle olmak gerekir; çünkü gelişme ve tamamlanma varlığının bazı yanları bakımından ancak bir yetenek, gizli güç (potansiyel) ve bir olanak olmaktan öte bir şey değildir. Bunun için insan bu yetenek ve olanağını, bu gizli gücünü kullanmak zorundadır; çünkü yaşam sadece bir olanak olmaktan çıkıp güncelleşmek, gerçekleşmek ve tamamlanmak istemektedir. O halde, insanın ihtiyacını gideren her şey bir değer olduğuna ve yaşamda ancak değerli olanı yapmak gerekeceğine göre 'insan (adam) olma' en yüksek bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır.
Böylece insan varlığının daha dışardan bir gözlenmesi, onun yaşamının ve bütün çabasının en genel ve en yüksek amacı olarak 'insan idesi' (yetkin insan modeli) ni gösterdiği gibi, insanın iç dünyasına dalan bir bakış bunu daha da açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Yaşamda durgunlukla içimize gömüldüğümüz anlar olur ve bu anlarda kendimizi gerçekliğin kalbine daha yakın bulur, içimizden yükselen bir sesi duyarız: İnsan olmaya çalış!

Werde, der du bist! Suche ein Mensch zu werden! Verwirkliche alles Hobe und Grosse, alles Gute und ***tliche in dir! Das bist du dir selbst und deinem Leben schuldig. (Kendin ol! Bir insan olmaya çalış! İçindeki bütün yüksek ve büyük, tüm iyi ve Tanrısal olanı gerçekleştir! Bunu bizzat kendine ve yaşamına borçlusun.) Hessen SL., s. 22.

Kuşkusuz bir çoğumuz kalbinin bu sesini duyabilecek bir organa sahip değil. Derinliği olmayan bu gibi kimseler yüzeysel ve özden yoksun bir yaşam sürdürürler. Onlar günlük kazanç ve kaygıların içinde eriyip giderler. Bu dünyadaki asıl işlevleri asla bilinçlerine çıkmaz. Var olmalarının amacını para kazanmakta, toplum içinde parlak bir konuma gelmekte, olanak ölçüsünde bir haz durumuna kavuşmakta görürler. Hessen SL., s. 23.

c) İnsan idesinin anlamı

Çünkü büyük adam, sana benzemez; yaşamının amacı yığın yığın para biriktirmek, ya da kızlarını toplumsal konumu iyi birileriyle doğru dürüst evlendirmek, ya da siyasal bir göreve atanmak, adının başına bir yığın büyük sözcükler eklemek ya da Nobel ödülü almak değildir. Bu nedenle, büyük adam sana benzemediğinden ona bir 'dahi' ya da 'garip' dersin. Oysa o, bir dahi olmadığını, yalnızca bir yaşayan canlı olduğunu söyleyecektir. Reich, s. 33, 34.

Şimdi insan yaşamının ve çabasının yönünü gösteren bu 'insan olma' nın ne demek olduğunu, onun neden ibaret bulunduğu sorulmak ve cevabı aranmak gerekir. Çünkü, yetkinleşmenin, yetkin insan modelini gerçekleştirmenin sadece bedensel yanımızı geliştirmekte olmayacağına daha, bir önceki alıntı anlamlı bir biçimde işaret etmektedir. Nitekim bu alıntıda insanın içinde yüksek ve büyük, iyi ve Tanrısal ne varsa onların gerçekleştirilmesinden söz edilmektedir.
Gerçekten doğadaki varlıklar arasında insan, kendine özgü bir niteliğe sahiptir. Dünyada önce cansız varlıkları görürüz. Bunlar yalnızca fizik ve kimyasal güçlerden ibarettir. Bundan hemen sonra, bitkisel yaşam gelir. Burada fizik ve kimyaya ilişkin temel maddeler bir amaç bağıntısı içine konulmuştur ve bitkisel organizmanın gelişim ve yetkinliğine hizmet eder. Doğadaki üçüncü varlık ve görünüm, hayvansal yaşamdır. Hayvanda organik yaşam artık son amaç değil, hayvansal (duyusal) yaşamın gelişmesinden ibaret olan daha yüksek amaca bağlı bir şeydir. İnsanda ise, doğanın bu maddi ve ruhsal güçleri daha geniş bir hizmet ilişkisine girer. Bu kez bütün bu güçlerin tinsel yaşamı geliştirmeye hizmet ederler. Böylece anlaşıyor ki, insan varlığının gerçekleşmesi ve yetkinleşmesi, bedensel yaşam aşağılanmamakla birlikte, onun tinsel yaşamının gelişip açılmasına bağlıdır demek gerekmektedir. Wittmann, s. 68, 69, Bense, s. 155; ayrıca bkz. Schieissheimer, s. 183; Aral HFT, s. 81.
İlerde görüleceği gibi, insan esas ben' ini (kendini) oluşturan tinsel bir yana sahiptir ve bu yüksek tinsel yaşam da açılmak ve gelişmek ihtiyacındadır. Bu ihtiyacı karşılayacak olan da yüksek tinsel değerlerdir. İnsanın yemek, içmek, güç ve sağlık ihtiyacı gibi isteklerini karşılayan vital değerler, haz değerleri ya da yarar değerleri dediğimiz, genel bir deyimle aşağı ya da duyusal değerler olduğu gibi onun hakikat, etik, estetik ve dinsel ihtiyacını karşılayan ve nesnelleşmesini (objektifleşmesini) bilim, moral ve sanat gibi kültür oluşuklarında bulan yüksek tinsel değerler de vardır. Kendine özgü ve özgün bir varlık olmasını belirtmek konusunda insan için:

Bu özelliklerini, bu karakterlerini, heykellerle, tapınaklarla, tiyatrolarla, üniversiteler, hastaneler, laboratuarlar ve fabrikalarla objektif bir şekilde ifade ediyor. İnsan böylece yer yüzüne başlıca faaliyetlerinin, yani estetik din ve ahlak duyularının, zekasının ve ilmi tecessüsünün damgasını vurmuş bulunuyor. diyen Carrel de insanın bu tinsel ihtiyaç ve değerlerine işaret etmek istiyor. Carrel, s. 79.
Şu halde insanın tinsel yanının gelişip açılması, bu yüksek değerleri içten kabullenmesine bağlıdır diyebiliriz.



...................................

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı