İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Sivil Savunma

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
19-08-2009 07:41
#1
Sivil Savunma
Deprem ve Korunma
TANIMI

Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi ya da yanardağların püskürme durumuna geçmesi nedeniyle oluşan sarsıntılardır. Depremlerin büyüklüklerine göre yer yüzeyinde verdiği hasar çok yüksek oranda can ve mal kaybına yol açmakta, sosyal hayatı ve ülkenin ekonomik durumunu felç etmektedir.

Depremin olacağını önceden tespit eden cihazlar veya yöntemler henüz bulunamamıştır. Bu nedenle, depremle içi içe yaşayan ülkeler depremin yaratacağı olumsuz etkilere karşı hazırlıklı olmak zorundadır. Ülkemiz topraklarının %92'sinin deprem riski taşıdığı, nüfusumuzun da %95'inin bu bölgeler üzerinde yaşadığı bilinmektedir. Bu da bize, ülkemizde bu konu ile ilgili hazırlık çalışmalarının sürekli ve etkili olarak yapılması gerektiğini ifade etmektedir.

DEPREM ÖNCESİNDE ALINACAK ÖNLEMLER

  • Yerleşim bölgeleri titizlikle belirlenmelidir. Kaygan ve ovalık bölgeler iskana açılmamalı, Gevşek toprağa sahip meyilli yerlere ev yapmamalıdır.
  • Yapının genel ve deprem güvenliğine dikkat edilmelidir. Yapı Tekniğine ve İnşaat Yönetmeliğine uygun, sağlam olarak yapılmalıdır.
  • Tüm bireylere, “Deprem, Alınacak Önlemler ve İlk Yardım” konularında gerekli olan bilgiler verilmeli, beceriler kazandırılmalıdır.
  • İmar planında konuta ayrılmış yerler dışındaki yerlere, dik yarların yakınına, dik boğaz ve vadilerin içine, çok kar yağan ve çığ gelen yamaçlara ev ve bina yapılmamalıdır.
  • Mevcut binaların dayanıklılıklığı arttırmalıdır.
  • Sigorta sistemine dahil olunmalıdır.
  • Ev satın alırken yukarıda belirtilen konular göz önünde bulundurulmalıdır.
Sorumluluk taşıyan her birey; aşağıdaki konularda bilgi ve beceri sahibi olmalıdır:


  • Ülkemizde her an deprem olabilir. Her birey “Depremle Yaşamayı Öğrenmek” zorundadır. Bu nedenle “Deprem Öncesinde, Sırasında ve Sonrasında Alınması Gereken Önlemler” konusunda bilgi ve beceri sahibi olunmalı, gerekli tedbirler alınmalıdır. Olaylar karşısında bilinçli ve soğukkanlı davranıldığı taktirde olumsuzluklar en az zararla atlatılacaktır.
  • Evlerde, okullarda ve işyerlerinde, içinde bulunanların güvenliğinin sağlanabilmesi ve kargaşalıkların önlenebilmesi için “Deprem Güvenlik Planı”, “Tahliye Planı” ve “Deprem Sonrası Buluşma Planı” yapılmalıdır. Planlar gereği, bilinmesi gereken bilgiler ve alınması gereken önlemler sağlanmalıdır.
  • Bulunulan ortamda deprem olması halinde: nerelere, ne şekilde sığınılacağı, ne şekilde hareket edileceği, nereye, ne şekilde tutunulacağı bilinmelidir.
  • Evlerde, okullarda ve işyerlerinde değişik büyüklükteki depremlere karşı senaryolar hazırlanmalı, zaman zaman tatbikatlar yapılarak hazırlıklı olunmalıdır.
  • Yangın, gaz kaçakları, su ve kanalizasyon borusu patlamalarına karşı gerekli tedbirler alınmalıdır.
  • Yataklar; sabitlenmemiş devrilebilecek elbise dolabı, raf vb. eşyalar ile pencerelerden uzakta yerleştirilmeli, gece yatarken oda kapıları açık bırakılmalı, kapı arkasına yatak, yorgan, halı vb. malzemeler konulmamalı, cam kırılmalarının vereceği hasardan korunmak için perdeler kapalı tutulmalıdır.
  • İlk yardım kurslarına katılımları sağlanmalı, gerekli bilgi ve beceriler kazanılmalıdır.
  • Ev, okul ve işyerlerindeki elektrik, gaz, su şebekelerinin gerektiğinde kapatılabilmesi için ana şalter ve vanaların yerleri ve nasıl kapatılacağı öğrenilmelidir.
  • Yangın söndürme cihazlarının nasıl kullanılacağı öğrenilmeli, evlerde de bu cihazların bulundurulması sağlanmalıdır.
  • Hiçbir yerden yardım alınmaksızın 72 saat (Üç gün) veya daha uzun bir süre boyunca, evlerde, yurtlarda, işyerlerinde ve arabalarda hayatta kalma mücadelesini vermeye hazırlıklı olunmalıdır. Gerekli olan malzemeler depolanmalıdır.
  • Deprem sırasında denizde meydana gelebilecek dalgalar, özellikle deniz kenarında yaşayanlar için tehlike yaratabilir. Gerekli önlemler alınmalıdır.
  • Mahalle haritası edinilmelidir.
  • Yerleşim birimlerine en yakın hastane, eczane, itfaiye, polis noktası, ambulans yükleme noktaları önceden öğrenilmelidir.
  • Acil durum yetkililerine (Sivil Savunma, İtfaiye, Kurtarma Ekipleri, Asker, Polis… ) güvenilmeli, çocuklara bu kuruluşların önemi, telefon numaraları ve telefonla nasıl arayacakları öğretilmelidir.
  • Aktif bir sivil savunma teşkilatı oluşturabilmek için görevlilere başvurulmalıdır. Bu amaçla kurulmuş gönüllü kuruluşlar teşvik edilmelidir.
  • Ailede bulunan yaşlı, hasta ve özürlü kişilere nasıl yardım edileceği planlanmalıdır.
  • Resmi ve özel büyük kuruluşlarda “Acil Kurtarma Ekipleri” oluşturulup eğitilmeli ve gerçek senaryolara göre tatbikatlar yapılmalıdır.
  • Her sokak, site ya da apartman sakinleri deprem öncesinde içerisinde jeneratör, beton kırma, demir kesme, kaynak, kriko gibi alet ve makinelerin bulunduğu kulübeleri açık alanlara inşa ettirmeli, aletlerin periyodik kontrollerini yapmalı ve çalışır durumda tutmalıdır. Ayrıca önceden yeraltı içme suyu deposu da inşa ettirilmelidir.
  • Bina ve çevresine ait yönlendirici ve bilgi veren krokiler yerleştirilmelidir.
  • Deprem bölgeleri için ayrıntılı veri tabanları (Bina sayısı, nüfus, jeoloji, jeomorfoloji, yol, şehir, nüfus haritaları vb.) oluşturulmalıdır.
  • Her birey için, acil durumlarda ihtiyaç duyabileceği malzemelerin bulunduğu KİŞİSEL ACİL DURUM ÇANTASI hazırlanmalı, kolayca ulaşılabilecek yakın bir yerde her an hazır bir şekilde bulundurulmalıdır.
KİŞİSEL ACİL DURUM ÇANTASINDA bulunması gereken malzemeler:

  • Taşınabilir pilli radyo ve yedek pilleri
  • El feneri ve yedek pilleri
  • Düdük
  • İlk yardım çantası ve kitapçığı
  • Sürekli kullanılan özel ilaç
  • Yiyecek (Bisküvi, konserve, kurutulmuş meyve, meyve suları...)
  • Şişe su
  • Mendil
  • Tuvalet kâğıdı, temizlik malzemeleri
  • Telefon kartı
  • Bir miktar para
  • Battaniye
  • Eldiven, giyecek (iç çamaşırı, çorap, hırka ya da kazak), ayakkabı
  • Not: Yiyecek ve sular belli aralıklarla yenileri ile değiştirilmelidir.
  • Varsa, cep telefonlarının şarjlı olarak yakında bulundurulmasına özen gösterilmelidir.
  • Ev, okul ve işyeri içinde güvenliği sağlamak için “Deprem Güvenlik Planı” yapılmalıdır.
DEPREM SIRASINDA YAPILACAK İŞLER

Bina içinde:


  • Sakin olunmalıdır .
  • Depremin başladığı ve sarsıntıların hafif olduğu dönemde, deprem öncesinde belirlenen önlemler hatırlanmalıdır.
  • Bina içinde çıkış yakındaysa, deprem anında 10-15 saniye içinde bulunulan yerden açık güvenli bir alana derhal çıkılabiliyorsa, kaçılmalıdır.
  • Çıkış yakın değilse, açık güvenli bir alana derhal kaçılamıyorsa, bulunulan mekânda; kesinlikle KOŞULMAMALI... mümkünse Acil Durum Çantası alınarak daha önceden belirlenmiş olan güvenli ve hayat üçgeni oluşturulabilecek bir yere (sağlam bir masa, sıra, dolgun ve hacimli koltuk, kanepe, çekyat, içi dolu sandık, para kasası, kalorifer petekleri, döküm küvet, mutfak tüpü, fırın, çamaşır-bulaşık makinelerinin vb. YANINA) yakında bulunan yastık, kitap... vb. malzeme ile baş korunarak ya da baş iki el arasına alınarak cenin pozisyonunda UZANILMALIDIR. Bir yere de tutunmaya çalışılmalıdır.
  • Genel ve deprem güvenliği olan sağlam binalarda; bilhassa küçük hacimli odalarda iki duvarın birleştiği köşelere, kolon-kiriş altlarına, kapı eşiklerine ya da masa sıra vb. altlarına cenin pozisyonunda uzanılmalıdır.
  • Derin derin nefes alınarak sakinleşmeye çalışılmalıdır.
  • Yer sarsıntısı durana kadar SAKLANILAN YERDEN ÇIKILMAMALIDIR. (En az 60 saniye )
  • Sabitlenmemiş ve devrilebilecek eşyalardan uzak durulmalıdır
  • Merdivenlerden, balkonlardan, asansörlerden ve sütunsuz geniş sahanlı yerlerden uzaklaşılmalıdır.
  • Ev içinde güvenli bir yere saklanılamıyorsa, pencerelere sırt dönük ve yukarıda sayılan sabitlenmemiş, devrilebilecek eşyalardan uzakta sırtı onlara dönük olmak suretiyle, yere diz çömülmeli, yakında varsa-yastık, battaniye, elbise, kitap ve bunun gibi, dirseklerle yüz korunarak, eller boynun arkasında birleştirilmeli baş ve boyun korunmaya çalışılmalıdır.
  • Gazla ve elektrikle çalışan aletler (soba, ocak, fırın vb.) açıksa, kapatılmalıdır. Kapatılamıyorsa, bu aletlere yakın olan kişilere, kapatmaya çalışmaları, fişleri prizden çekmeleri söylenmelidir. Mümkünse ana musluk kapatılmalı, ana sigorta gevşetilmelidir.
  • Uykuda iken depremin olması halinde; derhal yatağın yanına uzanılmalıdır. Yataktan kalkmak mümkün olmazsa, şiltenin altına girilmelidir.
  • Tekerlekli sandalyede oturanlar, tehlike anında tekerleklerini kilitleyip, baş ve boyunlarını varsa, yakındaki yastık, minder, kitap vb. ile, yoksa elleri ile korumaya çalışmalıdır.
  • Çıplak ayakla dolaşılmamalıdır. Yerdeki cam kırıkları vb. ayakları yaralayabilir.
  • Mümkünse tüm çıkış kapıları ve çok katlı binalarda yangın merdivenlerinin kapısı açık tutulmalıdır.
  • Bulunulan mekânlar terk edilirken baş, bir çanta, kitap, minder, yastık vb. ile korunmalıdır.
  • Asansörler kesinlikle kullanılmamalıdır. Asansörde iken deprem olması halinde, kat çıkış düğmesine basılarak katta durdurulmalı ve asansör hemen terk edilmelidir.
Açık Alanda:


  • Dışarıda bulunuluyorsa, dışarıda kalınmalıdır. Ancak binalardan, duvar diplerinden, pencerelerden, baca yakınlarından, kiremitlerden, bahçe duvarlarından, reklâm panolarından, balkon altlarından, uçurum kenarlarından, köprülerin üstlerinden ve altlarından, elektrik direklerinden ve tellerinden, çocuk bahçesinde kaydırak, tahterevalli, salıncak gibi oyun araçlarından uzak durulmalı ve güvenli bir açık alana doğru gitmeye çalışılmalıdır. Sarsıntı sona erinceye kadar orada kalınmalıdır. Etraftan gelebilecek tehlikelere ve binalardan düşebilecek yıkıntı parçalarına karşı hazırlıklı olunmalı ve tedbir alınmalıdır.
  • Toprak kayması olabilecek, taş ve kaya düşebilecek dik kayaların yakınından ve yamaç altlarından uzaklaşılmalıdır.
  • Deniz kıyısından uzaklaşılmalıdır. Yüksek yerlere doğru zaman kaybedilmeden kaçılmalıdır.
  • Toprak altındaki kanalizasyon, elektrik ve gaz hatlarından gelebilecek tehlikelere ve yangınlara karşı hazırlıklı ve dikkatli olunmalıdır.

  • Araç Kullanırken Depremin Olması Halinde:
  • Araç karayolunda seyir halinde ise; yolu kapatmadan sağa yanaşılıp durulmalıdır. Kontak kapatılıp motor durdurulmalıdır. Kontak anahtarı yerinde bırakılıp, pencereler kapatılmalı, araç içinde beklenmelidir. Ancak sarsıntı durduktan sonra açık alanlara gidilmelidir.
  • Araç meskun mahallerde ise ya da güvenli bir yerde değilse; araç durdurulmalı, kontak anahtarı üzerinde bırakılmalı, dikkatli bir şekilde hareket edilmeli ve kapıları kapatılarak, derhal terk edilmeli, açık alanlara gidilmelidir.
  • Araç köprülerden, alt ve üst geçitlerden, binalardan, elektrik direklerinden, enerji hatlarından, tünel giriş ve çıkışlarından, otoyol kenarlarındaki aydınlatma direklerinden, ses yalıtım duvarlarından, büyük kamyon ve tankerlerden, deniz kenarlarından uzak durdurulmalıdır.
  • Sarsıntı sona erdiğinde de tedbirli olunmalıdır. Depremin zarar vermiş olduğu yollarda büyük yarıklar, çökmeler ve heyelanlar olabilir. Köprüler, viyadükler çökebilir. Depremin zarar verdiği yerlerden geçilmemelidir.
DEPREMDEN SONRA ALINACAK ÖNLEMLER

  • Büyük bir depremden sonra hafif şiddette de olsa, artçı depremler olacaktır. Artçı depremler ek zararlar meydana getirebilir ve zarar görmüş yapıların tamamen yıkılmalarına neden olabilir.
  • Depremin ardından kesinlikle panik olmamaya çalışılmalıdır. Sarsıntı geçtikten sonra bir iki dakika durarak sakinleşmeye çalışılmalıdır.
  • İçinde bulunulan yapı (Ev, işyeri...) yıkılmamışsa, bulunulan mekanda tehlikeli bir durum olup olmadığı kontrol edilmelidir.
  • Düşme tehlikesi olan kırık camlara ve yere düşmüş cam parçalarına dikkat edilmelidir.
  • Yerinden oynayan çıkış yolu üzerindeki eşyalar kenara kaldırılmalıdır.
  • Ortalığa dökülmüş kimyasal maddeler ile yanıcı, parlayıcı, patlayıcı özelliği olan maddelere karşı gerekli tedbirler alınmalıdır.
  • Tüp, elektrik, su ve varsa doğalgaz kontrol edilmelidir.
  • En kısa sürede yangın kontrolü yapılmalıdır.
  • Yanan sobalar varsa söndürülmelidir.
  • Çevredekilerin yaralanıp yaralanmadığı kontrol edilmeli, ihtiyacı olanlara hızlı ve dikkatli bir şekilde ilk yardım uygulanmalıdır. Özel yardıma ihtiyacı olabilecek özürlü, yaşlı, bebeklere... öncelikle yardım edilmelidir.
  • Buzdolabının içi boşaltılmalıdır.
  • Bulunulan mekanda tehlikeli bir durum olup olmadığı kontrol edildikten ve gerekli emniyet tedbirleri alındıktan sonra, uygun bir şekilde giyinmeli, evde görülebilecek bir yere durumu bildiren bir not bırakılmalı, önceden hazırlanmış olan ŞAHSİ ACİL DURUM ÇANTASI ile acil durumlarda ihtiyaç duyulacak malzemeler; alınarak, bulunulan yer önceden belirlenen yoldan kontrollü, hızlı, dikkatli ancak sakin bir şekilde terk edilmeli ve buluşma noktasına gidilmelidir.
  • Kurulan kriz merkezlerine gidilmeli ve bulunulan durum belirtilmelidir.
  • Bina zarar görmemiş ise, içeri girmek için en az bir saat beklenmeli, ilgililerin görüşü ve duyurusu doğrultusunda hareket edilmeli ve onların izni alınmadıkça içeri girilmemelidir.
  • Ailenin güvenliği sağlandıktan sonra, kurtarma ve ilk yardım konusunda yeterli, bilgi ve beceriye sahip, sağlıkça problemi olmayan birkaç kişi bir araya gelerek birlikte etraftaki evleri dolaşmalı, yıkılan binalarda yardıma ihtiyacı olanlara kurtarma, ilk yardım ve enkaz kaldırma çalışmalarında yardımcı olmalıdır.
  • Çok acil durumlar dışında telefon kullanılmamalıdır. Mecbur kalınmadıkça trafiğe çıkılmamalıdır.
  • Deprem sonrası trafiğe çıkılması halinde tedbirli olunmalıdır. Depremin zarar vermiş olduğu yollarda büyük yarıklar, çökmeler ve heyelanlar olabilir. Köprüler, viyadükler çökebilir. Depremin zarar verdiği yerlerden geçilmemelidir.
  • Gelişmeler, önlemler, uyarılar ve açıklamalar pilli radyodan takip edilmelidir. Sadece uzmanların ve resmi kaynakların (Kandilli Rasathanesi, Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Valilik, Kaymakamlık, Emniyet Müdürlüğü vb.) açıklama ve uyarılarına uyulmalı, kulaktan kulağa yayılan şayialara ve söylentilere itibar edilmemelidir. Bu gibi durumlarda hırsızlar, yağmacılar gibi kötü niyetli insanlar, evler boşalsın diye yanlış deprem alarmı verebilirler. Bunlara karşı güvenlik önlemleri alınmalıdır.
  • Kurtarma, ilk yardım, sosyal yardım ve diğer hizmetlerin aksamaması için yardıma gelen görevliler, gerçekten gereksinim duyulmadıkça meşgul edilmemelidir. Panik ve kargaşaya yol açmadan ilgili ve görevlilere yardımcı olunmalıdır.
  • Deniz kenarı yerleşimlerinde, dev dalgalar (Tsunami) ın oluşma olasılığına karşı deniz kenarından uzaklaşılmalıdır.
  • Deprem sonrası çadırlar, yetkililerin gösterecekleri açık alanlara, geçiş yollarını kapatmadan yangın tehlikesi de gözetilerek 5 - 8 er metre ara ile düzgün sıralar halinde kurulmalıdır.
  • Toplu iskân bölgesindeki kurallara ve yöneticilerin talimatlarına sabırlı bir şekilde mutlaka uyulmalıdır. Kargaşa, dedikodu ve huzursuzluğa izin verilmemelidir.
  • Özellikle deprem sonrasında açılmış geçici iskan bölgelerinde halkın sağlığı için temizlik ve hijyen kurallarına uyulmalı ve uymayanlar uyarılmalıdır.
  • Temizliğinden emin olunamayan sular içilmemelidir.
  • Tuvaletler, yerleşim yerleri ve su kaynaklarından uzak, sineklere kapalı, koku çıkmayacak ve kolayca temizlenebilecek şekilde yapılmalıdır.
  • Çöpler ağzı kapalı bidonlarda saklanmalı, sık olarak yakılarak ya da gömülerek imha edilmelidir.
  • Ürkmüş evcil hayvanlar sakinleştirilmeli ve koruma altına alınmalıdır.
  • Başkalarının da ihtiyacı olabileceği düşünülerek lüzumundan fazla yardım malzemesi talebinde bulunulmamalı ve alınmamalıdır.
  • Artçı depremler ihtimaline karşı tedbirler alınmalıdır.
  • Aile bireyleri birbirleri ile dayanışma halinde olmalıdır. Özellikle çocuklar olayın etkisinden uzaklaştırılmalı ve onlarla konuşularak moral verilmelidir.
Enkaz Altında Mahsur Kalan kişi;


  • Paniklemeden, sakin olarak durumu değerlendirmelidir. Kurtarma ekiplerinin en kısa zamanda yardım için gelecekleri unutmamalıdır. Enerjisini korumak için, yardım ekiplerinin sesini duyana kadar mümkünse uyumaya çalışmalıdır.
  • Hareket kabiliyeti sınırlanmışsa, çıkış için hayatını riske atacak tehlikelerden (kopan elektrik telleri, gaz kaçakları, cam kırıkları... gibi) kaçınmalıdır.
  • El ve ayaklarını kullanabiliyorsa su, kalorifer, gaz tesisatına, zemine ya da tavana sert bir maddeyle vurarak, varlığını duyurmaya çalışmalıdır.
  • Kurtarma ekiplerinin seslerini duymaya, sesini kullanabiliyorsa onlara seslenmeye çalışmalıdır.
  • Çalışan makinelerin gürültülerini duyuyorsa, sabırla kurtarılmayı beklemelidir.
Unutmayınız ki; Erzincan depreminde Nurcan hemşire 9 gün, Senirkent sel ve heyalanında Gülsüm Nine 2 gün, Dinar'da 9 kişi 36-48 saat, Adana depreminde Sercan GÜVERCİN ve Hatice Öğretmen 2 gün sonra, Marmara depreminde pek çok kişi 3 üncü, 4 üncü günlerde hatta 5 inci günde, son Düzce depreminde Şaziye BULUT 41 saat sonra enkazdan sağ olarak çıkartılabilmiştir.
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
19-08-2009 07:43
#2
Sel ve Korunma
Sel ve Korunma

  • Meteorolojik afet için bir erken uyarı birimi ivedilikle oluşturulmalıdır.
  • Günümüzde yağış alanları ve yağış yoğunluklarının belirlenmesinde oldukça etkili bir biçimde kullanılan Doppler Radar sistemleri ve uydu dataları ile çalışan erken uyarı birimleri teşkil edilmelidir.
  • Bu uyarı birimi ile koordineli olarak çalışacak il ve ilçelerde kurtarma birimleri oluşturulmalıdır.
  • Bölgesel radyolar herhangi bir tehlike anında halkı bilgilendirerek uygulayacakları yöntemler konusunda uyarıda bulunmalıdırlar.
  • Sel öngörüsü için özenli istatistikî çalışmalar yapılmalıdır.
  • Yerel belediyelerce dere ve nehir yataklarına yerleşim konusunda titizlik gösterilmeli buralarda yerleşimin önlenmesinin yanı sıra oluşacak engeller düzenli olarak temizlenmelidir.
  • Dere ve nehirlerin denizle birleştiği kanallar düzenli olarak temizlenerek açık olmaları sağlanmalıdır.
  • Kanal ıslahı yapılmalıdır.
  • Koruyucu set ve gölet yapılmalıdır.
  • Ormanlık alan korunmalı ve arttırılmalıdır.
  • Yerleşim alanları doğru bir şekilde seçilmelidir.
  • Doğal afetlere karşı sigorta sistemi geliştirilmelidir.
  • Halkın ve görevlilerin bu tür konularda eğitimi sağlanmalıdır.
PRATİK ÖNLEMLER
  • Evin dışında bulunuyorsanız, hemen yüksek bir yere çıkmalısınız.
  • Su yatağı veya çukur bölgeleri hemen terk etmelisiniz.
  • Sel bölgesini hemen terk etmelisiniz fakat asla suda karşıdan karşıya geçmeye çalışmamalısınız.
  • Sel sırasında arabanızdaysanız asla su ile kaplı yoldan gitmeye çalışmamalısınız. (Ani sellerin meydana getirdiği ölümlerin yarısı araba ile ilişkili olduğundan asla sel sularının bulunduğu bölgelerde araba kullanılmamalıdır.)
  • Arabanızda herhangi bir arıza oluştuysa hemen terk ederek yüksek bir yere çıkmalısınız. (Yollar akan sular tarafından doldurulacağı için eğer arabanız 60 cm yükseklikteki hareket eden suda kalmışsa su onu kaldırıp sürükleyebilecektir.)
  • Zamanınız varsa dışarı çıkın. Önemli şeyleri farklı bir depoya aktarın.
  • Sel sularından uzak durun. Çünkü tehlikeli maddeler içerirler.
  • Hareketli sularda yürüyüş yapmayın. Ayaklarınız zarar görebilir. Mutlaka yürümeniz gerekiyorsa, durgun sularda yürüyün ve önünüzü bir baston yardımı ile kontrol ederek yürüyün.
  • Elektrik kaynaklarından uzak durun, elektrik çarpabilir.
  • Yanınıza mutlaka bir pilli radyo alın. (radyodan alacağınız haber ve talimatlara göre hareket edebilirsiniz)
  • Bir miktar kuru gıda ve içecek depolayın.
  • İlk yardım malzemeleri ve ailenizin ihtiyaç duyabileceği veya kullandığı ilaçları bulundurun.
  • Sel sularının temas ettiği yiyecekleri yemeyin.
  • Su kaynakları sel nedeni ile kirlenmiş olabilir. Kuyulardan alınan su yetkililerce test edildikten sonra kullanılmalıdır.
  • Bodrum ve zemin katı sel suları ile doluysa, derece derece pompalayarak (ortalama günde 1/3 oranında) su boşaltın. Böylece hasarın önüne geçebilirsiniz. Çevrenizdeki toprak hala su altındayken bodrum/zemin katındaki su boşaltılırsa duvarlar çökebilir, döşemeler eğrilebilir.
  • Binaları kontrol etmek için pilli fener kullanın. Ancak binada gaz sızıntısı olduğunu düşünüyorsanız, herhangi bir türde ışık kullanmayın. Işığın kendisi bir patlamanın tehdidi olabilir.
Özellikle geceleri, selin tehlikelerini görmek güçleşeceğinden daha dikkatli olmalısınız.
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
19-08-2009 07:44
#3
Çığ ve Korunma
Çığ ve Korunma ÇIĞ ÖNCESİNDE
  • Öncelikle çığ bölgelerine yeni yerleşim birimleri kurulmamalı.
  • Çığ ve sel yataklarında var olan yapılar derhal kaldırılmalı.
  • Mevcut yapılar, çığ bölgesinden kaldırılana kadar sigortalanmalı.
  • Yamaçlardaki orman ve bitki örtüsü çığ düşmesini azaltır. Bu nedenle, çığ vadilerinde ağaç ve bitki örtüsünün ortadan kaldırılması, ormanın tahrip edilmesi çığ tehlikesini artırır. O halde, ormanlar tahrip edilip çığ güzergâhı yaratılmamalı.
  • Çığı oluşturan arazi ve hava şartları öğrenilmeli.
  • Hava, yol durumu ve çığ tehlikesi hakkında düzenli olarak bilgi veren kaynaklardan yararlanılmalı.
  • Kar yağan aylarda, hava ve yol durumu raporları dikkatlice izlenmeli.
  • Çığ güvenliği ile ilgili bilgi edinilmeli.
  • Önlem alınmalı ve herhangi bir kuşku durumunda tehlikeli bölgeyi derhal terk edebilecek şekilde hazırlık yapılmalı.
Çığ oluşmadan önce yapılması gereken en önemli uygulama boşaltma planının yapılmış olmasıdır. Bu planda şu konular yer almalıdır:


  • Boşaltılacak alandaki tüm tehlikeli patikaların tanımlanmış iyi bir çizimi,
  • Boşaltma sırasında emirleri verecek ve bunları uygulayacak kişilerin isimlerinin listesi,
  • Boşaltma sırasında izlenecek iletişim ve alarm işlemlerinin belirlenmesi,
  • Acil kaçış yolları, toplanma alanları, park yerleri ve etkilenen insanların geçici olarak iskân edileceği yerlerin saptanması ve her an kullanıma hazır halde bulundurulması,
Boşaltılan alanlardaki güvenliği sağlayacak ve diğer problemleri çözecek şekilde bazı yasaklamaların ve kuralların konulması. Yakındaki yollarda çığ uyarı işaretleri, yolları çığ olma durumunda kapatacak elle veya otomatik olarak çalışan engellerin kurulması şarttır. Tehlikeli yamaçlardan sürekli uzak durmak en akılcı yoldur. Çığ olan veya olma ihtimali bulunan yamaçlarda ağaç kesimine son vermek ve bunu yasal yollarla sağlamak. Daha önce çığ olduğu bilinen yerlere, av veya herhangi bir amaçla gitmemeleri için uyarmak gereklidir.

ÇIĞA YAKALANIRSANIZ

Eğer Dışarıda Bulunuyorsanız:

  • Çığ başladığında, çığın büyüklüğüne, hızına, patikanın genişliğine, çevredeki araçlara ve daha güvenli yerlere bağlı olarak o alandan çok hızlı bir şekilde ayrılmaya karar vermek.
  • Çığın daha yavaş, yüksekliğinin az olduğu kenar kısımlarına ulaşmaya çalışmak.
  • Ses ve ses kaynakları ile insanları uyarmaya çalışmak.
  • Kayak yapıyorsanız, kayak takımını çıkarıp atarak, sabit ağaç, kaya veya başka bir cisme tutunmaya çalışmak.
  • Kırılmış ağaç ve kaya parçalarından korunmaya çalışmak.
  • Yerden destek alarak yüzme hareketi yaparak akan karın üstünde kalmaya çalışmak.
  • Ağzı sıkıca kapatmak, mümkünse kafa kar altında kaldığı anda uzun süre nefesi tutmaya çalışmak.
  • Akış sırasında bacaklar ve kollar birbirine yapıştırılarak oturma pozisyonu almak, çığ durmadan kısa süre önce bacaklar ile yeri sertçe iterek (zemin sert ise) kalkmaya çalışmak.
  • Çığ durmadan önce mutlaka bir el yüzün önünde, diğer eli baştan yukarıda tutmak ve kar altındaki zaman boyunca hayati önem taşıyacak olan nefes alınan boşluğu (hava kesesi) genişletmek ve başı sağa sola çevirmeye çalışmak.
  • Karda ses iletimi az olmasına rağmen eğer yüzeye yakın olduğunuzu hissediyorsanız ya da bu varsayımı ihmal etmemek için bağırmak faydalı olabilir.
  • Araştırmalara göre, sırt çantası taşıyanların çığın topuğu civarında yüzeyde kalma şansları taşımayanlardan daha fazladır.
  • Çığa maruz bölgelerde yaşanıyor ise üzerimizde ****l bulundurmak uygun olacaktır. Çünkü ****l parçası detektörle aramayı kolaylaştıracaktır.
  • Çığa maruz bölgelerde çalışma yapanlar yanlarında taşıyacakları en az 15- 20 metre uzunluğunda (tercihen kırmızı renkli) hafif ve sağlam ip bulundurmalı, çığ sırasında kendisine bağlı olmayan ucu serbest bırakmak suretiyle yerinin belirlenmesini sağlayacaktır.
  • Çığa maruz bölgelerde çalışma yapanlar, çığ sırasında yerinin belirlenmesini sağlamak için kendiliğinden şişebilen balon taşınması yararlı olacaktır.

Eğer Bir Aracın İçinde Bulunuyorsanız:


  • Aracın kapı ve pencereleri kapatılmalıdır.
  • Motoru durdurup, ışıklar söndürülmeli
  • Araçtaki oksijen miktarını korumak için sigara içmemeli, kibrit yakmamalı
  • Telsiz varsa çağrı yapılmalı ve alıcı konumunda sürekli açık tutulmalı
  • Dışarı ses ve ışık verecek herhangi bir alet faydalı olabilir
  • Araçta çubuk vb. alet var ise kar içine yukarı doğru batırıp kurtarma ekiplerinin çubuğu görmelerini ümit etme şansı olabilir
  • Çığa maruz bölgelerde çalışma yapanlar araçlarında temiz hava tüplü maske ile kendiliğinden şişebilen balon bulundurmaları yerinde olur.
  • Son olarak da aracı çevreleyen karı kazımak, yaşam alanını genişletmek açısından yararlıdır. Ancak kişi kendini güvende hissetmiyor ise araç içinde beklemek daha emniyetlidir.
  • Araçta yukarıda belirtilen davranışları yerine getirebilmek için gerekli olan araç-gereç ve malzemelerin bulundurulması gerekir.
ÇIĞDAN SONRA

Çığ olduktan sonra en kısa zamanda ilgili kişi ve kurumlara haber verilerek yardımın kısa sürede ulaşması sağlanır. Bunlar Valilik bünyesindeki kurumlar (Sivil Savunma Arama Kurtarma Ekipleri, 112 Acil Yardım, Polis, İtfaiye, Jandarma vb.) ve bölgeye en yakın Askeri Birliklerdir.

---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
19-08-2009 07:45
#4
Kaya Düşmesi ve Korunma Kaya Düşmesi ve Korunma
Kaya Düşmesi ve Korunma

Tabiat olayları ve zamanla, kayaların çürümesi veya desteksiz kalması sonucu meydana gelir.

Konuyla ilgili Afet İşleri Genel Müdürlüğünün yürüttüğü çalışmalar aşağıdaki gibidir;
  • Islah edilecek kayaların krokisi çizilerek işaretlenir,
  • Kayaların büyüklüğü ve adetleri m3 olarak belirlenir,
  • Açılabilecek kanal boyları ve arazi klâs durumu tespit edilir,
  • Kanalların elle veya araçla açılıp açılamayacağı (ulaşım olmayan yerlerde kanallar elle açılır),
  • Yolun olup olmadığı, ulaşımın hangi şartlarda yapılacağı,
  • Çelik perdelere nerelerde ve ne uzunlukta ihtiyaç olduğu,
  • Hangi alet ve ekipmanların kullanılacağı,
  • Islah işinin ne kadar zamanda bitirilebileceği tespit edilerek kaya ıslahı ve önlemleri ile ilgili bir rapor hazırlanır.
  • Şayet düşebilecek kayalar çok tehlikeli ve hiçbir önlem metodu ile ıslahı yapılamayacaksa, yapılacak tek iş, o mahallin yasak alan ilan edilmesi ve tehlike altında kalan evlerin daha uygun bir yere nakledilmesidir.
Mahallinde yapılacak işler:
  • Şantiye kurulması,
  • Mülki amirlerin haberdar edilmesi,
  • Afetzedelerle toplantı yapılması,
  • Koruyucu kanalların açılması ve çelik perdelerin kurulması,
  • Tehlikeli kayaların tespiti ve bunların ıslahı için uygulanacak yöntemlerin (el aletleri veya patlayıcı madde ile) kararlaştırılması gibi hususları kapsar.
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
19-08-2009 07:47
#5
Hortum ve Korunma
Hortum ve Korunma Hortum Çarpmasından Önce Yapılacak Şeyler:
  • Hortum tehlikesini tanımlayan terimleri öğrenin.
  • “Hortum gözlemi” hortumun şiddeti ve şimşekli veya fırtınalı veya her ikisinin de olabileceği anlamına gelir. Bölgenizdeki radyo ve TV raporlarını dinlemede olun. Gökyüzünü gözleyin.
  • “Hortum uyarısı” hortumun görüldüğünü bildirir. Derhal sığınağa giriniz.
  • Eğer dönen, baca biçimli bir bulut görürseniz, hemen telefonla polis, jandarma, itfaiye’ye haber verin.
  • Okullar, kamu binaları ve alışveriş merkezleri gibi kamu tesisle­rindeki belirli sığınak alanlarının yerlerini öğrenin.
  • Hortum mevsiminde olağanüstü durum malzemelerini hazırda bulundurun.
  • Hortum uyarısı verildiğinde evinizdeki herkesin nereye gideceğini ve ne yapacağını bildiğinden emin olun.
  • Eğer bir hortum olasılığı yüksek bölgede müstakil bir evde yaşıyorsanız, evinizin alt katındaki bir tuvalet ya da fırtına hücresi veya bodrum gibi bir iç odayı sığınak olarak takviye edin.
  • Evde bulunan eşyaların ve sahip olduğunuz diğer malzemelerin listesini yapın. Yaptığınız bu listeyi mümkünse fotoğraflarla takviye edin. Liste ve beraberindeki fotoğrafları güvenli boş bir kutu içinde ve eşyalardan ayrı bir yerde saklayın.
  • Yabancı bir yerde iseniz hemen evinize dönün. Evinizden çok uzakta bir bina veya dışarıdaysanız, etrafta kendinize güvenli bir yer arayın.
  • Fırtına kepenkleri camlar için en iyi koruyuculardır, yoksa camları korumak için pencereye kontrplak yerleştirilebilir. ( Koli bantları camları kırılmaya karşı koruyamaz, sadece kırılan cam parçalarının çok küçük olmamasını sağlar)
  • Çatıdaki antenleri sökünüz.
  • Yetkililerce yapılacak açıklamaları takip edin, bulunduğunuz yerden uzaklaşmanız gerekebileceğinden aracınızda yeterli yakıt olup olmadığını kontrol ediniz.
Hortum Sırasında Yapılacak Şeyler:
  • Hortum uyarısı yapıldığında suyu, elektriği ve doğalgazı (veya LPG) kaynağından kesin, yanma oluşmuşsa gerekli şekilde müdahale edin.
  • Şiddetli şimşekli fırtınalar bölgenizi tehdit etmeye başladığında, en son bilgi ve talimatları almak için radyo ve TV haber yayınlarını dinleyin.
  • Bir hortum görüldüğünde, pencereden, kapılardan ve dış duvarlardan uzakta ka­lın. Başınızı düşen nesnelerden ya da uçuşan döküntüden koruyun. Aşağıdaki gibi durumlarda derhal bir koruyucu örtü altına sığının,
  • Evde ya da küçük bir yapıda, bodruma zemin katına ya da fırtına hücresine gidin. Eğer bodrum yoksa alt kattaki tuvalet, koridor gibi bir iç bölüme gidin. Her iki durum­da da (ağır bir masa gibi) dayanıklı bir şeyin altına girin ve tehlike geçinceye kadar orada kalın.
  • Okulda, herhangi bir sağlık biriminde, fabrika ya da alışveriş merkezinde iseniz, önceden belirlenmiş sığınak yerlerine gidin. En alt kattaki iç koridorlar genellikle en güvenilir erlerdir. Pencerelerden ve açık yerlerden uzak durun. Görevli personel ve yetkililer ile işbirliği yapın, onlar olağanüstü durumlarda yapılacak şeyler hakkında eğitilmişlerdir.
  • Gökdelende iseniz, mümkünse en alt kattaki küçük iç odalara ya da koridorlara ulaşın.
  • Araçta, treylerde yada karavanda iseniz, derhal oradan çıkın ve daha dayanıklı bir yapıya gidin.
  • Eğer yakınlarda bir sığınak yoksa en yakın hendeğe veya bir ark (dar ve derince su kanalı) içine ellerinizle başınızı siper yaparak yüzükoyun uzanın.
  • Araba veya diğer bir araç içinde iseniz hortumdan kaçmaya çalışmayın. Bu fırtınaların süratli ve düzensiz hareketiyle başa çıkılmaz.
Hortumdan Sonra Yapılacak Şeyler:
  • Şiddetli rüzgârlardan hasar görmüş bir yapıya girerken çok dikkatli olun. Hortumdan zarar görmüş bir yapıya girerken, duvarların, tavanın ve çatının yerinde, yapı­nın temelleri üzerinde sağlam durduğundan emin olun.
  • Kırılmış camlara, yere düşmüş tahta parçalarına ve kopan elektrik tellerine dikkat edin.
  • Eğer yaralılar varsa 112 Hızır Acil den yardım isteyin, tehlike altında değilseler hareket ettirmeyin, gerekli ilkyardım bilginiz varsa yerinde ilkyardım uygulayın.
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
19-08-2009 07:53
#6
Biyolojik Savaş ve Korunma
Biyolojik Savaş ve Korunma

Yüzyıllardır olduğu gibi günümüzde de dünyada barışın sağlanabilmesi için uluslararası kuruluşlar tarafından çalışmalar yapılmakta, devletler arası antlaşmalar düzenlenmekte, buna rağmen savaşları önlemek mümkün olamamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da silahlanma yarışı sürüp gitmektedir.

Savunma amaçlı olduğu iddia edilen bu silahlar şüphesiz savaşa mani olmak için caydırıcı bir unsurdur da. Silahlanma saldırı veya caydırıcı amaca yönelik olabilir. Ama kullanılacağı mekan yerküremiz ve yerküremizde yaşayan insandır. Bu insanlar tarafından meydana getirilen şehirler, sanayi tesisleri, ulaşım, haberleşme, enerji vb. uygarlık abideleridir.



Bunları neden söylüyoruz; bilindiği gibi günümüzde savaşlar cephelerde yapılmamaktadır.

Yani yalnız silahlı kuvvetler arasında cereyan etmemektedir. Savaşan ülkeler asker ve sivil olarak top yekün bu acımasız, yok edici kavganın içinde yer almaktadır.

Doğrudan insana yönelik olarak yapılan sıcak savaşlarda kullanılan silahları, şu başlıklar altında saymak mümkündür.

  • Klasik ve modern silahlar,
  • Nükleer silahlar,
  • Kimyasal silahlar,
  • Biyolojik silahlar,
  • Kozmik ve elektronik silahlar,
  • Meteorolojik silahlar,
  • Psikolojik silahlar.
Tüm bu silahların hedefi kesinlikle insanlardır. Gerçekte hepsi de büyük tehlike arzederler. Fakat nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar özel bir sınıfa dahildir. Çünkü, duyu organları ile keşifleri mümkün değildir. Bu nedenle insan hayatı daha çok tehlike altındadır.

TANIMI

Biyolojik savaş; insan, evcil hayvan ve faydalanılan bitkilerde ölüm veya zarar meydana getirmek, malzemeyi hasara uğratmak amacıyla mikroorganizmaların veya bunların toksinlerinin (zehirlerinin) kasten kullanılmasıdır.
Bakteriler, Riketsialar, Virüsler, Funguslar, Protozoalar gibi mikroorganizmalar biyolojik savaş maddesi (ajanı) olarak kullanılabilir.


BİYOLOJİK SAVAŞ MADDELERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
  • Biyolojik savaş maddelerinin belli başlı özellikleri şunlardır:
  • Üretimleri kolay ve ucuzdur.
  • Depolama şartlarına ve dış şartlara dayanıklıkları fazladır.
  • Enfeksiyon yetenekleri fazla olup,salgın yapabilmektedir.
  • Hastalık yapmaktadır.
  • Vücuda çeşitli yollardan girer.
  • Kuluçka devreleri genellikle kısadır.
  • Teşhis ve tedavileri güç olup, çok zaman almaktadır.
  • Öldürücüdür.
BİYOLOJİK SAVAŞ MADDELERİNİN VÜCUDA GİRİŞ YOLLARI
  • Solunum Sistemi,
  • Sindirim Sistemi,
  • Deri,
  • Tenasül Organları,
  • Göz Konjiktivaları ile
Biyolojik ajanın vücuda giriş yollarına göre tehlike oranı artar. Örneğin; ŞARBON hastalığı mikrobu deri yolu ile alınırsa ölüm oranı %5 - 20 civarında iken, solunum yolu ile alındığında ölüm oranı %99'a kadar çıkar. Yine VEBA deri yolu ile bulaştığında ölüm oranı %20-30 iken, solunum yolu ile alındığında ölüm oranı %95'e kadar çıkar. Tüberküloz basilleri solunum yolu ile akciğerlere girince hastalık VEREM olur. Aynı basiller sindirim yolu ile alınırsa bağırsakta bağırsak hastalığı olur. TİFO mikrobu yaralardan geçerse az, sindirim yolu ile alınırsa çok tehlikeli olur.

BİYOLOJİK SAVAŞA KARŞI SAVUNMA



Biyolojik silahlara karşı savunma tedbirlerinden sorumlu makam Sağlık Bakanlığıdır. Ancak, diğer Bakanlık ve ilgili kuruluşlar da kendi hizmetleri ile ilgili savunma tedbirleri konusunda gerekli önlemleri almak durumundadırlar. Örneğin; bitki ve hayvanlarda ortaya çıkacak hastalıklara karşı tedbirler Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca, Biyolojik Ajan ile kirlenmiş sahaların temizlenmesi Çevre Bakanlığı, İtfaiye ve Sivil Savunma vb. kuruluşlarca yapılmaktadır. Biyolojik silahların kullanımını önleyecek veya kullanıldıklarında bunları etkisiz hale getirebilecek hiç bir kesin önlem pratik olarak yoktur, yakın gelecekte de olmayacaktır. Bu tür silahların üretilmesi, depolanması ve kullanılması oldukça ucuz, ancak bunlardan korunma, tedavi yöntemleri ise oldukça pahalı ve zordur. Etkili bir savunma için iyi eğitilmiş personele, çok etkili haber alma birimlerine, kaliteli ve etkili koruyucu malzeme, tespit ve teşhis araç ve gereçlerine, çok çabuk ve etkili bir şekilde organize olan Sağlık, Sivil Savunma ve İtfaiye teşkilatlarına gerek bulunmaktadır.

BİYOLOJİK SAVAŞ MADDELERİNDEN KORUNMA TEDBİRLERİ
1- Genel Tedbirler



a) Sağlık, İtfaiye, Sivil Savunma ve diğer ilgili personel ve halk, biyolojik savaş hakkında bilgilendirilmelidir.
b) Bunlara hijyen kural ve esasları öğretilmelidir.
c) Bütün yurtta aşı, serum, ilaç, hastane, doktor ve sağlık personeli yeterliliği sağlanmalıdır.
d) Planlanan aşılar zamanında yapılmalı ve gerekli sıhhi tedbirler alınmalıdır.
e) Biyolojik savaş maddelerine karşı koruyuculuk sağlayan malzemeler (maske, koruyucu elbise, kitler) temin edilmeli ve kullanılması öğretilmelidir.
f) Şahsi ve çevresel temizliğe dikkat edilmelidir.
g) Su ve besin maddeleri temiz olarak kapalı kaplarda bulundurulmalı ve gerektiğinde kaynatılmalıdır.
h) Hastalıklar, ilgili yerlere derhal haber verilmelidir.
I) Yetkililerin emir ve talimatlarına uyulmalıdır.

2- Bireysel Tedbirler

a) Varsa maske tak.
b) Kirlenmiş sahadan en kısa sürede uzaklaş.
c) Hiç bir şeye el sürme ve yere atılmış eşyaları alma.
d) Elbiseni düğmele, eldivenlerini giy ve açık yerlerini kapat.(kesik ve yaralar, yara bantı ile kapatılmalıdır.)
e) Yakınında sığınak varsa sığınağa gir.
f) Yanındaki içecek ve yiyecekten başkasını yeme.
g) İçecek ve yiyecekleri kaynat.
h) Kullanılacak malzeme ve araçları sterilize et.
ı) Vücudunu temiz tut.
j) Hastalık halinde derhal doktora müracaat et.
k) Şaşırma, heyecanlanma ve şayialara inanma.

3- Toplu Korunma

Toplu olarak korunma sığınaklar ile sağlanır. Sığınakların havalandırma tertibatlarının filtreli olması, giriş ve çıkışlarının iyi izole edilmesi gereklidir. Ayrıca sığınaklarda personele yetecek temizlik ve tedavi maddelerinin bulundurulması gereklidir.

4- Sığınaklarda Uyulması Gerekli Kurallar

a) Sığınağa girenlerin temizliği yapılmalıdır.
b) Kontrol ve muayeneden geçirilmeyen gıda maddeleri ile su sığınağa sokulmamalıdır.
c) Yiyecek ve içeceklerin kapalı kutularda bulundurulması, yiyeceklerin pişirilmeden yenmemesi ve suların kaynatılmadan içilmemesi gerekir.
d) Çöp ve dışkıları naylon torbalara doldurulup ağızları bağlı tutulmalı ve dezenfekte edilmelidir.

BİYOLOJİK SAVAŞ MADDESİ İLE KİRLENEN PERSONEL VE EŞYANIN TEMİZLENMESİ



Biyolojik taarruzdan sonra temizlenmek için en basit ve en tesirli usul, su ve sabunla yıkanmak ve yıkamaktır.

1- Personelin Temizlenmesi

Biyolojik maddelere maruz kalan personel, sıcak sabunlu su ile yıkanarak temizlenir, varsa mikrop öldürücü sabunlar kullanılmalıdır.



2- Eşyaların Temizlenmesi

Kirlenen elbise ve çamaşır ile diğer eşyalar ilk fırsatta sabunlu veya deterjanlı su ile yıkanır ya da kaynatılarak temizlenir. Koruyucu maske, filtre elemanları çıkarılarak dış ve iç kısımları temiz bir bezle temizlenir, sonra ılık sabunlu suda yıkanır ve dezenfektan kimyasal eriyikler kullanılarak temizlenir.

3- Yiyecek ve İçeceklerin Temizlenmesi

Biyolojik madde ile kirlenen yiyecek ve içeceğe çok fazla dikkat edilir. Yiyecek ve içecekler hastalık meydana getiren tabii kaynaklardır. Sağlık personeli tarafından yenmelerine ve içilmelerine müsaade edilmedikçe kullanılmaz. Ancak aşağıdaki temizleme işlemleri yapıldıktan sonra yenilebilir ve içilebilir.

a) Taze sebze ve meyvelerin kirli kısımları kesilerek atılır ve bol su ile yıkanarak temizlenir.

b) Et ve buna benzer maddelerin 1-2cm. kalınlığında üst kısımları kesilip atılarak veya pişirilerek temizlenir. Kuru yiyecek maddeleri için kaynatarak pişirme en iyi yoldur.

c) Ambalajlı yiyecek maddeleri ise; (Sağlam ve dayanıklı ambalajlar kirlenme ihtimalini azaltır) karton ambalajlı yiyecek maddelerinde, ambalajın dış kısımları kireç kaymağı veya kimyasal bir madde ile silinir.Kuruduktan sonra dış kısımları atılır ve kullanılacak hale getirilmiş olur.

d) Teneke ve cam veya plastik ambalajlı yiyecek maddeleri kutusu açılmadan evvel 15 dakika suda kaynatılarak veya su ve sabunla yıkanarak veyahut mikrop öldürücüde dezenfekte edilerek temizlenir. Kural olarak açıktaki bütün sular dökülmelidir. Ancak bu gibi sular kullanmak mecburiyetinde kalınırsa su iyice kaynatılmalı (en az 15 dakika ) ve içine su arıtma tabletleri atılmalıdır. Kapalı kap ve su şişelerindeki su, dış yüzeyleri temizlenmek suretiyle içilecek hale getirilir. Çeşme ve akarsuların suları tıbbi kontrolden geçmeden içilmemeli ve kullanılmamalıdır.



4- Binaların Temizlenmesi

Özellikle ahşap binaların temizlenmesi güçtür. Binalar kireç kaymağı ile fırçalanarak veya süngerle, sıcak sabunlu su ile veya çamaşır sodası ile yıkanarak veyahut havalandırılarak temizlenir. Ayrıca binalar, biyolojik temizleyici madde kullanılarak da temizlenir.

5-Açık Yerlerin Temizlenmesi

Güneş ışığının birçok mikroorganizmaları öldürücü etkisi olduğundan, genel olarak açıktaki gölgesiz yerleri temizleyebilir. Bununla beraber alçak ısılarda gölgeli bölgeler saatlerce tehlikeli olarak kalabilir. Geniş bölgelerin temizlenmesi mümkün değildir. Ancak, kirletildiğinden şüphe edilen önemli bölgeler, kimyasal temizleyiciler ve kostik soda eriyiği gibi temizleme maddeleri kullanılarak temizlenir.

ŞARBON (ANTRAKS) VE DİĞER BİYOLOJİK AJANLARLA GERÇEKLEŞTİRİLEN TEHDİTLER KARŞISINDA ÖNERİLEN TEDBİRLER

Bilindiği gibi zaman zaman şarbon basili içeren mektuplarla yapılan tehditler meydana gelmektedir. Bunlardan birçoğu boş zarf iken, bazılarında tozlu materyaller mevcuttur. Bu kılavuzun amacı bu tip olayların nasıl ele alınacağı konusunda tavsiyelerde bulunmaktır.

PANİĞE KAPILMAYIN

Şarbon organizmaları deride, Mide-barsak sisteminde veya akciğerlerde enfeksiyon oluşturabilirler. Bunun oluşabilmesi için organizmanın hasarlı deriye temas etmesi, yutulması veya solunum yoluyla ince partiküller halinde alınması gereklidir. Hastalık şarbon sporlarıyla karşılaşılmasından hemen sonra uygun antibiyotiklerle yapılacak bir tedaviyle önlenebilir. Şarbonun bir kişiden diğerine bulaşımı yoktur.
Şarbonun gizli bir saldırı ajanı olabilmesi için çok ince partiküller halinde havayla karışması gerekir. Bunu yapmak oldukça zordur. Çok büyük teknik yetenek ve özel ekipman gerektirir. Eğer bu küçük partiküller solunduğunda hayatı tehdit eden akciğer hastalıklarına neden olabilir. Ancak erken tanı ve tedavi etkilidir.

ÜZERİNDE ŞARBON TEHDİTİ YAZILI ŞÜPHELİ PAKET VEYA MEKTUP ALINDIĞINDA;
  • Ağız ve burunu kapatan toz maskesi ve plastik eldiven kullanın.
  • Zarfı sallamayın ve şüpheli mektubun içeriğini dökmeyin.
  • Zarfı veya paketin içindeki içeriğin sızıntısını engellemek için plastik bir torbaya veya benzer bir kaba koyun
  • Eğer içine koyacak bir şey yoksa zarfı veya paketi giysi, kağıt veya çöp bidonu gibi bir şeyle kapatın ve bunu açmayın.
  • Odayı terk edin ve kapıyı kapatın. Hiç kimsenin buraya girmemesi için bölgeyi boşaltın.
  • Tozun veya şüpheli içeriğin yüzünüze bulaşmasını engellemek için, ellerinizi sabun ve suyla yıkayın.
  • Daha sonra
  • Eğer evdeyseniz uzman ekiplerin gelmesi için 112 ve 155'i veya bulunduğunuz ildeki İl Sivil Savunma Müdürlüğünü arayınız.
  • İş yerindeyseniz yine uzman ekiplerin gelmesi için 112 ve 155'i veya bulunduğunuz ildeki İl Sivil Savunma Müdürlüğünü arayınız. Durumdan bina güvenlik görevlinizi ve amirlerinizi haberdar ediniz.
  • Bu şüpheli mektup ya da paket ilk fark edildiğinde odada bulunan herkesin bir listesini yapın. Bu listeyi hem bölgenizdeki sağlık yetkililerine, hem de soruşturmayı yönetecek olan güvenlik ekiplerine veriniz.
İÇİNDE TOZ OLAN BİR ZARF VARSA VE BU TOZ YÜZEYE DÖKÜLMÜŞSE;
  • Tozu temizlemeye çalışmayın. Dökülen içeriği derhal elbise, kağıt veya çöp bidonu gibi bir şeyle kapatın ve bunu açmayın.
  • Odayı terk edin ve kapıyı kapatın. Hiç kimsenin buraya girmemesi için bölgeyi boşaltın.
  • Tozun veya şüpheli içeriğin yüzünüze bulaşmasını engellemek için, ellerinizi sabun ve suyla yıkayın.
  • Daha sonra
  • Eğer evdeyseniz uzman ekiplerin gelmesi için 112 ve 155'i veya bulunduğunuz ildeki İl Sivil Savunma Müdürlüğünü arayınız.
  • İş yerindeyseniz yine uzman ekiplerin gelmesi için 112 ve 155'i veya bulunduğunuz ildeki İl Sivil Savunma Müdürlüğünü arayınız. Durumdan bina güvenlik görevlinizi ve amirlerinizi haberdar ediniz.
  • Bu toz ile kirlenmiş olan giysilerinizi mümkün olduğu kadar çabuk çıkartın, plastik bir torbaya veya ağzı mühürlenebilecek bir kaba koyun. Giysinin konduğu bu torba veya kap olaya müdahale eden birimlere verilmelidir.
  • Sabun ve suyla mümkün olduğu kadar çabuk bir duş alın. Çamaşır suyu veya benzer maddeleri derinize tatbik etmeyin.
  • Eğer mümkünse odada veya bölgede olup, toz ile temas eden herkesin bir listesini yapın. Bu listeyi daha sonraki tıbbi takip de kullanılmak üzere yerel sağlık ekibine ve soruşturmayı yürütecek olan güvenlik güçlerine iletin.
ŞÜPHELİ MADDENİN HAVA İLE TEMASI DURUMUNDA;
  • Bölgede ki vantilatörleri veya havalandırma birimlerini kapatınız.
  • Derhal bölgeyi terk ediniz.
  • Diğerlerini bu bölgeden uzak tutmak için kapıyı kapatın.
  • Daha sonra;
  • Eğer evdeyseniz uzman ekiplerin gelmesi için 112 ve 155'i veya bulunduğunuz ildeki İl Sivil Savunma Müdürlüğünü arayınız.
  • İş yerindeyseniz yine uzman ekiplerin gelmesi için 112 ve 155'i veya bulunduğunuz ildeki İl Sivil Savunma Müdürlüğünü arayınız. Durumdan bina güvenlik görevlinizi ve amirlerinizi haberdar ediniz.
  • Mümkünse binanın tüm havalandırma sistemini kapatın.
  • Mümkünse kirlenmenin olduğu bölgede bulunan herkesin bir listesini yapın. Bu listeyi daha sonraki tıbbi takip de kullanılmak üzere yerel sağlık ekibine ve soruşturmayı yürütecek olan güvenlik güçlerine iletin.
ŞÜPHELİ PAKETLERİ VE MEKTUPLARI NASIL AYIRMALI;
  • Şüpheli paketlerin ve mektupların bazı karakteristik özellikleri şunlardır;
  • Fazla sayıda yollanmış olma,
  • Elle ve kötü yazılmış tarzda yazı,
  • Hatalı unvanlar, Unvan var-isim yok,
  • Genel ifadelerin hatalı yazımı,
  • Yağ lekeleri, uçuk renkler ve koku,
  • İade adresinin bulunmaması,
  • Aşırı ağırlık,
  • Şişkin veya düzgün olmayan zarflar,
  • Çıkıntı yapmış alüminyum folyo tel,
  • Zarf üstündeki aşırı güvenlik önlemi, (selobant, paket lastiği gibi emniyet önlemleri)
  • Görünür bozulmalar,
  • Tik-tak sesleri,
  • Zarf üzerinde "KİŞİYE ÖZEL" veya "GİZLİ" gibi kısıtlayıcı ifadeler olması,
  • Pul üzerindeki damganın iade adresiyle alakasız şehir ismi içeriyor olması,
---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
19-08-2009 08:00
#7
Kimyasal Savaş ve Korunma
Kimyasal Savaş ve Korunma
Yüzyıllardır olduğu gibi günümüzde de dünyada barışın sağlanabilmesi için uluslararası kuruluşlar tarafından çalışmalar yapılmakta, devletler arası antlaşmalar düzenlenmekte, buna rağmen savaşları önlemek mümkün olamamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da silahlanma yarışı sürüp gitmektedir.

Savunma amaçlı olduğu iddia edilen bu silahlar şüphesiz savaşa mani olmak için caydırıcı bir unsurdur da. Silahlanma saldırı veya caydırıcı amaca yönelik olabilir. Ama kullanılacağı mekan yerküremiz ve yerküremizde yaşayan insandır. Bu insanlar tarafından meydana getirilen şehirler, sanayi tesisleri, ulaşım, haberleşme, enerji vb. uygarlık abideleridir. Bunları neden söylüyoruz; bilindiği gibi günümüzde savaşlar cephelerde yapılmamaktadır. Yani yalnız silahlı kuvvetler arasında cereyan etmemektedir. Savaşan ülkeler asker ve sivil olarak top yekün bu acımasız, yok edici kavganın içinde yer almaktadır. Doğrudan insana yönelik olarak yapılan sıcak savaşlarda kullanılan silahları, şu başlıklar altında saymak mümkündür.
- Klasik ve modern silahlar,
- Nükleer silahlar,
- Kimyasal silahlar,
- Biyolojik silahlar,
- Kozmik ve elektronik silahlar,
- Meteorolojik silahlar,
- Psikolojik silahlar.













Tüm bu silahların hedefi kesinlikle insanlardır. Gerçekte hepsi de büyük tehlike arzederler. Fakat nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar özel bir sınıfa dahildir. Çünkü, duyu organları ile keşifleri mümkün değildir. Bu nedenle insan hayatı daha çok tehlike altındadır.

KİMYASAL SAVAŞIN TANIMI

Kimyasal özelliği nedeniyle öldürücü, yaralayıcı ve tahriş edici özellikler gösteren, sis ve yangın meydana getiren Katı, Sıvı, Gaz ve Aerosol halindeki maddeler ile yapılan savaştır.

KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİN GENEL AYIRIMI

1. Fiziksel Durumlarına Göre

  • Katı,
  • Sıvı,
  • Gaz,
  • Aerosol.
2. Fizyolojik Etkilerine Göre

a. Zehirleyici Kimyasal Maddeler

  • Sinir gazları,
  • Yakıcı gazlar
  • Kan zehirleyici gazlar,
  • Boğucu gazlar,
  • Uyuşturucu gazlardır.
b. Kargaşalığı Bastıran Gazlar
  • Gözyaşı getiren gazlar,
  • Kusturucu gazlar.
c. Kimyasal Maddelerin Kullanımlarına Göre
  • Savaş gazları (zayiat verdiren gazlar),
  • Yangın maddeleri,
  • Sis maddeleri,
  • Bitki öldürücüler.
d. Arazide Kalma Özelliklerine Göre
  • Uçucu gazlar (atıldığı anda 10-30 dakikadan daha fazla kalmayan gazlardır),
  • Kalıcı gazlar (30 dakikadan daha uzun süreli kalan gazlardır).
KİMYASAL MADDELERİN SEÇİM VE KULLANIMINI ETKİLEYEN GENEL FAKTÖRLER




Kimyasal maddenin etkin bir şekilde kullanımı, onun fiziksel ve kimyasal özellikleri ile meteorolojik şartlara bağlıdır Kimyasal maddenin etkinliğinin süresi saldırıda kullanılan maddenin fiziksel karakterine, miktarına, silah sistemine, kullanıldığı bölgenin arazi yapısına, saldırıya uğrayan kitlenin kimyasal maddeyi nötralize etme yeteneğine bağlıdır.

1.Kimyasal Saldırıya Hava Şartlarının Etkisi
Sıcaklık, sıcaklık farkı, rüzgar, nem vb. meteorolojik parametreler kimyasal ajanların performansını etkiler. Ajanların buharlaşması ve yayılması sıcaklık ve rüzgar hızı ile artar. Nemin fazla olması Iperit'in etkinliğini artırır. Yağmur ise bazı sıvı ajanların kontaminasyonunu yıkayabilir. Tabloda bazı ajanların hava şartlarına bağlı olarak kalıcılığı verilmiştir.

BAZI KİMYASAL AJANLARIN KALICILIĞI

Kimyasal Savaş Ajanı HAVA ŞARTLARI
Güneşli Hafif Rüzgarlı 20 C Civarı Nemli ve Rüzgarlı 10 C Sakin ve Güneşli Karlı -10 C Civarı
GA 1-4 1/2-6 saat 1-2 gün - 2 hafta
GB 1/4-4 saat 1/4-1 saat 1-2 gün
GD 2-5 gün 3-36 saat 1-6 hafta
VX 3-21 gün 1-12 saat 1-16 hafta
H 2-7 gün 1-2 gün 2-8 hafta

2. Kimyasal Savaş Maddelerinin Vücuda Girme Yolları

Buhar, Gaz ve Aerosol halinde zehirli maddeler solunum yoluyla, katı ve sıvı partiküller halinde olan zehirli maddeler deri yoluyla, yiyecek ve içecek maddelerine bulaşmış zehirli maddeler sindirim yoluyla girerler.

KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNİN KULLANMA ŞEKİLLERİ

Püskürtücü aletler veya spray-tanklarla, sıvı veya aerosol şeklinde, topçu mermileri, roket veya torpido mermileri içinde, mayınlarla, füzelerle, uçak bombalarıyla.

SAVAŞ GAZLARININ ÇEŞİTLERİ

Savaş gazları, cilde temas ettiği, personel tarafından solunduğu veya sindirim yolu ile alındığı zaman öldürücü ve zarar verici etkiler meydana getirirler. Standart savaş gazları şunlardır;

  • Sinir gazları,
  • Yakıcı gazlar,
  • Kan Zehirleyici gazlar,
  • Boğucu gazlar,
  • Kusturucu gazlar,
  • Göz Yaşartıcı gazlar,
  • Uyuşturucu gazlar.
SAVAŞ GAZLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ VE KORUNMA

Zehirleme gücü çok yüksektir, Renksiz, kokusuz, havadan ağırdır, Yapıları kolaylıkla bozulmaz, Üretimleri kolay ve ucuzdur, Havaya, suya ve kimyasal maddelere karşı dayanıklıdır.

1. Sinir Gazları

Sıvı, gaz veya buhar halinde bulunurlar. Renksiz ve tatsızdırlar. Sıvı halinde ise kahverengidirler. Sinir gazları solunum ve cilt yoluyla vücuda girer. Kişinin sinir sistemini etkiler, kasları felce uğratarak solunum ve dolaşım sistemlerini durdurup ölüme neden olur. Sinir gazları Tabun GA, Sarın GB, Soman GD, VX Grubu, gazlardır. G Grubu gazları solunum yoluyla vücuda girer. Yeterli miktarda alındığı takdirde 1-2 dakika içerisinde ölüme sebebiyet veren gazlardır. Öldürücü dozu 1 Miligram kadardır. VX Grubu sinir gazları son zamanlarda geliştirilmiştir. G Grubundan daha öldürücüdür. Buhar ile solunum sistemlerinden veya sıvı ise deriden nüfuz edebilir. Atıldıkları yerlerde uzun müddet kalabilirler. Öldürücü dozu 0,4 Miligramdır.

a) Fizyolojik Etkileri:

Sebepsiz ağız ve burun akıntısı, göğüs tıkanıklığı, solunum güçlüğü, görme bulanıklığı, gözbebeklerinin küçülmesi, kaslarda seğirme, bulantı ve kusma, aşırı terleme ve idrar tutamama, baş ağrısı, denge bozukluğu, şaşkınlık, miskinlik, sebepsiz sıçrama, çırpınma, koma ve ölüm.

b) Korunma:

Sinir gazlarından korunmak için gaz maskesi, koruyucu elbise, eldiven ve bot birlikte kullanılmalıdır. Sığınak veya sığınma yerine girilmelidir. Şayet, sinir gazına maruz kalınmışsa, nefesinizi tutunuz ve örtünerek derhal kapalı bir yere giriniz. Yukarıda belirtilen fizyolojik etkiler görüldüğünde bir ATROPİN iğnesi yapınız. (Etkileri geçmediği takdirde 15'er dakika ara ile 2 nci Atropin iğnesi yapınız) Cilde bulaşmış ise pudra veya benzeri bir madde dökünüz 5-10 dakika sonra sabunlu su ile yıkayınız. Elbiselere bulaşmış ise bulaşan yeri kesip atınız veya elbiseyi çıkarınız. Göze kaçmış ise gözü su ile en az 30 saniye yıkayınız.

DİKKAT: SİNİR GAZINA MARUZ KALDIĞINIZDAN EMİN OLMADIKÇA ATROPİN İĞNESİNİ YAPMAYINIZ. ATROPİN İĞNESİ KULLANILDIKTAN SONRA KASLARI GEVŞETMEK İÇİN DİAZEPAM TABLETİNDEN 1 ADET ALINIZ.
Evde iseniz, Gaz Alarmı verilince daha önceden hazırlamış olduğunuz sığınma yerlerine gidiniz. Taşıtta iseniz; taşıtın kapı ve pencerelerini, havalandırma tesisatını kapatınız. Rüzgarı karşınıza alarak hızla uzaklaşınız.

2. Yakıcı Gazlar

Genellikle sıvı ve buhar halinde bulunurlar. Gözleri cildi veya solunum yollarını yakmak suretiyle zayiata sebep olan geç tesirli kimyasal harp maddesidir. Yaptığı zehirlenmenin belirtileri genellikle 4-6 saat içerisinde ortaya çıkar. Bazı çeşitleri acı verirler. Renkleri renksizden koyu kahverengine kadar değişen yağlı sıvılardır. Buhar halindeyken normal olarak görünmezler. Bir kısmının kokuları olup sarımsak, acı badem, ıtır gibi kokuları vardır (İperitler, Arsenikler).

a) Fizyolojik Etkileri: Gözlerde sulanma ve yanma, gözlerde ışığa karşı duyarlılık, göz kapaklarının şişmesi, öksürük ve boğulma hali, gözlerde, boğaz ve nefes borularında iltihaplanma, ciltte kızarıklıklar ve kabarcıklar, bulantı ve kusma.

b) Korunma: Göz kapaklarını açık tutarak bol su ile uzun süre yıka. Tenine bulaşan sıvıyı yara temizler gibi sürtmeden sil. Koruyucu merhem sür. Bol su ile yıka. Elbiseni temizle ya da çıkar at.

3.Kan Zehirleyici Gazlar

Kalıcı olmayan çabuk tesirli gazlardır. Kandaki oksijenin vücut doku ve hücreleri tarafından alınmasını önlemek suretiyle ölüme sebep olurlar. (Hidrojen Siyanür, Siyanojen Klorid, Arsin)

a) Fizyolojik Etkileri: Burun ve boğazda Tahribat, Titreme ve öksürük, Göğüs darlığı ve boğulma hali, Solunum hızlanması, Güç ve ağır solunum, Baş ağrısı, baş dönmesi, sersemleme, Bulantı ve kusma, Boğazlarda ve nefes borusunda şiddetli acı, Şiddetli baş ağrısı.

b) Korunma: Varsa maskeni tak, Sığınak veya sığınma yerine gir, Açık ve temiz havaya çık.

4. Boğucu Gazlar

Boğucu gazlar solunum yoluyla vücuda girerler. Nefes yolları ve akciğerleri tahrip etmek suretiyle solunum sistemini etkilerler. Kanın ödemine neden olarak akciğerler sıvı ile dolar ve oksijen yetersizliğinden ölüme neden olabilirler. Çok uçucu olan bu gruptaki gazlar genellikle renksiz ve yeni biçilmiş çayır, çürümüş saman ve mısır püskülü kokusu gibi kokuları vardır (Fosgen, Difosgen).

a) Fizyolojik Etkileri:
Göğüste darlık ve solunum güçlüğü, Öksürük ve gözlerde yaşarma, Yorgunluk, dudaklarda morarma, Burun ve boğazlarda tahriş ve akıntı, Bulantı ve kusma

b) Korunma:
Varsa maskeni tak. Gazlı sahadan uzaklaş. Sığınak ve sığınma yerlerine gir. Oksijen cihazı tatbik edilir (Suni solunum yaptırılmaz).

5. Kusturucu Gazlar

Bu gazlar genellikle katı haldedirler. Isındıkça buharlaşır, yoğunlaşır, zehirli aerosoller oluştururlar. Kusturucu gazlar, genel olarak ayaklanmalarda ve kargaşalıkları bastırmada kullanıldığı gibi zehirli gazların tesirlerini artırmak amacıyla bu gazlarla da birlikte kullanılır.

a) Fizyolojik Etkileri: Burun ve boğazda tahriş, Öksürme ve aksırma, Boğazda ve nefes borusunda şiddetli acı, Bulantı ve kusma, Şiddetli baş ağrısı.

b) Korunma: Varsa maskeni tak. Sığınak veya sığınma yerine gir. Açık ve temiz havaya çık.

6. Gözyaşartıcı Gazlar

Genellikle gözlerde yanma, yaş gelmesi ve şiddetli baş ağrısı yaparak, ayaklanma ve nümayişlerde kullanılan gazlardır.

a) Fizyolojik Etkileri: Gözlerden bol yaş gelmesi, Cilt ve burun içerisinde iğnelenme, Şiddetli baş ağrısı, Bulantı ve kusma.

b) Korunma: Varsa maskeni tak. Ovuşturmadan gözler silinir. Su ve sabunla yıkanır

7. Uyuşturucu Gazlar

Buhar ve aerosol halinde atılırlar. Solunum yoluyla etkilerler. Zihni ve fizyolojik bozukluklar felç, körlük, sağırlık ve akıl hastalıkları yapar.

a) Fizyoloik Etkileri: Tansiyon yükselmesi, baş dönmesi, kalp çarpıntısı, ağız ve ciltte kuruma, görüşte bulanıklık, kusma ve kabızlık, uyuşukluk ve sersemleme, hayal görme ve sayıklama.

b) Korunma: Varsa maske takılır, koruyucu elbise giyilir. Temizlenmek için deterjan, sabun, su malzeme temizliği için Hidrokloritik ve Alkolsosik eriyikleri kullanılır.

KİMYASAL SALDIRIDAN ÖNCE YAPILACAK HAZIRLIKLAR



Kimyasal savaş hakkındaki gerekli bilgileri öğrenin, çevrenizdekilere öğretin.
Ev ve işyerinizin iç kısımlarında penceresi en az ve korumaya elverişli bir odasını sığınma yeri olarak hazırlayın.
Hazırladığınız sığınma yerine dışarıdan içeriye gaz sızmasını önlemek için pencere kenarlarını ve kapı aralıklarını bant, yapışkan sünger ve macunla kapatın.
Kimyasal savaşın ektilerine karşı korunma sağlayan malzemeleri temin etmeye çalışın ve kullanmayı öğrenin.
Kendi kendinize yardım ve ilk yardım esaslarını öğrenin.
Besinlerinizi gaz geçirmeyen cam ambalaj veya kutularda koruyun.
İkaz ve alarm işaretlerini öğrenin.

KİMYASAL SALDIRI SIRASINDA ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Evinizde veya işyerinizde iseniz;

Önceden hazırlamış olduğunuz sığınma odasına girin. Kapatılmış pencere ve kapı aralıklarını, ek önlem olarak sulandırılmış çamaşır suyuna batırılmış bez, battaniye veya benzeri battaniye ile örtün.
Tehlike geçinceye kadar bekleyin.
Eğer gözlerinizde yanma varsa bu gaz sızıntısının belirtisidir. Gözlerinizi bol suyla yıkayın.
Ağız ve burunu ıslatılmış bez arasına konulmuş ıslak pamukla kapatın.
Sızıntı olduğunu tahmin ettiğiniz bölgeyi, önce sulandırılmış çamaşır suyu ile daha sonra sabunlu su ile yıkayın.
Radyoyu dinleyin ve açıklamalara uyun.

Dışarıda iseniz;

Sığınma yerlerine girmeden önce;
Üzerinize gaz bulaşmış olabilir.
Derhal elbiselerinizi çıkartıp bir poşet içine koyun.
Cildinizi bol su ile yıkayın.
Yukarıdaki tedbirleri alın.

Taşıt araçlarında iseniz;

Pencere, kalorifer ve havalandırma sistemlerini kesinlikle kapalı tutarak en seri şekilde sığınma yerine girin.



KİMYASAL SALDIRIDAN KORUNMA VE İLK YARDIM

Toplu Korunma :
Tehlike anında yakınınızdaki güvenli, kapalı bir yere girin. Paniğe ve heyecana kapılmayın. Yapılacak uyarılara göre hareket edin.
Kişisel Korunma :
- Varsa gaz maskesi takın. Sis ve duman içine girmeyin. Üzerinize gaz bulaşmışsa çıkartıp poşet içerisine koyun ve hemen temiz bir elbise giyin.
- Elbise dışında kalan çıplak deriye koruyucu merhem sürün ya da pudra dökün.
- Daha önce korumaya almadığınız yiyecekleri yemeyin.
- Açık su kaynaklarındaki suları içmeyin.
- Alkol ve sigara kullanmayın.

İlk Yardım :

- Gazdan gözünüz etkilenmişse bol sabunlu su ile yıkayın.
- Yüzünüzü, kulağınızı ve boynunuzu su ile temizleyin.
- Mümkün olduğunca hareketten kaçınılarak, lüzumsuz enerji sarf etmeyin.
- Gazdan etkilenen kişiyi yürütmeyin ve konuşturmayın.
- Etkilenen kişiye alkollü içki ve sigara kullandırmayın.
- Etkilenen kişiye şekerli su, çay ve kahve içirin.
- İlk fırsatta en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.

KİMYASAL SAVAŞ MADDELERİNDEN KİŞİSEL TEMİZLENME

1. Kişisel Temizlenme

Kimyasal bir taarruza maruz kalan bir kişi ciddi yaralanmalardan hatta ölümden kaçınmak için mümkün olan süratle vücudun açıktaki kısımlarını temizler. Eğer temizlenme çabuk ve tam olarak yapılmamış ise ilk yardım tedbirleri lüzumludur. Vücudun temizlenmesi için uygun malzeme su, sabun veya koruyucu merhemdir.

a) Gözlerin ve Yüzün Temizlenmesi: Kimyasal maddeler vücudun deri kısımlarına nazaran gözlerden daha çabuk emilirler. Zayiattan kaçınmak için gözlerin, yüzün ve maskenin temizlenmesi lüzumludur. Temizlenmeye göz, yüz ve maskenin içerisinde bütün kimyasal maddelerin temizlendiğine emin oluncaya kadar devam edilir.
b) Cildin Temizlenmesi: Ciltten kimyasal maddelerin temizlenmesinde sürat lüzumludur. Eğer kimyasal madde cildin içine girerse temizlenme veya tesirsiz hale getirme imkansız olabilir.

2. Kişisel Teçhizatın Temizlenmesi
Kişisel teçhizatın temizlemesi aşağıda belirtilmiştir.

a) Koruyucu Maske: Kauçuk maskenin dışı sıvı kimyasal gazları emeceğinden koruyucu maske kirlendikten sonra hemen temizlenir. Maskenin dış kısımları temiz bir bezle temizlendikten sonra sabunlu su ile yıkanır, kurulanır. Maskenin iç kısmı temiz bir bezle silinir.
DİKKAT: Filtre ve maske süzgeçlerine su değdirilmemesine dikkat edilir.
b) Elbise: Elbise aşağıda belirtilen şekilde temizlenir.

-Kimyasal gaz buharlarına maruz kalmış olan elbise güneş ışığında 4 ila 8 saat veya bütün bir gece havalandırılmak suretiyle temizlenir.

-Kimyasal gaz buharlarına maruz kalan kimyasal koruyucu elbise temizlemeyi gerektirmez. Çapı 1.3 cm'den daha büyük olan lekelerle kirlenen koruyucu dış elbiseler ve çapı 3 mm den daha büyük olan lekelerle kirlenen emprenye elbiseler tehlikelidirler. Bu durumda elbise derhal çıkarılır ve ilk fırsatta değiştirilir.
c) Bot Kılıfları ve Botlar: Bot Kılıfları veDeri botlar kirlenmeden sonra mümkün olur olmaz sabunlu su, su veya kireç kaymağı ile temizlenir. Temizlendikten sonra yakıcı gazların botlardan geçişini geciktiren koruyucu yağ kullanılır.

---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"

Genghis Khan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
06/2009
Mesajlar:
4.549
Konular:
1451
Teşekkür (Etti):
584
Teşekkür (Aldı):
2136
Ticaret:
(0) %
19-08-2009 08:10
#8
Nükleer Savaş ve Korunma
Nükleer Savaş ve Korunma
Nükleer silah deyimi bize; atom çekirdeğini hatırlatmaktadır. Çünkü bir atomun parçalanması ya da iki atomun birleşmesi halinde açığa çıkan enerjiden istifade edilerek nükleer silahlar yapılmış ve geliştirilmiştir. Bu enerji, gerçekte çok fazla ise de faydalanılan kısmı gayet azdır.

Fakat bir bombada milyarlarca atom bir anda parçalandığı ya da birleştiği için açığa çıkan enerji astronomik rakamlarla konuşulacak düzeye ulaşmakta ve bu enerjiyi anlatacak birim, bildiğimiz ölçülerden farklı, onların dışında bir şey olmaktadır. Bu kısa açıklama, atom ve hidrojen silahlarının ayrı esaslara göre yapıldıklarını ve klasik silahlardan başka nitelikte olduklarını göstermeyecektir. Atom silahları (Nükleer silahlar), fisyon olayından istifade edilerek yapılmıştır. Bu olay, bazı ağır ****l (uranyum, plutonyum gibi) atomların nötron bombardımanı sayesinde eşit olmayan iki parçaya ayrılmasıdır. Bu esasa göre yapılan silahlar için enerji birimi kiloton (KT), 1.000 ton T.N.T (Dinamit) nin yıkma gücüne eşit bir basıncın ifadesidir. Hidrojen silahları (Termonükleer silahlar), füzyon olayından faydalanılarak yapılmıştır. Bu olay bazı ağır hidrojen (döteryum, trityum gibi) atomlarının çok şiddetli ısı karşısında birleşmeleridir. (Bu ısıyı ancak bir atom infilakı verebilmektedir). Bu esasa göre yapılan silahlar için kudret birimi megaton (MT) dur. Megaton 1.000.000 ton T.N.T.nin yıkma gücüne denk bir basınçtır. Gerek atom, gerekse hidrojen silahları infilak ettirildikten sonra yaptıkları etkinin özelliklerinden hiçbir fark göstermediklerinden hepsine birden NÜKLEER SİLAH deyimini kullanmakta bir sakınca yoktur.

NÜKLEER SİLAHLARLA KLASİK SİLAHLAR ARASINDAKİ FARKLAR


Nükleer silahlarla klasik silahların karşılaştırılması ise bize şu sonuçları vermektedir. 1. Klasik silahlar bir amaç (Yan etkileri hariç) için kullanıldıkları halde, nükleer silahlar aynı anda birçok etkiyi birden yapabilmektedirler. 2. Klasik silahlarda etki alanı olarak sokak ya da binalar kabul edildiği halde, nükleer silahların en küçüğünün (Nominal bomba=20 KT.'luk) etki alanını kilometrelerle ifade etmek gerekmektedir. 3. Klasik silahlarda en ağır etkili bir tahrip bombasının etki süresi saniyenin 1/100'ü olduğu halde nominal atom bombasındaki basınç etki süresi 7/10 saniye; nominal bombanın 500 katı olan 10 M.T'luk Hidrojen bombasında 5 saniyedir. 4. Klasik silahlardan olmayan radyolojik etki, nükleer silahların infilakı halinde diğer etkilerle birlikte radyolojik etkileri de ölüm ve hastalık saçar. Ayrıca silahın yerde veya yere yakın infilakında radyoaktif serpinti tehlikesi doğar.

ATOM VE HİDROJEN BOMBALARI ARASINDAKİ FARKLAR

Bu silahların belirtilmesi gereken başlıca farklılıkları şunlardır; 1. Hidrojen silahları istenilen kudrette yapılabildiği halde atom silahları için sınırlı kudret söz konusudur. 2. İki silahın etki alanları değişiktir. Aynı ağırlıkta olan iki silahtan; hidrojen silahlarının etki alanı yarıçapı atom silahlarının 2,5 katıdır.

NÜKLEER SİLAHLARIN ETKİLERİ

Bir nükleer infilakta, ilk önce silahın kudretine göre yarıçapı değişen bir ateş topu hasıl olur. Ateş topunun merkezindeki ısı, güneşteki ısıdan 2 - 3 defa daha fazladır. İşte aşağıda incelemeye başlayacağımız bütün etkiler etrafa bu ateş topundan yayılmaktadır. Nükleer silahların etkileri; Ani Etkiler ve Kalıntı Etkiler olarak ikiye ayrılır.

1) Ani Etkiler (Patlamadan sonra ilk 1 dakika içerisinde meydana gelir)

  • Işık
  • Isı
  • Ani Nükleer Radyasyon
  • Basınç (Blast)
  • Elektromanyetik Pals

2) Kalıntı Etkiler (Radyoaktif Serpinti)
Radyoaktif serpinti bomba patladıktan 30 - 60 dakika sonra başlar. Nükleer infilakın bütün etkilerini 100 kabul edersek, bu etkilerden:
  • %35'i Isı (Işık ile birlikte gelmektedir).
  • %5i Ani Nükleer Radyasyon
  • %45'i Basınç (Blast)
  • %15'i Kalıntı Etki (Radyoaktif Serpinti)
  • olarak karşımıza çıkmaktadır.
ANİ ETKİLER
1. Işık


Nükleer şimşek adı da verilen bu ışık güneşten birkaç defa parlak olduğu için pırıl pırıl güneşli bir günde bile bir nükleer infilakı rahatça haber verebilecek niteliktedir. Ancak, muayyen-mesafeler için çıplak göze, direk ulaştığı takdirde 15-45 dakika süren geçici bir körlüğe sebep olmaktadır. Nükleer şimşekten korunmak için saydam olmayan her çeşit ekrandan istifade edebiliriz. Bu ekran, ince bir kağıt bile olabilir. (Işığın öldürme gücü olmadığından % hesabında ayrıca yer verilmemiştir).

2. Isı

Nükleer ısı radyasyonları, nükleer şimşeğin beraberinde gelmektedir. Bu sebeple belirli bir uzaklıkta ve açıkta bulunan şahıslar için çok tehlikeli olurlar.
Isı radyasyonlarının özellikleri:

  • Devamlıdır,
  • Çok süratlidir,
  • Çevre, ısısını ani olarak yükselttiğinden geniş çapta yangınlara sebep olur,
  • Mesafe ile azalır,
  • Nüfus hassası yoktur,
şeklinde özetlenebilir.

Bu özelliklere göre ısı radyasyonları incelenirse görülür ki ışık hızındadırlar ve silahın kudreti ile değişen bir devamlılıkları vardır. Ancak infilak yerinden uzaklaştıkça şiddetini kaybetmekte ve saydam olmayan bir hail (ekran) tarafından hailin tutuşma ve yanma kabiliyeti ile ters orantılı olarak durdurulabilmekte ya da şiddeti azaltılabilmektedir. Yine bu yüzden belirli çevrelerde çok şiddetli (yanma kabiliyetinde olan her şeyin tutuştuğu) ve yine belirli çevrelerde çabuk tutuşan maddelerin çıkardığı yangınlar görülmektedir.

3. Ani Nükleer Radyasyon


Öldürme kudretinde olan bir etki de ani nükleer radyasyondur. Bu etkilerden söz edilince hemen akla gelen en önemli tehlikeler; alfa ve beta partikülleri ile nötronlar ve gama ışınlarıdır. Bunlardan:

a) Alfa Partikülleri (Zerreleri)
2 nötron, 2 protonu olan pozitif elektrik yüklü partiküllerdir. Menzilleri birkaç santimetre içinde olup nüfuz kabiliyetleri yoktur.

b) Beta Partikülleri (Zerreleri)
Negatif elektrik yüklü ve çok küçük kitlesi olan bir iyondur. Menzili 4-5 metre kadar olup nüfuz kabiliyeti bulunmamaktadır.

c) Nötronlar
Elektrik yükü olmayan fakat atom çekirdeklerinden fırladıklarında radyoaktif olmaya müsait cisimlerin atomlarını parçalayıp onları suni olarak radyoaktif hale getiren zerrelerdir. Büyük tehlike yaratacak kabiliyettedirler fakat menzilleri 100 metreden biraz fazladır.

d) Gama Işınları ve Gama Işınlarının Özellikleri
Yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalar halinde yayılan bu etkinin hem uzun menzilli ve kitlesiz oluşu, hem de engel tanımayan bir nüfuz kabiliyeti bulunuşu tehlikeyi çoğaltmaktadır. Bu sebeple Ani Nükleer Radyasyon denince hemen "Gama Işınları" akla gelir.
  • Gama Işınlarının Özellikleri
  • Devamlıdır,
  • Çok süratlidir,
  • Hissedilmez,
  • Büyük bir nüfuz hassası vardır,
  • Kısa bir süre için tesirlidir,
  • Öldürücüdür,
  • Cansızlara etkisi yoktur.
Şu halde gama ışınları bir dakika ya da biraz fazla devamlılığı olan, ışık yayılan, duyu organları ile varlığını anlamak mümkün olmayan ve hücreleri iyonize ederek insanı hasta edip öldürebilen bir tehlikedir. Bunlardan daha önemlisi bu ışınları hiçbir engelin tamamen durdurma imkanı sağlayamamasıdır.

Önemli özelliği kısa bir süre için etkili oluşudur ve cansızlara etkisi olmadığından herhangi bir yan etkisi söz konusu değildir. Örneğin: Gama ışını etkisinde kalmış gerek su, gerek çiğ ve pişmiş gıda maddelerinin içilip yenilmesinden bir zarar doğmayacağı gibi maden, taş ve toprak gibi diğer maddeler de ayrıca bir tehlike teşkil etmezler.

Burada korunma yönünden en çok üzerinde durulması gereken, özellikle gama ışınlarının nüfuz kabiliyetidir ve sorulacak bir soru vardır; "Madem ki gama ışınlarını hiçbir engel tamamen durduramıyor, o halde hangi engel, ne kadar durdurma imkanı tanır?"

Bu sorunun cevaplandırılması suretiyle korunmanın esasları da verilmiş olacaktır. Hailler (engeller), yoğunluklarına göre gama ışınlarını durdurma yeteneğine sahiptir. Yoğunluğu en çok olan madde, en fazla yarı kalınlık veren maddedir. Bildiğimiz maddelerin yoğunluklarına göre hangi kalınlıkların yarı kalınlık sayılabileceğini şöyle sıralayabiliriz.

Sıkıştırılmış toprak için 15cm
Kurşun için 1,25cm
Çelik için 3,75cm
Beton için 12,50cm
Briket için 15 cm
Tuğla için 15 cm
Taş için 15 cm
Ağaçlar için 20/25cm
Su için 33 cm

4. Basınç (Blast)

Ateş topundan yayılan yoğun ısının genişleyerek havayı itmesi sureti ile meydana gelen basınç etkisi, infilak yerindeki boşluğu dışarıdan soğuk havanın hücum etmesi yüzünden iki yönlü olarak görülür. İlk tesir sırasında tamamen yıkılmayan binaların, emme safhası da denilen ikinci safhada yıkılmaları bu sebeptendir.












Genel etki tablosunda %45 olarak gösterilen basınç etkisinin özellikleri:
  • Devamlıdır,
  • Yavaş seyreder (Ses hızından),
  • Endirekt yangınlar çıkarır,
  • Bina ve köprüleri yıkar.
Bu özellikleri biraz açarsak korunma bakımından bazı faydalı sonuçlar elde etmek mümkün olur. Silahların kudretine göre devamlılık süresi değişen etki, diğer etkiler gibi ışık hızında değil, ses hızında etrafa yayılmaktadır (340 m/s). Bu yavaş gidiş, bilhassa açıkta bulunanların diğer tesirlerinden zarar görmemeleri halinde basınçtan korunma için zaman kazanmalarını mümkün kılar. Nükleer şimşek kendileri için bir ikaz vazifesi görecek ve bu şahıslar korunacak bir yer tedarik edebileceklerdir. Bina ve köprüleri yıkar diye kısaca ifade edilmesinin sebebi büyük bir yıkma ve parçalama gücünün varlığını anlatmaktır. O kadar ki 20 KT.luk bombanın killi toprak sathında infilakı halinde 90 metre yarıçapında ve 12 metre derinliğinde bir kuyu (krater) açabildiği söylenirse basınç gücünün azameti kolayca anlaşılacaktır. Hele bu silah 10 MT.luk ise bu kraterin derinliği 51, yarıçapı 660 metre olacaktır.

Böyle bir basıncın harap edeceği binalarda birçok elektrik kontağı, havagazı patlaması ve daha çok mevcut ateşin dağılması sonucunda sayısız yangın başlangıçları da görülecektir. Bu yangınlar endirekt yangınlar diye adlandırılmışlardır.


5. Elektromanyetik Pals

Elektromanyetik pals, elektronik devreler kullanan modern cihazları bozmak, istenmeyen sinyal çıkarmasına neden olmak suretiyle malzeme hasarına neden olur.

KALINTI ETKİLERİ(Radyoaktif Serpinti)

Gelecekteki savaşların tehlikelerinden belki en büyüğü olan nükleer silahların, yurt ölçüsünde karış karış, taş taş korunulması gereken tek etkisi müteakip tehlikedir. Bu tehlike "Kalıntı Etkileri" veya "Radyoaktif Serpinti" diye de adlandırılabilir. Bu tehlikenin meydana gelebilmesi için nükleer bombanın yere veya yere yakın infilak ettirilmesi şarttır. Örneğin; İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki şehirleri üzerine atılan 20'şer kilotonluk atom bombaları 305 metre (1000 feet) yükseklikte patladıkları için havada infilak sayılır. Zira 20 kilotonluk bomba için serpinti hasıl edebilecek en fazla yükseklik 180 metredir.

Verilen örnekten çıkarılan sonuç şudur;


Nükleer silahlar kudretlerine (ateş topu yarıçaplarına) göre değişen belirli bir yüksekliğin üzerinde infilak ederse radyoaktif serpinti tehlikesi meydana getirmezler. İşte her silah için başka olan bu yüksekliğe "KRİTİK YÜKSEKLİK" denir. Bu yükseklikten başlamak üzere daha aşağıya inildikçe serpinti tehlikesi artacak ve satıhtaki infilakta en çok olacaktır. Bunun sebebi satıh infilaklarında arz sathında bulunan taş, toprak, sıva, tuğla gibi maddelerle kalay, nikel, demir, bakır, alüminyum ve daha akla gelebilecek her çeşit maddelerin veya toprak içindeki filizlerin en fazla parçalanabilmesi ve en fazla nötron etkisine maruz kalarak en fazla radyoaktif hale gelebilmesidir. Radyoaktif hale gelen bu parça ve zerreler kısmen ateş topu içinde eriyerek hatta buharlaşarak atomik bulutu teşkil edecekler ve atmosfer dahilinde (mümkün olursa troposferin bittiği yere yani 30000 metreye kadar) yükseleceklerdir. İşte ateş topu ile birlikte yükselen bu parça ve zerrelerin yerçekimine uyarak yeniden arz sathına dökülmesi olayına "RADYOAKTİF SERPİNTİ=FALL-OUT" diyoruz.

Kalıntı tehlike, yersıfır noktası ve dolayları için elbette yalnız radyoaktif serpintiden ibaret değildir. İnfilak yerinde meydana gelen çukur (krater) ve çukurun etrafında radyoaktif hale gelmiş, fakat ağırlıkları ya da yerden kopmamaları yüzünden yükselememiş o kadar çok şey vardır ki sadece bunların varlığı bile o bölgeyi yaşanmaz durumda saymak için kafidir, yükselenlerin de en ağır olanları yine yersıfır dolaylarına serpilecek, üstelik burada alfa ve beta tehlikesi ile fisyona iştirak etmeyen ya da fisyon artığı sayılacak kritik maddelerin tehlikesi de en yüksek düzeyde bulunacaktır (Niga bölgesi).

Daha hafif olan radyoaktif toz ve zerreler, atomik bulutun çıkabildiği yükseklikte rüzgarların şiddeti ve yönüne göre bir taraftan sürüklenecek, bir taraftan da dökülmeye devam edeceklerdir. Bu sürükleniş ve dökülüş sebebiyle arz sathında teşekkül edecek serpinti sathının şekli yaklaşık olarak kenarları çok girintili çıkıntılı basık bir elipse veya puro sigarasına benzeyecektir. Bu sahanın 10 megatonluk bir hidrojen bombasına göre teorik eni, boyu hakkında fikir edinmek gerekirse; Yüksekte esen rüzgarların müsait olması halinde eni 80, boyu 1600 kilometreye, müsait olmaması halinde eni 160 ve boyu 800 kilometreye ulaşacaktır denebilir.
Böyle bir saha içinde birçok şehir ve kasaba bulunacağı gibi sayısız köy, çiftlik, mandıra, sınai ya da iktisadi tesis, bağ, bahçe, tarla bulunacak ve işte bizim asıl problemimiz buralarda oturan ve çalışanların korunması olacaktır.

Radyoaktif Serpintinin Özellikleri

1. Kalıcıdır
Ani tesirlerde "Devamlıdır" anlatımı kullanıldığı ve süre verildiği halde serpinti tehlikesi için "Kalıcıdır" denilmiştir. Bunun sebebi radyoaktif serpinti tozlarının düştükleri yerden uzaklaştırılmaları bazı şartlarda mümkün olabildiği halde yok edilmeleri ya da çürüme hızını artırma olanağının bulunmamasındandır. Serpinti tozlarını yakmak dahi yok etmek için yeterli değildir.


2. Nereye Gideceği Önceden Bilinmez
Devletin kiminle ne zaman ve hangi şartlar altında düşman duruma geçeceği bilinmeyeceği gibi, komşu devletlerden hangisinin böyle bir durumda kalacağı da kestirilemez. Seferberlik ve savaş ilanından sonra bile hangi hedef bölgelerini, hangi gün ve saatte, hangi kudrette bir silahla taarruza uğrayacağı bilinemez. Bütün bunlardan başka 20-30000 metre yüksekte esen rüzgarın şiddet ve yönünü tespiti de nükleer saldırıdan sonra yapılırsa ancak faydalı olabilmektedir. O halde bir hassas bölgede ve muhtemelen yersıfırda, önceden tahmin edilen bir silahın tahmin edilen yükseklikte patlatıldığını kabul etsek; yalnız rüzgar sebebiyle tehlikenin ne tarafa gideceğini ve nereleri etki altına alacağını bilmek bir yana, tahmin dahi edemeyiz. Serpintinin, yurt ölçüsünde tedbir alınmasını gerektiren özelliği budur.

3. Geniş Sahaları Kaplar
Ani tesirlerin etki alanlarından söz edilirken yer sıfırları merkez kabul olunan ve belirli yarıçapları bulunan etki alanları belirtilmiştir. Halbuki serpinti tesiri için durum tamamen değişiktir. Bu etki yalnız yersıfır ve dolaylarını değil, infilak yeri ile hiç ilgisi olmayacak kadar geniş ve uzak mesafeleri tehdit eder. Öyle ki komşularımızdan herhangi birisi nükleer taarruza uğrasa ve yurdumuz yüksekten esen rüzgarların esişi yönünde bulunsa, silahın serpinti tesiri birçok şehir, kasaba, köy ve tesislerimizi etki altına alabilecektir.

4. Duyu Organları İle Varlığı Anlaşılmaz
Yersıfır civarında başka ve daha uzak yerlere dökülen radyoaktif partiküllerin kitleleri öyle küçüktür ki bunların gözle görülmesi, bir çoğunun bir araya gelmesi halinde bile mümkün değildir. Bu kadar küçük kitlelerin yere düştüğünde ses çıkaramayacağı meydandadır. Kokusu ve özel bir lezzeti olmadığına göre "Duyu organları ile anlaşılmaz." deyiminin çok uygun bir ifade olduğu sonucuna varılmaktadır. Tehlikenin bu özelliği yüzünden; varlığını anlamak, derecesini ölçmek için Radyak Aletleri kullanılır.

5. Öldürücüdür
Öldürme mekanizmasına, ani nükleer radyasyon etkisi içinde bulunan gama ışınlarından söz edilirken değinilmişti. Burada, "Hücrenin iyonize olmasına sebep olur" demekle yetineceğiz.

6. 7x10 Kaidesine Göre Çürür

Çürümenin zaman ile olan ilgisi ileride yeniden ele alınacak ve 7x10 kuralı anlatılacaktır. Tehlikenin bu özelliği çürümenin ilk anlarda çok hızlı bir tempo ile devam etmesine karşılık, zaman uzadıkça çürüme hızının azaldığını ifade ediyor. Kızgın bir demirin soğumasında olduğu gibi bir demir çubuğu ateşte kızdırırsak rengi beyaza yakın olur. Ateşten çıkarınca hemen kırmızıya ve siyaha döner. Fakat "Asıl rengini aldı" diyerek elimizde tutmamız mümkün müdür? Bunun mümkün olabilmesi için çok zamana ihtiyaç bulunduğunu hepimiz biliriz.

7. Tehlike İnfilaktan 30-60 Dakika Sonra Başlar
İnfilak anında radyoaktivite diye bir problem yoktur. Sadece yersıfır ve dolaylarında kalıntı tesirleri (Radyoaktif hale gelip de emilememiş büyük parçalar, fisyon artıkları, nötronlar, alfa ve beta zerreleri) vardır ki buralarda zaten ani tesirler en yüksek düzeydedir. Serpinti atomik bulut halinde yükselen radyoaktif haldeki parça ve zerrelerin yeryüzüne dökülmesi demek olduğu, bu çıkış ve iniş için zamana muhtaç bulunduğundan tehlike silahın kudretine ve infilak ettirildiği yüksekliğe bağlı olarak infilaktan en az 25-30 en çok 60 dakika sonra başlamaktadır. Serpintinin bu özelliği, bilhassa tehlike (hasar) bölgesinde bulunan kılavuzlar ve bu bölgede yaşayan halk için hayati önemde bir çok işler görülmesini, hazırlıkların yapılmasını mümkün kılmıştır.

Radyasyon Hastalıkları


Özellikleri yeter bir açıklıkla anlatıldığı serpinti sebebiyle tehlikeye maruz kalanlar iki ayrı şekilde hasta olurlar.

1. Radyasyon Hastalığı
Gama ışını neşreden kaynak bizden az ya da çok bir uzaklıktadır. Bu kaynak bize nükleer radyasyon, vücudumuzdaki organları meydana getiren dokuların hücrelerinde iyonizasyon ve sonuç olarak hücrelerin ölümüne sebep olur. Hücre ölümü ile yerine koyma organındaki aksama hastalanmayı, bu olayın devamı ise ölümü doğurur.

2. Radyoaktif Zehirlenme
Nükleer radyasyon kaynakları nefes alınırken solunum yol ve organlarına, bulaşmış yiyecek ve içeceklere dikkat edilmezse sindirim organlarına açık yara veya yaralardan doğruca kana yani dolaşım sistemine girebilir. İşte radyoaktif zehirlenme bu tür hastalanmaya verilen addır. Bu hastalanma şeklinde kaynak hangi yol ya da yollardan olursa olsun vücuda girmiştir. Şualanma yakından olmaktadır. Hasta (zehirlenen), her türlü korunma olanağından yoksundur.

Hastalık Belirtileri

Serpinti tehlikesi insanı çabucak öldürüveren bir tehlike değildir. Etki insan vücudunda zamanla harabiyete sebep olur. Belirtileri azar azar meydana çıkar. Zaman uzadıkça belirtileri çoğalarak hastalık gelişir ve nükleer radyasyon almaya devam edilirse bir hafta veya haftalar sonra ölümle sonuçlanır. Biriktirildiği tespit edilen radyasyon miktarı az ölçüde, yahut hastalanan şahıs çok mukavemetli ve artık hastanın radyasyon alması önlenmiş ise istirahat ve iyi bir bakım ile iyileşecektir. Ancak burada belirtilere değinmeden hastalık yapabilecek dozlarla, ölüme sebep olabilecek dozların, kesin ölüm dozu ile herkes için tehlikesiz biriktirilebilecek dozun açıklanması gerekir.
En aşağı düzeyde başlayıp %100 ölüm dozuna kadar olmak üzere radyasyon etkileri şöyledir.

75 röntgene kadar :Herkes için tehlikesiz alınabilecek radyasyon miktarı
75 röntgen : Savaş dozu
150 röntgen : Hastalık başlangıç dozu
300 röntgen : Ölüm başlangıç dozu
450 röntgen : %50 öldürücü doz
600 röntgen : Herkes için %100 ölüm dozu

Gerek radyasyon hastalığı, gerekse radyoaktif zehirlenmesi seyri ve sonucu itibariyle hastalık belirtileri başka başka olmadığından hissedildiği ya da başkaları tarafından fark edildiği andan itibaren bu belirtiler;

  • Halsizlik, isteksizlik, bitkinlik,
  • Mide bulantısı, baş dönmesi,
  • Mide bulantısı, kusma, baş ağrısı,
  • Kusma, şiddetli baş ağrısı,
  • Kusma, ateş yükselmesi, kanlı ishal,
  • Kusma ve kanlı ishalin devam etmesi, ölüm.
Şeklinde yaklaşık bir sıraya sokulabilir.

Radyasyondan Korunmada Ana Prensipler

Nükleer infilakın kalıntı tesirleri, radyoaktif çürüme tamamlanıncaya kadar derece derece korunma zorunluluğu bulunan ve korunma kurallarına uymayanları öldürebilen kesin bir tehlikedir. Bu büyük tehlikeden korunmada üç ana prensip vardır.

1. Mesafe
Tehlikeden korunma durumunda bulunan canlı ile radyoaktif kaynak yahut radyoaktiviteli alan arasındaki mesafenin canlının korunması bakımından başlı başına rol oynadığı bilinmelidir. Zira böyle bir alandaki canlının aldığı radyoaktivitenin üçte biri dört metre yarı çapında bir daire içinden, yarısı 7,5 metre yarıçapında bir daire içinden, dörtte üçü 30 metre yarıçapında bir daire içinden, geri kalanı da daha uzaktan gelir. Bunu başka türlü söylemekte mümkündür. Radyoaktif kaynakla arasındaki uzaklık dört metre olan bir canlı bu kaynaktaki şiddetin üçte birinden, uzaklığı 7,5 metre olan canlı yarısından, uzaklığı 30 metre olan canlı ise dörtte üçünden korunmuş (masun) dur. Örneğin: Radyoaktiviteli bir alandaki şiddet 240 r/s. olsun. Başka korunma olanağı bulunmayan bir insan bu alana 4 metre uzaklıkta ise bu insanın vücudunda bir saatte 160 röntgenlik, 7,5 metre uzaklıkta ise 120 röntgenlik ve 30 metre uzaklıkta ise 60 röntgenlik bir birikme (AKÜMÜLATİF) doz olacaktır. O halde serpinti sığınağı yapmak için seçilecek yerin; bir binadaki üst kat yerine bodrum, kenarda bulunan oda yerine ortadaki bir oda olmasına dikkat edilmelidir.

2. Engel
Tehlikeden korunma zorunluluğunda olan canlı ile radyoaktif kaynak arasında ne kadar fazla yarı kalınlık sağlayan bir engel varsa o canlının göstereceği etki aynı ölçüde az olacaktır.
Ani tesirler incelenirken Ani nükleer radyasyon içindeki gama ışınlarının daha aktif oldukları belirtilmiştir. Serpintiden intişar eden gama ışınları ise diğerlerine oranla az aktiftir. Bu sebeple korunma bakımından gereken yarıkalınlıklarda değişiklikler vardır. Az aktif oldukları bilinen kalıntı tesirlerinden korunmayı sağlayacak yarıkalınlık hesaplarının:
Çelik için : 1.8 cm.
Beton için : 5.6 cm.
Briket, tuğla,taş, ker*** ve
sıkıştırılmış toprak için : 7 cm.
Gevşek toprak için : 8 cm.

Üzerinden yapılması amaca yetecektir.
Ancak çok uzun süreli bir korunma söz konusu olduğundan ne kadar fazla yarıkalınlık sağlanırsa, sığınak diye seçilen yerdeki koruma faktörünün o kadar yüksek yani sığınağın içindekileri o kadar iyi koruyacağı anlaşılır.
Aşağıdaki resimlerde bir nükleer saldırı sırasında ne gibi hallerde ne şekilde hareket edilmesi gerektiği gösterilmektedir.

3. Zaman
Her şeyden önce bilinmelidir ki zaman, sığınakta da açıkta da aynı şekilde çalışır. Daha doğrusu dışarıdaki etkisi ile sığınaktaki etkisi arasında zamanla azalma bakımından hiç fark yoktur. Fakat uzun süre korunulması gereken bu tehlikeden zaman ile çok yakın bir ilgisi vardır ve tehlikeyi yok eden tek unsurdur. Tehlikenin özelliklerinden söz ederken anlaşıldığı gibi çürüme ilk anlarda çok hızlıdır. Zaman uzadıkça hızından kaybederek devam eder ve sona erer.

İnfilak anında böyle bir tehlike (yersıfır ve yakın dolayları hariç) mevcut olmadığından ve özellikleri açıklanırken kaydedildiği gibi tehlikenin başlaması 30 ile 60 dakikalık gecikmeye uğradığından, kalıntı etkisi için başlangıç zamanı silahın patlamasından bir saat sonrası kabul edilmektedir. İnfilak anını (H) harfi ile gösterelim ve bir saat sonraki radyoaktivite şiddetini 1000 r/s. farz edelim. Çürümenin zamanla nasıl oluştuğunu inceleyelim.

H + 1 de 1000 r/s. ise
H + 7 de 100 r/s. e
H + 7x7 (2 gün) de 10 r/s. e ve
H + 7x7x7 (15 gün) de 1 r/s. ve düşer
H + 7x7x7x7 (3 ay) de ise 0.1 r/s. olacaktır.

Başlangıç olarak ele alınan H +1 den 45 dakika sonra şiddetin yarıya indiği de bilindiğine göre hakikaten serpintinin çürümesi önce çok süratli olduğu halde zaman uzadıkça hız azalmaktadır. İşte bu kuralın yukarıdaki zaman şiddet tablosuna 7x10 KAİDESİ denilmektedir.

BİR NÜKLEER SALDIRI OLDUĞUNDA ALINACAK TADBİRLER
1. Dışarıda iseniz;
Patlama ışığını görür görmez, hemen çukur bir yere veya duvar dibine veya kuytu bir yere YATIN!
Kollarınızı başınızın üstünde kavuşturun! (gözler kapalı olacak veya ışığı görmeyecek)
Dizlerinizi karnınıza doğru çekip KAPANIN!
Çıplak yerlerinizi (giysilerinizle) ÖRTÜN !
Bu durumunuzu ışık, yakıcı hava hareketi ve yıkılmalar sona erene kadar koruyun (1 dk.)
Bombanın patladığını kuvvetli ışıktan hemen anlayın.
Sonra da kalkıp telaş etmeden en yakın sığınağa yönelin; SIĞINAĞA GİRMEDEN ÖNDE 30-60 DK. ZAMANINIZ VAR!
Ağzınızı ve burnunuzu tozlara karşı bir bezle, elbise parçasıyla vb. koruyun.
Sığınağa girmeden önce giysinizdeki tozu mutlaka çırpın, süpürün. Gerekirse değiştirin.
El, yüz, saçlar ve diğer çıplak kalmış yerlerinizi mutlaka yıkayın.
Sığınakta kullanacağınız gerekli malzemeleri alın ve sığınağa girin.

2. Evde veya İş Yerinde iseniz ;
YAT, KAPAN, ÖRTÜN!

Fakat cam kırıklarından ve düşen eşyalardan korunmak için:
Sırtınızı pencereye dönün.
Masa, ranza, koltuk altlarına / arkalarına yatın.
Tehlike geçince doğruca sığınağa gitmek üzere yukarıda belirtilen hazırlıkları yapın.

SIĞINAĞA GİRMEK İÇİN 30-60 DK ZAMANINIZ VARDIR!

3. Araçta iseniz;
Parlak ışığı görür görmez:
Aracı ve motorunu durdurun.
Hemen açık yerlerinizi kapatın
Ellerinizi başınızın üzerine koyun ( başınızı koruyun).
Sırtınız camlara dönük olarak, dizlerinizin üzerine kapanın.YAT, KAPAN, ÖRTÜN!
Tehlike geçince sığınağa giriş hazırlıklarına başlayın. Telaş etmeyin.

4. Okulda iseniz;
Parlak ışığı görür göremez:


YAT, KAPAN, ÖRTÜN !

Derhal sıraların altına girin.
Sırtınız camlara dönük olarak kapanın
Sonra telaş etmeden öğretmeninizin talimatıyla sığınağa girin.

---------------------

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِارَّحِيم
"VATANIMIN HA EKMEĞİNİ YEMİŞİM; HA UĞRUNA KURŞUN!"


Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı