İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Parapisikolojik deneyimler.

*666* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Nereden:
Graphic Team
Mesajlar:
366
Konular:
91
Teşekkür (Etti):
96
Teşekkür (Aldı):
132
Ticaret:
(0) %
30-10-2008 21:24
#1
Arrow
Parapisikolojik deneyimler.
Psişik Deneyim Nedir?
PK, ya da ‘Psikokinesis’ deyimi de, parapsikolojik incelemede ikinci yeteneği, yani bir insanın kas sistemini kullanmadan nesneleri, olayları ve hatta çevresindeki kişileri etkileme yeteneğini tanımlar.


Günün birinde, genç bir bayanın çaresizlik içindeki sesiyle yüzleşmiştik.
Kadın geçirdiği olayın etkisi altında kendine bir çıkış yolu arıyor gibiydi;
sesi titreyerek yaşadığı olayı anlattı:

İki hafta önce kocasını toprağa vermişti.
Başından geçeni ancak şimdi anlatabilecek gücü kendinde bulmuştu.
Ama yine de zorlu bir dönem yaşamakta olduğu anlaşılıyordu.
Kadın, anlattığına göre kocasının ölümünden bir kaç gün önce bir rüya görmüştü.
Av sırasında, bir arkadaşı kocasını kazayla vurup öldürüyordu.
Bu rüyadan soğuk terler dökerek uyanmış, ama kimseyi telaşa vermemek için bu olaydan kimseye söz etmemişti.

İki hafta sonra bir av partisi vardı.
Kadın bu kez de, kocasını huzursuz etmemek için yine susmayı ve ona rüyasını anlatmamayı yeğlemişti.
Zaten kocasına durumda söz ettiği takdirde, onun konuyu,
“alt tarafı bir rüya” diye geçiştireceğini biliyordu.
Ama ertesi gün, olanlar olmuş, arkadaşı bir kaza kurşunu ile kocasını öldürmüştü.

Bu bayanla telefonla konuşan enstitü görevlisi bendim.
O bir çıkış yolu arıyordu, ama konumu sadece bu değildi.
Konuştuğum kişi, bu gibi sorunlara kafa yoran bir bilim adamına danışarak, ondan doğru davranıp davranmadığına dair bilgi edinmek istiyordu.
Acaba bir parapsikolojist, başından böylesine olaylar geçen kişilere derde derman olabilecek gerçek cevapları vermek için konusunda ne kadar bilgi sahibi idi?

Üzülerek belirtmem gerekiyor ki, bizler bu gibi olaylar karşısında halen kesin konuşabilecek yeterlikte değiliz.
Bütün yapabildiğimiz, onların içinden geçtikleri bu ortamın özümseyebilmelerine yardımcı olmak ve durumları çerçevesinde edinebileceğimiz bulguları kendilerine anlatmaya çalışmaktır.

Peki, bu kadının yaşamış olduğu olgu bir rastlantı gibi geçiştirilebilir miydi? Kocasının ölümüyle, kadının bize yapmış olduğu telefon başvurusu arasından iki haftalık bir zaman geçmişti.
Kadın bu süreç içinde depreşen suçluluk duygusunu bastırmak için yoğun çaba sarf etmiş olmalıydı.
Bu bayana göre, ona yolunu yordamını bilmediği nitelikte bir uyarı yapılmıştı. Uyarı, “rüya” yoluyla gelmiş, ama kendisi bunu değerlendirememişti.

Şimdi ise kadın, “herhangi bir biçimde geleceği algılamak ger-çekten mümkün müdür, yoksa ben çıldırıyor muyum?” diye kendini sorguluyordu.

Psişik yeteneğin insanların tamamına, ya da bazı seçkin kişilere bağışlanmış olduğu inancına bugüne kadar kesin bir destek bulunduğu söylenemez. Şimdilerde, bazı otoritelerin ileri sürdüğü, “her insanın psişik yeteneğe sahip olduğu, ama bir de bu yeteneği nasıl kullanacağını bilmesi gerektiği” savı doğru olabilir.
Fakat şu da var ki, bugüne kadar bu görüşü kanıtlayacak kesin bulgular saptanamamıştır.

Sınırlı sayıdaki insanların yüzleştikleri olaylara dayanarak, bir kişinin kendi isteği çerçevesinde psişik yeteneğini kullanabileceği inancı tüm gerçeği yansıtmaz.

Çünkü biz, psişik yeteneğin herkese vergi olup olmadığını bilemiyoruz. Bildiğimiz, insanların yüzleştiği psişik olguların epeyce yaygın olduğudur.

Çeşitli yörelerde yapılan bilimsel araştırmalar, ortalama bir genellemeyle, oralardaki nüfusun dörtte üçü ile yarısının bir, ya da daha fazla psişik deneyim geçirmiş olduğunu belirliyor.

Böylesine saptamalara rağmen, bu araştırmaları yürüten parapsikolojistlerin ayrıntılara inen sorgulamaları sonucunda başka bir gerçekte ortaya çıkıyordu.
Karşılaşılan psişik olay türleri parapsikolojinin ince standart elemesinden geçirildiğinde, bunlardan pek azını psişik nitelikte olduğu belirginleşmekteydi. Ayrıca, parapsikolojistlerden çoğunluğunun değerlendirmesine göre, herhangi bir yörede psişik yüzleşim olgusunu yaşayanların yüzde onu ya da onbeşi kadarı gerçek ESP veya PK halinden geçtiklerinin ve bu konunun normal yaklaşımlarla açıklanamadığı gösteriyor.

Burada önemli bir nokta belirlenmelidir: ESP (Extra sensory Perception) deyimi bedenin bilinen algılama duyularını kullanmadan ve bilimsel karşılaşmalara bağımlı olmadan insani enformasyonlar (bilgilendirmeler) yeteneğini tanımlar.

Psişik Olay Türleri
Dr. Rhine, kişilerin kendisine yaptığı binlerce bildirimi bilimsel yöntemler kullanarak incelemişti.

Sonuçta bildirimlerin, ya da yüzleşilen psişik olayların yüzde 60’lık bir bölümünün uykuda rüya biçiminde olduğunu saptadı.
Bundan sonraki yüzde 30’luk bölümse, uyku halinde olmaksızın etkileşim, ya da dürtü şeklinde kendini gösteriyordu. Geriye kalan yüzde 10’luk bölümde de bu olgu duyusal, ya da sinirsel halüsilasyon ortamında oluşuyordu.
Gerçeğe yönelen rüya

Dr. Rhine psişik rüyaları iki kategoriye ayırıyor. Bunların en çok karşılaşılanını ‘gerçeğe yönelik rüya’ diye tanımlayarak şu örneği veriyor:

Kaliforniya’lı bir büyükanne, gece korku veren çarpıcı bir rüya görerek uykusundan uyanır.

Kadın henüz emekleme çağında bir bebek olan torununu uyurken, üzerinde örtülü ağır yorganın altında soluk almaya çabalarken görmüştür. Bebeğin direnci giderek azalır, bunalım içinde adeta sona yaklaşır.
Saat gecenin dördüdür. Büyükanne, sorunu önce, “ne olacak alt tarafı, bir rüya işte” diye yorumlar.


Gecenin bu vaktinde, damadının evine telefon eder etrafı telaşa verdiği takdirde, onun bir çılgın olduğu düşünülebilir. Sonra telefon eder. Damadına git ****** kurtar der. Damadı sakin bir sesle: “az önce sesini duyduk ve kurtardık, şimdi sütünü içiriyoruz”

İşte, bu olayda görüldüğü gibi, büyükannenin rüyası gerçek olaya yönelik bir davranış biçimini örneklemektedir. Olayda, büyükanne tehlikeyi algıladıktan başka, bu tehlikenin ne olduğunu da saptamıştı.

Psişik yüzleşimlerde sözü edilen bir başka olguda, hayale yönelik ‘sembolik rüyalar’ tiplemesidir. Dünya savaşı sonrasında San Francisco’dan bir bayanın bildirimi bu dala iyi bir örnek oluşturur.

Bu bayan şöyle yazıyordu:
1945 yılının 20 0cak gecesi gördüğüm rüyada, Pasifik cephesinde savaşmakta olan biricik oğlum, mutfakta yanıma gelerek bana iyice ıslanmış, üzerinden sular damlayan üniformasını veriyordu.
Oğlumun genç yüzündeki ifade, iyice sarsılmış bir insanınki gibiydi.
Onun üniformasını silkeleyerek, sularını süzdürmeye çalışıyordum.


ünüforması Bahriye lacivertti. Sular mutfağın yer karolarını boyuyordu. Karşımda dikilmiş beni seyreden oğlum Billie, sonunda üniformayı elimden alarak çamaşır küvetine attı.

Yanıma gelip bana sarılarak, “Bu çok korkunç, değil mi anne?..çok çok korkunç…” diye sızlanmaya başlamıştı.

Rüyamda düşünüyordum. Büyüme ve okul yıllarında oğlum bana fazla bir sorun çıkartmamıştı. Ama şimdi, müthiş bir zorlukla karşılaşmış olabilirdi.
Bu olaydan bir kaç gün sonra Long Beach’teki bahriye üssünden bir tekstilci beni ziyarete geldi. Adam, bana Billie’nin hizmet vermekte olduğu savaş gemisinin battığını bildirdi.


Oğlumun adı da kayıp listesinde idi. Billie’ye ne olduğu, öteki kayıplar gibi henüz saptanamamıştı. Ama, daha sonra oğlumun akıbeti, bana resmi ağızlar tarafından bildirildi. Oğlumun da içinde bulunduğu savaş gemisi, bir düşman denizaltısı tarafından torpido ile batırılmıştı. Bu nedenle 250 denizci hayatını kaybetmişti. Oğlum Billie de, denizde boğulanlar arasındaydı.

Burada, kadının gördüğü rüyayla gerçek olayın pek az ilinti taşıdığı görülüyor. Annenin görmüş olduğu rüyanın içerdiği mesaj;

fantezi, drama, anı oluşumlarının içinde gizlidir.
alıntıdır.


---------------------
Ben hep biliyorum, bilenler gibi,
oyun oynuyorum aslında, hiçbir oyunu,
gerektiğince bilmiyorum.
Çok gerekli bir yazının, çok gereksiz yerlerinde
dolanıp duruyorum.
Bitirebilmek ayrı bir konu.

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.!
turkhackteam.net/org
*666* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Nereden:
Graphic Team
Mesajlar:
366
Konular:
91
Teşekkür (Etti):
96
Teşekkür (Aldı):
132
Ticaret:
(0) %
30-10-2008 21:31
#2
Önsezi olgusu

Uyanıklık durumundaki etkileşimler de rüyalar gibidirler. Belki de devam etmekte olan bir normal bir psikolojik bir sürecin bilinç altında belirginleşmesidir.

Örneğin, ‘önsezi’ diye saptanan olguda görüldüğü gibi; bir, ya da daha fazla dürtünün meydana getirdiği oluşum uyarısı gibi…

ABD’nin Lowe eyaletinde, 1907 yılındaki olay bir kolej öğrencisinin başından geçmişti. Olayı şöyle anlatıyor:

Anne ve babam 1905 yılında boşanmıştı. Bu sonuç annemi utanç, keder ve yenilgi oluşumuda etkiledi. Bu nedenle, aralarında mektuplaşmı-yorlardı, ama bana sık sık yazıyorlardı.
Bir gün annemi ziyarete gitmiştim. Oturmuş karşılıklı laflıyorduk ki, annemin yüzünün adamakıllı bulandığını gördüm. Merakla ona ‘ne oluyor?’, diye sorduğum zaman, hiç beklenmedik yanıt aldım.


-Ne olsun, evladım? Şu anda öyle hissediyorum ki baban yeniden evlendi!
Doğrusu elimde olmadan kahkahayı basmıştım. Çünkü babamla sürekli mektuplaşıyorduk. Eğer böyle bir girişimi olsaydı, bana önceden kesinlikle bildirirdi. Babamdan daha bir önce mektup almıştım. Bana hiçbir şeyden söz etmediğini anneme bildirdim.


Bir kaç gün sonra ise, babam ondan aldığı mektupta, gelin görün ki, yeni evliliğinden uzun uzadıya söz ediyordu.
Benim yönümden bunların tümü normaldi, ama işin bani şaşkına çeviren yanı, babam evlenme törenini annemi son ziyaret ettiğim ana yani oturup onunla görüştüğüm zamana rastlamış olduğuydu.
---------------------
Ben hep biliyorum, bilenler gibi,
oyun oynuyorum aslında, hiçbir oyunu,
gerektiğince bilmiyorum.
Çok gerekli bir yazının, çok gereksiz yerlerinde
dolanıp duruyorum.
Bitirebilmek ayrı bir konu.

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.!
turkhackteam.net/org
*666* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Nereden:
Graphic Team
Mesajlar:
366
Konular:
91
Teşekkür (Etti):
96
Teşekkür (Aldı):
132
Ticaret:
(0) %
30-10-2008 21:33
#3
Geleceği Değiştirmek Mümkün mü?
Bu mevzu ile alakalı hadiseyi anlatıp yorumu size bırakacağız.


Los Angeles tramvaylarında vatmanlık yapan bir Amerikalı, rüyasında tehlikeli bir kavşakta kırmızı renkli bir kamyona çarptığını görür.
Kamyon devrilir.
Kamyondakiler acı içinde bağırmaya başlarlar.
Ertesi sabah Amerikalı vatman işine gider.
Rüyasında gördüğü kavşağa geldiğinde yavaşlar, bu sırada karşısına kırmızı renkli bir kamyonet çıkar ve ani bir frenle durur.
Kamyondaki kadın acı bir tebessümle vatmana bakar.

Bu hadisede yazar soruyu cevapsız gibi bıraksa da geleceği değiştirmenin mümkün olabileceği tezini savunur.
Fakat bize göre geleceği değiştirmek mümkün değildir. Çünkü biz geleceği bilmiyoruz.
---------------------
Ben hep biliyorum, bilenler gibi,
oyun oynuyorum aslında, hiçbir oyunu,
gerektiğince bilmiyorum.
Çok gerekli bir yazının, çok gereksiz yerlerinde
dolanıp duruyorum.
Bitirebilmek ayrı bir konu.

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.!
turkhackteam.net/org
*666* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Nereden:
Graphic Team
Mesajlar:
366
Konular:
91
Teşekkür (Etti):
96
Teşekkür (Aldı):
132
Ticaret:
(0) %
30-10-2008 22:42
#4
Azrailin Güzelliği, Gerçek bir hatıra..

Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra-

Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı
size nakletmek istiyorum.

Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı.
Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı.
Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm.

Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış.

Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı.
Serap bacak kemiklerindeki ****staz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu.

Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.'' ''Niçin?" diye sordum."Siz...dindar bir insanmışsınız.
Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü,ahireti anlatmıyorsunuz?"Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım.
O'nu üzmemeye çalışarak:"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim.
Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..."Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı.

Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü.
Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve
arada bir soru soruyordu.
Vefatına bir hafta kala:"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"
"Senin durumun çok özel" dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir.O anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter."O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı.

Çok ıstırabı olduğu için Serap'a
sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek: "Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." Dedi. "Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor.

Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum.
Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum.
"Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?. İşte Serap, böyle bir hanımdı.

Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti.
Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.
Ertesi gün O'na: "Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin. Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:
"Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?"

"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir." Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.

Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni
görünce yanıma gelerek:"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti:
Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.
Bütün ev halkı hayretten donup kaldık.
Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:"Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail,

O'nun söylediğinden de güzelmiş!...

alıntıdır.
---------------------
Ben hep biliyorum, bilenler gibi,
oyun oynuyorum aslında, hiçbir oyunu,
gerektiğince bilmiyorum.
Çok gerekli bir yazının, çok gereksiz yerlerinde
dolanıp duruyorum.
Bitirebilmek ayrı bir konu.

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.!
turkhackteam.net/org
Black-Box - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Administrator
Üyelik tarihi:
07/2008
Nereden:
İstanbul.
Mesajlar:
5.238
Konular:
2649
Teşekkür (Etti):
254
Teşekkür (Aldı):
1970
Ticaret:
(0) %
30-10-2008 22:48
#5
Abi serap ablanın hikayesi gercekten ürpetti beni ama en son cümleyi anlamadım ::S bağlayamadım sonunu


Edit 2 inci okuyusumda anladım abi saolasın
Konu Black-Box tarafından (30-10-2008 22:50 Saat 22:50 ) değiştirilmiştir.
@D@N@LI01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Nereden:
Windows
Yaş:
32
Mesajlar:
168
Konular:
25
Teşekkür (Etti):
0
Teşekkür (Aldı):
13
Ticaret:
(0) %
30-10-2008 22:49
#6
vallaha gerçektende ülperdim
---------------------
::H4CK3R::
Emeğe Saygı
***hacker fun club***
\\\|///
\\ - - //
( @ @ )
-----------oOOo--(_)-oOOo------------

[ THT Hackers]
[ T-H-T ]

------------ooooO-----Ooooo------------
( --)---------( --)
\ -(---------)- /
\_)-------(_/

*666* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Nereden:
Graphic Team
Mesajlar:
366
Konular:
91
Teşekkür (Etti):
96
Teşekkür (Aldı):
132
Ticaret:
(0) %
30-10-2008 22:53
#7
parapisikoloji esasında çok önemli bir konu uzun zamandır araştırıyorum dipsiz kuyu gibi
şimdide dna bağlantısını yazıcam notlarımdan
---------------------
Ben hep biliyorum, bilenler gibi,
oyun oynuyorum aslında, hiçbir oyunu,
gerektiğince bilmiyorum.
Çok gerekli bir yazının, çok gereksiz yerlerinde
dolanıp duruyorum.
Bitirebilmek ayrı bir konu.

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.!
turkhackteam.net/org
@D@N@LI01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Nereden:
Windows
Yaş:
32
Mesajlar:
168
Konular:
25
Teşekkür (Etti):
0
Teşekkür (Aldı):
13
Ticaret:
(0) %
30-10-2008 22:57
#8
kolay gelsin o zaman
---------------------
::H4CK3R::
Emeğe Saygı
***hacker fun club***
\\\|///
\\ - - //
( @ @ )
-----------oOOo--(_)-oOOo------------

[ THT Hackers]
[ T-H-T ]

------------ooooO-----Ooooo------------
( --)---------( --)
\ -(---------)- /
\_)-------(_/


Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı