İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Tercih Etme

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
23-05-2009 23:39
#1
Tercih Etme
'Sırtlayıp taşımak zorunda kalacağını bile bile neden o kadar eşya biriktirir? Aile gibi, dostluk gibi daha kalıcı şeylere yatırım yapmak ne kadar daha akıllıca olurdu.' (Leo Buscaglia)

Değerler düzeni aşamalı (hiyerarşik) bir yapıya sahiptir; buna göre bir değer diğerine oranla daha yüksek ya da daha alçaktır.

Değerlerin bu aşamalı düzenine açık bir biçimde Scheler'de rastlanmaktadır. O, böyle bir düzenin oluşmasını sağlayacak bazı ölçütler ortaya atmıştır. (Max Scheler)

Ancak, N. Hartmann bu ölçütlerin kaba ve özet niteliğinde olduğunu, büyük değer grupları arasındaki ince yükseklik ayrımlarının bu yolla görülemeyeceğini söyler.

Bununla birlikte değişik değer gruplarının yükseklik durumları için görüş açıları ortaya konmuş olmakla pek çok şey kazanılmıştır. Bu konuda daha çoğunu yapmak, değer çalışmalarında bulunanlara önemli bir ödev olarak görünmektedir.

Değişik değer gruplarının kendi içlerinde aşamalı bir düzene sahip bulunduğu açıktır.

Örneğin her ahlâki tutum ve davranışı aynı yükseklikte değerlendirmiyoruz. Kendi yaşamını tehlikeye atarak boğulmakta olan bir ****** kurtarmayı, bizim ahlâki bilincimiz bir dilenciye sadaka vermekten daha yüksek tutar. Vatanı için ölmek, vatandaşlık zihniyetine oranla daha yüksektir. Sevgiyi adaletten, yiğitliği ölçülü olmaktan daha üstün buluruz. Doğruluk ve saflık, değerler evreninde, sırf kendine egemen olmaktan daha yüksektir.

Değerlerin bölünmesinden söz edildiğinde değişik değer türlerinin temel özelliklerini ortaya çıkarmakla onlar olanak ölçüsünde kesin olarak belirlenmeye çalışılmıştı. Şimdi bu belirlemelere dayanarak değerlerin aşamalı düzenine ilişkin genel çizgilerle şunlar saptanabilir:

Tinsel değerler duyusal değerlerin üstündedir

'Pazar yerinden ve şandan uzakta yer alır büyük olan her şey; hep pazar yerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratanlar.' (F. Nietzsche)

Her iki grubun karakterlerine ilişkin yukarda söylenenler, bu yargıyı açıklar. Scheler'in bu konuda değerlerin göreceliği ölçütü ise bu açıklığa daha bir kesinlik kazandırır.

Nitekim duyumla duyumsamayan bir varlık için hiç bir hoşa gitme değeri olamaz; canlı olmayan bir varlık için de vital (dirimsel) değerlerden söz edilemez. Bu anlamda her ikisi de görece değerlerdir. Buna karşılık yeğ tutmak (tercih etmek), sevmek gibi saf bir duyumsama için var olan değerler salt (mutlak) değerlerdir. İşte ahlâki değerler bu türdenidir. (Max Scheler)

Tinsel değerler içersinde etik değerler üstün bir aşamada bulunur

Onlar hem mantıkî ve hem de estetik değerlerden daha üstündür. Onlarda kesin bir buyruk ve geçerlik özelliği vardır (kategorik emperatif); üstelik evrensel ve totaldirler.

Daha açık bir anlatımla herkes ve bütün yaşam için geçerlidirler. Etik değerlerin üstünlüğünün ölçütü konusunda, onları gerçekleştirmemizin bize verdiği doyum duygusunun derinliğine işaret edilebilir. (Max Scheler)

En yüksek değerler Kutsal'ın değerleri ya da dinsel değerlerdir

Çünkü, bütün değerler onlarda temellenmiştir. (Max Scheler)

Aşamalı düzen nasıl bilinir?

Şimdi değerlerin bu aşamalı düzenini nasıl kavradığımızı soracak olursak, bunu şöyle cevaplandırabiliriz: Bir değerin yüksek oluşu, niteliği gereği sadece yeğ tutmada verilmiştir. Bir değerin diğer bir değere olan yüksekliği yeğ tutma (tercih etme) dediğimiz, değer bilgisinin özel bir eylemi ile ve bu eylemde kavranır. Değerlerin aşamalı düzeni asla akıl yoluyla, akıldan sonuç çıkarmalar yoluyla kavranamaz. Hangi değerin daha yüksek olduğu, yeğleme eylemi ile her zaman yeniden algılanır. Bu kavrama, bu yeğ tutma, öyle bir sezgisel açıklık içinde gerçekleşir ki, hiç bir mantıkî sonuç çıkarma ile değiştirilemez.

Yeğ tutma, değer üzerine bir yargıda bulunma değildir, doğrudan doğruya değerin duyumsanmasında birincil bir öğedir. Her somut değer duyumsanması önceden birincil olarak bir aşama düzeni ile ilgilidir. Her canlı değer duygusu yeğ tutma yasaları altında bulunur. Bu, değer duygusunun derinliklerinde yanılmaz bir biçimde egemen bulunan yeğleme yasalarına << aksiyolojik yükseklik duygusu >> adı verilebilir. Bir yükseklik ilişikisinin bu birlikte bulunuşu, değerlerin niteliğinden ayrılmazve böylece bir aşamalı düzenin sağlam ve genel geçerliğini ortaya koyar. Nasıl insan algıladığı bir değere değer özelliğini vermemek gücüne sahip değilse, bu aşamalı düzeni değiştirmek gücüne de o denli sahip değildir. Kin ve öç almada olduğu gibi bazı olgularda değer ve onun aşamalı düzenini sanki bir tanımama söz konusu olabilirse de aslında bu, değer duygusunun bir zorlanması ve yanıltılmasını deyimler. Nitekim kin ve öç alma duyguları besleyenin sonraki vicdan azabında yanılma duygusu kendini açıkça belli eder. (Max Scheler)
cCc MeRaL cCc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
04/2009
Nereden:
Gurbet
Mesajlar:
1.466
Konular:
15
Teşekkür (Etti):
193
Teşekkür (Aldı):
463
Ticaret:
(0) %
24-05-2009 00:19
#2
güzel paylasim icin tskler emeginize saglik
---------------------

Gerek yok her sözü laf ile beyana.. Bir bakış bin söz eder bakıştan anlayana..!!
mesutgun1982 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
03/2008
Yaş:
55
Mesajlar:
1.082
Konular:
4
Teşekkür (Etti):
1
Teşekkür (Aldı):
37
Ticaret:
(0) %
18-09-2009 16:42
#3
Eyvallah.
---------------------


Eğer VATAN tehlikede ise,her şey VATANA aittir.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı