THT DUYURU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

eLektronLarLa iLgiLi biLgiler

º²¤«♥ǻ∂ιуα๓ǻη♥»¤º² - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
09/2009
Nereden:
DÖNÜLMEZ AKŞAMIN UFKU
Mesajlar:
5.330
Konular:
1511
Teşekkür (Etti):
159
Teşekkür (Aldı):
1652
Ticaret:
(0) %
03-11-2009 02:33
#1
Arrow
eLektronLarLa iLgiLi biLgiler
Elektronlar

Gerçek Bilgi ve Elektronlerın Dünyası

On yıl önceki varlık halinizi düşünün.Çekim alanınızın zayıfladığını hissediyorsunuz değil mi? Bir çok benliğin çekim alanından kurtulduğunuzu muhakkak hissediyorsunuz… Duygusal enerji alanından, entelektüel enerji alanına geçtiğinizi, daha geniş ve derin düşünebildiğinizi hissediyorsunuz değil mi?
Bütün eylemlerinizde daha şuurlu, daha kapsamlı hareket edebiliyorsunuz. Buradaki zaman kavramı, dünyanın kendi çevresinde ve güneşin çevresinde dönüşüyle elde edilmiş nisbi (göreli) zaman sistemiyle ruhumuz senkronize olmuş, eşleşmiş.
Günleri, ayları, saatleri hissediyoruz. Üç ay diyoruz, iki ay sonra yaz gelecek diyoruz. Ay başında para alacağız diyoruz. Yani bende bir aylık, beş aylık zamana karşı bir mod oluşuyor. İki saat sonrasını da hissedebiliyorum.
Kozmik ölçekteki zamanlara geldiğin vakit, dünyanın yaşının 4- 5 Milyar yıl olduğunu, ortalama olarak, yıldızların, güneşlerin ömrünün 150-200 milyar yıl olduğunu görüyoruz. Her ne kadar sayısal bir şey ifade etmese de, bir yıldızın ömrü karşısında bizim durumumuz bir kelebeğin ömrü kadar bile değil.
Bu saydıklarımı,uzun zamanlar,bir de kısa zamanlar var. Atom altı parçacıklarda, saniyenin milyonda birinde, bir parçacık doğuyor ve ölüyor. Saniyenin milyarda birinde doğup ölen parçacıklar da var.


Zaman
Zaman, var oluşun sarkacı, salınımı dersem, biraz anlatabilirim. Varlığın evrim düzeyi ile orantılı olarak, madde içerisindeki tezahür frekansı. İşte buna zaman diyoruz… Normal olarak bir şeyi sinus eğrisi ile gösteriyoruz. Bir enerji salınımı, iki tane yarım dairenin asimetrik olarak yerleştirilmesi.
Evrende zamanı meydana getiren olgu, maddenin salınımı ile doğru orantılıdır. Zamanın varlık tarafından algılanması,yaşanması,hissedilmesi,varlığın zaman üzerindeki tahakkümü,hakimiyeti veya zamanın varlık üzerindeki hakimiyetidir.
İki yönlü olarak da düşünebiliriz. Önemli olan, varlığın zamanı bizatihi kendi öz benliğinde,ruhunda hissetmesidir. Tüm bunlar, maddenin kullandığı, maddesel enerjinin yüksekliği ve alçaklığıyla orantılıdır.

Maddenin enerjisi yükseldikçe, teferruat, parçacık, fenomen sayısı ve frekansı azalır. Madde topluluğu, maddenin örgütlenmiş yapısı, ne kadar yüksek bir enerjiye hakimse, orada frekans düşer. Orada salınım düşer. Maddenin enerjisini düşürmeye başladığınız zaman, bir derece düşürdüğünüz zaman, periyotları çok uzar.
Maddenin kendi yoğunlaşması demek… Bunu soru ile açmaya çalışalım! Hangi açıdan yoğunlaşması? Maddenin yoğunlaşması nedir? Maddenin Yaratıcıya en yakın noktası budur. Hiçbir salınım yok…

Hiçlik.
Hiçlik, Kara deliklerin tekilliklerinin olduğu yer. Artık burada, elektron, proton, zaman, hiçbir şey yok.

Bir aşamada, bir sonrasında salınım başladığı anda, kelam olma, var olma da başlar. Ve bu aşağıya doğru indikçe, maddedeki ayrıntı, maddedeki formlar, maddedeki görüntüler başlar. Örneğin: Gezegenimiz 114 elementten oluşan 400- 500 Atom altı parçacığın seyrettiği bir alan. Güneşe doğru gelirsek, onda pek öğle ayrıntı yok. Hidrojen ve Helyum var. Güneşin ömrü; 150- 200 milyar yıl arası. Salınımları daha geniş. Bir sonrasında, Nötron yıldızına dönüşecek.
Nötron yıldızında, tek bir molekül, tek bir atom tipi var. Artık orada, fotonlar, elektronlar gibi elementler yok. Ayrıntı yok.
Şimdi neden SİRİUS’ un bir nötron yıldızı olduğunu anlayabildiniz mi? Maddesinden bir çay kaşığı kadarını alırsak, bir milyon ton geliyor…
Çünkü orada teferruat bitmiştir. Orada Proton yoktur. Atom çekirdeği yoktur. Elektron yoktur. Orada, zamanın yönü yoktur… Zamanı onlar yönlendiriyorlar. Maddeye hakimler.

Renkler
Esiri- Kozal
Cevher
Güneş
Nötron

Hiçlik Kara deliğin uç noktası
Parçacık nedir?
Atom, Atomu meydana getiren nedir?
Proton, Nötron
Protonu oluşturan Kuartzlar,
Kuartzları oluşturan, Miyonlar,
Yaklaşık Nötronu oluşturan parçacıklar, şimdiye kadar 400’ e yakın parçacık bulunmuş.Bunun çevresinde elektronlar, elektronları oluşturan Pozitronlar,Pozitronu meydana getiren başka parçacıklar. Bunları her birinin kendine özgü frekansı var.

Bir şeyin frekansını arttırdığın zaman, orada parçacık da artacaktır. Malzeme sayısı artacaktır. Fenomen sayısı artacaktır. Gittikçe olayların sayısı artacaktır.
Yani, bir gezegeni madde olarak oluşturmak istiyorsan, yüz küsur element oluşturmak zorundasın. Ne yapacaksın? Yüksek enerjiyi düşüreceksin.
Güneşten bir parça kopuyor, bir milyar yıl, güneşin çevresinde soğumayı bekliyor. Önce, aynen güneşin sonu gibi parçalarını yakıyor, güneş doğuruyor. Güneş dişi, başka bir sistem tarafından dölleniyor. “Dogonlarda Sirius gizemi” kitabında bu bilgi vardır.
Sirius döllüyor.Kendi spirallerini gönderiyor ve güneşten bir parça kopuyor. Güneş ana, bir buçuk iki milyar yıl onu soğuruyor. Önce daha ağır elementler,sonra atmosferin oluşması için orada polarizasyon meydana geliyor. Gök taçları vurmaya başlıyor. Gök taşları çarptıkça, farklı kozmik radyasyonlar,enerjiler, toz bulutları oluşuyor ve çöküyor. Daha sonra suyun oluşması için, 50- 100 bin yıl bekleniyor. İki, iki buçuk yıl içerisinde, gezegenimizde atmosfer oluşarak, yaşanacak hale geliyor.
Bunların hepsini kim yapıyor? Bunu yapan ruh varlıkları hangi düzeyde olmalılar ki; bu oluşumu başarabilsinler? Biraz önce yaptığımız nötron sınırında.
Zaman anlayışında bir konuya da açıklık getirelim. O sistemdeki 1,5 milyar yıl, bizim zaman kavramımız. Belki onlar için bu, 15 dakikadır. Kur’an da söz edilen “Rabbinizin katında beş dakika, şu kadar yılınızdır” gibi. O ifade işte bunu anlatıyor. Bu bir hakikattir.
Devre sonu varlıkları olarak, artık işin tekniğini yakalamak ve üzerinde durmak zorundayız. Aynen dünyaya inerken yaşadığımız unutma uygulamasında olduğu gibi, yukarıdaki Melek anestezi yapmıyor. Sen şuuraltındaki yükleri kaldırırsan,veya, o zamanlar bilgim yeterli değildi, aslında bunlar yanlıştı deyip, kompitürdeki bilgilerini gerçeklerle değiştirebilirsen, meseleyi halleder, elektronlarını değişime uğratabilirsin.
İşte gerçek MEDİTASYON budur. Meditasyonda beynin her iki yanı dengeleniyor. Beyin senkronize oluyor, en yüksek düzeyde bir uyum oluşuyor.

Ruhsal Elektron
Benlikler karanlıkta hareket etmek isterler ve öğledirler. Ruhsal elektronu bir projektör gibi düşünelim. Işık vurduğunda vurduğun da aydınlatır ve bu ayrıca bir şuur uyanışıdır. Varlık, “ben ne yapıyorum der” der! Uyanmaya başlar. Benlikler negatif güçlerdir. Negatif güç karanlığın efendisi olarak tanımlanır. Fabrikaya gelen patron karşısında nasıl ki işçiler, mesai harici de olsa oturuşlarına, hareketlerine dikkat ederlerse; işte bu örnekte de, patron Ruhsal elektron, işçiler de Maddesel elektrondur.

Pozitifi de Kontrol Edebilmek
Kutuplu olan her hareket, benlikleri devreye sokar.Şuurlu davranışta huzur vardır. Pozitif benliklerde yenilmeyeceksin. Kendini her an denetimde tutacaksın.
Her elektron, her benlik, bağlı olduğu diğer elektronlarla alışveriş halindedir.
Benlikler kendi aralarında alışveriş halindedir.
Benlikler eşya ile alışveriş halindedir

Bu, sürekli tüketim fonksiyonuna bağlıdır.
Ruhsal elektronların tecrübeye gereksinimleri yoktur, onlar dünyada gerekli deneyimi yapmışlardır. Çok zengin ve çok fakir bir adamın yaşam karşısında aldıkları haz ve üzüntü aynıdır. Nötr olmak nasıl başarılacaktır? Nötr olmanın belirtileri nasıl olacaktır? Nötr hale gelmeye başlayan elektronda, eşya ile alışveriş en alt düzeye inmeye başlar ve iner. Yani; “Sebep-Sonuç” biter. Nötr kalmak nedir? Varlık bu düzeyde deneyime gerek kalmadan, mantal planda elektronlardaki enerjiyi dışarı alır. Çünkü Muktedirliğin tatbikatını yapmaya başlamıştır. Zaman enerjisini harcamadan, mantalda yüksek tecrübeler yaşamaya başlar. Bu noktada ruhsal elektronlar benliklerin enerjisini şakralar aracılığıyla dışarı vermeye başlar. Bu düzeye gelen varlık, dışa enerji yansıtır içeri enerji almaz. Artık yalnız vericidir. Kutupsallık bitmiştir. Verme prosesi, her varlığın gelmesi gereken noktadır.
En büyük zenginlik nötr kalmaktır. Nötr kalmayı kaybettiğin an, aşağıdasın. Nötr olanda kutupsallık yoktur. Şuur dışarıya şakralarla ulaşır. Şakraların çalışması için tek şart; nötr kalmaktır. Bunun için de, imajinasyonu kontrol etmek şarttır. İmajında oluşturduğun her enerji mutlaka sana geri dönecektir.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler