İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Samimiyet Güzel Yalnızlık Sıkıntılı

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
14-05-2009 22:37
#1
Samimiyet Güzel Yalnızlık Sıkıntılı
Sevgi, insanı çevresinin dar sınırları dışında varlığın bütününe yöneltmiş olur.

'Birinci kişi içeri girer, fıçıya bakar ve fıçıda bir karınca görür. Karıncaya << su fıçımda ne işin var senin? >> diyerek onu ezer. Karınca yok olur. Bencillik! İkinci kişi gelir, fıçıya bakar ve karıncayı görünce << Evet çok sıcak bir gün, karıncalar için bile çok sıcak. Hiç bir şeye de zarar vermiyorsun. Haydi, fıçımda otur bakalım >> der. Hoşgörü! Üçüncü kişi gelir. Ne kızmak gelir aklına ne de hoşgörülü davranmak. Fıçıdaki karıncayı görür görmez ona hemen bir avuç şeker uzatır. Bu sevgidir!.' (Leo Buscaglia)

Sonunda kişinin salt değer ve varlığına olan sevgisidir bu. Böylece sevginin, saygı ve alçak gönüllülükle sıkı ilişkisi vardır. Saygılı bir tutum içinde tüm değerlere ve bu arada ahlâki değerlere açık olan ve alçak gönüllülükle onlar önünde eğilen, aynı zamanda içinde, onları gerçekleştirme ve kendi varlığını yüceltip tamamlama yolunda bir ihtiyaç ve isteğe sahip olur. İşte yetkin ve tam olmayan varlığın bu yetkinleşme ve tamamlanma isteğine, sevgi denir. Platonun deyimi ile sevginin insanı ölümsüz kılması da buradan ileri gelir; sevginin salt ve nesnel olan değerlerle ilişkisinden. (Necla Arat)

Sevgi her ahlâki tutumda etkilidir; çünkü ahlâk, ahlâki değerlerin gerçekleştirilmesini deyimler. Bu gerçekleştirme ise, kendini değerlere adamaksızın olanaklı değildir. Bu yüzden sevgi, bütün ahlâki yaşam ve çabada yönlendirici güç olarak görünmektedir. Bu gücü ile o, insan ruhunun tüm kirlerden, kötülüklerden arınmasını, kurtulmasını sağlar.

'Bir gün bir adam İsâ'yı yemeğe çağırır. Bir günahkâr kadın da orada bulunur. Kadın İsâ'yı görünce bir ak mermer kapıp kıymetli yağlarla onun ayaklarını yıkar. Ev sahibi içinden << Bu sahiden Peygamber olsaydı bu kadının kötü bir kadın olduğunu anlardı >> der. İsâ şöyle söyler: << Senin evine girdim, ayaklarım için bana su vermedin; fakat o benim ayaklarımı göz yaşlarıyla ıslattı, saçları ile sildi. Sen bana bir öpüş vermedin; fakat o, geldiğimden beri ayaklarımı durmadan öptü. Bundan dolayı sana denir: Onun çok olan günahları bağışlandı, zira o çok sevdi. İsâ kadına imanın seni kurtardı, selâmetle git!...dedi. >>

Böylece kişinin diğer insanlarla ilişkisinde geçerli olan ahlâki değerler açısından sevginin özel ve büyük bir önemi vardır. Burada sevgi, insan sevgisi olarak karşımıza çıkar. Bu anlamda sevgi, başkalarına yönelmedir; ağırlığın << ben >> üzerinden alınıp << sen >> üzerine taşınmasıdır. Bu arada belirtilmelidir ki, << sevgi >> sözcüğü daha çok duygu yanını vurguladığı ölçüde yanıltıcıdır; çünkü sevginin özü zihniyette, iradî tutum almalıdır. O, bir başkasına içten yakın olma ile ilgilidir; fakat bu yakın olma başkasını kişi olarak düşünüp dikkate almada, onun için yükümlenmede ortaya çıkar. (Nicolai Hartmann)

Sevgiyi ahlâki bir kimliğe kavuşturan da, işte duyguyu aşan bu iradî yanıdır. Böylece sevgi << olan >> bir şey değil, tüm değerlere özgü << olması gereken >> bir şey olur. Bu,

'Dünyayı sevmek büyük bir iş değildir. Asıl mühim olan kapı komşumuzu sevebilmektir.' (Los Angeler Times)

Biçimindeki özdeyişi açıkladığı gibi, sadece güzeli, yardımseveri, çalışkanı, uysalı, nazik ve terbiyeli olanı değil, bu niteliklerden yoksun olanı dahi sevmenin gerekliliği düşüncesini de açıklamaktadır. Aynı düşünceyi Tolstoy, şöyle dile getirmektedir:

'Bu günün en büyük günahı: soyut insan sevgisi, uzaklarda, bir yerlerde bulunanlara beslenen, kişilikten yoksun sevgi... Tanımadığımız, hiç bir zaman karşılaşmayacağımız insanları sevmek o kadar kolay ki! Hiç bir şeyi feda etmemiz gerekmez. Aynı zamanda da alabildiğine hoşnut oluruz kendimizden! Bilincimiz aldanır. –Hayır. Benzerimizi sevmeliyiz, ama kendisiyle birlikte yaşadığımızı, bizi rahatsız edeni - ' (Romain Rolland)

Yine, sevginin ahlâki özelliğidir ki, onun sömürmeye yer vermemesini belirler. Bu bakımdan Buscaglia'nın yakınması haklıdır:

'Eski ama doğru bir deyiş bulunmaktadır: << Eşyaları kullan, insanları sev >> derler. Oysa ne denli çok bireyin sevgi adına bunun tersini yaptıklarını; korkutucu biçimde sezinleriz.'

Diğer yandan ahlâki niteliği gereği verme ile birlikte ilgi, sorumluluk ve saygıyı da içeren sevgi sadece bir kişiye, bir sevgi nesnesine değil, tüm insanlara karşı bağlılığı deyimleyen bir yönelim, bir tutum olarak özgünleşir, bir kardeşlik sevgisi kimliğine girer.

'Eğer bir kişiye << seni seviyorum >> diyebiliyorsam, << sende herkesi seviyorum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zamanda kendimi de seviyorum >> da diyebilmeliyim.' (Erich Fromm)

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı