İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Sevginin Yeşermesi

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
15-05-2009 20:45
#1
Sevginin Yeşermesi
Bu soruyu ortaya atmamın nedeni DOROTHYL SAYER adlı bir yazarın EYKIRI GÜNCEL Yayın evinin çıkardığı TEZATNAME isimli bir kitaptaki sözü olmuştur. Ona göre “Bağışlamak affedilemeyecek tek günahtır”

Bu yargıyı irdelemeyebilmek için önce, vicdanımızda bulunan ahlâki değerlerin insanın özgürlüğünü, dolayısıyla kişiliğini ve onurunu sağladığını belirtmek gerekir.

Bundan şu sonuç çıkmaktadır ki, bir kimsenin ahlâkı değerlendirme yapmak, bunu yapanın bizzat büyük sorumluluğu altındadır. Çünkü davranışlarımızın ahlâka uygun olup olmadığı o davranışın dış dünyada görünüşü ile asla ilgili değildir; yalnızca iç tutumumuz, niyetimiz ile ilgilidir.

Nitekim sırf gösteriş olsun diye yapılan bir yardım ahlâka uygundur denemez, böylece de o kimseye azla bir onur kazandıramaz; tam tersine yardım eyleminin yüksek ahlâki değerini ortadan kaldırır.

Öyle ki, bizzat davranışta bulunan kimse dahi davranışının hangi niyet ve saikle bilmez. Çünkü eylemlerimizin oluşumunda çok kez birden çok saik (motif) rol oynar; acaba hangisi niyetimizi, kararımızı belirlemiştir, bilinemez.

Bunu ROCHEFOUCAULT “En güzel hareketlerimiz bile eğer onları meydana getiren bütün sebepler herkesçe bilinmiş olsaydı, bize çok kez utanç verirdi” biçiminde dile getirir ve şöyle devam eder: “ Sarih, samimi ve dürüst bir muamelenin doğruluk eseri mi, ya da kurnazlık mahsulü mü olduğu hakkında hüküm vermek güçtür”

Üstelik bu Saikler her insanda bulunur “Her insanda, insanlığın bütün halleri vardır”(MONTAİGNE). Bu yüzdendir ki, büyük şairimiz Abdülhak Şinasi HİSAR “İnsan gizlice ihanet ettiği ahlâka olan saygısını, başkalarını itham ile ispata kalkar” sözü sağlam bir hakikati deyimler. Bu girişimle doğrudan bizi ilgilendirmese bile yapılan her iş ve eylem, yanlış da olabileceği düşünülmeden, kasıtlı ve kötü niyetli diye nitelendirilir.

Böyle olunca ahlâken kolayca itham etmenin toplumun esenliği bakımından da büyük bir tehlike oluşturduğu burada belirtilmelidir. Gerçekten herkesin, aslâ tam olarak bilemeyeceği iç dünyası bakımından birbirini itham ettiği yerde toplumun temelini oluşturan adaletin de üstünde sevgi ve saygının ortadan kalkması ve toplumun dağılması sonucunu oluşturur.

Buna çare olarak akla gelen bağışlama olgusunun da insanları hoşnut edip ahlâki düzeyi koruyacağı söylenemez. Çünkü onu çok kez aşağılamak anlamına gelir ve aradaki dostluk bozulur; bağışlanan artık bağışlayanı bir daha görmek istemez, onu gördüğünde kendi kusurunu hatırlar.

Bunda bağışlamaktan duyulabilecek zevk ve gurur da büyük ölçüde etkilidir. BEYDEBA’ DA aynen şöyle bir yazı vardır: “Suçluyu affetmekten ne büyük zevk aldığımı yakınlarım bilselerdi, bana yaranmak için hepsi suç işlerlerdi”

Buna bakarak diyebiliriz ki, bağışlamada çok kez kıskançlık ya da nefretin erdem biçiminde görünmesi ve gösterilmesi söz konusudur.

O halde sonuç ve çare olarak, bireyler arası ve toplumda sevginin yeşermesi ve korunmasının en sağlıklı yolu bağışlamak yerine hoş görmektir diyebiliriz. Hoşgörü her iki tarafta da oluşabilecek kötü duyguların oluşmasını engelleyecek en güvenilir yoldur. Çünkü böylece kusurlar görmezlikten gelinir ve örtülür, birbirinden hoşnutluk ve sevgi ortadan kalkmamış olur.

Öyleyse abartmadan bağışlamanın bir günah olabileceği düşüncesine katılmak olanaklıdır diyebiliriz.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı