İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Ego Nedir?

DelPhoİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
04/2009
Nereden:
BuRsATexAs
Mesajlar:
4.477
Konular:
1441
Teşekkür (Etti):
502
Teşekkür (Aldı):
1580
Ticaret:
(0) %
02-11-2009 00:57
#1
Ego Nedir?

Latince bir kelime olan Ego ben benlik kendilik demektir. Ego egoizm bencillik id ve superego kelimeleriyle ilişkilidir. Egonun bireyi diğerlerinden ayırt eden göreceli soyut bir varlığı vardır. Ego insanın hem özne boyutunu tanımlayan irade bilinç ve vicdanı hem de onun nesne boyutunu tanımlayan dürtülerini iç isteklerini tutkularını içsel enerji kaynaklarını içine alan çok boyutlu komplekstir. Yapısı emergent özellikte olduğundan parçaların bütünleşmesi etkileşimi ve gelişimi sonucunda görünür hale gelen misali varlıktır. Göreceli hakikatler üzerinden kıyas yoluyla mutlak gerçekliği anlama aracı olan egonun varoluş fonksiyonları organizmanın kendi sınırlarını bilme kapasitesinden deneyimlerinden bilgi toplayıp çıkarımlarda bulunmasından içinde yaşadığı çevreye uyum sağlama kapasitesinden türevlenir. Bu kapasiteler içgüdüsel olarak dürtüler halinde diğer canlılarda değişik seviyelerde bulunur. Ancak insanda bu kapasiteler dürtüler istekler eğilimler biyopsikososyal gelişim esnasında ego dediğimiz bir yapı şeklinde kristalize olup örgütlenirler. Ego hem öznel hem de toplumsal yaşamında bireyin kendini tanımlayıp anlamlandırabileceği ve koruyabileceği içsel olarak işleyen bir referans noktası oluşturur. İnsan benliğinin(kendiliğin) bir bileşeni olan Ego sosyal çevreye uyumla ve sosyo-kültürel etkilerle modifiye edilip şekillenen kristalize olan(inşa edilmiş) benlik katmanıdır.

Dinamik bir matriks olan ego çevreden gelen uyarıları bilgileri filtre edip yapılandıran işlemlerden oluşur. İnsanda arka planda otomatik olarak işleyen algılayıcı seçici düzenleyici ego sistemi gerçekliğin filtresi ve editörüdür. Çevreden insana gelen uyarılar ego filtrelerinde süzülüp kontrolden geçtikten sonra cevap üretilir. Egonun kendisi değil düşünce duygu ve davranış tarzları şeklinde etkileri gözlenebilir. Egonun şekillendiği sosyokültürel çevrenin inanç sistemleri ve ahlak anlayışı onun gerçekliği filtre ve kontrol etme fonksiyonlarını etkiler. Bireyi ötekine karşı içsel koruyucu ve düzenleyici olan ego iç ve dış gerçekleri ya göz ardı eder ya inkar ya da tahrif eder. Otomatik olarak işleyen ancak irade ve bilinçle kontrol edilebilir olan bu mekanizmalar psikolojide ego savunma sistemleri olarak adlandırılır. İnsanların her biri farklı ego filtrelerine ve kişilik ekranlarına sahiptir.

---------------------
Geçmişte yapmış olduğunuz hataları bilerek hayatınızı tekrar,tekrar ve tekrar yaşamak zorunda kalsaydınız ne yapardınız?
Ra's al Ghul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
03/2007
Nereden:
glenn moors
Mesajlar:
7.976
Konular:
1179
Teşekkür (Etti):
27
Teşekkür (Aldı):
2706
Ticaret:
(0) %
07-12-2009 12:53
#2
eline sağlık arkadaşım güzel bir çalışma olmuş,herkes egosunu okusun
Katya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
12/2009
Mesajlar:
11
Konular:
5
Teşekkür (Etti):
0
Teşekkür (Aldı):
2
Ticaret:
(0) %
07-12-2009 13:09
#3
Ego Psikolojisi

Ego Psikolojisi,Freud'un psikanaliz kuramında önemli yer tutan "çatışma" kavramından vaz geçmez.Ancak dikkatini dürtüsel yaşantıdan ve onun kaynağı olarak görülen İd'den uzağa, "Ego'ya" çevirir.Artık psikanalizde olduğu gibi çatışmanın kutuplarından birisi "kabul edilemeyen arzularla gelen" dürtüsel kuvvetler değildir. Çatışma esasen sosyal çevre ve kültürel etmenler ile Ben'in kabul görme,değer verilme,dünya ile başa çıkma,üretken ve yaratıcı bir birey olma ihtiyaçları arasında cereyan eder ego psikologlarına göre.Freud sonrası başta kızı Anna Freud tarafından geliştirilen “Ego psikolojisi” akımı,Freud’un “bastırma,inkar,yansıtma ve özdeşleşme” gibi ilk kez kendisi tarafından tanımlanan savunma mekanizmalarının genişletilmiş analizine odaklanıyor ve ego’nun anksiyete karşısında girdiği adaptasyon çabasını inceliyordu.1936 yılında Anna Freud’un “Ego ve savunma mekanizmaları” kitabı dokuz ayrı savunma mekanizmasını ayrıntılı biçimde incelemekteydi. Ego psikologları çatışmanın çözümünde; hastanın kullandığı inkar, yansıtma, yansıtmalı özdeşim,eyleme dökme ve bölünme (splitting) gibi psikopatolojiye meyleden , egonun gelişiminin erken dönemlerinde kullanılmaya başlanan ilkel savunma mekanizmaları yerine , yer değiştirme,bilinçli bastırma(supresyon) ,mizah, yüceltme (sublimasyon) ,beklenti oluşturma (antisipasyon) gibi ruh sağlığını etkin biçimde korumaya yönelik yüksek düzeydeki savunma mekanizmalarına başvurulmasını sağlamaya çalışır.Ego psikolojisinin psikanalitik terminolojiye önemli bir katkısı "ego zayıflığı" kavramını kullanıma sunmasıdır.Anna Freud dışnda Ego psikolojisine katkıda bulunan önemli psikanalistler arasında Eric H. Ericson , Karen Horney ve Heinz Hartmann isimleri sayılabilir.
Ego Fonksiyonları
Freud ,doğumdan itibaren dış dünya ile ilişki içinde bulunan psişik varlığın İd olduğunu söylüyor.Uyaranların algılanması aşırı uyaranlara karşı korunma sağlanması görevi zamanla İd içersinde gelişen özel bir yapıya devredilir.Ego’nun doğuşunu böyle anlatıyor Freud.Id ile dış dünya arasındaki çatışmanın da İd ile Ego arasında gerçekleşmeye başladığını söylüyor.Ancak ,Freud çatışma kuramı çerçevesinde asıl ilgisini Ego’nun incelenmesinden çok İd kaynaklı dürtüsel kuvvetlere ve süperegonun karşı çıkışı sonucu egonun iki yapı arasında bir uzlaşma(compromise) sağlama çalışma çabalarına odaklamıştı.Yine de Ego’nun İd ile bağlantılı olmayan kimi görevlerini tanımlayabilmişti.Örneğin,Ego’nun istemli hareketleri algı ve kas devinimi birlikteliğini gözeterek gerçekleştirdiğini,dış uyaranları algılama,farkında olma,lüzumundan güçlü uyarıları engelleme,uyaranların hafıza kayıtlarını tutma, uyum sağlama (adaptasyon) görevleri gördüğünü belirtmişti.Hartmann,bu yeteneklerin doğuştan itibaren İd’e ait olmayan algılama ve kendini koruma ile ilişkili zihinsel birimlere ait olduğunu söyledi.Bu zihinsel birimlerin kapladığı alan “çatışmasız benlik alanı”(conflict free ego sphere) denilen alandı.Ego oluşumuna bu birimlerde katılmakta ve Ego’nun birincil işlevselliklerini (primary autonomous ego functions) oluşturmaktaydı.
Başlıca Ego Fonksiyonları
1.Dürtü kontrolü:İd başlangıçta “haz ilkesi” prensibine uygun biçimde kendi yapısından orijin alan dürtülerin derhal doyum bulması için dış dünyaya baskı yapar.Ancak dış dünyanın engelleriyle karşılaştıkça ,bu engellerle baş etmek üzere ego denilen oluşum şekillenmeye başlar.Ego, doyum bulmaya yönelik itkileri bekletebilir ve ancak uygun zamanda ve uygun düzeyde haz elde edilecek şekilde dürtü doyumunu sağlamaya yönelik faaliyetlerde bulunur. Ego’da geçerli olan ilke “haz ilkesi” (pleasure principle) değil “gerçeklik ilkesidir”(reality principle).Ego gerçeklik ilkesi uyarınca düşünce ve algıları gerçeklik testinden (reality testing)geçirerek değerlendirir Birincil süreç düşünce de (primary process thinking) Ego’da yerini ikincil süreç düşünceye (secondary process thinking) bırakmıştır.
2. Gerçeklik duygusu(sense of reality) ve gerçekliğe uyum (adaptation of reality):Ego,kendi vücudundan ve dış dünyadan gelen hisleri ayırmayı başarır.Gerçeklik testini kullanabilen ego,yadımsa –yansıtma gibi gerçekliği çarpıtan mekanizmalar kullanarak dış dünyanın gerçeklerini kendisine değil, kendisini dış dünyanın gerçeklerine uydurmak ister.Bu amaçla “mevcut tüm potansiyelini” seferber ederek dış dünya gerçeklerine adapte olmaya çalışır.
3.Nesne ilişkilerinin sürdürülmesi
4.Ego’nun sentetik fonksiyonu:Herman Nunberg’in 1931’de öne sürdüğü olgun bir ego’nun(ego maturity) sahip olduğu “genelleştirme,basitleştirme,koordinasyon ve yaratma” gibi entegre faaliyetleri bu kapsamda değerlendirilir.
5.Egonun birincil ve ikincil otonom işlevsellikleri:Heinz Hartmann’ın algı,düşünce ,lisan,zeka ve motor gelişim gibi çatışmasız gelişen birincil işlevsellikler ile dürtülerin yüceltmeye uğratılması sonrasında fonksiyonu gelişen ve bağımsız bir örgüt haline gelen egonun ikincil işlevsellikleri bu sınıfa girer.
6.Savunma mekanizmaları:Freud sonrası başta kızı Anna Freud tarafından geliştirilen “Ego psikolojisi” akımı,Freud’un “bastırma,inkar,yansıtma ve özdeşleşme” gibi ilk kez kendisi tarafından tanımlanan savunma mekanizmalarının genişletilmiş analizine odaklanıyor ve ego’nun anksiyete karşısında girdiği adaptasyon çabasını inceliyordu.1936 yılında Anna Freud’un “Ego ve savunma mekanizmaları” kitabı dokuz ayrı savunma mekanizmasını ayrıntılı biçimde incelemekteydi. Ego psikologları çatışmanın çözümünde; hastanın kullandığı inkar, yansıtma, yansıtmalı özdeşim,eyleme dökme ve bölünme (splitting) gibi psikopatolojiye meyleden , egonun gelişiminin erken dönemlerinde kullanılmaya başlanan ilkel savunma mekanizmaları yerine , yer değiştirme,bilinçli bastırma(supresyon) ,mizah, yüceltme (sublimasyon) ,beklenti oluşturma (antisipasyon) gibi ruh sağlığını etkin biçimde korumaya yönelik yüksek düzeydeki savunma mekanizmalarına başvurulmasını sağlamaya çalışır

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı