İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

İki Kere Söylemek de Güzeldir, Gerekeni

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
20-05-2009 21:33
#1
İki Kere Söylemek de Güzeldir, Gerekeni
'Müzeler pek çoktur ve hiç biri insandan daha olağanüstü değildir.' Sophocles, Antigone - (Erich Fromm)

Değer İnsanda

'İnsan çevresindeki nesnelerin farkına varırvarmaz, onları kendi ölçülerine göre değerlendirmeye başlar. Haklıdır da, çünkü tüm yazgısı bu şeylerden hoşlanıp hoşlanmamasına, çekici, itici, yararlı ya da zararlı bulmasına bağlıdır.' (Goethe)

Eylemde bulunmak, insanın bedensel ve ruhsal nitelikte doğal bir özelliğidir. Koşullar zorlamadıkça ya da kendisi istemedikçe onun bir yerde uzun süre hareketsiz kalması düşünülemez; kımıldamaksızın durduğunda bile zihinsel ve düşsel eylemlerde bulunması kaçınılmaz bir zorunluluktur; var olmanın bilincine de ancak böylece ulaşır.

'Ruh zevkini fiilde bulur.' Shelley - (Andre Maurois)

Sözü bu durumu kapsamlı bir biçimde dile getirmektedir.

Yalnız, insanın gerçekleştirdiği eylemlerinden zevk alması, bir doyuma ulaşabilmesi o davranış ve eylemi istemesine, işin içine istek ve iradesinin katılmasına bağlıdır. Bir şeyi istemek de onu değerlendirmek, önceden bir değerlendirme yapmak demektir.

Yaşamımız değerlendirmelerle geçer, bununla doludur. Hemen her an eşya ve olayları değerlendirir, bir değerlendirmeye tabi tutarız. Anlaşılan, değerlendirme insanın niteliği gereğidir; insanı belirleyen, insanı insan yapan bir şeydir.

'İnsan kendini korumak için değer biçti nesnelere, - nesnelerin anlamını o yarattı, insanca anlamı! Bundan ötürü << insan >>der kendine, yani: Değerlendiren.' (F. Nietzsche)

Ekmek, su, giysi, kitap, sağlık ve bunun gibi pek çok şeyleri, daha doğrusu karşılaştığımız her şeyi değerlendirmemiz bundan ötürüdür; değerlendirme yazgımızdır. İnsan ihtiyacı olan her şeyi doğrudan doğruya kendisi seçmek, seçme ya da seçmeme kararını bizzat vermek ister. Çünkü yararlı ya da zararlı, güzel ya da çirkin, iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış sonuçlar doğurabilecek bu seçmelerinin tek başına sorumluluğu taşımak, değerlendirici bir varlık olarak niteliğini gerçekleştirmek ona onur kazandırır.

Değerlendirmelerimizde yararlıyı yararsızdan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden ayırmada, böylece seçimlerimizi yapmada bir ölçü kullandığmız kesindir. Bu ölçüye de değer diyoruz. O halde önce şöyle bir soru sormamız zorunlu görünüyor:

Değerlendirmelerimizde kullandığımız ve << değer >> dediğimiz bu ölçüler nedir, nasıl bir şeydir?

Bu soruyu cevaplandırırken, diğer bir deyimle, değerlerin niteliğini açıklarken değerlendirme olayına bakılmalı, değerlendirme olgusundan yola çıkılmalıdır. Böylece deneye dayanmayan, ön yargılı bir açıklama yöntemi ile boşlukta kalan kavramlara varmak tehlikesi ortadan kaldırılmış olur.

Şimdi herhangi bir değerlendirme olayına bakarsak, bu olayda üç öğenin, bu olayın üç yanının ayırt edilebileceğini görürüz. Değerlendirme önce yaşanan bir şeydir, bir yaşantıdır. Buna değer yaşantısı denir ve bu psikolojik bir olaydır. Biz, bir tablonun ya da bir manzaranın güzelliğini, bir insanın iyi bir davranışını algılar, yaşarız. Aslında tüm eşya ve olaylarla ancak psikolojik bir yaşantı ile ilişki kurarız: Onları algılar, tasarımlar (tasavvur eder), düşünür ve duyumsarız. Bilindiği gibi algılama, tasarımlama, düşünme ve duyumsama da psikolojinin konusunu oluşturan olgu ve olaylardır.

Bu arada bizde değer yaşantısını meydana getiren, gözlemlediğimiz tablo, manzara ve insanın davranışının belli bir özelliği olabileceğini de göz ardı etmemeliyiz. Eğer bu eşya ve olayların, kısacası nesnelerin, bizde değer yaşantısını meydana getirecek bir takım özellikleri olmasaydı, onların karşısında değerlendiren bir tutum almamız, bir değer yaşantısına sahip olmamız düşünülemezdi. işte nesnelerin, onların karşısında yer alan bizden (özneden) ayrılığı nedeni ile sahip olduklarını düşündüğümüz ve bizde değer yaşantısının meydana gelmesine neden olan bu özelliklerine << değer özellikleri >> denir. Değerlendirme olayının ikinci yanını, ikinci öğesini de nesnelerin bu değer özellikleri oluşturur.

Nedir ki, nesnelerin sahip oldukları bu değer özellikleri, asla onların varlık özelliklerinden değildir. Nitekim tablonun boyutları, rengi, yapımında kullanılmış olan her türlü malzemenin cinsi ve daha bunun gibi başka şeyler o tablonun varlık özelliklerindendir; bunlar gözlem ve ölçme ile nesnel (objektif) bir biçimde saptanabilir.

Oysa bu tablonun değer özelliği olan güzelliği, onun varlığı ile ilgili değildir. Tabloyu değerlendiren bir kimse olmasa, o tablonun böyle bir özelliğinden söz etmenin anlamı yoktur.

Güzelliğin tablonun bir varlık özelliği olmadığını en açık bir biçimde göstermek için, birden çok kimselerin aynı tabloyu güzelliği açısından çok değişik değerlendirebilme olanak ve olasılığının varlığını deyimlemek yeterlidir. Gerçekten aynı tabloyu bazıları güzel bulacak, bazıları ise hiç de böyle demeyecektir. Oysa tablonun varlık özellikleri, sözgelimi boyutları, rengi ve yapıldığı malzeme konusunda hemen hemen herkes anlaşır, aynı şeyi söyler. Bundan anlaşılıyor ki, bir şeyin değer özelliği o şeyi gözlemleyen kişi ile derin bir ilişki içersindedir. Eşya ve olayların değer özelliğini, onların karşısında bulunan bir kimse, onlardan aldığı izlenimlerle, psikolojik bir yaşantı sonucu, bir değer yargısı ile onlara yüklemektedir. (Karl Brinkmann)

Böylece nesnelerin varlık özellikleriyle değer özelliklerinin birbirinden ayrı oluşu, iki ayrı yargı türünün varlığına neden olur:

<< Varlık yargısı >>, << değer yargısı >>. Buna göre bilimlerde ikiye bölünür. << Varlık bilimleri >>, << değer bilimleri >>. Varlık bilimleri varlık yargıları ile değer bilimleri ise değer yargıları ile iş görürler. Nitekim doğa bilimleri varlık bilimleridir ve bu nedenle de bu bilimlerde asla değer yargısı verilemez. Doğa biliminde insan, hayvan ve bitki değer açısından öğrenme ve bilme arzusu değerlendirici bir yaklaşıma izin vermez ve onunla bağdaşmaz.

Buna karşılık etik ve estetikte olduğu gibi, değer bilimleri bizzat değer yargıları verirler, konularını özellikle değer açısından araştırırlar. Bir ahlâkçı << ahlâken iyi >> değerini belirlemeye ve bundan somut davranışlar için normlar (<< olması gereken >>ler) çıkarmaya çalışır. Bu normlar, ahlâkçının insan davranışlarını bunlara uygunluğu açısından değerlendirdiği ölçülerdir. (Vecdi Aral)

Bu açıklamalardan sonra,

‘İki kere söylemek de güzeldir, gerekeni.’

Diyen Empedokles’den cesaret alarak yinelemek gerekir ki, değer yargılarında her zaman bir kimse (bir süje, bir özne) söz konusudur. Eşya ve olayların değer yanı, onu algılayan bir kimse ile ilişkisinde sahip olduğu özelliğidir. Değer, değerlendiren özne ile bağlantı içersindedir ve bu bağlantıdan asla koparılamaz.

‘Davranmak istemektir; başka türlü davranmaktansa böyle davranmak, tercih etmek demektir ve eğer tabiatımız, bizim için iyi hiçbir şey, tercih edilecek hiçbir şey bulunmayacak şekilde yaratılmış olsaydı, hiçbir şeyi isteyemez, hiçbir şeyi tercih edemezdik.’ (T. S. Jouffroy)

Ancak önemle belirtilmelidir ki, bu bağlılık düşüncesini değerlerin görece (rölatif) olduğu biçiminde algılamamalıdır. Neyin değerli neyin değersiz olduğu kişiden kişiye değişmez; değerlerin ölçüsü somut birey olamaz. Tek Tek insanı kastederek,

‘Bütün şeylerin ölçüsü insandır.’

Diyen sofist Protagoras’a hak verilemez. Nasıl teorik yargılar herkes için geçerli olmak istemi ile ortaya atılırsa, değer yargıları da öyledir. Bir eylemi ahlâken kötü, bir diğerini yiğitçe bulduğumuzda bu yargılarımızın herkesçe onanmasını bekleriz; aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacağı üzere, bu yargılarımız için genel geçerlik savında bulunuruz.

O halde özneye bağlılık, değer yargıları veren tek tek bireylerin keyiflerine, zevklerine bağlılık anlamına değil, daha başka bir anlama sahiptir. Burada özne (süje, kişi) denildiğinde, somut birey değil, genellikle insan düşünülmektedir. Anlatılmak istenen Ahmet, Mehmet ya da somut herhangi bir kişi değil, insan dediğimiz genel varlıktır.

Açıkçası, insanda (her insanda) var olan ölçüler, << değer ideleri >>dir.

İşte bu değer ideleri, değerlendirme olayının özünü ve üçüncü yanını oluşturmaktadır.

Bir tablonun, bir manzaranın güzelliği ya da bir davranışın ahlâka uygunluğu yolunda bir değer yargısı verirken, bu kararımıza onlara ilişkin değer idelerini ölçü yapmaktayız.

Sözü geçen eşya ve olaylar değer özelliklerini, bizde ki bu idelere uygunluklarından alırlar; onların değerlendirme ölçüsü bu idelerdir.

Öyleyse << insan her şeyin ölçüsüdür >> deyimine, ancak bu anlamda, tek tek insanı değil, tümel olarak insanı göz önünde bulundurduğumuzda hak verebiliriz. Gerçekten, ölçü insanda, dolayısıyla da bendedir. Eşya ve olaylar benimle uyuştuğu, benimle tamamlandığında, bana uyduğunda bir değer kazanır. İnsansız, insanın olmadığı yerde değer ve değersizlik diye bir şey olamaz. Güzellik ve iyilik, onu değerlendiren olmadıkça başlı başına bir varlığa sahip değildir.

‘… Ahenk ve melodi, ezelden beri insandadır; insan ruhunda yankılanıp gidecektir. Ve insan, bütün zamana bağlı şeylerin karmaşığı içinde, ebediyetten kendisine emanet edilen bu sırları ve hazineleri zamanlar boyunca taşıyacak ve muhafaza edecektir.’ (Von Grolman)

Şimdi insanda var olan bu ölçülerin (değerlerin) varlık biçiminin ne olduğu sorusuna gelince, cevap, kolayca anlaşılacağı gibi, onların düşünsel bir şey olduğu, düşünsel bir niteliğe sahip bulundukları yolunda olacaktır. Onların bedenimizde herhangi bir yerde, biyolojik bir organ gibi fizik varlıklar olduğu tasarımlanamaz. Değerler nitelikleri bakımından duyum dışı, duyumla algılanamayan özel bir varlık biçimine sahiptir. Bu gibi, zaman-mekân’da yer tutmayan varlıklara ideal (düşünsel) varlıklar denir. Maddi varlığı olmamakla bunlar, gerçeklik (realite) dışıdırlar ve zaman içinde geçen bir olay olmamakla da zaman dışıdırlar ve zaman içinde geçen bir olay olmamakla da zaman dışıdırlar; buna göre ancak kavramlar olarak vardırlar; tıpkı mantık ve matematikteki konular gibi. (Vecdi Aral)

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı