İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Kişilik Kazanabilmek

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
20-05-2009 12:10
#1
Kişilik Kazanabilmek
Değerlerin içten kabulü ile tinsel yaşamın gelişip açılması, anlaşılacağı üzere << insan olma >>nın, << insan idesi >>nin gerçekleşmesi demektir. Asıl anlamda insan olmak, ancak değerlerle olanaklıdır. İnsan ne denli değerlere açılır, içini onlarla doldurursa, o denli insan olur; böylece de kişilik sahibi bir varlık kimliğine kavuşur. Asıl anlamda kişilik bireyde değerlerin gerçekleşmesini, doğal yaratılıştaki bireyin tin'in değerleri ile doldurulmuş olmasını deyimler. Bir kimse, kişilik kazanabilmek için kendinde bu yüksek değerleri gerçekleştirmek zorundadır. Sırf doğal varlığı ile asla kişilik sahibi olamaz; kişilik ona önceden verilmiş bir şey değildir. Bu durumda Fromm'un,

'Kişilik dediğimde, bir bireye özgü olan ve bireyi eşsiz kılan, doğuştan getirilmiş ve sonradan kazanılmış tinsel niteliklerin tümünü anlıyorum.' (Erich Fromm)

Biçimindeki kişilik tanımı bir açıklamaya muhtaç görünmektedir. Kişiliğinin yapıcı bir öğesi olarak insanın doğuştan getirdiği, sadece tinsel yanı ve onda varlık kazanan değerlerdir. Fakat bu değerler her insanda aynen içi boş, soyut bir takım kalıplardan ibarettir. Bunların içerik kazanması ancak sonradan yaşam boyu değişik olaylarda gerçekleştirilmeleriyle olur ve böylece birey de somut yaşantılarında verdiği değişik değer yargıları ile diğer kimselerden ayrı, kendine özgü bir kişilik kazanır, kişiliğini tamamlamış olur. Bu bakımdan, kişilik yaşantı ve eylemlerimizle gerçekleşen değerler yoluyla kazanılacağına göre,

'İnsanlar ne yapmaları gerektiğini değil, ne olduklarını düşünmelidirler, daha çok.'

Diyen Meister Eckhart'a ancak, insanın kendisinin ne olduğunu düşünebilmesi ve anlayabilmesi için yine daha önceki eylemlerine bakması gerekeceğini, bu eylemleri aracılığı ile kendini tanıyabileceğini kabul etmesi koşulu ile hak verilebilir.

<< Kendin ol! >> buyruğu daha çok açıklanmasını yeni bir buyrukta bulur:

'Değerlerle dolu bir insan ol! Kişiliğinde olanak ölçüsünde saf ve zengin bir biçimde değerleri gerçekleştir! Değerler sana sesleniyor >> (Johannes Hessen)

Değerlerin bu kişilik yapıcı işlevi ahlâki değerlerde daha da belirginleşir; çünkü onlar, insanın değer yaşamında özel bir etkinliğe sahiptir, onların istemleri daha bir ağırlık taşır. << Ahlâken iyi >>nin değerleri insanı sadece tinsel değil, aynı zamanda ahlâki bir kişilik durumuna getirir. Ona onurunu kazandırır, böylece de varlığın daha yüksek bir katmanına çıkarır.

Gerçekten, gerçi tüm değerler bize seslenmekle birlikte hepsi de aynı ölçüde salt bir istemde bulunmaz. Hepsinin isteği aynı kesinlik ve yeğinlikte değildir. Her insan sanat ve bilim yapacak, mantıkî ve estetik değerleri gerçekleştirecek durumda olmadığından bunların yükümlülüğü altında da değildir. Oysa herkes etik değerleri gerçekleştirmek, iyi ve soylu bir insan olmak, ahlâki bir kişiliğe sahip bulunmak zorundadır, buna yükümlüdür. Bu değerler bize salt istem olarak yönelir, her durumda gerçekleştirilmiş olmayı beklerler. Bu konuda Kant haklı olarak bir kategorik emperatiften, düpedüz bir << Du sollst! >> (Yapman gerekir!) den söz eder.

Şimdi bu durumda, insanın seçkin ödevi olarak gösterilmiş olan << Değerli bir insan ol! >> deyimini << Her şeyden önce etik anlamda değer dolu bir insan ol! >> biçiminde tamamlamalıyız. Daha açık bir anlatımla, insanın onurlu bir varlık olabilmesi için iyi ve soylu bir insan olması, ahlâki bir varlık olabilmesi için iyi ve soylu bir insan olması, ahlâki bir kişiliğe sahip bulunması gerekir. İnsan her şeyden önce, salt istemleriyle yeğin bir biçimde seslenen << ahlâken iyi >>nin değerlerini gerçekleştirmelidir. Çünkü kendisinin varlığını ve değerini (onurunu) belirleyecek olan sahip olduğu bilgileri ve başarıları değil, zihniyetidir. İş görmede beceri ve çalışkanlık bir piyasa değerine sahiptir; ince bir zekâ, canlı bir düş gücü ve neş'e yalnızca ilgi ve beğeni toplar; buna karşılık sözünde durma, iyiye yönelik bir irade bir iç (öz) değerini temsil eder. Bu değer, yarar ve kazanç gibi meydana gelecek sonuçlardan ötürü değil, iradenin üstlendiği ilkelerden, zihniyetin özelliğinden ötürü bir değerdir. (Johannes Hessen)
Çiçero - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Mesajlar:
1.046
Konular:
82
Teşekkür (Etti):
606
Teşekkür (Aldı):
192
Ticaret:
(0) %
20-05-2009 17:18
#2
Emeğine sağlık kardeşim

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı