THT DUYURU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Parapisikoloji nedir-2

*666* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Nereden:
Graphic Team
Mesajlar:
366
Konular:
91
Teşekkür (Etti):
96
Teşekkür (Aldı):
132
Ticaret:
(0) %
30-10-2008 19:42
#1
Arrow
Parapisikoloji nedir-2
1960’lı yıllarda Doğu Bloğu’ndaki çalışmalar

İlginçtir ki, Rhine’ın ardından yani 1960’lı yıllarda tüm Avrupa ve Amerika’da parapsikoloji alanında durgunluk dönemi yaşanmasına karşın, bu dönemde Sovyetler Birliği’nde ve ona bağlı sosyalist ülkelerde bu dalda büyük bir ilerleme görülmüştür.

Örneğin 1968 yılında yapılan uluslararası parapsikoloji kongresinde Batılılar hala istatistik ve olasılık hesaplamalarını tartışırlarken, Sovyet delegeleri bütün duyular-dışı algılamafenomenlerinin kanıtlanmış olduğundan bahsediyorlardı.

Onlar Batılı meslektaşlarıyla aynı yöntemleri kullanmamışlardı.

Parapsikolojik araştırmaların istatistik ve olasılık hesaplamalarıyla kanıtlanamayacağını, çünkü bu tür olaylarda tekrarlanabilirliğin her zaman mümkün olmadığını biliyorlardı. Bu mantık ve yöntemlerle hareket eden Çekoslovakya, Romanya, Bulgaristan, Çin, Moğolistan gibi ülkelerde de parapsikoloji çalışmaları devlet desteğinde sürdürülmüş ve pek çok olumlu sonuç elde edilmiştir.


Araştırmanın genişlemesinin 10 yılı (1970’ler)

Doğu Bloğu ülkelerinde parapsikolojik araştırmaların yoğun olarak sürdürüldüğünün öğrenilmesi, Parapsikoloji Kurumu’nun Bilimin Gelişmesi Amerikan Kurumu’na bağlanması ve 1970’li yıllarda psişikve okültfenomenlerin kabul edilebilir konuma gelişi parapsikolojik araştırmaların bu on yıl boyunca gitgide genişlemesini sağladı.

Bu dönemde A.B.D.’nde pek çok saygın organizasyonlar oluşturuldu, önemli kurumlar kuruldu.

Bunlar arasında, Parapsikoloji ve Tıp Akademisi (1970), Bilim-ötesi (Parascience) Enstitüsü (1971), Din ve Psişik Araştırma Akademisi, Zihinsel Etkinlik Bilimleri Enstitüsü (1973), Kirlian Araştırma Ulusal Kurumu (1975), Princeton Mühendislik Normal-dışı Araştırma Laboratuarı (1979) sayılabilir.

Bu dönemde Stanford Üniversitesi de,1946'da kurmuş olduğu Stanford Araştırma Enstitüsü yoluyla parapsikolojik çalışmalarına yeniden yoğunluk verdi.
Parapsikoloji’nin gözlem ve bakış açısı bu yıllarda bir hayli gelişti.
1970'li yıllarda psikiyatr Ian Stevenson araştırmalarını reenkarnasyon konusunda yoğunlaştırdı.
Psikolog Thelma Moss kendisini UCLA’nın parapsikoloji laboratuvarında
Kirlian fotoğrafçılığı çalışmalarına adadı.

Bu dönemde Asya’dan Amerika’ya mistik öğretmenlerin akını ve onların meditasyon yoluyla ortaya koydukları yetenekler araştırmacıları
değişik şuur hallerini araştırmaya yöneltti.
FizikçiRussell Targ1974’te Stanford Araştırma Enstitüsü’ndeki bazı çalışmalarında gözlemlediği bir psişik yeteneği adlandırmak üzere
“gezici (coğrafi) durugörü terimini ortaya attı.

Bu dönemde parapsikoloji dışındaki akademisyenlerde de bu tür araştırmalara karşı genel bir iyimserliğin hakim olduğu görülmekteydi. 1979’da 1100 profesör üzerinde yapılan bir araştırma bunu gözler önüne sermekteydi.
Örneğin bu araştırmada psikologlardan yalnızca % 2’si duyular-dışı algılamanın olanaksız olduğunu ifade ediyordu.
Bu profesörlerin % 34’ü ESP’ye inandıklarını, bunun saptanmış bir gerçek ya da muhtemel bir olasılık olduğunu belirtiyorlardı.
Doğa bilimleri bilim adamlarının % 55’i, sosyal bilimlerdeki bilim adamlarının % 66’sı, sanat ve eğitimdeki akademisyenlerin de %77’si ESP araştırmalarını zahmete değer bulmaktaydılar.

Paranormalaraştırmadaki bu yükseliş 1970’li ve 1980’li yıllarda devam etti. 1980’li yılların sonlarına doğru Parapsikoloji Kurumu, kendisine üye kurumların 30 ülkede faaliyet gösterdiğini açıklıyordu ki, bu sayıya Doğu Bloğu ülkelerindeki kurumlar dahil değildi.

Günümüzde parapsikoloji

Bütün bunlara rağmen, nedense çağdaş parapsikolojik araştırma A.B.D.’nde günümüze doğru, gitgide küçülme göstermiştir.
Bunun nedenlerinden biri önceki araştırmaların sonuçlarının inandırıcı bulunmaması ve özellikle, parapsikologların diğer bilim dallarındaki akademik meslektaşlarından gelen güçlü muhalefetle karşı karşıya kalmaları olabilir.

Nedeni her neyse A.B.D.’nde parapsikoloji alanında araştırma yapan laboratuvarlardan birçoğu kapatıldı.
Görünürdeki neden, parapsikolojinin A.B.D.’nde "geleneksel bilim" tarafından tam manasıyla bir bilim olarak kabul edilmeyişiydi.
A.B.D.’nde giderek kapatılan bu akademiklaboratuvarların yerini özel kaynaklarca kurulan özel kurumlar aldı ve böylece A.B.D.’nde parapsikoloji özel kurumlar içine hapsolmuş oldu.
28 yıllık araştırma faaliyetinden sonra Princeton Üniversitesi’nin normal-dışı araştırma laboratuvarı da geçen yıl (2007) tasfiye edildi.
A.B.D.’nde halen iki üniversite, akademik parapsikoloji laboratuvarını faaliyet halinde tutmaktadır:

Virginia Üniversitesi, Psikiyatrik Tıp Bölümü, Algı Etüdleri Dalı/Kürsüsü: Bedensel ölümden sonra şuurlu yaşam olasılığı üzerine çalışmalarını sürdürmektedir.

Arizona Üniversitesi, Veritas Laboratuvarı: Medyumları laboratuvar koşulları içinde incelemektedir.

Günümüzde parapsikolojik çalışmaların akademik olarak sürdürüldüğü Avrupa ülkeleri arasında başı çeken ülkelerden biri İngiltere’dir.
Parapsikolojik araştırmalar, günümüzde psikolojinin alt dalları olarak da yaygınlaşmıştır.
İnsan zihninin aşkın ya da spiritüel yanını etüd eden
"transpersonal psikoloji" ve sübjektif normal-dışı deneyimleri geleneksel psikolojik terimleri kullanarak inceleyen "anomalistic psikoloji" buna örnek olarak gösterilebilir.

alıntıdır.
---------------------
Ben hep biliyorum, bilenler gibi,
oyun oynuyorum aslında, hiçbir oyunu,
gerektiğince bilmiyorum.
Çok gerekli bir yazının, çok gereksiz yerlerinde
dolanıp duruyorum.
Bitirebilmek ayrı bir konu.

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.!
turkhackteam.net/org
*666* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Nereden:
Graphic Team
Mesajlar:
366
Konular:
91
Teşekkür (Etti):
96
Teşekkür (Aldı):
132
Ticaret:
(0) %
30-10-2008 20:02
#2
Parapsikoloji'nin içerdiği ve ilgilendiği konu ve alanlar


Bir psikokinezi seansında bükülmüş kaşık



Günümüzde, parapsikolojik incelemelerde psişik yetenekler ve deneyimler, biçimleri bakımdan iki grupta ele alınırlar:

Zihinsel deneyimler:
Parapsikoloji araştırmalarında zihinsel ya da öznel ortaya çıkan fenomenleri kapsar. Burada süjenin, yani deneğin dış dünyadan aracısız bilgi alması olayı sözkonusudur.
Bu fenomenler parapsikolojide duyular-dışı algılama başlığı altında incelenir. Durugörü (uzaktan görme), telepati (düşünce nakli, uzaduyum), prekognisyon (önceden bilme), psikometri (ruhsal ölçüm), şifacılık, beden-dışı deneyimler (astral seyahat) ve benzeri fenomenler bu gruba girer.

Fiziksel etkiler:
Deneğin, çevresindeki eşyalar üzerinde bedenini kullanmaksın fiziksel etkiler oluşturması fenomenlerini kapsar.
Bu tür fenomenler telekinezi ya da psikokinezi (P.K.) başlığı altında incelenmektedir.
P.K. etkisine, ruhsal gücün madde üzerindeki fiziksel etkisi de denebilir.

Parapsikoloji’nin içerdiği ve ilgilendiği konu, alan ve fenomenlerden bazıları şöyle açıklanır:

Backster etkisi:
Bitkisel algılama ya da bitkilerdeki psişik algılama.

Beden-dışı deneyim: Kişinin uyku gibi ruh ve beden bağlarının gevşediği hallerde esîrî beden ya da astral beden (spiritüalizm’de duble) denilen süptil maddelerden oluşan bedeniyle fiziksel bedeni dışında, bilinci yerinde olarak, başka mekanlarda dolaşmak üzere yolculuk yapması.

Değişik şuur halleri: İnsanın uyanıkken bulunduğu olağan şuur halinden farklı şuur halleri.

Durugörü: Canlı ve cansız nesnelerin ve olayların beş duyunun yardımı olmadan (paranormal olarak) algılanması.
Bu alanda en tanınmış isim Ingo Swann'dır.

Düşünce fotoğrafçılığı: Bir fotoğraf cihazı kullanarak veya kullanmadan, insanın düşünce ve imajlarının hassas bir fotoğraf filmi üzerine kaydedilmesini konu alan paranormalfotoğrafçılık.
Bu alanda en tanınmış isim Ted Serios'tur.

Ekminezi: Hipnoz veya "psikolojik ayrışma" içindeki süjede (denekte) içinde bulunduğu yaşamdaki veya geçmiş yaşamlarındaki (reenkarnasyonlarındaki) izlenimlerin tekrar canlanması ve bunu sağlayan yöntem.

Empati: Birbirlerine manevi bakımdan sıkıca bağlı iki canlı arasında, duygu ve ruhsal hallerin aktarılması fenomeni.

Felaket belirtisi: Kişide ölüm, kaza veya aniden rahatsızlanma gibi hoş olmayan olaylardan birkaç saat kadar kısa bir süre önce oluşan normal-dışı ön belirtiler.

Levitasyon: İnsan ya da hayvan vücudunun veya özgül ağırlık olarak havadan daha ağır nesnelerin görünür herhangi bir fiziksel etkenin yardımı olmadan havaya kaldırılması, havada asılı kalması veya havada gezinmesi. Batı’da levitasyonfenomeni konusunda en tanınmış isim Daniel Dunglas Home’dur. (Yogi Pullavar’ın 1936 yılında Hindistan’daki levitasyon gösterisi)

Ölüm döşeği vizyonları: İnsanın ölüm sırasındaki paranormal algıları.

Ölüm-ötesi deneyimi: Bedensel işlevleri bakımından tıbben ölü sayılmış, fakat bir süre sonra reanimasyon (yeniden canlandırma) yöntemleriyle veya kendiliğinden yeniden yaşama kavuşmuş kimselerin bu ölüm ve yeniden yaşama dönüş arasındaki sürede geçirdikleri deneyim.

Prekognisyon: Meydana gelecek olayların önceden paranormal olarak algılanması fenomeni.

Psikokinezi (Telekinezi): Kişinin maddeler üzerinde düşünce gücüyle etki yapması. Bu alanda en tanınmış isimler Uri Geller ve Nina Kulagina'dır.

Reenkarnasyon: Ruhun sürekli olarak tekrar bedenlenmesi.

Tekinsizyer: Fantomların görülmesi, eşyaların kendiliğinden hareket etmesi, mahiyeti anlaşılamayan birtakım seslerin duyulması gibi olayların sıkça gözlemlendiği yerler.

Telepati: Düşünceler arasında doğrudan doğruya bağlantı kurulması, iki zihin veya ruh arasında imaj, fikir, sembol tarzında ortaya çıkan tesir alış verişi

Parapsikoloji'nin çeşitli alanlardaki uygulamaları

Arkeoloji alanında:
Belirli bir sayıda da olsa psideneklerinin yardımıyla gerçekleştirilen arkeolojik keşifler olmuştur ve psi deneklerinin yardımıyla sürdürülen arkeoloji çalışmaları vardır.
Bu konuda özellikle, 4445 denek tarafından verilen enformasyonlardaki çakışmalardan yola çıkarak kazı yerlerini belirlemek amacını güden
Stephan Schwartz’ın çalışmalarını belirtmek gerekir.
Bununla birlikte, psi denekleri tarafından sunulan, keşif yapma olanağı sağlayan enformasyonların kesinlik ölçüsünü saptamanın güçlüğüne de dikkat çekmek gerekir.

İstihbarat alanında:
Bu konuda en tanınmış çalışmalar CIA’nin himayesinde gerçekleştirilmiş olanlardır ki bunların son kod adı Stargatedir.
Yaklaşık 20 yıl boyunca CIA tarafından çok gizli bir program uygulamaya kondu.
Bu programda seçilmiş ve hazırlanmış bir grup deneğin istihbarat alanında kullanımı sözkonusuydu.
Bu ekipte en yetenekli denek olarak kabul edilen Joe McMoneagle çalışmasından dolayı liyakat nişanı aldı.

Kayıp kişilerin aranması alanında:
Yine psi deneklerinin verdikleri enformasyonlar sayesinde bulunan kayıp kişiler olmuştur.
Bu bakımdan A.B.D. gibi kimi ülkelerde polisin kayıp kişileri bulmada çaresiz kaldığında zaman zaman medyumlara başvurduğu ileri sürülür.

alıntıdır.
---------------------
Ben hep biliyorum, bilenler gibi,
oyun oynuyorum aslında, hiçbir oyunu,
gerektiğince bilmiyorum.
Çok gerekli bir yazının, çok gereksiz yerlerinde
dolanıp duruyorum.
Bitirebilmek ayrı bir konu.

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.!
turkhackteam.net/org
*666* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Nereden:
Graphic Team
Mesajlar:
366
Konular:
91
Teşekkür (Etti):
96
Teşekkür (Aldı):
132
Ticaret:
(0) %
30-10-2008 20:05
#3
konu daha ilginç bilgilerle devam edecek.
çoğumuzun hemen hemen bu konuda bilgisi vardır.
okumuş veya duymuş olabiliriz.
ama bu konu birazda dipsiz bir kuyu gibi.
ilerledikçe çok daha ilginç olacak başı biraz sıkıcı ama konunun özü bu bilgiler.
---------------------
Ben hep biliyorum, bilenler gibi,
oyun oynuyorum aslında, hiçbir oyunu,
gerektiğince bilmiyorum.
Çok gerekli bir yazının, çok gereksiz yerlerinde
dolanıp duruyorum.
Bitirebilmek ayrı bir konu.

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.!
turkhackteam.net/org
*666* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Nereden:
Graphic Team
Mesajlar:
366
Konular:
91
Teşekkür (Etti):
96
Teşekkür (Aldı):
132
Ticaret:
(0) %
30-10-2008 20:25
#4
Metodolojisi
Parapsikologlar, paranormalfenomen etüdünde fenomene çeşitli yöntemlerle yaklaşımda bulunurlar.
Bu yöntemler, geleneksel psikolojide kullanılan niteliksel yaklaşımların yanısıra, niceliğe dayalı deneysel ve gözlemsel metodolojileri de içerir. Parapsikologların çoğu, etütlerinde, psininistatistiki kanıtını sınarken
"****-analiz" yöntemini kullanırlar.

Ganzfeld uyarımı

Ganzfeld uyarımı (ganzfeld stimulation) parapsikoloji laboratuvarlarındaki deneylerde denekte duyular-dışı algılamayı harekete geçirmek üzere “duyumsal yoksunluk” sağlanması
(duyumsal uyaranların minimum düzeye indirildiği bir ortam sağlanması) olayına verilen addır.

Önceleri vizüel süreç testlerinde kullanılan terim, 1973 yılından itibaren psi testlerindeki uygulamalar için kullanılmaya başlanmıştır.
Bu uyarım sayesinde, beş duyusunu kullanamayan deneğe paranormal algılamalar için bir çeşit fırsat ortamı yaratılmakta, denek, zorunlu olarak duyular-dışı algılama alanına itilmektedir.
Fakat beklenen paranormal algılamalardan hangisinin oluşacağı bilinmez; yani denekte bir telepati fenomeni de oluşabilir, durugörü de, prekognisyon da.
Parapsikologlar ganzfeld uyarımını sağlamak üzere, “yüzme kabini” veya izolasyon kabini denilen, ısısı beden ısısına ayarlı, tuzlu suyla dolu, gürültü ve diğer uyaranlardan yalıtılmış çeşitli kabinler hazırlamışlardır.

Ganzfeld uyarımı bir telepati denemesi için yapıldığı takdirde sözkonusu “duyumsal yalıtılma” hem “alıcı” denek, hem de “verici” denek üzerinde uygulanır.
Yaklaşık 20 ile 40 dakika arasında süren "telepatik gönderme" süresi sonunda “alıcı” “duyumsal yalıtılma”dan çıkarılır.
Kendisine, örneğin dört imaj (ya da video) gösterilerek, hangisinin gerçek “hedef” olduğu, yani boş tuttuğu zihnine “verici”den hangi imajın geldiği sorulur.
Sonuçlar, doğru seçimin şans olasılıklarına oranla çok daha fazla oranda olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu ****-analiz sonuçları anlamlı olmakla birlikte, tartışmaya açık olduğundan akademikpsikoloji dergilerinde tartışılmaktadır.
Bununla birlikte, bazı deneylerde alıcıların “telepatik gönderme” sonrası kendilerine sözkonusu test imajları gösterilmemesine rağmen, kimi zaman doğru yanıtı verdiklerine rastlanmıştır.

Gezici durugörü (coğrafi durugörü) deneyleri

Gezici durugörü deneyleri kişinin beş duyusuyla algılayamayacağı uzaklıktaki ya da kapalı bir ortamdaki olay, nesne, yer ve canlıları algılayabilmesi paranormal yeteneğini sınar.

Laboratuvarda yapılan gezici durugörü deney türlerinden birinde, örneğin bir havuzun yüzlerce fotoğrafı çekilir, sonra bu fotoğraflardan biri denek için “hedef” olmak üzere rasgele seçilir ve denekten uzak bir yere konur.
Gezici durugörü deneycisinden görmediği bu fotoğrafın bir kağıda taslağını çizmesi ya da bu fotoğrafı bir şekilde betimlemesi istenir.
Bu süreç belli bir sayıdaki "hedef fotoğraf"larla tekrarlanır.
Bu yöntemin yeni, farklı ve gelişmiş usülleri sayesinde, bu tür deneylerin sonuçları daha isabetli ve verimli hale gelmiş bulunmaktadır.
Bu tür deneyler A.B.D.’nin devlet kontrolu ve sözleşmesi altında,
Princeton Üniversitesi’nin normal-dışı araştırma laboratuvarı,
Stanford Araştırma Enstitüsü ve Bilim Uygulamaları Uluslararası Kurumu’ndaki bilim adamları tarafından 25 yıl boyunca sürdürülmüştür.

Biriken veriler
hava-uzay bilimi profesörü Robert G. Jahn ve psikolog Brenda Dunne tarafından incelenmiş ve bu deneylerde yer ve olayların beklenilen şans olasılığının çok daha üzerinde bir oranla algılandığı belirtilmiştir.

Gezici durugörü medyumları içinde en ünlüsü olan A.B.D.’nden Ingo Swann’ın bu psişik yeteneğini kullanabilmesi için, yerkürenin herhangi bir yerinin enlem ve boylamkoordinatlarının kendisine verilmesinin yeterli olduğu ileri sürülür. Ayrıca, A.B.D.’nin soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği’ne karşı Swann’ın bu paranormal yeteneğinden yararlanmış olduğu ileri sürülür.

RNG ile Psikokinezi deneyleri

Güçlü ve ucuz elektronik ve bilgisayar teknolojilerine kavuşulması zihin ile madde arasındaki mümkün etkileşimler konusundaki tam otomatik deneylerin gelişimini sağlamış bulunmaktadır.

Bu tür laboratuvar deneyleri içinde A.B.D.’nde en sık uygulananı, bir
RNG (random number generator) yöntemidir.
Yöntemin temelinde deneğin zihin yoluyla rasgele sayıların dağılımını değiştirmeye çalışması sözkonusudur.
Bu yönteme dayalı tekniklerle kişilerdeki psikokinezi kabiliyeti test edilebildiği gibi, bir topluluğun RNG’ler üzerindeki etkisi de test edilebilmektedir.
RNG veritabanlı temel ****-analizler A.B.D.’nde,
Foundations of Physics gazetesinin 1986’da yayın hayatına başlamasından beri, birkaç yılda bir bu gazetede yayımlanmaktadır.

Bio-PK deneyleri

“Zihnin canlı sistemler ile doğrudan etkileşimleri” (DMILS) ya da diğer deyişle bio-PK, bir kimsenin tesir yoluyla kendisinden uzaktaki bir kimsenin psikofizyolojik durumu üzerinde değişiklikler yapabilmesi anlamında kullanılmaktadır.
Bu tür laboratuardeneylerinden birinde
“etkileyecek olan” ile “etkilenecek olan” birbirinden belli bir mesafedeki, farklı yerlerde yalıtılırlar.
Etkileyecek olan bakışlarını diğeri üzerinde sabitleştirir, onu etkilemek üzere niyetlerine konsantre olur.
Örneğin “etkileyecek olan” diğerinden düzenli olarak –sessizce, zihnen- bir şeye bakmasını ister.

Ölüm-ötesi deneyimi

Ölüm-ötesi deneyimi, bedensel işlevleri bakımından tıbben ölü sayılmış, fakat bir süre sonra reanimasyon (yeniden canlandırma) yöntemleriyle veya kendiliğinden yeniden yaşama kavuşmuş kimselerin bu ölüm ve yeniden yaşama dönüş arasındaki sürede geçirdikleri deneyime verilen addır.

TerimA.B.D.’nden araştırmacı hekim Dr.Raymond Moody tarafından ortaya atılmıştır.
Özellikle psikiyatrlar tarafından sürdürülen ölüm-ötesi deneyimi araştırmaları Elisabeth Kübler-Ross, Karlis Osis, George Ritchie ve Raymond Jr tarafından başlatılmıştır denilebilir.

Bunlardan Moody 1998’de Las Vegas’daki Nevada Üniversitesi’nde
“bilinç çalışmaları”na başkan olarak atanmış biridir.
Bu araştırma alanındaki ilk kurum, öncü araştırmacıların ve deneyimcilerin gereksinimlerini karşılamak üzere 1978’de kurulan
"Ölüm-ötesi deneyimi Etütleri Uluslarası Kurumu"dur (IANDS).

Bu alanda sonradan isim yapmış diğer araştırmacılardan
psikiyatr Bruce Greyson, psikolog Kenneth Ring ve kardiyolog Michael Sabom ölüm-ötesi deneyimi araştırmalarını akademik ortama taşımışlardır.

Ölüm-ötesi deneyimi spiritüalistler ve az sayıdaki parapsikologlarca ölümden sonra yaşamın varlığına ilişkin kanıtlardan biri sayılmaktadır.

Dr. Raymond Moody ve Dr. Elisabeth Kubler-Ross bu deneyimi geçiren kimselerin anlattıklarının hastanelerde kaydedilen raporları üzerinde çalışmış ve binlerce vakanın titizlikle incelenmesinden sonra şu sonuçlara varmışlardır:

Reanimasyonla yaşama döndürülenlerin anlattıklarında büyük ölçüde ortak noktalar bulunmaktadır.

Öldü teşhisi konulan kimseler, bedenlerinin ölü sayıldıkları sürede, bilinçlerini yitirmemişler, gözleri kapalı oldukları ve yerlerinden kalkmadıkları halde, çevrede olup bitenleri görebilmişler, bilebilmişlerdirler. (Doktorunhemşireyleneler konuştuğu, hemşirenin neyi almak üzere, ne zaman, nereye gittiği vs. Dolayısıyla, burada, beş duyunun dışındaki bir algılama sözkonusudur.)

Ölü sayıldıkları sürede yalnızca ameliyat odasında olup bitenleri değil, oda dışındaki, oda duvarlarının ardında cereyan eden olayları bile görmüşler, yaşama döndüklerinde gördüklerini ayrıntılarıyla anlatmışlar, anlattıkları doktorları tarafından tümüyle doğrulanmıştır.

Parapsikoloji araştırmacıları

Parapsikolog terimi ilk duyulduğunda genellikle psikoloji diplomasına sahip bir araştırmacı anlaşılır, oysa bu alanda uzmanlaşmaya gelen bilim adamları kökenleri itibariyle çok farklı alanlardan
(fizikçiler, hekimler, biyologlar) olabilirler.

İngiltere gibi bazı ülkelerde parapsikoloji üzerinde uzmanlaşmış kimselere devlet diploması verilmektedir.
Günümüzde parapsikologların çoğu Amerikan Bilim Geliştirme Kurulu’nun (AAAS) üyesi olan, Parapsikoloji Kurumu adlı bilimsel kuruma üye olmaktadır.

Bu kurumun tam üyesi olabilmek için gerekli koşullar şunlardır:
Doktora yapmış olmak, parapsikoloji hakkında bilimsel bir gazete veya günlükte Kurum’un üyeleri tarafından kabul edilebilecek kaliteli bir makale yazmış olmak ve Kurum’un iki üyesi tarafından üye seçilmiş olmak.

Bu kriterler Amerikan Psikoloji Kurumu’nun kriterleriyle hemen hemen aynıdır.
Bu noktadan hareketle parapsikoloji araştırmacısının diğer bilimsel etkinlik alanlarındaki araştırmacılardan hiçbir farkı yoktur.
Parapsikolojiye muhalif kuşkuculardan Ray Hyman bile bu konuda şöyle der:

Deneysel parapsikologların çoğu üniversite diplomalıdır. (…) Onlar bu alanda da kendi alanlarında edinmiş oldukları, bilimsel sorgulamanın deneysel denetimlerini ve istatistik tekniklerini kullanabilecek formasyona sahiptirler.

Yaklaşık 100 kadar “tam üye”ye sahip Parapsikoloji Kurumu’nun üye sayısı birkaç yıldan beri istikrar göstermektedir.
Kurumun çeşitli üye kategorileri de hesaba katılırsa,
Parapsikoloji Kurumu’nun bünyesinde yer alan yaklaşık 200 araştırmacının dünyanın çeşitli ülkelerinde parapsikoloji alanında çalışmalarını sürdürdüğü söylenebilir ki, bunların yaklaşık dörtte biri araştırmalarını tümüyle resmi yapılarda sürdürmektedir.

alıntıdır.
---------------------
Ben hep biliyorum, bilenler gibi,
oyun oynuyorum aslında, hiçbir oyunu,
gerektiğince bilmiyorum.
Çok gerekli bir yazının, çok gereksiz yerlerinde
dolanıp duruyorum.
Bitirebilmek ayrı bir konu.

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.!
turkhackteam.net/org

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler