İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Kadının Sevgisi ve Acı

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
07-06-2009 21:00
#1
Kadının Sevgisi ve Acı
İnsan için en üzüntülü acı çok şeyler yapmayı arzulayıp bir şey yapamamaktır. Ve bir gün var olmamızın son bulmasına katlanmak acı ise, insanın, aynı zamanda başkası olmadan, aynı zamanda başka her şey olamadan, her şey olamadan, sürekli kendi kendisi olması ve kendinden başka bir şey olmaması belki daha da acıdır.

Kâinat'a elinden geldiğince yakından ve onun içine bakacak olursan - yani, kendi içine bakarsan; üzerinde tüm şeylerin acı izlerini bıraktığı kendi bilincindeki tüm şeyleri sadece seyretmekle yetinmeyip onları hissedersen - yalnızca yaşamdan değil, daha fazlası bir şeyden duyulan can sıkıntısı uçurumuna varmış olursun. Var olmaktan duyulan can sıkıntısına, her şeyin boşun boşu olduğu duygusunun dipsiz kuyusuna. Ve böylece tüm şeylere acıyacaksın; evrensel sevgiye erişeceksin.

İnsan ve insan - dışı, canlı ve cansız, her şeyi sevmek için, her şeye acımak için, her şeyi kendi kendinin içinde duymalısın, her şeyi kişiselleştirmelisin. Çünkü aşk sevdiği her şeyi, acıdığı her şeyi kişiselleştirir. Biz ancak kendimize benzeyene acırız - yani onu severiz - ve o ne denli çok benzerse bize, o denli çok severiz onu ve böylece bizimle benzerliklerini bulduğumuz oranda nesnelere acımamız ve onunla birlikte sevgimiz artar. Ya da daha doğrusu, bu benzerlikleri bize açımlayan, kendiliğinden gelişen aşkın kendisidir. Aşkta gerçekten gizemli tek giz de acı çekme gizidir.

Acı, bilincin yoludur ve yaşayanlar onunla kendilerinin bilincine sahip olurlar. Çünkü kendinin bilincine sahip olmak, kişiliği olmak, kendini bilmek ve kendini öteki insanlardan farklı duyumsamaktır. Bu fark etme duygusu da bir sarsıntıyla, az çok şiddette acıyla, kendi kendinin sınırını bilmek duygusuyla gelir. Kendinin bilincinde olmak yalnızca kendinin sınırının bilincinde olmak demektir. Ve var olduğumuzu nasıl biliriz az ya da çok acı çekmeden? Acı çekmeden başka türlü nasıl kendimize döner, düşünsel bilinç ediniriz? Neşelendiğimizde kendimizi unuturuz, var olduğumuzu unuturuz. Başka bir varlığa dönüşürüz. Yabancı bir varlığa, kendimizin yabancısı oluruz. Ve ancak acı ile yeniden kendi kendimiz olur, kendimize döneriz.

Bilinçli olduğumuz için var olduğumuzu hissederiz ki bu var olduğumuzu bilmekten büsbütün başa bir şeydir. Ve geri kalan her şeyin varlığını hissetmek isteriz; öbür şeylerin her birinin de bir << ben >> olmasını isteriz. Çünkü var olmak etkin olmaktır ve ancak etkin olan – eylem içinde olan – o da etkin olduğunca var olur biçiminde değiştirilmelidir.

İnsanlar ancak aynı acıyı beraber çektikleri, ortak bir ıstırabın boyunduruğunda bir süre taşlı bir alanı birlikte sürdükleri zaman manevi bir sevgiyle severler birbirlerini. O zaman tanırlar ve duyarlar birbirlerini, ortak acılarında birlikte duygulanırlar. Birbirlerine acırlar ve birbirlerini severler. Çünkü sevmek acımaktır ve eğer bedenleri birleştiren zevk ise, ruhları birleştiren ıstıraptır.

Ve bu yazgının sert mi sert yasalarıyla çatışmaya zorunlu acıklı sevilerden birinin filizlenmesinde, kök salmasında ve serpilmesinde daha çok açıklıkla ve daha büyük güçle hissedilir – uygunsuz zamanda ve mevsimsizce, vaktinden önce ya da sonra ya da töre demek olan dünyanın kendilerini kabul edebileceği yöntem dışında doğan sevilerden birinin. Yazgı, dünya ve bunların yasaları ne kadar çok engeller dikerse sevgililer arasına, kendilerini birbirlerine iten güç o kadar daha büyük olur ve sevişmelerindeki mutluluk burukluğa dönüşür. Özgürce ve açıkça sevemeyişteki mutsuzlukları gittikçe artar. Ve gönülleri sızlayarak acırlar birbirlerine; ortaklaşa acıları ve ortaklaşa mutlulukları olan bu ortaklaşa acıma ise, sevgilerini alevlendirir ve besler. Ve ıstıraplarından zevk alarak, zevklerinden ıstırap çekerler. Ve aşklarını bu dünyanın ötesinde tutarlar. Yazgının boyunduruğunda ıstırap çeken bu zavallı aşkın gücü, onlara sevgi özgürlüğünden başka yasası olmayan bir başka dünyanın sezgisini verir – ten olmadığı için engeller de olmayan bir dünyanın. Çünkü bu ten ve görünüşler dünyasında, sevgimizin gerçekten verimli olması imkânsızlığı kadar hiçbir şey bize başka bir dünyaya umut bağlamamızı ve inanmamızı sağlayamaz.

Ve ana sevgisi, ana sütünü ana kucağının rahatını arzulayan zayıf, güçsüz, savunmasız yavruya karşı duyulan acımadan başka nedir ki? Kadının sevgisi ise tümüyle ana sevgisidir.

Candan sevmek, acımak demektir; en çok acıyan da en çok sever. Komşularına karşı ateşli bir sevecenlikle tutuşan insanlar, böyledirler. Çünkü onlar kendi ıstıraplarının, kendi yüzeysellikleriyle dış görünüşlerinin, kendi hiçliklerinin dibine varmışlardır ve o zaman yeni açılmış gözlerini benzerlerine çevirdiklerinde, onlarında ıstırap içinde, baştan aşağı yüzeysel, hiçliğe mahkûm olduklarını görmüşlerdir. Onlara acımışlar ve onları sevmişlerdir.

İnsan sevilmeyi arzular ya da aynı şey demek olan, acınmayı.

İnsan başkalarının kendi sıkıntılarını ve acılarını duymalarını ve paylaşmalarını ister. Yol kenarındaki dilencinin yaralarını ve kangrenden kesilmiş uzvunu göstermesinde, gelip geçenden sadaka koparma hilesi olmaktan öte bir şey vardır. Gerçek sadaka, yaşamın maddi sıkıntılarını hafifleten yardımdan ziyade, bir acımadır. Yüzünü çevirerek acele geçip giden biri tarafından verilen sadakaya pek teşekkür etmez dilenci; o kendine acımayan ama yardım eden birinden çok kendine acıyan ama yardım etmeyen birine daha çok gönül borcu duyar, başka bakımdan birincisini yeğlese de. Dinleyip duygulanan birine dertlerini nasıl kıvançla anlattığına bakın. O acınmak ister, sevilmek ister.

Kadının sevgisi, özellikle daima sevecendir esasen – anacadır. Kadın kendisini sevgilisine verir çünkü sevgilisinin arzusunun ona acı çektirdiğini hisseder. Bu nedenle de sevgisi erkeğinkinden daha dostça konuşan ve daha temiz, daha yürekli ve daha süreklidir.

Acıma o halde, manevi insan sevgisinin, sevgi olduğunun bilincindeki sevginin, yalnızca hayvansal olmayan sevginin, kısacası akli bir kişinin sevgisinin özüdür. Sevgi acır ve ne kadar çok severse o kadar çok acır.
Çiçero Teşekkür etti.
AgitCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
11/2007
Nereden:
manisa/laleli
Mesajlar:
3.998
Konular:
724
Teşekkür (Etti):
232
Teşekkür (Aldı):
807
Ticaret:
(0) %
07-06-2009 21:04
#2
Kadının sevgisi, özellikle daima sevecendir esasen – anacadır. Kadın kendisini sevgilisine verir çünkü sevgilisinin arzusunun ona acı çektirdiğini hisseder. Bu nedenle de sevgisi erkeğinkinden daha dostça konuşan ve daha temiz, daha yürekli ve daha süreklidir.

tşkler cansın
Çiçero Teşekkür etti.
Çiçero - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
09/2008
Mesajlar:
1.046
Konular:
82
Teşekkür (Etti):
606
Teşekkür (Aldı):
192
Ticaret:
(0) %
13-06-2009 21:49
#3
Kadnin sevgİİ kutsaldir.yÜcedİr.elİne saĞlik paŞam

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı