İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

En Yüksek İyi

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
20-05-2009 12:15
#1
En Yüksek İyi
Tüm canlılarda varlığın korunması, ihtiyaçların giderilmesine bağlıdır. Bunun için de gelişme, tamamlanma ve yetkinleşme zorunludur. Yaşamla, onun taşıdığı güçlüklerle başa çıkabilmek buna bağlıdır. Yetkinlik ise, mutluluk tanımındaki ihtiyaçların giderilmiş doyuma ulaşılmış olması durumunu deyimlemektedir. İşte böylece insanda yetkinleşme, kişiliğin kazanılması anlamına geldiğine göre, kişilikle mutluluk arasında doğrudan bağın gerçekliği konusunda hiç bir kuşku kalmamaktadır.

İnsan ancak içten geliştiğinde, zenginleştiğinde, tamamlanmaya yaklaştığında kendini derin bir biçimde mutlu olarak duyumsamaktadır; diğer bir deyişle, insan oğlunun duyacağı en büyük haz daha çok insan olmasında gizlidir. Bu yüzden içimizde gücümüz yettiğince iyiyi gerçekleştirirsek, aynı zamanda mutluluğu da kazanmış, arttırmış oluruz.

Çünkü tüm mutluluk değerlere, daha doğrusu onlara sahip olmaya bağlıdır. Bir değeri algılar ve dahası, onu gerçekleştirirsek mutlu oluruz. Bu nedenle ruhunun değer açısından zenginliği ne denli büyük olursa, mutluluğunda o denli büyük olur.

'Şu halde gerçekten mutlu olmak istersen, gerçekten iyi olmalısın. Mutluluğunun asıl kaynağı senin ahlâki değerindir.’ (Johannes Hessen)

Diğer yandan, insan bu kendi niteliğinin, ahlâki kişiliğinin iç doğrultusunu izlemediği, bu yüksek hedeften ayrıldığı zaman en derin bir biçimde mutsuz olmaktadır. Düşünce ve anlam dolu (gerçek) insan için asıl mutsuzluk işte budur: İdeale sadık kalmamış olmanın yarattığı sancılı bilinç; gerçek aydın olmaya karşı kusur işlemiş olmanın bilinci. (H. K. Iranscher)

Tinsel tarihe, geçmişteki büyük düşünür ve filozoflara bir bakış da yukarda tüm söylenenleri doğrulamaktadır. Bu gibi kimselerin yaşam görüşlerinin özüne inersek görürüz ki, hepsi insanın en yüksek hedefini bizim insan olmak, insan idesini gerçekleştirmek dediğimiz şey diye kabul etmişlerdir. Nitekim Yunanlılar insan için << en yüksek iyi >>yi evdemonya’da (mutlulukta) görmüşlerdir. Gerçi onların en yüksek hedef olarak evdemonya’yı göstermiş olmaları, burada savunulan görüşle bağdaşmaz gibidir. Özellikle Aristipp ve Epikür’ün haz felsefelerinde (Hedonizm’de) bu uyumsuzluk daha kesin gibi görünmektedir. Nitekim Aristipp’e göre yaşamın son amacı, yetkinlik değil de haz’dır. Ancak, İlk Çağın en büyük filozofları olan Sokrat, Plato, Aristo açıkça insanın yetkinliğini esas almışlar, mutluluğun, iç doyumun, hazzın her zaman ahlâki yaşamın ancak bir yan ürünü olduğunu söylemişlerdir. Bunlardan Plato << en yüksek iyi >>yi haz’da değil, bizim gittikçe tam olarak Tanrı’ya benzememizde bulmuştur. Tanrı iyi, salt adalet olduğundan, biz de ona ancak adaletle benzeyebiliriz. O, devlet diyalogunda en yüksek erdemin adalet olduğundan söz eder. (Macit Gökberk), (Alfred Weber), (Kâmıran Birand)

Böylece mutluluk da iyinin ve değerin erdemli kişiye, iyiye ve değeri gerçekleştiren kimseye geri yansımasından başka bir şey değildir.

Üstelik haz felsefesini savunanlar dahi gizliden gizliye mutluluğu sağlayanın daha yüksek değerler olduğunu, gerçek mutluluğun ruh sağlamlığından (ruhun sarsılmazlığından), haz ve acının aşılmasından, özgürlükten ibaret olduğunu kabul etmişlerdir. (Nicolai Hartmann), (Mehmet Tevfik Özcan)

Epikür’ün Menoikeus’a mektubunda şunları okuyoruz:

‘… Öyle rasgele her çeşit hazza atılmamalıyız, aksine, kendilerinden aynı derecede büyük sıkıntı gelmesi tehlikesi olanlarla karşılaşırsak onlardan kaçınmalıyız. Eğer aynı zamanda katlandığımız acının sonucu daha üstün bir haz olursa, o zaman birçok acıları hazlardan daha üstün tutarız. Böylece her haz, kendi tabiatı gereğince bir iyi’dir ama her haz erişilmesine uğraşmaya değmez; nasıl ki, bunun aksine olarak, her acı bir kötüdür, ama bunun için mutlaka kaçınılması gerekmez.’ (Epikür)

Görülüyor ki, Epikür hazlar, mutluluklar ve acılar arasında bir ayrım yapmaktadır. Tüm haz ve acılar aynı değerde değildir. Fakat böyle olunca yaşamda asıl hedef haz ve mutluluk değil, onu gerçek anlamda sağlayacak olan onlardaki başka bir şey (başka bir özellik) olmaktadır. Öyleyse mutluluk, yetkinliğe yönelik çabanın zorunlu bir meyvesidir ve evdemonyadan söz ettiklerinde haz felsefesi için de geçerli olan haz anlamında mutluluk değil, gerçek ve derin mutluluktur ki, bunu da sağlayan irade ve eylemin yetkinliğine, erdeme yönelik olmasıdır.

Hıristiyanlığın etkisinde kalan Orta Çağ boyunca etikte egemen düşünce olan << Yetkinlik >>, Yeni Çağda insanın hedefi olarak açık ve kesin bir biçimde ortaya çıkar.

Örneğin Leibnitz’de bunu görmekteyiz; bu nedenle de onun etiği Perfeksiyonizm adını taşır. Kant ve Fichte de ahlâken yetkin kişiliği varlığın en yüksek değeri olarak gördüklerinde aynı düşünceyi yansıtmışlardır. Düşünce yaşamında daha çok estetik üzerinde durmuş olup, bu arada az da olsa etiğe yer veren Goethe dahi bu görüşün temsilcisi olarak kabul edilir. (Johannes Hessen)

Nitekim Goethe’nin Faust Trajedyasında Faust ile bilimde, mutlulukta ve yazgıda salt yetkinliği arayan bir insan tipini canlandırmaya, böyle bir insan anlayışını dile getirmeye çalıştığı açıkça ve ısrarla belirtilir. (O. Münir Çağıl)

Bu arada bugün dahi sevilen ve saygınlığını koruyan Nietzsche’yi anımsatmak yerinde olur. O da,

‘Ben size Üstün insanı öğretiyorum. İnsan alt edilmesi gereken bir şeydir. Onu alt etmek için ne yaptınız?’ (F. Nietzsche)

Derken yetkinlik düşüncesine merkezî bir önem verdiğini açıkça belirtmektedir. Ona göre, gerçekte insan doğal varlık olarak noksandır; tam bir insan olabilmesi için kendisindeki bu aşağı yanın aşılması gerekir. Bu aşma da kendi çabası ile olacaktır.

Bunun için onun önüne bir örnek koymak gerek: Üstün insan. İşte insan bu örneğe ulaşmaya çaba göstermeli, hep kendini aşmalı, kendini alt etmelidir. (F. Nietzsche)

Bu düşünürlerin gözünde yetkinlik ve erdem sadece teorik bir yaşam anlayışı biçiminde değil, üstelik onların en derin yaşam arzu ve iradeleri olarak da ortaya çıkmaktadır.

Onlar bir iç huzursuzluğu, kendi kendileriyle derin bir hoşnutsuzluk duygusu ile dolup taşmışlardır. Hepsi daha büyük, daha derin ve zengin, daha iyi olmak isterler. Yüksek insanlıklara, insanlığın yüksekliklerine ulaşmak başlıca hedefleridir. Bütün çabaları tam insanlığa, kendi niteliklerinin tamamlanması ve gerçekleştirilmesine yöneliktir. Bu hedefi gözden kaçırdıklarında, yükseklere ulaştıracak yolu terk ettiklerinde, bu durum onlar için en derin bir mutsuzluk olur.

İşte bütün bunlar baştan beri belirtilmeye çalışılan insanın en yüksek hedefinin insan idesinin gerçekleştirilmesi olduğunu, kişiliğin tamamlanmasının insan çabasının en derin anlamını oluşturduğunu, mutluluğun buna bağlı olduğunu doğrulayacak güçtedir. (Johannes Hessen)
Çiçero Teşekkür etti.
Çiçero - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Mesajlar:
1.046
Konular:
82
Teşekkür (Etti):
606
Teşekkür (Aldı):
192
Ticaret:
(0) %
20-05-2009 17:19
#2
Eline sağlık kardeşim

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı