İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Değer Bilgisinin Özü

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
15-05-2009 21:23
#1
Değer Bilgisinin Özü
Değer bilgisinin özü, aslı, akıl değil duygudur. Değerlendirme olayı üç değişik işleme bölünebilir. Doğaldır ki, bu bölünme yalnızca metodik ve kavramsal açıdan yapılan bir bölünmedir; yoksa gerçekte değişik üç işlem değil, kendisinde değişik yanların ayırtedildiği ruhsal yaşamın canlı bütünlüğünü gösteren tek bir işlem söz konusudur.

İşte böyle anlaşılmış olarak birinci işlem akılla ilgili (aklî) bir işlemdir. Değer bilgisinin oluşması için, önce dış dünyadaki eşya ve olayların birbirinden ayırt edilip saptanması zorunludur. Saptamak ve belirlemek de duygunun işi değil, aklın işidir. Nitekim dışımızdaki bütün şeyler, olaylar, ilişkiler, kısacası tüm nesneler (objeler) akıl tarafından kavranıldığı biçimde duyguya sunulur. Objelerin kullanışlılık, ender bulunma, seçkinlik, uyum ve yetkinlik gibi duygunun tepkisini çağıracak olan değer temellerine ilişkin özellikleri de, keza akıl tarafından kavranır.

İkinci işlem ise, duygusaldır. Burada, aklın sundukları duyguyu sarar ve duygu bunlara karşı haz ve elem, hayranlık ve nefret gibi değişik niteliklerde tepkide bulunur, cevap verir.

Üçüncü ve son işlem'de de yine akıl işe karışarak duygunun tepkisini, kendisi tarafından sunulan nesne ile ilişkiye getirir, ona bağlar; böylece meydana gelen değer yargısı, değer denilen şeyide içerir.

Bu işlemlerin özelliklerine bakılarak, insanda değer bilgisini sağlayan bir değer organın'dan sözedilmektedir. Ancak belirtilmelidir ki, değer organını kendine özgü ruhsal bir aygıt, bağımsız bir ruh gücü, kitlesel bir şey olarak düşünmemelidir. Burada işaret edilmek istenen, değer bilgisindeki aklın ve duygunun özel bir işbirliğidir.

<< Ahlâken iyi >> belirtildiği gibi, yüksek değerin seçilmesi ve yeğlenmesinden ibarettir. Bir eylem ve böylece de bir kişilik değeri olan ahlâki değer, seçme eyleminde ortaya çıkar. Bu değer, eylemimizin içeriğine, daha doğrusu seçilen değere göre değişik bir kimlik kazanır. Sözgelimi genel yarar ile kendi yararımız arasında bir seçim yapar ve genel yararı tercih edersek, özgecil davranmış, türdeş sevgisine ilişkin değeri gerçekleştirmiş oluruz. Kendimizi bir haz değerine kaptırmak ya da onurumuzu korumak yolunda bir seçim zorunluluğu karşısında ikincisini seçersek, bu eylemimizle saflık (safiyet) değerini gerçekleştirmiş oluruz.

Bütün bu değerler << ahlâken iyi >> kavramı içersinde yer alır, onun geniş kapsamlı içeriğini oluşturur. Diğer bir deyişle, << ahlâken iyi >> ancak biçimsel (formel) olarak belirlenebilen, zengin içeriğe sahip bir kavramdır. Onun bu zengin içeriğine genel bir bilgi edinebilmek için, bir bakıma ahlâki değerler evreninin taşıyıcısı olan temel değerlerden hareket etmek gerekir. Bunlar, ahlâki tutumun niteliğini kararlar; onlar olmaksızın bir ahlâk düşünülemez; << ahlâken iyi >>nin gerçekleştiği her durumda, onlar da gerçekleşmiş olur. (Nicolai Hartmann)

Değişik değerlendirilen şeyin, görünüşte aynılığı

Değerlendirmelerin, değer yargılarının değişik olmasının bir nedeni, değişik biçimde değerlendirilen nesnenin çok kez bir ve aynı olmayışıdır. Gerçekten bir çok durumlarda değişik değer yargıları verenler, aynı şeyi değerlendirmemektedirler. Değerlendirilen şey görünüşte, daha doğrusu biçimsel bakımdan aynı şeydir de, içerik bakımından, değişik değer yargısı verenlere göre tamamiyle başka şeydir. Örneğin bir sahne oyununda, bu oyunu izleyenlerden biri olabilir ki, oyuncuların yeteneklerini dikkate alarak, onu güzel diye nitelendirir; oysa bir başkası oyunun konusuna bakarak onu çirkin bulabilir.

Değer simgesinin anlamının değişik olması

Değerlendirme nesnesi aynı olsa bile, kullanılan terim (değer simgesi) aynı içeriğe sahip olmayabilir; başka bir deyimle, değişik kimseler aynı terimle kesin olarak aynı şeyi kastetmeyebilirler. Nitekim, bazıları << güzel >> terimi << yarar >> kavramı ile karıştırırlar. Bazıları ise << güzel >> i << hoşa giden şey >> diye anlarlar. Böylece aynı bir tabloyu bir kimsenin güzel bulmasına karşılık, << güzel >> i << yarar >> düşüncesi ile karıştıran hiç de güzel bulmayacaktır.
[/php]

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı