İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Değerlendirme Olmasaydı?

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
20-05-2009 12:23
#1
Değerlendirme Olmasaydı?
'Sadece duyusal dünyayı gerçek sayanlar, bu açıklamaları düşlem ürünü diye değerlendirebilirler. Duyusal dünyanın ötesine uzanan yolları arayanlar ise, insan yaşamının değer ve anlam kazanması için başka bir dünyanın da gözlenmesi gerektiğini ergeç anlayacaklardır. Böyle bir gözlem çoğunluğun korktuğu gibi, kişiyi << gerçek >> sayılan yaşama yabancılaştırmaz. Tersine daha güçlü, daha güvenli olmayı öğretir.

İnsan yaşamın nedenlerini kavrar da, bu nedenlerle sonuçları arasında kör gibi bocalamaktan kurtulur. Duyuüstünün kavranması ile duyusal gerçeklik asıl anlamını kazanır. Bu, yaşamda beceriksizliğe değil, becerikli olunmasına yol açar. Çünkü ancak yaşamı anlayan birisi, yaşamdaki uygulamalarında başarılı olabilir.’ (Rudolf Steiner)

Değer ve anlam

‘Değerlendirme olmasaydı, varlık içi boş bir kabuğa dönerdi.’ (F. Nietzsche)

Anlam kavramı ile değer kavramı arasında sıkı bir bağ vardır. Bir şey değerlerle ilişkisi olduğu, değerlerin gerçekleştirilmesine hizmet ettiği ölçüde anlam kazanır, bir anlama sahip olur. Anlaşılıyor ki, yaşam anlamını değerlere borçludur. Biz de yaşamın anlamını değerleri algılayıp yaşadığımızda kavrarız; hakikat, etik, estetik ve dinsel değer yaşantısında yaşamın anlamı bize bir iç veri olarak açılır, sanki içimize doğar. Buna göre insan yaşamının anlamı değerlere bağlıdır ve bireysel yaşam bir anlam kazanacaksa bu, ancak yaşamda değerlerin gerçekleştirilmesiyle olur. Böylece de mutlu yaşamla, anlamlı yaşam özdeşleşir. Çünkü biliyoruz ki, bireysel yaşamda değer gerçekleştirmesi süreci insan olma, yetkin bir varlık olma sürecidir – ki bu da mutluluktur. Bunun içindir ki, baştaki mutluluk tanımında anlamlı eylemlerden söz edilmekte ve aynen << Mutluluk, gerçekleşmesi anlamlı etkinlik ve etkileşimle ulaşılabilecek…>> bir durum diye gösterilmektedir. (Bu yüzden Fromm’dan yapılan bir çevirinin << Sahip Olmak ya da Olmak >> biçimindeki başlığı yanlış anlamaya neden olabilecek bir niteliktedir. Buradaki << olmak >> sözcüğü önce insanın yaşamda var olmasını anlatmaktadır. Aslında yazarın kastettiği, her ne kadar kendisi de yapıtına ad verirken almanca ‘Haben oder Sein’ demişse de, insanın değişerek oluşması, yetkinleşmesidir. Yine almanca deyimi ile ‘Werden’ dir. Bu düşüncenin yapıtın temel düşüncesi olduğu konunun özünden ve birçok sayfalarda açıkça ‘yeni bir insan’dan, ‘insanın değişmesi’nden söz edilmiş olmakla anlaşılmaktadır.)

İşte bu, yaşamın anlamı ile mutluluk arasındaki sıkı bağ dolayısıyla yaşamın anlamı sorusu, yaşamın bir anlamı olup olmadığı sorusu, yaşama ilişkin soruların ilki ve en önemlisi olma özelliğini kazanmaktadır. Bu bağ aynı zamanda yaşamın anlamı sorusuna yaşamın bütününe ilişkin olma gibi geniş ve tümel bir kapsam da sağlamaktadır.

Gerçekten, bu sorunun cevaplandırılması yaşam biçimimizi belirlemekte, yaşam yolumuzun bizi aydınlığa ya da karanlığa ***ürmesinde etken olmaktadır.

Her insanın yaşamında bu sorunun bilincini zorladığı anlar vardır; bunlar yaşamın gizemi ile karşı karşıya kaldığı saatlerdir. O zamana değin anlaşılır görünen varlığımız birdenbire bir soru olup çıkıverir. Dünyaya gelmiş bulunuyoruz, oysa bir zaman önce yoktuk, bir zaman sonra da yine yok olacağız. Dünyaya gelmemizin anlam ve amacı nedir? Niçin varız? Yaşam yolumuz nereye gidiyor?

Günlük yaşamdaki yüzeysel olaylar bile bu << niçin >> ve << nereye >> sorularının ortaya çıkmasına neden olabilir. Başarısızlık, her türlü talihsizlik, yoksulluk ve sefalet, hastalık ve ölüm pek olasıdır ki, varlığımızı soru kimliğine sokar, bizi anlam sorusu ile karşı karşıya bırakır.

Bu soruya cevap bulma konusunda bazıları kuşku duyma eğilimini gösterebilir. Oysa yaşamın bir anlamı olduğu kesindir. Gerçi yaşamın anlamı sorusuna çok değişik, bazen de birbirine karşıt cevaplar verilmiş ve verilmektedir. Ancak, burada deyimlenmesi gereken şu ki, yaşamın anlamı konusunda yorum ve görüşler çok değişik de olsa, hepsi yaşamın bir anlamı olduğunda birleşmektedir; yaşamın bir anlamı olduğu onların da ortak bir kanısıdır.

Bütün davranışlarımızda, yaşamın bir anlamı olduğunu önceden kabul ederiz. Tüm eylemlerimiz en derin bir biçimde yaşamın herhangi bir anlamı olduğu kanısından kaynaklanır. Varlığımız tinsel bakımdan bir çöl gibi cansız ve kurak olsaydı, yaşam anlamdan tümüyle yoksun bulunsaydı, biz de herhangi bir eylem arzusu ve istem için hiçbir hedef ve amaç tasarımı bulunmayacaktı. Çünkü bir istekte bulunmak demek bir amaç izlemek, eyleme geçmek demek de o amacı gerçekleştirmek demektir. Böylece anlamdan yoksun dünyada düşünen, duyumsayan bir varlık olarak biz asla var olamazdık. Öyle bir dünyada ki varlık, amaçlar izleyen ve onları gerçekleştiren akıl ve duygu sahibi bir varlık değil, akıl ve duygudan yoksun bir varlık olabilirdi. Bunun içindir ki, bizim için << neden >> ve << niçin >> sorularını ve dolayısıyla da bunlara verilecek cevapları içermeyen << rastlantı >> kavramı, asla bilimsel bir kavram olarak söz konusu olamaz. (Vecdi Aral)

Yaşamın bir anlama sahip olduğu, anlamsız olamayacağı düşüncesi o denli zorunludur ki, yaşamda bir anlam bulamadığı inancına varıp yaşamına son veren bir kimse dahi, mantığa uygun ve tutarlı görünen bu davranışı ile aslında yaşamın herhangi bir anlamı bulunduğunu, büsbütün anlamdan yoksun bulunmadığını kanıtlamış olur. Çünkü hiç değilse, yaşamda bir anlam bulamamanın sonucu olarak kararlaştırdığı kendini öldürme eyleminin anlamlı olduğu, bir anlamı bulunduğu kanısına varmış olmaktadır; yaşamın hiçbir anlamı olmadığı için –ki bu, onun düşüncesidir –tek doğru ve akla uygun olan şey ona son vermektir. Burada ortaya çıkan çelişki, yaşamın anlamla dolu olduğunu, yaşamın bir anlam taşıması onun niteliği gereği bulunduğunu açıkça kanıtlamaktadır.

Ciddi ve tutarlı bir nihilistin (yolculuk yanlısının) asla var olmadığı ve hiçbir zaman da var olamayacağı, bu bakımdan rahatlıkla söylenebilir. Gerçi bir kimse her yüceliği, tinsel karakterde olan her şeyi hor görüp yadsıyabilir (inkâr edebilir); bir hayvan gibi duygusuz ve kabaca yaşayabilir. Fakat buna rağmen yaşamını sürdürürse, bu olayda şu kanı açığa çıkmaktadır ki, yaşamı sürdürme herhangi bir biçimde anlamlıdır ve herhalde kendini öldürmeye yeğ tutulmalıdır. Böyle olunca da nihilistlerin uygulaması kuramlarıyla çelişmektedir. Her ne kadar kavramsal olarak reddediliyorsa da, yaşamakta (yaşamı sürdürmekte) onun anlamının onanması vardır; yaşamakla insan, yaşamının bir anlamı olduğunu kabul etmiş olmaktadır. Alınan her nefeste, her düşünme ve duyumsamada, her istek ve davranışta yaşamın anlamı üzerine bir kabul, bir onama gizlidir. Yaşamın anlamının içten bir tartışması ve yadsınması normal bir insan için olanaksızdır.

‘Bir insan yaşamın değerini ve anılarını tartışmaya başladığı an, hastalanmaya mahkûmdur.’ (S. Freud)

Üstelik yaşamın anlamını açıkça ve doğrudan doğruya yaşadığımız da bir gerçektir.

Ruhsal yaşamımızın en yüksek noktalarında, yaşamımızın anlamı bize bir iç yaşantı olur. Yaşadığımız değişik değer yaşantılarında bize onun anlamı öyle saf ve aydınlık bir biçimde açılır ki, onu görmemek için tinsel gözlerimizin kör olması gerekir. Yüksek bir değeri, sözgelimi bilim ya da sanatta bir hayranlık duygusunu, derin bir coşkuyu yaşamakla içimizin gelişip zenginleşmesinin bize verdiği mutluluk, yaşamın anlamını kabul konusunda en ciddi ve en keskin inancın uyanmasına neden olur. Çünkü bilim ve sanatın yüksek dünyası bizi anlamsızlıkla dolu günlük yaşamımızın üstüne çıkarır ve bize onun daha derin bir boyutunu, asıl ve saf anlamını açar. Bundan böyle derinden derine tüm yüksek ve iyi şeylere yönelir, yaşamın sevinç ve coşku içinde yaşayıp algıladığımız anlam ve değerlerini kendimizde gerçekleştirmeye, onları kendi varlık ve yaşamımızın kaba gerçekliğine aktarmaya çalışırız; hiç değilse içimizde böyle bir istek tutuşur. (Johannes Hessen)

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı