İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Zeybek

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
16-10-2008 01:09
#1
Zeybek


''Ulusal Oyunlarımızı Öğrenmek Bir Şeref, Öğretmek İse Kutsallık Kazandırmaktır." Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Türk Halk Oyunları ; Türk Folklorunun önemli bileşenlerinden biridir. Köy ve kasabalarda oynanan yöresel oyunları ve yöresel kostümleri inceleyen bir bilim dalıdır. Ayrıca Türkiye'ye özgü ve yeni gelişmekte olan bir sanat dalıdır.

Türk Folklorunun temelini halk oyunları oluşturmaktadır. Bu yüzden de Folklor, Halk oyunları anlamında kullanılmaktadır. Fakat bu yanlış bir tanımlamadır. Folklor bütün halk kültürünü (yemek,efsane,türkü vb.) kapsayan bir terimdir. Halkoyunları ise sadece yöresel dans ve giyimi kapsayan bir bölümüdür.

Türk Halk Oyunları çeşitlilik ve kapsam bakımından dünyada en dikkat çeken folklorik olgulardan birisidir. Şu kadar ki, Türk Halk Oyunları derlemeleri hala bitirilememiştir. Fakat çalışmalar devam etmektedir. Her köyün kendine has oyunları olması ve ekonomik şartlar bunu güçleştirmektedir.

Türkiye, halk oyunları açısından bir labolatuvar gibidir. Türkiye, köylerde tespit edilen 4000'in üzerinde oyun ile dünya üzerindeki en zengin oyun karakterine sahip ülke olarak tanımlanmaktadır. Çünkü bir kültür ve medeniyetler beşiği olan Türkiye'de, hemen hemen her yöresinde ayrı oyunlar, ayrı giysiler ve ayrı müziklere rastlanmaktadır. Bu da yurdun bu alandaki zenginliğinin bir göstergesidir.

Halk oyunları; diğer sanat dallarından farklı olarak, ait olduğu toplumun orijinal karakterlerini taşıyan, fertlerin müşterek duygu düşünce ve davranışlarını sergileyen, başkasına göre yalnızca güzel, ama kendi içinde ilgilenen kişinin dünyasını aydınlatma özelliğine sahip bir kültürel kimliktir.

Halk Oyunları içinde barındırdığı melodi, ritim ve hareket yapısı ile bireyin bedensel ve ruhsal gelişiminde önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Birlikte oynamanın avantajı ile kişiye kaynaşmayı, beraber hareket etmeyi, paylaşmayı ve kendini ifade etmeyi öğreten Halk Oyunlarının bu özelliklerinden yola çıkarak, uygulanacak etkinliklerle ülkemiz insanının bireysel gelişiminin yanı sıra toplumsal gelişiminin de sağlanmasına katkıda bulunmaktır.

Halk Oyunları çoğunlukla köylü tarafından düğünlerde, nişanlarda, askere uğurlamada, yaylaya çıkış ve inişte, doğumda, dini ve milli bayramlarda, kazanılan zaferin sonucunda, ferfene, barana, sıra gezmesi, yaren sohbeti gibi toplantılarda oynanmaktadır.

Oyunlar genellikle oyun oynamaya elverişli açık alanlarda oynandığı gibi kapalı yerlerde oynanır.

Özellikle düğünlerde, yörede iyi oynadığı bilinen kişiler davet edilir. Çünkü topluluğun başında yörenin müziklerini ve oyunlarını iyi bilen ve saygın kişiler bulunur. Halk Oyunları figür bakımından zenginliğini bu kişilere borçludur. Onlar maharetini ustalığını göstermek için kendine özgü doğaçlama figürler yapar. Böylece oynayan ya da oynamayan insanlara özellikle gençlere oyunlar gösterilmiş, aktarılmış olur.



Halk Oyunları taklidi oyunlar (doğa oyunlarını, günlük yaşamı vb.) olabileceği gibi, toplumsal olayları, aşkı sevgiyi de konu alan oyunlar vardır. Mesela Urfa Kımıl oyunu, ekine zarar veren bir haşare yüzünden halkın yaşadığı sıkıntıyı dile getirir ve bu oyunda olduğu gibi diğer oyunlar için de çeşitli anlatılar vardır. Sivas-Erzurum dolaylarının oyunlarında görüşen belirgin özellik; oyunların dizi biçiminde, ağırdan başlayıp hızlıya giden bir ritimde, oyuncuların birbirlerine yanaşarak, sokularak, sarılarak oynamalarıdır. Bütün bu biçim ve şekiller, insan yaşantısını zorlaştıracak, ağırlaştıracak derecede soğuk geçen bir iklimin; elele, sırtsırta verip, düşmanı birlikte göğüslemek çabasının, dayanışmanının, kaynaşmanın açık bir simgeleşmiş halidir.

Bu etkenler zeybeklerde de belirgin bir şekilde görülür. Dikkat edilirse zeybeklerde; oynandıkça genişleme, oyun kızıştıkça yayılma, halkanın büyümesi görülür. Başlangıçta dar, küçük olan oyun yuvarlağı gittikçe açılır, yayılır, genişler, büyür. Bu da zeybek bölgelerini sereserpe, rahatça açılan, büyüyen ovalarının, yaylarının bir simgesidir. Ayrıca kişinin özünde yatan özgürlük duygularının bir anlatımıdır.

Örneğin; Sivas-Erzurum-Kars yörelerinin oyunlarının giysileri de rengini doğadan almıştır. Bu giysilerde egemen olan mor, sarı, yeşil ve beyaz, yaz başında kısa bir süre yeşeren ve sonra sararan bozkırlarla kaplı, başı dumanlı, tepekeri karlı mor dağların birer yansımasıdır.

Ege'de, Güney'de, sıcak illerde bu giysiler; renk renk çiğdemler, mineler, lâleler, portakallarla süslenmiştir. İçel ve yöresinin oyunlarında sıcak iklimin verdiği hareket rahatlığı ve kolaylığı; oyunlardaki çeviklik ve çabuklukla açık bir şekilde sergilenmektedir.

Bu yörede oyun, kişiliğini bölgenin göçebe yaşantısından ve bu göçebe yaşantının doğal sonucu olan hayvancılığa dayalı bir yaşamdan, hayvansal ürünlerin işlenmesinden, avcılıktan alır. (Yoğurt, Yayla yolları, Keklik, Türkmen Kızı) oyunlarında bu gerçekler renkli, sıcak tablolarla sergilenmektedir.

Fırtınalı Karadeniz boyunda, bu denizle zorlu bir yaşam kavası veren insanların çabası, Karadeniz horonlarında baştan ayağa titreme, dalgalanma figürleriyle anlatılmıştır. Yine aynı şekilde bir bozkur yöresi olan Sivas-Erzurum dolaylarında sadece su boylarında rastlanan kavak ağacı da adını ve rüzgarla sağa sola sallanışını Erzurum'un Kavak oyununda görmekteyiz.

Bu açılardan konularına göre halk oyunları şu şekilde tasnif edilebilir:

Taklit Oyunları (hayvan-doğa). İnsan tabiat ilişkisini konu alan oyunlar. Yağmur, sis, akarsuyu konu alan oyunlar. Bitkileri konu alan halk oyunları. Rakamlarla ifade edilen oyunlar. İnsan hayvan ilişkilerini konu alan halk oyunları. Toplumsal olayları konu alan halk oyunları Kavgayı konu alan oyunlar Savaşı konu alan oyunlar Aşkı ve sevgiyi konu alan oyunlar Kızla erkeğin birbirine kur yapmasını konu alan oyunlar Askere uğurlamayı konu alan oyunlar Tarımı konu alan oyunlar, ekin biçimi konu alan oyunlar, ürünün zarar görmesini konu alan oyunlar. Meslekleri konu alan oyunlar, çobanlarla ilgili oyunlar, kadınların yapmış olduğu günlük işleri taklit ederek erkeklerin oynadığı oyunlar, ekmek yapımı inek sağılması gibi teşbih edilen oyunlar. Bir iş üretimi ile ilgili oyunlar ip eğirme gibi.



Oyun oynamayı gerektiren nedene bağlı olarak insanlar günlük kıyafet veya özel gün kıyafeti giyerler.

Türkiye'de halk oyunlarına mutlaka bir müzik aleti eşlik etmektedir. Kimi yerlerde, özellikle kadınlar türküyle de oynamaktadırlar. Oyunlar isimlerini, yaratıcısı kişinin adından, coğrafi bölge adından, tabiat olaylarından, içerdiği konudan vb. alır.

Türk Halk Oyunları'nın genel olarak türleri şu şekilde ayrılmaktadır:



Hora Bölgesi;Trakya. Zeybek Bölgesi; Dört alt gruptan oluşur. Kural olarak; 9 zamanlı ve aksak ritmli oyunlardır.

Asıl Zeybek Bölgesi; Ege, Güney Marmara, İçbatı Anadolu. Teke Zeybek Bölgesi; Göller Yöresi, Batı Akdeniz. Kaşıklı Zeybek Bölgesi; Güney Marmara, Batı Karadeniz, İçbatı Anadolu ve çevresi. Bu bölgelerde karşılıklı oynanan ritüelleşmiş düzenli oyunlara da rastlanmaktadır (Zonguldak, Karabük'te olduğu gibi). Kaşık Oyunları Bölgesi; Konya Bölümü ve Doğu Akdeniz çevresi.

Horon Bölgesi; Orta ve Doğu Karadeniz. Halay Bölgesi; Üç alt bölümden oluşur. Bozkır Halayları: İç Anadolu'nun Doğusu Doğu Halayları: Doğu ve Güneydoğu Bölgeleri Çukurova Halayları: Çukurova çevresi. Bar Bölgesi; Kuzeydoğu Anadolu. Kafkas Bölgesi; Kuzeydoğu Anadolu.

Bir oyunun halk oyunları vasfı taşıması için kural olarak "zamanda derinlik ve mekanda yaygınlık" ilkesini barındırması gerekir.



Ege denilince akla Zeybek gelir. Mert, cesur, atılgan, mazluma dost, haksızlığa düşman olarak tanınırlar. Türk köylüsünün tipik bir örneğidir. Kurtuluş savaşında gösterdikleri başarılar ünlerine ün katmıştır. Bugün Zeybeklik tarihi bir anı olarak yaşatılmaktadır.

Bölgenin oyun türü Zeybektir. Batı Anadolu'nun hemen hemen her, yerinde ''Zeybek'' türündeki oyunlar,­görülür. Afyon, Antalya, Isparta, Burdur, Sakarya çizgisinin batı tarafında kalan illerimizde bu tür oyunun büyük etkileri vardır.

Yörede kadınların oynadığı oyunlara ''Kadın Zey­bek'', erkeklerin oynadığı oyunlara ''Erkek Zeybek" denil­mektedir. Kadınların oynadığı oyunlar erkeklerin oynadığı oyunlara göre daha yürüktür. Erkek oyunlarının yöredeki bir diğer adı da "Ağır Zeybek" tir. Ege nin bir çok yerinde oynanan bu tür oyunların en ağırlarına İzmir, Aydın, Muğla, Manisa illerinde rastlamak mümkündür. Zeybek oyunlarının diğer oyunlara (Bar, Halay, Horon v.b.) göre en büyük özelliği tek olarak serbest oynanmasıdır. Toplu olarak oynanan Zeybek oyunlarında oyuncular arasında müzik ve ritim hariç hiçbir bağ bulunmaz. Oyunu oynayan kişi hiçbir kurala bağlı kalmadan tamamen içinden geldiği gibi oynar.Zeybek oyunları toplu olarak oynandığında, yöresel olarak daire formu kullanılır.

Zeybek Sözü ve Kökeni

Zeybek sözcüğünün kökeni hakkında bugüne kadar çok çeşitli ve birbirinden farklı görüşler ortaya atılmıştır. Halikarnas Balıkçısı Zeybek Sözcüğünü Mitolojiye şu şekilde dayandırıyor;

''Homeros bu sözü ''olaks'' diye Omeqa ile yazar. Omeqa ise, ona tanrıçanın ilkbaharda doğurduğu yumurtasının, ilkbaharda bölünerek iki ayrı "o" olmasıdır. Ayrılan bu yumurtalardan tüm yaratıklar ve bitkiler çıkmıştır. Böylece de ''Obekkos'', ''Tobekkos'' ve ''İbakki'' sözleri ''Zeybek'' olmuştur.

Mahmut Ragıp Gazimihal, sözün Grekler tarafından kullanıldığını da belirtiyor.

''Yunanca'da ''b'' sesi olmadığı için, onların dilinde Sayvakikos , Zaypapikos şeklinde Rodos 'ta ise Turkikos'un aynı anlamda kullanıldığı ve kelimelerin aslının Saybak olup bizde kelimenin incelenip ve özleşerek Zeybek haline geldiği de açıklanır.

Divanı Lügatı Türk'te Zeybek hakkında şu bilgiler verilmiştir:

Divanı Lügatı Türk, Cilt I, sayfa 333 de Bekneg kelimesindeki Bek sözünün sağlam olduğu yazılmaktadır. Yine Divanı Lügatı Türk, cilt III. Sayfa 154 de Sağ sözünün Zeybeklik, anlayışlılık anlamında olduğu kaydedilmektedir. Divanı Lügatı Türk, Cilt I. S. 80'de s harfinin bazen Türk dilinde z okunduğu söylenmektedir. Zeybek sözünde sağlam anlamında bir (Bek) sözünün bulunması anlamı olan sağlam sözünü doğrulayacak ek ad olması şarttır.

Bek sözcüğü bir insan için kullanıldığına göre ek sözü, insanın niteliğini iyi yönünden anlatan söz, olması gerekir. Yani Bek sözü ile ancak anlayışlılık ve akıllılık anlatan Zag sözü ile birleşik ad olabilir ve şeklini alır. Bunu Türk dilinin yapısı zorunlu kılmaktadır. Türkçemiz ses uyumu kuralı burada da, karşımıza çıkmaktadır. Başta gelen kalın fakat hafif sesli hece, sonda gelen ince fakat sert heceye uydurularak okunur, kuralına göre Zag hecesi kendisinden sonra gelen sert, ince Bek hecesine uydurulmuş, Zeg olmuş Bek ile beraber anlayışlı, akıllı, sağlam, zeybek olarak Avrupa tarih kitaplarına geçmiş ve çağımıza değil Bozdağ, Dalgalı dağ köylerinde yaşamıştır.



Efe Sözü ve Kökeni

Efe sözü Rumca 'dan alınan "Efendi" sözünün kısaltılması sonucu geldiğini savunanlar olmakla birlikte "Efe" kelimesi efendinin tam karşılığı değildir. Efe genç, diğer anlamda delikanlı demektir. Örnegin; Efendimiz Sultan Alayhi Vesselam denir, Efemiz denmez.

Efendi Bizans dilinde sahip, okuma-yazma bilir demektir. Hoca Efendi, Kalem Efendisi, Hoca Efe, Kalem Efesi denmez. Fakat Efelerin Efesi denir (silah taşır yiğit).
"Efe'' sözcüğü "EFEB" den gelir. Efeb; genç delikanlı yani silah taşıyan yiğit demektir. Efeb teşkilatı Yunanistan'dan önce Anadolu da kurulmuştur. Bunlar tıpkı Zeybekler gibi dağ başında talim ederler ve daha sonra kente gelerek tiyatroda silah oyunları yaparlardı.

Tiyatro yuvarlak olduğu için dansları da daireseldi. Bu dans aynı zamanda dinseldi.

Celal Esad Arseven tarafından düzenlenen Sanat Ansiklopedisinde ''Eskiden asayişin korunmasına memur hafif silahlı bir sınıf askere verilen addır." Selçuklular zamanında Aydın ve Teke taraflarında böyle bir askeri sınıf oluşturulmuştu ki bunlara Efe denirdi.

Efe-Zeybek ve Kızan Arasındaki Bağıntı

Efe, Zeybek gruplarının başıdır. Zeybekler arasında kahramanlık yapmış cesur ve mert kişiler arasından seçilir. Efe olmak için Zeybekler arasında yaşça büyük olmak önemli değildir.

Zeybek, Kızanlara göre daha çok kahramanlık yapmış cesur kişilerdir. Zeybekler efenin Emriyle kızanları yetiştirirler. Zeybekler, efelerin yanında birer kol beyi görevi görürlerdi.

Zeybekler iyi silah kullanan cesur kişilerdir.

Zeybeklerin maiyetindeki gençlere ''Kızan'' denilir. Kızan çocuk anlamına gelse gerek. Çünkü Anadolu'da kimi oyunlarda kızlar delikanlı, delikanlılar da kız giysilerini giyerler.

Kızan belki de önceleri başka anlam taşırdı.

Günümüzde akıllarda kalan bazı Efeler ve Zeybekler şunlardır;

Çakıcı Mehmet Efe, Yörük Ali Efe, Çakırcalı Efe, Saçlı Efe, Mestan Efe, Gökçen Efe, Sarı Zeybek, Kamalı Zeybek, Pepe Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Demirci Mehmet Efe.



"Zeybek Kıyafeti" tamlamasında olduğu gibi Zeybeklere has oyun anlamında Zeybek Oyunu denilebiliyorsa da, oyun kelimesi katılmaksızın Zeybek kendi oyun çeşitlerinin toplu adıdır.

Mesela: Sarı Zeybek, Bergama Zeybeği, Zeybek Osman denildiği zaman, bu tamlamalara ayrıca oyun kelimesinin katılmasına lüzum görülmemesi adet olmuştur. Sarı Zeybek Oyunu birleşimi konuşmada kullanılmadığı gibi, Zeybek Halayı, Zeybek Barı, Zeybek Horanı gibi çeşit adları da yoktur. Nasıl ki; Halay Zeybeği, Bar Zeybeği, Horan Zeybeği gibi adlandırıcı birleşimler de katiyen işitilmiş değildir. Yeni, Zeybek kelimesi, umumiyetle raks anlamında hiçbir zaman ifade genişliği edinmemiştir. Davulcuya 'Vur Zeybeği!' denilince Zeybek işi oyun havası istenildiğini anlar ve muhitin en gözde durumundaki bir zeybek havasına girer.

Tartım mutlaka dokuzludur. Bu özellik bir damga gibidir ve eski Türklerin uğurlu bildikleri dokuz sayısına uygundur. Dokuzlu tartımın aksak bileşiminde olması damganın damgası haliyle Türk işidir.

Zeybek sıfatı nerelerde bilinmişse, Zeybekler nerelere ulaşabilmişlerse oralarda Zeybeklikten ve oyunlarından izler bulunulabileceği, ondan dolayı aranması gerektiği unutulmamalıdır.

Anadolu'da Zeybek çeşitleri, Aydın tarafında kümelenmiş, daha doğrusu çeşitlenmiş görünmektedir. Fakat bu durum son 150 yıldan öncelere teşmil olunamayacaktır. Bütün Anadolu'da hala yer yer Zeybek çeşitlerinin eski görenek halinde tutulmakta bulunması, bir zamanlar yurt sathında aynı kuvvette gün görüp, yine semt semt kim bilir ne türlü sebeplerle zayıf düşmeye mahkûm kaldıklarına delildir. Kars taraflarında Zeybek adlı bir köyümüz bulunduğuna göre, şimdiki yaygınlığı da Kars'la Ege arasında dikkatle almak durumunda bulunuyoruz. Sırasıyla görelim:

Sakarya Kavsi yöresinden Bilecik'te Zeybek ikişer veya dörder kişi tarafından çift çift oynanır. Erkekler, kadınlardan ayrı yürürler. Varsa açık havada davul zurnayla, yoksa eldeki öbür yerli çalgılar eşliğinde oynanır: Darbuka, Klarnet veya keman gibi.
Bozüyük ilçesinin, mesela esnemer köyünde Zeybek 2-12 erkek tarafından oynanır.

Kadınlar, bunu oynamaz. Davul zurnalı oyunlarda yer alan köylüler o gün birbirlerini sayarlar. Aynı ilçenin Dodurga köyünde Zeybek 2-20 kişi tarafından çift çift yürütülür. Kimi erkekler ayrı, kimi de kadın erkek karma halde oynarlar. Tutluca köyünde gençler oynuyor.



Kümbet köyünün Zeybeğine kadınlar karışmaz.

Yine Bilecik'in Gölpazarı ilçesinin Küçük Yenice, Çımışka ve başka yöre köylerinde Zeybek hep aynı tipte olarak vardır.

Buralarda Söğüt'ten Bolu ve daha ötelerinin köylüklerine kadar Zeybek oyununda çoğu zaman tahta kaşıklar da kullanılır. Bolu'da Zebek vardır. Göynük'te öteden beri milli giyimle oynanan zeybek keza vardır.

Muş'un merkez ilçesinde 3-4 kişiyle davul zurna veya tef eşliğinde Zeybek oynanıldığı ve gün görmüşlüğü o yöreden ancak tespit edilebilmiştir.

Bitlis ve Van'da Zeybek çeşitleri oturak alemlerinde vardır. Temsili karakterine ayrıca işaret etmiştik. Burada oyun şöyle devam ediyor: Yosma kadınlarca yürütülür. Konuşma yoktur.

Karşılıklı olarak bir kadın bir erkek de oynayabilirler. Kadın, işaretlerle dostundan peş peşe ceket, pantolon vs ni ister. Erkek de istediklerini birer birer verir. Muhtara, köy ihtiyar heyetine ve doktora haber ulaştırılır. Onlar gelene dek, kadını iyileştirip saklıyorlar.

Oyunda, kadın başını kumaş ve başka şeylerle efe gidişatlı sarıyor. Bu Zeybeği iki kadın da oynar demiştik. Erkeğe 'köçek' diyorlar.

Konya'nın Bozkır ilçesinin bazı köylerinde Zeybek oynanılmaktadır. Pek kadîm (eski) bir görenektir. Konya Şille'nin Tat köyünde Zeybek: kaval ve davul ile altı erkek tarafından hep birlikte oynanılır.

Kars'ın merkez ilçesinin Melik köyünde 'eski gelenek' kaydıyla tek kişilik Zeybek oyunu yürütülmesi dikkati çeker. Bu yörede toplu oyun olarak halay da vardır. Kadınlar, kendi aralarında oynarlar.

İstanbul köylerinde Bursa üzerinden girilmek istenildiği Zeybek yine vardır. Mesela, Bakırköy ilçesinin Çıfıtburgaz köyünde Zeybek hala gün görmektedir.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı