İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

<< yâr >>

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
25-06-2009 15:31
#1
<< yâr >>
Sevgili ile sanki görülen her şey yumuşuyor, güzelleşiyor. Sanki onun bize karşı tabiatının güzelliği böyle arttıkça içimizdeki sevmek ihtiyacı çoğalıyor ve sanki güzel bir müzik parçası dinler, güzel bir bahçede gezer ya da güzel bir yüze bakar gibi ruha verdiği genişlikle içimizde ve hayatımızda duyduğumuz boşluğu ancak aşkı ile doldurabileceğimizi düşündürüyor. Oysa hayal içinde geçen hep mahrum günler ve geceler aşka hasret kalmış ruhların hüznünden bahseder. Bu dünyanın günlük tadından ve mutluluğundan çok eskilerin inandığı gibi Eflâtunî aşklar zamanından bir << yâr >> ruhlarda gizlenen.

Öyle ki, maddenin her türlü bağlarından sıyrılarak bizim gibi bir ruh olmuş, yaşlarımızın farklarından, sosyal meselelerin uzaklıklarından, çirkinlik gibi anlayışlardan kurtularak, bizim de kendi ayarında bir ruh olduğumuzu kabul ile bizimle tanışmış, buluşmuş, birleşmiş, gönlümüzün duruluğunu, aşkımızın kudretini, aşkın kutsallığını takdirle sevgimizi onamış olan. Söylemek isteyip de söylemeyi bilemediğimiz hislerin, yetişemedikleri seslerin, erişemedikleri lisanın yeisi gönlümüzde o sevgilinin uzaklığına karışınca manzarasından yoksun bırakan bir sonbahar gibi hüzünleniriz. Gönlümüzü sızlatan, ruhlarda gizlenen ve gözlerden dökülen yaşlarla karışır << aşk >>

Şüphe yok ki, bu hisleri duyanlar da ruhlarının fildişinden kulelerindeki inzivalarına çekiliyorlar ve vuslatı bekliyorlar. Biliyorlar ki, sevgiliye kavuştukları an gözler gönülleri dolduran hisleri gösterecek ve belki sözler bu samimi hislere tercüman olacak.

Belki de hayatta 'tecrübeden' ziyade 'tecrübesizliğin' verdiği bir sadelik lâzım gelir. Bu sadelik, öğrenilmesi lâzım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundandır. Hayat pek kısadır. Fakat bu kısa zaman içinde görülen bütün şeylerin ve duyulan bütün hislerin boyları ne kadar daha kısa! Kuşkusuz birçoğumuz kalbinin sesini duyabilecek bir organa sahip değil. Derinliği olmayan bu gibi kimseler yüzeysel ve özden yoksun bir yaşam sürdürürler. Onlar günlük kazanç ve kaygıların içinde eriyip giderler. Bu dünyadaki asıl işlevleri asla bilinçlerine çıkmaz. Var olmalarının amacını para kazanmakta, toplum içinde parlak bir konuma gelmekte, olanak ölçüsünde bir haz durumuna kavuşmakta görürler.

<< Çünkü büyük adam, sana benzemez; yaşamının amacı yığın yığın para biriktirmek ya da kızlarını toplumsal konumu iyi biriyle doğru dürüst evlendirmek ya da siyasal bir göreve atanmak, adının başına bir yığın büyük sözcükler eklemek ya da Nobel ödülünü almak değildir. Bu nedenle, büyük adam sana benzemediğinden ona bir 'dahi' ya da 'garip' dersin. Oysa o, bir dahi olmadığını, yalnızca bir yaşayan canlı olduğunu söyleyecektir. >> (Wilhelm Reich)

Yaşamda durgunlukla içimize gömüldüğümüz anlar olur ve bu anlarda kendimizi gerçekliğin kalbine daha yakın bulur, içimizden yükselen bir sese kulak veririz:

<< Daha çok sev! >>

Sevgi esasen özgün bir kişiyle olan ilişki değil, sevgi bir tavır, sadece bir sevgi, << nesnesine >> değil tüm dünyaya karşı bağlılığı belirleyen bir karakter yönelimidir. Eğer kişi, sadece bir tek insanı sever ve onun dışındaki tüm çevresine kaygısız kalırsa, onun sevgisi sevgi değildir ya alabildiğine bir bencilliktir ya da ortak yaşam birliğidir.

Sevmeliyiz, daha çok sevmeliyiz. Ancak bedenimizle değil, ‘manevî yanımız’ ile. Beden yalnızca bir araçtır. Çok görkemli bir araçtır üstelik çünkü temel olanı taşır ama kendisi temel değildir.

Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz etken, ilgidir. Eğer bu sorumluluk, karşımızdakine duymamız gereken saygıyı içermiyorsa, kolayca kendimize bağlamaya ve zorbalığa dönüşebilir. Böyle olunca da << iki kişilik yalnızlığı >> yaşamak kaçınılmazdır. Hâlbuki sevgili olan size sevecenliği ve sıcaklığıyla yol gösterebilir ama buyruk veremez.

<< Düşündüğümüz bildiğimizden çok daha az. Bildiğimiz sevdiğimizden çok daha az. Sevdiğimiz var olandan çok daha az. Böylece, gerçekte olduğumuzdan çok daha az kendimiziz. >> (R.D. Laing)

Sevgi, insanı çevresinin dar sınırları dışında varlığın bütününe yöneltmiş olur.

Eğer bir kişiye << seni seviyorum >> diyebiliyorsam, << sende herkesi seviyorum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zamanda kendimi de seviyorum >> da diyebilmeliyim.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı