İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Yeteri Kadar İyi Olabilmek İçin

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
15-05-2009 00:42
#1
Yeteri Kadar İyi Olabilmek İçin
Ahlâkı olanın bağımsız değer özelliği

Materyal teoriler ahlâki olanın kendine özgü oluşunu ve bağımsızlığını görmüyorlar.

Buna karşılık biçimsel teoriler ise, onun içerikle ilgili yanını savsaklıyorlar. Buna karşılık biçimsel teoriler ise, onun içerikle ilgili yanını savsaklıyorlar. İşte Max Scheler tarafından kurulup Nicolai Hartmann’ın geliştirdiği günümüzdeki Modern Değer Ahlâkı bu her iki doğrultunun doğru yanını alarak, bunları birleştirme çabası içinde görünmektedir: Ahlâki olanı, biçimsel etiğin doğru olarak saptadığı bağımsızlığına zarar vermeden, içerik yönünden belirlemek.

Bu görüşe göre, ahlâki olan biçimsel bir şey olmayıp, materyal bir şeydir. Onun niteliği içi boş bir << olması gereken >> de tükenmez; aslında << olması gereken >> kesinlikle bir değere bağlıdır.

Böylece karşımıza, tinsel değerlerin bir grubu olarak nesnel ahlâki değerler çıkar. Bu arada ‘’iyi’’nin ahlâki temel değer olduğu üzerinde hiçbir tartışma yoktur. Bütün görüşler onun biricik ve en yüksek değer olarak kabul ederler; ancak, böyle bir değer olarak ‘’iyi’’nin tanımında kimi hazzı, kimi mutluluğu, kimi adaleti göstermekle birbirlerinden ayrılırlar. Oysa çok genel ve soyut olduğu için onun tanımı yapılamaz. O ancak diğer değerlere oranında, onlarla ilişkisinde belirlenebilir.

Bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, Değer Teorisi ahlâk sorununu değer kavramı üzerinde yoğunlaştırmaktadır. İyiliği iyilik yapan değer, kötülüğü de kötülük yapan değere aykırılıktır; her iki durumda da değer kavramı merkezi bir öneme sahiptir.

Değer kavramı olmaksızın ahlâk anlaşılamaz. Bu bakımdan ahlâki davranışın ölçütü olarak, Fromm’un yaptığı gibi, üreticiliği göstermek de doğru olamaz. Bir davranışı iyi kılan onun üretici (çoğaltıcı) oluşu değil, üstün bir değere dayalı oluşu, onu gerçekleştirmeye yönelmiş bulunmasıdır. İnsan olmak sırf üretici olmak değil değerleri gerçekleştirmek, kötü şeyleri değil iyi şeyleri, kötülükleri değil iyilikleri çoğaltmaktadır. (Erich Fromm)

Eylemlerimizin amaç ve hedeflerinden, normlardan ve buyruklardan söz ettiğimizde bütün bu kavramlar önceden değer kavramının varlığını gerektirir; bir şeyi önceden değerli bulmadan onu istemenin ya da buyurmanın bir anlamı olamaz.

<< İyi >>nin değerleri olarak ahlâki değerler, hakikat ve estetik gibi, kişiliği olan varlıklarda gerçekleşebilir.

İkinci özellikleri ise, salt bir bağlayıcı, yükümlü kılıcı güce sahip olmalarıdır; insanların karşısına kayıtsız şartsız, kesin bir istem olarak çıkarlar. Onları gerçekleştirip gerçekleştirmemenin bağlı bulunacağı bir koşul olmadığı gibi, gerçekleştirilmelerinde de bir ölçü, bir sınır söz konusu olamaz.

‘Yeteri kadar iyi olabilmek için çok iyi olmak gerekir.’ (La Rochefoucauld)

Üçüncüsü, total oluşlarıdır. Bütün yaşam, onların geçerlik alanı içersinde bulunur.

Dördüncüsü, evrensellikleridir; genellikle herkesi yükümlü kılarlar.

Böylece ahlâki olanın özel bir değer olduğu ortaya çıkmaktadır; diğer bir deyimle o, öteki değerler arasında bağımsız bir yer alır. (Nicolai Hartmann)

<< Ahlâken iyi >>nin niteliği

Ahlâki olan değer özelliğine sahip olduğundan, ahlâki davranışı genel olarak değerli bir davranış (değer gerçekleştiren bir davranış) diye niteleyebiliriz. Böyle olunca, cevaplandırılması gereken soru daha açık bir biçimde ortaya çıkar: Ahlâki davranış diğer değerli (değer gerçekleştiren) davranışlardan nasıl ayrılır? Onun kendine özgü yanı neden ibarettir?

Bu soruya cevap olmak üzere, olanak ölçüsünde olaya bağlı kalarak diyebiliriz ki, bilinçli bir eylem olarak ahlâki eylem bir seçmeye dayanır; çünkü somut yaşam durumlarında aynı zamanda birçok değerler sahneye çıkar ve insan da ancak herhangi bir bakımdan kendisi için iyi (değerli) olan şeyi isteyebilir ve eyleminin amacı yapabilir.

‘İyiye ve kötüye ait kabiliyetlerin çekirdeği yalnız insanda vardır; fakat << tabiatüstü bir kuvvet >> iyi olanı insanın kendisinin meydana getirmesini ondan istemiş ve ona hemen şunu söylemiş: << dünyaya açıl… Ben seni, iyi olanı elde etmek için lüzumlu bütün kabiliyetlerle donattım. Sana düşen iş, onları geliştirmektir; mutluluğun ve mutsuzluğun senin elindedir.’ (Takiyettin Mengüşoğlu)

Buna göre ahlâki karar, değişik değerler arasında bir seçme yapmaktan ibarettir. Diğer yandan, değerlerin bir mevki düzeni içersinde bulunduğu bilinmektedir. Daha yüksek değer sırf yüksek olduğundan aşağı değere tercih edilmek (yeğ tutulmak) istemi ile karşımıza çıkar. İşte bu isteme uyarsak, kişisel davranışımız değerlerin nesnel düzenine uymuş olur ve bununla da değere uygun (değerli) bir davranış niteliğini kazanır.

Anlaşılıyor ki, ahlâki davranış, somut yaşam durumlarında çatışan değerlerden yüksek olanın seçilmesi, buna karşılık aşağı olanının itilmesidir. Ancak, bu seçmede aşağı değerin (kendi çıkarımız ya da mutluluğumuz gibi) tüm reddedilmesi ve inkârı söz konusu olmayıp –bu değer duygusunun yanılması olurdu ve aşağılık duygusuna ***ürürdü- , yüksek değerin yararına aşağı değerden bir vazgeçme vardır. Buna göre, bir değer çatışkısının olmadığı durumlarda ahlâkla ilgili bir davranış söz konusu değildir.

‘Çirkin ya da kötü şeyleri ne dilemiş, ne de onlara el sürmüş olmayana namuslu denemez; zira kendisinin içten düzenli olduğunu göstermeden önce yeneceği bir şeyle karşılaşmamıştır.’ Antiphon – (Walther Kranz)

Şimdi bu görüşe karşı, onun her türlü ahlâki davranışa uymadığı itirazı yapılabilir: Bazen insan kendisini bir değere öylesine verebilir ki, artık o değerden başkasını gerçekleştirmek olanağı kalmaz; o, iyiyi gerçekleştirdiğinde sadece kendi niteliğine, kendisinde doğal bir özellik kimliğine girmiş olan iyi yanına uymuş olur. Sözgelimi cömert ve bağışlayıcı bir kimse yalnızca, bu özellik onun kendi içinden kaynaklandığı için böyledir. Onun, değerler arasında bir seçme yapmasına gerek yoktur; o, kendi yaratılışından gelen sadece tek bir değeri göz önünde bulundurur.

Bu itiraz yerinde görülemez; çünkü seçme eyleminde söz konusu olan mantıkî bir düşünce biçimi değildir. İyi insan, seçerken uzun süre düşünüp taşınmaz, çatışan değerler üzerinde bir yargılamada bulunmasına ihtiyaç yoktur; onun değer duygusu, en karmaşık yaşam durumlarında dahi kendisini güvenilir bir biçimde yönetir. (Nicolai Hartmann)

Üstelik bu, ince bir zekâ ve anlayış gücünü gösterir.

‘Aynı meselede birçok çareler bulmamız, zekâ bolluğundan değil, daha çok her aklımıza gelen şey üzerinde bizi durduran ve en iyisini seçmemize engel olan anlayış kıtlığındandır.’ (La Rochefocault)
CoDeRMaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
04/2009
Nereden:
Türkiye Cumhuriyeti
Mesajlar:
1.414
Konular:
496
Teşekkür (Etti):
13
Teşekkür (Aldı):
434
Ticaret:
(0) %
15-05-2009 00:48
#2
Eline sağlık komutanim
---------------------
[YOUTUBE]http://www.youtube.com/watch?v=6Wk7PCWPzqg[/YOUTUBE]

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı