İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Ben'le İlgili

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
14-05-2009 23:12
#1
Ben'le İlgili
Genel Olarak

İnsan eşya ve olaylarla birlikte diğer insanların meydana getirdiği bir çevre içinde yaşamaktadır. Bu yüzden irade ve eylemlerinin değişik hedefleri vardır. Bunlardan biri, insanın kendi bedensel varlığı, diğeri başka insanların meydana getirdiği çevre, sonuncusu da kişiliği olmayan eşya ve olaylar dünyasıdır. Buradan, ahlâki değerlerin üç grubu çıkar: Ben'le ilgili değerler, çevreye ilişkin değerler, eşya ve olaylarla ilgili değerler.

Ben'le ilgili değerler

Doğruluk

Burada doğruluk, insanın doğrudan doğruya kendine karşı doğru ve namuslu olmasıdır. İnsan, hiç bir konuda kendini aldatıp kandırmamalıdır.

'İlk ve en kötü yalan, kişinin kendisini aldatmasıdır. Bundan sonraki tüm günahlar kolayca işlenebilir.' (J.Bailey)

Çünkü kendini aldatan için, hiç bir ahlâki ilerleme olanaklı değildir. Bu gibi kimseler her zaman kendilerini iyi, haklı ve adaletli, diğer insanları ise hor görür, aşağılarlar.

Kendine sadakat

Ahlâki kişiliğe sahip olmak isteyen, bizzat kendine sadık kalmak, değer ve ideallerinde değişiklik yapmayıp ilkelerinde kararlı olmak zorundadır. Böyle olmayan kimseyi karaktersiz diye niteleriz; çünkü ahlâki anlamda karakteden, ahlâklı insanı belirleyen iradenin sağlamlığını ve sürekliliğini anlarız. Ahlâka aykırı her eylem, temelinde insanın kendinden ve ideallerinden ayrılmasını, daha iyi ben'ine karşı sadakatsızlığını deyimler.

Açık kalplilik

'Prensip düşkünlüğünden sakın!' (Güstav Radbruch)

'Sistem içinde insan, bugün düşündüklerine yarın gülmek hakkını her zaman muhafaza etmeli.' (F. Marie Voltaire)

Açık kalplilik ile sadakat, bir tür gerilim ilişkisi içindedir; bu yüzden birbirleriyle uyum sağlamak ve birbirlerini tamamlamak durumundadır. Eğer insan aynı zamanda yeni bilgiler, yeni ve daha derin değerlere karşı içten bir açıklık ve alıcılığa sahip değilse, kendine sadakat bir iç daralmasına ve katılaşmaya ***ürür.

'Herkes insanlığı değiştirmeye çalışıyor, kimsenin kendini değiştirmek aklından geçmiyor.' (L. Tolstoy)

Ahlâki alanda da, insan yeniden öğrenmeye, bildiklerini değiştirmeye hazır olmalıdır. Bununla istenilen, değerlerin değiştirilmesi değil, daha derin ve daha kapsamlı bir değer bilgisine ulaşmak üzere, değer yargılarının (değerlendirmelerin) değiştirilmesidir. İnsan daha yüksek, daha yetkin ahlâkı bilgiye erişmeye hazır olmalıdır. Bu, ruhsal bir sarsıntı ile ortaya çıkar. Fakat böyle bir sarsıntı, onun için kurtarıcıdır; çünkü, ancak böylece içten canlı ve hareketli kalabilir ve değer yaşamında daha zenginleşip olgunlaşabilir.

Ölçülü olmak

Bu, bedensel yaşamla ilgili bir değerdir. İradenin hedefi bedensel yaşam olunca, karşımıza önce ölçülü olma değeri çıkar. Buna göre, bedensel yaşamdan gelen ihtiyaçların giderilmesinde aşırıya kaçmamak gerekir. Bu konuda ölçülü olmak, insandaki tinsel yanın açılıp gelişmesi için zorunludur.

Saflık

Saflık, nitelik bakımından ölçülü olmaya yakındır. Bu, aşağı dürtülerin, özellikle seksüel dürtülerin egemenliğinden kurtulmuş olmayı deyimler; ancak, cinsiyetin reddi anlamına gelmez. Saf olup olmama üzerine verilecek kararı belirleyen, duyarlık alanının doyurulması değil, doyurulma biçimidir.

'Sevginin öğeleri hayranlık duyma, saygı, yüceltme, taparcasına sevme vb. dir. Ama (karşı cinse) belli bir arzu da yer alır bu öğelerin arasında, yani cinsellik, duygusallık, birleşme isteği; ama insan kalkıp da bütün bu öğeler içinden her şeyi tek bir öğeye, ne bileyim tinsel, manevi olgulara bağlayarak açıklamaya çalışırsa; cinselliğin, birleşme isteğinin sevginin öğeleri arasında bulunduğunu bilmekle birlikte, bunu kendinden gizlerse, kendini aldatır, kendine karşı dürüst değildir. (Walter Biemel)

Saflık değerinin ne olduğu en iyi bir biçimde, onun karşıtından anlaşılabilir. Nitekim saf olmama, duyusal alanın bağımsızlaştırılması, haz ve zevk peşine düşülmesi, sadece haz ve zevkin onanması demektir. İnsanın kendini hayvanla ortak olan bu yanına terk ve teslim etmesi yalnızca tinsel yaşamın reddini değil, aynı zamanda ruhun aşağılanmasını, onun özünün kirletilmesini deyimler. İşte saflığın niteliğini, bu durumun tersi belirler. (Johannes Hessen)

'Hastalıklarımızın en belâlısı, bedenimizi sevmemek, küçük görmektir. Ruhunu bedeninden ayırmak isteyen, gücü yeterse, bu işi beden hasta iken yapsın; ruhunu hastalıktan korumuş olur. Ama, bunun dışında ruh bedenle işbirliği etmeli; onun zevklerine katılmalı, onunla karı koca olmalı ve, -bilgeliğe ermişse- beden hazlarına acılaşmalarına meydan vermeden dizgin vurmalı.' (Michel de Montaigne)

'Çünkü ben, bir hiç olmadığını, bu dünyada bir anlam taşıdığını bilen bir kimseyim.' (Wilheim Reich)

'Bir insanın gerçek değeri, her şeyden önce kendinden kurtulmayı ne ölçüde ve ne yolda başardığına bakılarak anlaşılır.' (Albert Einstein)

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı