İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Yetersiz Görüşler

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
15-05-2009 00:52
#1
Yetersiz Görüşler
Yetersiz görüşler

Ahlâkın niteliğini açıklamaya girişen bu görüşleri üç grup altında toplamak olanaklıdır.

Birinci grubu oluşturan Egoizm, Hedonizm ve Evdemonizm, Ütilitarizm ve Naturalizm nimetler ahlâkı olarak nitelendirilir. İkinci grubu meydana getiren amaç ahlâkı Yetkinlik ahlâkı, Kültür ahlâkından ibarettir. Üçüncü grup Formal ahlâk teorisidir.

Egoizm

Her varlığın kendini koruması gerçeği, bu kuramın çıkış noktasını oluşturur. Fizik varlıklarındaki bu eğilim, insanla birlikte bütün canlılarda kendini koruma dürtüsü kimliğinde ortaya çıkar. İnsan, kendini sevme denilen bu dürtüsüne uygun davranırsa iyi, aykırı davranırsa kötü bir tutum almış olur. Egoizme göre, kendini sevme erdemin ve böylece de ahlâkın biricik kaynağıdır.

Anlaşılan, bu etik görüş insanın bütün eylemlerinde bencil davrandığı, yalnızca kendi ben'inin korunması ve geliştirilmesini gözönünde bulundurduğu yolunda psikolojik temel bir anlayışa dayanmaktadır. Öyle ki, bu görüşe göre insan görünüşte özgecil olan tutum ve davranışında bile bencil dürtülerin egemenliği altındadır. Sözgelimi, başkalarının varlığını dikkate aldığı, onların arzularına uyduğu, kısaca adaletli davrandığı zaman dahi insan, kendini sevme dürtüsünün etkisi altındadır ve sırf kendi çıkarlarını bu yolla en yetkin bir biçimde sağlayabileceği için böyle bir tutum içersinde görünmektedir. Daha açık bir deyimle, özgecil olma, insanda bunu belirleyen özgün ve bağımsız bir eğilimin varlığına işaret etmemekte, yalnızca kendini sevme dürtüsünün gizli ve örtülü bir biçimde ortaya çıkmasından ileri gelmektedir; insan, sırf bencilliğinden ötürü özgecil davranmaktadır. (Michael Wittmann) Bu görüşe, diğer başka düşüncelerle birlikte Spinoza ve Hobbes' da da rastlanır.

Fakat, bu görüş tutulamaz. Bir kez, insan her durumda bencil bir tutum almaya psikolojik bakımdan belirlenmiş olarak zorlanıyorsa, böyle bir tutumun, yani << olan >> ın ayrıca bir << olması gereken >> niteliğinde bir ilke, bir kural kimliğine sokulmasının yeri ve anlamı yoktur.

Diğer yandan, Egoizmin insan psikolojisine ilişkin görüşü de doğru kabul edilemez. Nitekim, boğulmakta olan bir ****** kurtarmak için suya atlayan bir kimse, ailesini geçindirmek için gece gündüz çalışan bir baba acaba sadece kendini sevme dürtüsünden mi böyle yapmakta, yalnızca kendi doyumunu mu aramaktadır? Kesinlikle hayır! Gerçi bu gibi kimseler sonuçta haz biçiminde bir doyum bulmaktadırlar, fakat onların davranışlarının amacı bu değildir; amaç ******n kurtarılması, ailenin refah ve iyiliğidir. Çocuğu kurtarma ve aileyi geçindirme yolunda gece gündüz çalışma sonucunda duyulan haz ya da bu tür davranışlardan kaçınmanın yaratacağı acı ve üzüntü, yalnızca sonuçta meydana gelen psikolojik bir yan ürün, bir yan görünümdür.

Eylemde bulunanın asıl amacı, kendi ben'i değil, yabancı ben ya da ben'lerdir. Böyle bir davranışa da bencil değil, özgecil denileceği bellidir. Demek oluyor ki, insan ruhunda hem bencil ve hem de özgecil duygular bulunmakta ve böylece Egoizm psikolojik tezinde yanılmaktadır.

Bu nedenle Egoizm bizim değer ve ahlâki bilincimize ters düşmektedir. Ahlâk ile kendini sevmenin birbiriyle asla bağdaşmayacağı konusunda en küçük bir kuşku yoktur. Bir eylemin ahlâki değeri, onun bencil duygulardan arınması ölçüsünde büyüktür. Ancak büyük ve kutsal bir işe girişerek kendini aşıp topluma adayan, güçlerini başkalarının hizmetine koyan ahlâken iyi davranmış olur. Gerçek ahlâki davranışın kaynağı kendini sevme değil, tam tersine kendini unutmadır. (Nicolai Hartmann) İnsana yakışan, insanî düzeyi deyimleyen, hayvansal bir meziyet olan açıkgözlük değil, tam tersine bir vazgeçme ve özveridir. (esirgemezliktir)

Hedonizm ve Evdemonizm

Bu her iki görüş çok kez Egoizm ile birleştirilir. Oysa bunları Egoizm ile karıştırmamak gerekir. Bunlar insanın duygu durumları ile, mutluluk ve haz durumu ile ilgilidir. Egoizm ise kendini korumaya, yaşamda kendini kabul ettirmeye dayanır. Hedonizm ve Evdemonizm saltlıkla egoist olması gerekmez; başkalarının haz ve mutluluğunu da dikkate alabilir.

Diğer yandan, Hedonizm ile Evdemonizm de birbirinden ayırtedilir. Hedonizm'in temel görüşü, hazzı ahlâkın ilkesi yapmaktır. Bu arada << haz >> kavramından anlaşılan hoşlanma, eğlenme, zevk alma gibi şeylerdir. Bunun tersi ise acı, sıkıntı ve üzüntü gibi ruhsal durumlardır. Bu görüşe göre, hazzı meydana getiren, bizde haz duygusu uyandıran her davranış iyidir.

Evdemonizm ise, mutluluğu ahlâkın ilkesi yapmak düşüncesindedir. Ona göre sadece bizi mutlu kılan, içimizde mutluluk yaratan davranış ahlâken iyidir. Burada << mutluluktan >> anlaşılan da, sürekli ya da sık sık meydana gelen bir haz durumudur.

Böylece Hedonizm ve Evdemonizm eylemin hedefini birinin tek tek hazlarda, diğerinin ise olanak ölçüsünde sürekli bir haz durumunda görmesi ile birbirinden ayrılmaktadır.

Aslında bu ayrım daha derinlerde yatmaktadır: Hedonizm her zaman anlık ve geçici bir niteliğe sahip olan bedensel hazzı, Evdemonizm ise, bedensel hazzın yerine bir kalp huzurunu deyimleyen ruhsal ya da tinsel hazzı düşünür.

Bu arada her iki görüşün Antik Çağa kadar uzandığına da işaret edilmelidir. Nitekim;

'Aristotales de yaşamın ereğinin mutluluk olduğunu kabul ediyor. Ama, ona göre mutluluk anlık bir yaşantı değildir. Yaşamanın tümü içinde erişilebilen bir şeydir. Bir tür eylemdir ve haz ona doğal olarak katılır. Tıpkı << Bir çiçekle ve tek bir güzel günle yaz olamayacağı gibi, günlük veya kısa bir döneme özgü hoşnutluk insanı tümüyle ve en yetkin şekilde mutlu kılamaz.' (Necla Arat)

Nedir ki, İlk Çağ ahlâkçıları ahlâkın temeli olarak daha çok mutluluğu öngörmüşlerse de, mutluluğun içerik yönünden belirlenmesinde birbirlerinden ayrılmışlardır. Örneğin Platon ve Aristoda dahi bir Evdemonizmden söz edilebilirse de, onlar bunu eylemsel olarak aşmışlardır. Çünkü onlara göre, mutluluk yetkinliğin bir sonucudur. Bu nedenle kararlayıcı olan sırf bir mutluluk değil, mutlu kılıcı yetkinliktir. (Johannes Hessen)

Bundan böyle, bu kuramlara eleştirisel bir gözle bakacak olursak, şunları söyleyebiliriz:

İlkin, bu görüşlerin ahlâkın niteliğinde yanıldıkları deyimlenmelidir. Bizim ahlâki değerlendirmelerimizin ölçüsü haz ve mutluluk değildir. Nitekim bir kimse, kendisine haz ve mutluluk sağlamak amacı ile hırsızlığı ahlâken meşrulaştırmak isteseydi, böyle bir şey ciddiye alınamazdı. Çünkü, ahlâki bilincimiz insan davranışlarına Hedonizm ve Evdemonizmin önerdiğinden daha başka ölçüler uygulamaktadır. Bir davranışın ahlâki olmasını belirleyen, o davranışın istenmiş olması değildir; yalnızca << olması gereken >> e uygunluğudur. Bu << olması gereken >>, insanın istem ve iradesinin dışında ona seslenen bir şeydir. Onu algılayan vicdan, tam tersine çok kez hazdan vazgeçmeyi buyurur ve yüksek değerler uğrunda katlanılan sıkıntı ve güçlükleri ahlâken yiğitçe bir davranış olarak değerlendirir.

Bundan başka, bu görüşlerin ortaya attığı ilkenin uygulamadaki tutarsızlığı da dikkati çekmektedir. Bu ilkenin temsilcileri, hazlar ve mutluluklar arasında bir ayrım gözetmeden edemezler. Onlar için de, bütün hazlar ve bütün mutluluklar aynı değerde değildir. Fakat durum böyle olunca, hedonist ve evdemonist ilke yıkılıp gitmiş demektir.

Çünkü, bundan böyle artık değer ölçüsü başlıbaşına haz ya da mutluluk değil, onlardaki başka bir şey, onların özelliği, içeriği olmaktadır. Epikürizm'de bu, açıkca görülmektedir:

'Doğru, dürüst ve uslu olmadan mutlu yaşanamaz; ama doğru, dürüst ve uslu olmak için mutlu olmak gerekir.' (Epicure)

Ona göre, en yüksek nimet olarak mutluluk ruhun sağlam ve sarsılmazlığından, haz ve acının aşılmasından, onların üstüne çıkılmasından ibarettir. Burada gizlice, mutluluk değerinin yerine iç sağlamlığı, özgürlük, doğruluk ve dürüstlük gibi daha yüksek değerler geçmektedir. Böylece, gerçekte mutluluğun ve mutsuzluğun ölçüsü olarak bu değerler kabul edilince de, bu kavramlar kendi kendilerini yıkmış olmaktadırlar.

Şu var ki, bu eleştirilerle birlikte, Hedonizm ve Evdemonizmin özde doğru bir düşünceyi içerdiği de, burada belirtilmelidir. Doğru gözlemlenen fakat yanlış yorumlanan şey, erdem ve ahlâkla mutluluk arasındaki iç bağıntıdır. Ahlâki çaba, asla bir mutluluk çabası değildir. Ancak, ahlâki davranış mutluluğu birlikte getirmektedir. Mutluluk bütün ahlâki davranışlara katılan bir yan görünüm olarak ortaya çıkmaktadır. Davranışı ile ahlâki bir değeri gerçekleştiren kimse, bununla aynı zamanda mutlu olmakta, bir mutluluk değerini kazanmaktadır. (Michael Wittmann)

'Yalnızca bir aptal mutluluğun sürekli olmasını ve bir kez ele geçirildi mi sürüp gitmesini umar. Mutluluk her zaman bir duyumsamanın ya da bir eylemin yan ürünüdür. Bunu bildiğimiz halde aramızdan pek çoğu, yaşamını çılgınca mutluluğu arayarak ve sürekli neşenin peşinde koşarak geçirir.' (Leo Buscaglia)
keymaker1453 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
02/2008
Nereden:
Ş.Urfa
Mesajlar:
439
Konular:
16
Teşekkür (Etti):
7
Teşekkür (Aldı):
19
Ticaret:
(0) %
19-10-2009 18:04
#2
çok güzel paylaşımlar veriyorsun saolll
--------------------- Yağmurlardan
Sonra
Büyürmüş
Başak...

bydewrim

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı