İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Doğruluk

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
31-10-2009 21:06
#1
Doğruluk
Sevginin insanın kendisine yönelmekle karşılaşacağı ve özen göstermek zorunda olduğu değerlerin başında doğruluk gelir. Doğruluk insanın kendisine karşı dürüst ve namuslu olmasıdır; insan hiçbir konuda kendini aldatmamalı, kandırmamalıdır.

İlk ve en kötü yalan kişinin kendisini aldatmasıdır. Bundan sonraki tüm günahlar kolayca işlenebilir. (J. Bailey)

Çünkü kendini aldatan için, hiçbir ahlâki ilerleme olanaklı değildir. Bu gibi kimseler her zaman kendilerini iyi, haklı ve adaletli, diğer insanları ise hor görür, aşağılarlar.

İnsanın kendi sevgisi üzerine aldatmacalar yapması yapabileceği en korkunç hiledir. Bu hile ile o anda ya da sonsuza değin onarılamayacak sürekli kayıplara neden olur. (Kierkegaard) (Leo Buscaglia)

Kendini haklı ve doğru görme öyle bir dereceye varabilir ki, başkalarını aşağılama duygusu onları yok etmeye, bu yolda korkunç cinayetlere bile neden olabilir.

Yaşadığımız çağda dahi tanık olduğumuz töre cinayetleri ve terörizm bunun en açık örnekleridir. Çok kez en vahşi cinayetlerin görülmemiş bir kolaylık ve iç dinginliği ile işlenmesinin nedeni yanılan, kendini aldatan vicdanın bir kararına, onun bir buyruğuna dayanmasıdır. Nitekim Aztekleri tutsak eden İspanyollar bu eylemlerinde vicdanlarına uygun davrandıkları kanısındaydılar.

İspanyollar, işte bu koşullar altında Aztek uygarlığını yıktılar, halkını köleleştirdiler, altın ve benzeri değerli ne varsa gasp ettiler. Bu gibi olaylar o zamanlar herkesce normal karşılanıyordu. Özelikle İspanyollar, Hıristiyan olmayanların, Hıristiyanların haklarından yararlanamayacaklarına inandıklarından, vicdanen son derece rahattılar. (Asimov)

Bu konuda Dostoyevski’nin Suç ve Ceza adlı romanında tefeci kadını ve onun kardeşini acımasızca öldüren romanın kahramanı Raskolnikov’un, cinayetten sonraki düşünceleri ilginçtir:

- Nasıl oluyor da, benim hareketim bunlara bu kadar iğrenç görünüyor! Diye soruyordu. Cinayet olduğu için mi? Şu cinayet sözü de ne mene lâftır? Vicdanım rahat benim. Evet, ne yazık ki, ben bu cinayeti işledim. Ve yine yazık ki, bu hareket, kanunun yasak dediği bir işti. Kan döktüm, kanun bunu suç sayıyor… Evet, ama bu adalet ölçüsünü kullanmaya kalkışırsak, dünyaya büyük iyilikler etmiş olanların çoğuna da aynı cezayı vermek lâzım gelecek. (Dostoyevski, II, Cilt, s. 571)

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı