İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Bildiğimiz Nedir?

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
02-06-2009 16:29
#1
Bildiğimiz Nedir?
İnsanın kendisini bulması için ne kadar araması gerekiyor! Her zevkimiz ya kendimizin ya da bizi hazırlamış olanların kim bilir ne kadar ızdırabına mal olmuştur! Bütün bu manaların hep beraber kaynaşarak en uygun durum almaları, tadlarının bu dereceye gelmesi, kalplerin sevgi ile yumuşaması, hele bu tabiatın güzelliği gözlerden gönüllere süzülünce gözler gönülleri dolduran hisleri gösterecek mi? Ya da aklımıza varmış gördüklerimiz ruhumuza ermiş sayılır mı?

O kadar açık çelişkilerle vücuda gelmişizdir ki kendimiz ve gördüklerimiz hakkında bir fikir edinmekte biz de güçlük çekeriz. Zamanın içinde her hayatın çizdiği dairenin genişliği buna dışarıdan bakanların bütün tahminlerini aşar. Her insan ömrünün sınırları zamanın sularında halkalar gibi genişleye genişleye silinir. Bunlardan biz sanki ne duyarız? Bizim yabancı bir hayattan sanki bildiğimiz nedir? Ve başkalarının sanki bizden bilecekleri sanki ne olabilir? Her insan ilişkide bulunduğu insanı hemen bir tek yüzüyle tanır. Kadın kendisini seveni zevc olarak, çocuk kendisine ders vereni hoca olarak, fakir kendisine para vereni iyi olarak tanır. Fakat onların başka yüzleri de vardır!

Bir insan, gönlüyle yapayalnız kalınca nasıl değişir! Kimse bu değişmiş insanı tanıyamaz, kimse onun yalnızlığına giremez, kimse kimseyi bütün yüzleriyle, bütün insanlığıyla bilemez? Başkaları bizi nasıl anlayabilirler ki biz de senelerce zamanımızı bir insanı tetkik etmeye, duymaya ve hakkında hüküm vermeye, tahsis etsek ona dair söyleyebileceğimiz beş on sözün acaba kaçı doğru olabilir? Bir insanın kendi kendisinin olduğunu sandığı insanla onu başkalarının olduğunu sandıkları insan arasında ne ayrılıklar vardır! O kadar farklar vardır ki bunların arasında bazen bir benzeyiş bile kalmaz! Başka türlü yaşayan bir insanın kafasında ise hayaliyle yaşadığı başka bir hayat vardır ve o kendini herkesin hakiki dedikleri hayatına değil, bu hayali hayatına göre yargılar. Hâlbuki hakiki ve hayali bu iki hayat yaşayan insanlar arasında da ne zıtlıklar bulunur! Komşularının gördükleri ve bildiklerini sandıkları insan mı, aynasının karşısında görünen yüzüne şaşan ve buna değil ancak kendi içindeki görünmez benliğine inanan insan mı, yoksa bu inandığı şahsiyetine hayatında daima ihanet ederek kendi inandığı sözlerine uymayan hareketlere geçen insan mı hangisi hakikisidir? Bunların hiçbiri mi doğru değildir?

Bunların hepsinin arasında bir ayrı gerçek, mütevazılılığı bu zıtlıklarda bulan başka bir insan mı vardır? Kim bilir, kim diyebilir ki bir insanın gerçeği ve olduğu nerde biter, rüyası, hayali, yalanı ve olacağı nerde başlar?

Sanki ne biliyoruz? Ne kadar az biliyoruz! Hele bildiklerimizin ne kadar azını yapabiliyoruz! Ne olduğumuzu ve ne işlediğimizi hangimiz biliriz? Hele yabancılar nasıl bilsinler? Bir adamın gördüğümüze emin olduğumuz herhangi bir hareketi üzerine onun lehinde ya da aleyhinde bir hüküm vermek yanlış ve haksız olabilir. Zira bir insanın kendi hareketleri bile, bazen, kendi aleyhine yalnız tanık değil, hatta iftira edebilir.

Onun gerçek ahlâkının vasfını bilmek için böyle bir tek hareketi değil, hayatının bütünü hakkında bir fikir edinmelidir. Bin insanın içinde daima saklı kalan gerçek benliğini tanıdığını kim iddia edebilir? Belirli bir noktasına kadar yaşadığımız bütün bir hayattan sonra biz ancak biraz kendimizi tanıyabildiğimizi zannederiz. Fakat bir an içinde bir hırs, bir kin, bir aşk ya da nefsimizi müdafaa kaygısı bizi sevk ederse nerelere kadar sürüklenebileceğimizi, neleri başarmış olabileceğimizi biz kendimiz bile öncesinden nasıl idrak edebiliriz?

Kimse göründüğü gibi değildir. Fakat kimse görünmediği ve kendi olduğunu sandığı gibi de değildir. Kimse bizi kendimizin olduğumuzu sandığımız gibi göremez. Kimsenin nasıl olduğunu hiç kimse bilemez. Başkalarının gözleri en tabiî manamızı başka manalara çekerler. Biz sevgiyle gülümseriz ve onlar yüzümüzü kin ile buruşmuş görürler. Yabancı gözler ve izanlar bizi olduğumuzdan büsbütün başka, ya şişman ve kısa, ya zayıf ve uzun gösteren bozucu ve güldürücü aynalardır. Bunların içinde biz kendi kendimizi görebilsek şüphesiz bildiğimiz kendimize benzetemezdik. Fakat bizi gören bu yabancı gözlerin koydukları şekillere girmeye mahkûmuz. Zira kendimizin olduğumuzu sandığımız şekilde görünmemizin ise hiç imkânı yoktur. Biz bile kendimizi en sadık bir aynada görmek istesek nefesimizin buğusu aynamızı bulandırır ve gözlerimizi şaşırtır.

Ancak biz kendimizi o kadar kıymetli duyarız, kendi lüzumumuza o kadar kanarız ki başkalarının hakkımızdaki fikirlerini bu sağlam kanaatimize karşı birer ihanet sayarız. Biz usluyken bize deli dediklerini işitiriz.

Fakat biz de bilmeyiz ki hayat içinde pek uslu olmakla biraz deli olmak aynı yola çıkar mı, çıkmaz mı? Kendi şuurumuz hayatımızın mantığını bir delilik sayabilir. Fakat hayatımızın mantığı kendi anlayışımıza her an güler ve onu küçümser. En akıllı adamların bile, en mantıklı adamların hele, bazen delilik yapmaya meyilleri, istekleri, ihtiyaçları olmaz mı? Delilik, suların, havanın, bütün tabiatın bir nevi başıboş mantığı değil midir? Kim bilir, kim diyebilir ki delilikteki usluluk nerde biter, usluluktaki delilik nerde başlar?

Kendimizi bazen kendimizden bile ne kadar uzak buluruz! Sanki tanımadığımız yabancı bir kalple hissederiz. Ancak bütün bunlar o kadar iç içe geçen ve değişen duygulardır ki biz kendimiz de bilemeyiz, herkesle yakınlığımız ve dünya ile dostluğumuz nerde biter, dünyadaki yalnızlığımız ve herkese yabancılığımız nerde başlar?
hackerhacı Teşekkür etti.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı