İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

İnsan ve mutlu yaşam, yaşamın anlamı

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
12-06-2008 19:57
#1
İnsan ve mutlu yaşam, yaşamın anlamı
Gerçekliğin ve tümüyle varlığın anlam kazanması, ancak bilinçle olanaklıdır; var olmanın anlamı varlığın algılanmasına, bilinmesine bağlıdır. Kendini bilmeyen ya da bilinmeyen bir varlık, varlık kavramının özüne yabancıdır. Bu bakımdan UNAMUNO ile birlikte 'dünya bilinç için yaratılmıştır, her bir bilinç için' diyebiliriz. Böyle olunca da tüm varlık içinde insan gerçeğini temel almak doğru olacaktır; çünkü gelişmiş olarak bilinç ondadır.
Ancak insan gerçeğini, insani gerçeği (insanın dünyasının) oluşturanın birey dediğimiz tek tek insanlar olduğunu gözden kaçırılmamalıdır. Asıl gerçek ve gerçekçilik bireydir, evrensel olan odur. Her zaman için tek bir bireyin ruhunda geçen önemsiz bir şey bile, dışarda gerçekleşen her türlü olaydan daha esaslıdır. Köklü bir görecelikten uzak olarak denilebilir ki, o her şeyin ölçüsüdür.
İşte bu yüzden onun mutluluğu yaşamın temel sorunudur. İnsanın mutlu olması demek var olması, doğadaki düşman güçler karşısında varlığını sürdürebilmek için kendini geliştirip tamamlaması demektir. Böylece mutluluk da bir yetkinlik, yetkin bir doyum durumu olarak görünür. Yetkinleşen bir bireyin ise yetkin bir gerçekliği temsil edeceği, dolayısıyla da yetkin bireylerden oluşan gerçek bir toplum ve insanlığın meydana gelmesini sağlıyacağı açıktır.
Nedir ki, mutluluk yetkinleşmeyi gerektirdiğine göre, onun insana önceden verilmediği, insanın onu dünyaya geldiğinde hazır biçimde bulmadığı anlaşılmaktadır. İnsan (birey) mutluluğunu kendi etkinlikleri ve eylemleri ile kazanacaktır. Bu arada eyleme geçmeden önce kendine yönelteceği bir sorusu vardır:
Ne yapmalıyım? Nasıl davranmalıyım? Bunun, bu sorunun, tek bir cevabı vardır ve tek bir cevabı olabilir: Değerli olanı yap! Çünkü, bilinçli ve anlamlı bir varlık olarak yaşamda ancak değerli bir şey gördüğüm zaman ne yapmam gerektiğine karar verebilirim.
O halde yetkinleşmeyi, mutluluğu, sadece yaşamda değerleri gerçekleştirmeye bağlayabiliriz. Bu değerler ise, insanın tinsel (fikri, manevi) yanında kök salmış bulunan yüksek değerlerdir. Gerçi, ihtiyaca karşılık olan her şey değer ve değerli kavramı içersinde görüldüğünden bedensel ihtiyaçları gideren şeyler de değer adını taşır; fakat insanın bedensel ve ruhsal yanının üstünde bir de tinsel yanı vardır. İnsan ancak bu yanı ile diğer tüm doğa varlıklarından ayrılır, insan ve kişi adını taşır. İşte bu yanın da gelişmeye ve tamamlanmaya ihtiyacı vardır ki, bu ihtiyacın giderilmesi, insanın kişilik sahibi olması yalnızca tinsel (yüksek) değerlerle, onlardaki istemin, buyruğun yerine getirilmesi ile olur.
Buna göre insan yaşamda mutlu olabilmek için hakikat, etik (ahlak), estetik ve dinsel olmak üzere bu yüksek değerleri gerçekleştirmek zorundadır. Mutluluğu sağlayan yetkinlik, sırf anlamlı etkinlik ve etkileşimle ulaşılabilecek bir doyum durumudur; eylemlerimizi anlamlı kılan ise, sadece yüksek değerlerdir. İlk bakışta mutluluğu sağlayıcı asıl etken olarak görünen özgürlük de, bu değerlerin varlığı ile düşünülebilir. Çünkü onlar bir yandan gerçekliği (doğayı) temsil eden ‘olan’ dan ayrı ve onun üstünde bir ‘olması gereken’ dünyasını oluştururken, bir yandan da insanda mevcut içi boş ve soyut bir takım ölçü ve kalıplardan ibaret olmak gibi bir niteliğe sahiptirler. İnsan zihniyet ve davranışlarında onlara uymakla, onlara uygun kararlar almakla bir yandan ‘olması gereken’ dünyasına girip ‘olan’ ın doğal zorunluluğundan kendini kurtarır (özgür olur), diğer yandan da değerlerin geniş kapsamı ve hele derinlik boyutundan ötürü her somut yaşam durumunda olayları algılayış ve duyumsayış biçimine göre vereceği değişik değer yargılarıyla diğer insanlardan çok ayrı, özgün kişiliğini kurmak fırsatını elde eder, gerçek anlamda mutlu olur.
Bunun içindir ki, bireyi dikkate almayan, onu bütünselleştiren, bütüne bağlayan her görüş ve işlem insanın mutluluğunu elinden alır, mutlu olması olanağını yok eder. Çünkü o, bireyi değil de genel çizgilerinde insanı tanıma ve kabule eğilim göstermekle asıl canlıyı, gören ve işiten, duyan ve duyumsayan bireyi öldürmüş olmaktadır. Bundan ötürü bu tutumun gerçekçi olmadığı da ortadadır. Oysa daha başta deyimlendiği gibi asıl varlık ve gerçeklik insan gerçeğidir, insanın gerçeğidir. Ve bu gerçeklik tek tek bireylerin oluşturduğu bir gerçekliktir, bireylerin gerçeğidir. Birey bütün varlığı ile, duygu ve düşünceleriyle, düş ve kurgularıyla asıl gerçeği temsil eder; öyle ki, onun gerçek dünyası kendini aldatma ve yanılgılardan oluşsa bile. Safdil ve yalınkat zihinlerin sandığının aksine insan çok kere dış, kaba gerçeğe ulaşmakla değil, iç dünyasına aldanmakla, ona inanmakla var olup mutluluğunu sürdürebilir, gerçekliğini koruyabilir. ‘Kim bilir, belki de insanların çoğu böylece artık aldanmadıkları, artık ummadıkları, artık ümit edemedikleri, artık hayal kuramadıkları için ölürler ve gözler belki açıldığı içindir ki, ilelebet kapanmaya mahkum olur’ (A. Şinasi Hisar)
Nitekim ‘İnsanlığı incelemenin en uygun yolu, insanı incelemektir’ (POPE) düşüncesine yaklaşmayıp bireyi gözden kaçırmakla insan gerçeğini, insani gerçeği anlamayan geçmişteki ve bugün kalıntılarına rastladığımız, bilim ve felsefedeki pozitivist tutum böyledir; gerçeğe ters düşmüştür, gerçekçilikten uzaklaşmıştır. Fakat sevindirici bir olaydır ki, bu günün felsefesi bütün çabalarını somut insan sorununun üzerine yoğunlaştırmakta, bireye ve onun dünyasına inmekten, olaylara bakmaktan kaçarak, dışardan zihinsel kavramlar yaratmakla yetinen, bu yolla insana ilişkin sadece soyut ve genel görüşler elde eden, bu görüşlere dayanmakla da insan ruhunu sömüren, onun iç dünyasını elinden alan, ‘insana soyut ve ezici bir alın yazısını dışardan zorla kabul ettiren bütün felsefe anlayışlarını’ (Emil BREHİER) reddetmektedir.
Bu felsefi anlayışın bilime yansımış biçimlerini Anlayış sosyolojisi ile Tinsel Psikolojide görmekteyiz. Geçmişte bu bilimlerde, özellikle psikolojide olay ve olgular, sözüm ona bilimsel zihniyetin gereği diyerek, genel yasalara bağlanmakta, insandaki güven ihtiyacının yarattığı düzen ve düzenlilik özleminin de baskısı ile, toplumdaki değer yargılarına uymayan herkes, onların kendi değer anlayışlarına ve özlemlerine bakılmaksızın hasta kabul edilmekte ve tedaviye girişilmekteydi. Bu ise, tek tip insandan oluşan, içinde insanın bir atomdan, büyük bir makinenin çok önemsiz bir parçasından farkı olmayacağı korkunç bir toplum ve insanlık tablosunun gerçekleşmesine fırsat vermekteydi.
Oysa ‘Die Welt ist zu reich und zu lebendig, um sich eine einzige Wahrheit einsperren zu lassen’ (Güstav RADBRUCH) (Dünya tek bir hakikatın içine sığdırılamayacak kadar zengin ve canlıdır.) Bu bakımdan bu dünyayı oluşturan ve ona zenginliğini sağlayan bireyi tek başına ele almak, onun derin benliğini kavramaya çalışmak, özellikle onu bütün kültürün ve kültürel yaratmanın asli kaynağı olarak kabul etmek bu günün psikolojisinin hedefi olmuştur. Onun amacı, bireyin hukukun dışındaki bağlardan kurtulup kendini bulmasına ve tanımasına yardımcı olmak, bireyselliğine bilinçlenip içindeki değerleri gerçekleştirmesine yüreklendirmektir.
Aslında bireyin toplumsal yanı da ancak böylece gelişecektir, açılacaktır. Çünkü değer ve değersizliğine bakmaksızın bütün insanlara yönelen saygı ve sevgi, sadece bireyin içinde, onun da ancak özgürce kavrayabileceği yüksek bir değerdir. Birey gerçeğini, bireyin gerçeğini gören JUNG da ‘gerçek bir toplum ve demokrasi…insan tabiatını olduğu gibi kabul eden ve bu yüzden kendi ulusal çerçevesi içinde çelişmelerin gerekliliğini uygun gören yüksek bir psikolojik örgütlenmedir.’ demektedir.

Öyleyse, mutlu bireylerden oluşan bir toplum ve insanlık istiyorsak bireyi kendi biricikliğinde dikkate almak, yüksek değerlerle belirlenmiş, onlarla ilgili düş, arzu ve çabalarında anlamaya çalışmak, ona bu düş ve düşüncelerini gerçekleştirmesini, böylece mutlu olmasını sağlayacak yolları açıp göstermek zorundayız.

Bütün insanların mutlu olması dileğiyle…



..........................................

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı