İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Tanrısal Bilgelik

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
31-10-2009 20:40
#1
Tanrısal Bilgelik
Tanrısal bilgelik kaderdir ve Tanrının hükmü birbirimizin sevgilisi kılmıştır bizi
(Rumi)

Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan,
İnsanlara iyilikle bak.
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan,
Bırak çocuklar ellerini geçirsin saçlarından
İnce bir bedense istediğin,
Ekmeğini açlarla bölüş.
Ve güzel dudaklara sahip olmak için,
Sadece nazik sözcükler söyle!.
(Audrey Hepburn)



Sevgi, hemen herkesin yaşayıp algıladığı bir olay ve olgudur. Yaşantı olarak insanın ruhsal yanına bağlı olmakla her insanın türlü türlü yaşadığı, umutları, beklentileri, düş kırıklıkları ve küskünlükleri içerisinde çeşit çeşit anlam verdiği sevgi, bu farklılıkları ve renk renk görünümleriyle sanat ve edebiyatın başlıca konusu olmuş ve olacaktır. Çünkü, tutkuya dönüştüğünde aşk adını alan ve sarsıcı etkileri olmakla yaşamımızda derin izler bırakan bu duyguyu başkalarına açıklayabilmek, bütün boyutlarıyla onun içeriğini çizebilmek, bir yaşantı olarak onu başkalarına duyumsatabilmek, ancak sanatın çabaları ile olanaklıdır. Üstelik bu çaba, sanatın, en güç ve o oranda da en soylu çabası olacaktır; çünkü, aşk kimliğindeki duygu, bütün varlığı var eden bu çekim gücü, insana yansıdığında sevgi adını alan ahlâki bir değerin buyruğundadır ve böylece insan yaşamında sonsuza dek sürecek bir yazgı olarak görünür.

İşte,

Akılcı ve iradeli sevgi...
Bilgelerin bizi hep davet ettiği sevgidir. (Shapman)

sözünde olan ahlâki boyutu, bizim irademizi bağlayan değer yanı dile getirilmektedir. Ancak bu boyutu iledir ki sevgi, sürekli iradî bir tutum ve etkinlik olarak anlam kazanır, var edici gücünü ortaya koyar.lanabilir.

Oysa psikolojik sevgi, salt duyusallığa dayalı olmakla çok değişken, kararsız özelliğinden ötürü, yaşamda asla etkili olamaz, tümüyle varlığa denge ve düzen sağlayamaz; öyle ki, çok kez yıkıcı bir güç olarak görünür. Çünkü, böyle bir sevgi kolaylıkla nefrete dönüşebilir.

Nedir ki, değer olarak sevgi psiklojik, duyusal ve duygusal temelinden de koparılamaz; her yüksek değer gibi sevgi de ancak duygusal bir yaşantı ile algılanabilir. Sevginin doruğunu oluşturduğu ahlâki değerlerle birlikte her yüksek değer, içimizdeki derin duygunun ürünüdür; akıl, o duyguyu uyandıracak olan nesne ve olayların değer özelliklerinin saptanıp duyguya sunulmasına ve böylece asıl, duygunun hoşlanıp hoşlanmama biçimindeki tepkisi ile sonuçta oluşacak değer yargısının mantığa uygun deyimlenmesine hizmet eder.

Sevgi ancak bu ahlâki değer niteliği ile insanı içsel (tinsel, manevî) yönden bağlayıcı bir güç olarak, onun tutum ve davranışlarına süreklilik ve kararlılık kazandırabilir; çünkü o, hiç bir koşula bağlı olmayan kesin bir buyruktur. Ne olursa olsun << seviniz! >> diyen bu ahlâki buyrukta insan, yaşamının anlamını bulur; bu buyruğun gereğini yerine getirmekle ancak, var oluşunun nedenini algılayıp kavrar; geleceğe umutla bakar, aklı ile kabul edemediği ölümsüzlüğü kalbindeki sevginin var edici gücünde duyumsar.

Çoğunlukla yapıldığı gibi, sevginin << ahlâki ilke >> olmak niteliği bilinmeden, onu uyandırıp yaşatmak için sırf psikolojik açıdan çözümler bulmak, önlemler almak, öneri ve öğütlerde bulunmak sevginin niteliğini, onun ne olduğunu ortaya çıkarmaktan uzak kalacağı gibi, ruh sağlığı açısından da asla yeterli olamaz. Aksine, bu tür yanlış girişimler onun değişken duygunun belirsizliğine terk edilmesini kolaylaştıracak, doğal gücün tutsağı olan kişiliksiz, gelip geçici heveslerin egemenliğine teslim edecektir.
cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
31-10-2009 20:40
#2
Tanrısal Bilgelik
Bu tür önlem ve öneriler, koşula (şarta) bağlı bir buyruk olmaktan öteye gidemez; onlarda insanı insan eden, kişilik kazandıran bir güç bulunamaz. O, sadece << eğer sevmek ve sevilmek istiyorsan! >> diye seslenir, yoksa << sevmelisin! >>, << insan olarak var olabilmek için buna zorunlusun! >> demez; sizin keyfinize bırakır. Bu istemde sadece kaypak heves, haz ve duygulanmalarımız düşünülmüş olup, kişiliğimizi kuran ilke ve kararlarımıza, daha doğrusu kendimize sadakat, böylece de asıl mutluluğumuz ön görülmüş değildir. Çünkü, gerçekte mutluluk insanın özellikle içsel (tinsel, manevî) yönden tamamlanması ile, tam ve yetkin bir varlık olması ile sağlanır. Bu da ancak, içsel yanımızı denge ve düzene kavuşturup bizi var eden, varlığa kavuşturan doruktaki sevgi değeri ile gerçekleşir. Bu yolla insan sırf kendini var etmiş olmakla kalmaz doğadaki sevgi dediğimiz çekim gücüne katkıda bulunarak evrenin var oluşuna hizmette bulunmuş olur; onun dünyaya gelmesinin asıl nedeni ve bu dünyadaki tek ödevi de budur. Her türlü yıkıcılık ve hele öldürme, var oluş nedenini ve dolayısıyla kendini yadsıma ve yok etme anlamına gelir.

Sevgiyi ahlâki kimliğinde incelemek, başkalarına anlatabilmek, kavramsallaştırarak onların akıl ve düşüncelerine sunabilmek, her ne denli, felsefe yoluyla olanaklı görünürse de genel ilke niteliğindeki sevginin kapsamında pek çok diğer ahlâki değerleri içermesi, yaşamdaki somut olaylarda sonsuz denebilecek duyguya dayalı yargıları kucaklayıp onlara anlam kazandırmaktadır.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı