İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Kültürde Trajedi

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
14-05-2009 23:27
#1
Kültürde Trajedi
Kültürün, insanlığın varlığı ve gelişmesi için büyük önem taşıdığı ortadadır; fakat bu önemin abartılmaması da gereklidir. Unutulmamalıdır ki, kültürde asıl önemli olan değerin kendisi ve dolayısıyla insandır; yoksa, salt kaba ve acımasız olan gerçeklik değil. Kültür, bir çok bakımlardan trajik çizgiler gösterir. Gerçekten, değer gerçekleşmesi sürecini (kültür sürecini) değişik evrelerinde gözlemlersek, hepsinde trajik öğelere rastlarız. Aslında, trajik denilecek her şey değerler ve değer ilişkileri dünyasında geçer. Katı mekanik fiziğin meydana getirdiği, değerden uzak bir evrende hiç bir trajedi yoktur. Yalnızca yüksek ve aşağı, soylu ve soysuz şeylerin bulunduğu yerde trajik olaylar olabilir.

Kültürdeki trajik öğeleri göstermek için, önce değer bulgulanmasını (keşfini) gözönüne alalım: İnsanlığın gelişmesi ve ilerlemesi en derin bir biçimde, değerler kozmosunda ilerlemeye, yeni değerlerin bulgulanmasına bağlıdır. Gökte nasıl gittikçe daha çok yıldız bulgulanmakta ise, tin dünyasında da gittikçe daha çok değer algılanmaktadır. Bütün görünüm biçimlerinde sevgi ve sadakat, güzellik, saf yaşama sevinci, çok yanlılık, özgürlük, her bakımdan beceriklilik, olgun kişilik gibi. Bazı değerler kendiliğinden ışık saçan yıldızlar gibi doğrudan doğruya algılanır, bazıları ise ışığı sadece yansıtan gezegenler gibi diğerlerinden çıkarılır. Bu algılama ve bulgu ise kitle ile değil, tek tek bireyle olur. İnsanlığın değerler dünyasındaki atılımı büyük, yaratıcı kişiliklerde gerçekleşir. Oysa kitle, genellikle bu kişinin değer yaşantısı (değer algılayışı) karşısında anlayışsızdır. Kitle, bu yeni değeri kendi değer ölçülerine vurur ve böylece onu reddeder. Dahası, kitle tüm araçları ile, yeni değerden ötürü kendisini sarsmış olan, daha yüksek bir değere ulaştırmak isteyen insana karşı savunmaya geçer. İşte bireyle toplum, kişilikle kitle arasındaki çatışma, trajedi, böyle başlar. Bu çatışmada, genellikle değeri bulgulayan (değer taşıyıcı) kendini feda eder.

Diğer yandan, değerlerin kavranmasında da bir trajedi söz konusu olur: Psikolojide insan bilincinin dar olduğu saptanmıştır. Bilincin bu darlığı en açık bir biçimde, değerlerin kavranmasında ortaya çıkar. Gerçi insan, olanaklı tüm değer ve değer oluşukları ile teorik bir ilişki kurabilir; fakat değerleri kavraması, daha doğrusu onlar tarafından tutulması sınırlıdır. Bu, değerlerin sırf bilgisinden tamamen başka bir şeydir. Bilme olayında, değerler karşımızda bir nesne (obje) olarak bulunur. Onlarla aramızda bir aralık vardır (süje ile objenin uzaklık ilişkisi). Bu aralık (bu mesafe), değerleri içten kavradığımız, onları benimseyerek algıladığımız zaman ortadan kalkar. Ancak bu durumda, artık onların karşısında yer almaz, onlarla bir oluruz.

İşte değerlerin bu kabullenilmesine, bu benimsenmesine, insanın sonluluğundan ötürü belli sınırlar çizilmiştir. Bütün değerleri algılayıp kabullenmek, insan için olanaksız denilecek kadar güçtür. O, aynı bir içtenlikle değerlerin hepsini onayamaz. Değerler adetâ, değeri yaşayacak olan kişiye girişlerinde birbirlerini kovmak ister gibidirler. İnsanın değer bilinci bakımından değerlerin bir çatışması söz konusudur. Tarih ve yaşamın kanıtladığı bu olay, değişik değer tiplerini ortaya çıkarmıştır: Vital, ekonomik, hedonist, teorik, estetik, etik insan gibi. Bunlardan her birinde belli bir değer doğrultusu egemen olup diğerleri etkisiz kalmakta ya da anlamları değiştirilerek kabullenilmektedir.

Nitekim vital insan tipi, yalnızca doğal anlamda yaşamı, biosu tanır. Onun için değerli olan, sadece vital yaşamın korunması ve geliştirilmesi, bedenin ve bedensel güçlerin biçimlendirilmesi, güçlendirilmesidir; bedensel güç ve güzellik, sağlık biricik ve en yüksek değerdir.

Ekonomik insan tipi, ön plânda ekonomik değerlere, yarar değerlerine önem verir. Onun gözünde bu değerler bir amaç için araç değil, doğrudan doğruya kendileri amaçtır. Ekonomik insan maddî nimetleri, yaşamın korunup sürdürülmesi ve özellikle tinsel değerlerin gerçekleştirilmesi için bir araç olarak değil, düpedüz bu nimetlerin kendileri için, kendilerini amaç olarak değerlendirir. O, yalnızca para ve maddî nimetler için çaba gösterir; ona sınırsız bir kazanma ve sahip olma dürtüsü egemendir. Saint-Exupery' nin kalemi, böyle bir insanı somut olarak gözler önüne serer:

-Ha! yıldızlar diyorsun
-Evet evet. Yıldızlar
-Peki bey yüz milyon yıldızı ne yapacaksın?
-Bey yüz bir milyon, altı yüz yirmi iki bin yedi, yüz otuz bir
Ciddi bir adamım ben. Gözümden bir şey kaçmaz.
-Ne yapıyorsun bu yıldızları?
-Ne mi yapıyorum?
-Evet?
-Hiç, sahibim onlara.
-Yıldızların sahibi sensin demek ?
-Evet.
-Ama ben bir kral görmüştüm, o..
-Krallar sahip olmazlar, yönetirler. Ayrı ayrı şeyler bunlar.
-Yıldızların senin olması neye yarıyor?
-Zengin olmama yarıyor.
-Yeni yıldızlar bulununca onları satın almama yarıyor.
Sözün burasında Küçük Prens, << Bunun kafası da tıpkı benim sarhoşunki gibi çalışıyor >> diye düşündü.
Yine de, yeni sorular sormaktan geri kalmadı.
-Doğru, ama ne yapıyorsun onları?
-Düzene sokuyorum. Sayıyorum, yine sayıyorum. Güç bir iş. Ciddi bir adamım ben.
Küçük Prens, daha öğreneceğini öğrenmiş değildi.
-İpek bir atkım olsaydı dedi, boynuma dolar, nereye gitsem yanımda ***ürebilirdim. Bir çiçeğim olsaydı, koparır yakama takabilirdim. Ama sen gökteki yıldızları koparamazsın ki.
-Koparamam ama, bankaya yatırabilirim.
-O da ne demek?
-Şu demek: Yıldızlarımın sayısını bir kâğıt parçasına yazarım. Sonra kâğıdı bir çekmeceye koyar, çekmeceyi kilitlerim.
-Hepsi bu mu?
-Bu.
Küçük Prens, << Eğlenceli iş >> diye düşündü, << pek şairane ama, ciddi denemez buna >>

Şu pinti, mirasını zenginleştirmek için dilenci gibi yaşamaktan daha hoş bir şey bilmez. Şu doymak bilmez tüccar, ufak ve deneyimli bir kazanç için, denizlerde dolaşır, bir kere elden gidince dünyanın bütün altınının ona geri veremeyeceği hayatını rüzgârların, dalgaların keyfine bırakır. (Desiderius Erasmus)

Pek çok kimsede ekonomik değer, hedonist ya da haz değeri diyebileceğimiz bir değere hizmet ilişkisi içersinde ortaya çıkar. Bu tip insana, hedonist insan denir. Bu tip için yaşamın anlamı, sadece yeme-içme ve cinsiyet dürtüsünün doyurulmasıdır. Onun amacı olanak ölçüsünde çok ve derin bir haz durumuna ulaşmaktır.

Teorik insan ise, hakikat ya da bilgi değeri denilen yalnızca tek bir değeri tanır. Onun asıl yaşam işlevi, araştırma ve bilgi edinmedir; bütün dış dünya ve insanlar karşısında sadece soğuk teorik bir tutum alır. Bütün varlık ve yaşamla bağlantısı, bilgi ilişkisinden ibarettir. Sanat ve ahlâkı duygusal olarak yaşamanın yerini, onlar üzerine yapılan teorik düşünme alır. Teorik insanın bilgisi ne denli zengin olursa olsun, gerçekte o yoksul ve zavallıdır.

Estetik insana gelince: Bu tip için de, tek başına güzellik değeri vardır. Ona göre, tüm değer yaşantısı estetik bir yaşantıdan ibarettir. O, gerçek şeyleri ve gerçek olayları, onlara sahip çıkmayı ve egemen olmayı istemekten çok, izleyerek zevk aldığı bir düş oyununa çevirir. Böylece insan yaşamını, bir sahne oyununu izler gibi, yalnız estetik açıdan gören bir kimsede zorunlu olarak ahlâki karar alma ve sorumluluk duygusu yoktur.

Son olarak etik insan tipine bakarsak, bunun içini ahlâki değerin yüksekliği ve yüceliği ile dolmuş olduğunu, ruhunun bütün gücü ile ahlâken yücelmeye çalıştığını ve bu arada tüm başka değerleri reddettiğini görürüz. Bu, Kant’ın sözünü ettiği ahlâki << olması gereken >> dünyasında yaşayan soğuk ödev insanıdır. Kendisinde yükselen tüm yaşam dolu duygu ve eğilimlere karşı sürekli bir savaş durumunda olan böyle bir ödev insanının katılığı sonuçta insanlığın en renkli ve soylu gelişimini öldürür.

Değer kavranması olayı da bir trajedi meydana getirmektedir. Bu trajedi, yukarda açıklanan tiplerde görüldüğü gibi, insanın kendini yalnızca bir değere adamasından ve diğerlerini reddetmesinden oluşur. Nesnelleştirme temel niteliği bakımından bir rasyonelleştirmedir. Aslında duygusal (irrasyonel) olan bir yaşantı içeriği başkalarına anlatmak ve göstermek için, aklın yardımı ile bir kimliğe kavuşturulur ve rasyonel olarak biçimlendirilir. Yaşantı, bir bakıma bağımsız olmak, yaşantı sahibi öznenin (kişinin) dünyasından çıkıp nesnelleşmek için biçime (form’a) muhtaçtır. Biçim, yaşantı içeriğinin içinde toplandığı, korunduğu ve böylece başkalarına sunulduğu bir kafes, bir kalıptır. Fakat diğer yandan aynı biçim, değer yaşantısı için bir tehlike de oluşturur. Akıp giden yaşam karşısında o, hazır ve değişmez bir şey olarak kalır. Biçimin değişmezliği ve durgunluğu, yaşantının canlılığına uymaz ve onu yansıtamaz. Böylece burada bir çatışkı ortaya çıkar. Bu çatışkı (bu antinomi) kendi içinde trajik bir yan içerir. Bu trajik yan, biçimin canlı ve hareketli değer yaşantısının kısmen bir ret ve ortadan kaldırılmasını deyimleşmesinden meydana gelir. Öyle ki, biçim ve sistem ne denli dengeli ve iyi kurulmuş olursa, biçimin ve sistemin çıktığı canlı kaynaktan o denli çok uzaklaşılır; ondan hiçbir izlenim alınmaz olur. İlerde ortaya çıkacak olan özgün kişiliğin hukuk, sanat, örf ve bilim gibi kültürün nesnelleşmiş biçimlerini kendi öz varlığına uymayan bir şey olarak algılaması ve bu nedenle kültür oluşuklarının katı formlarıyla sürtüşüp çatışması bundan ileri gelir.

Görüldüğü gibi, kültürde trajik öğeler saklıdır; çünkü kültür olayı, temelinde tinsel bir olaydır ve bu yüzden de duygusal nitelikteki bir değer yaşantısının gerçekleşmesi olarak, irrasyonel etkenlerden uzak kalamamaktadır. Kültürün tüm görünüşü, aydınlık çizgilerin yanı sıra karanlık çizgiler de gösterir.

‘İyi olmak isteği bazen öyle azgın bir tutku oluyor ki, iyi olalım derken kötü oluyoruz.’ (Michael de Montaigne)

Bu durumda insanın bizzat kendine, kendi insanlığına karşı suç işlememesi için, kendini beğenmişliğin sarhoşluğu içinde olmamalı ve sonluluğunu unutmaması gerekmektedir.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı