İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Sanat ve Değer

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
04-11-2009 00:44
#1
Sanat ve Değer
Sanat ve sanatsal yaşam bir algılama durumundan kaynaklanır. Nitekim sanatsal yaşantı bir kimsenin güzel dediğimiz bir nesne ile ilişkiye girmesi, onu algılaması durumunda meydana gelir. Bu algılama ve kavrama bir tutum alma, bir davranıştır. Ancak, sanatsal yaşantıdaki davranış diğer davranış ve tutum almalardan, bizde doğrudan bir hoşlanma ve haz duygusu yaratmakla ayrılır. Bu düşünceyi Tunalı’nın verdiği iki örnekle somutlaştırmak yerinde olur:

Bir portakal bahçesine giren bir kimse, eğer ağaçların ne tür portakal ağaçları olduğu sorusu ile bahçeye bakarsa, aldığı tavır pratik – ekonomik bir tavır olur. Ama başka biri çıkar da aynı portakal bahçesini salt bir renk harmonisi olarak görür ve yalnızca hoşlanarak, haz duyarak bahçeyi seyrederse, böyle bir tavır estetik tavır olmuş olur. (İsmail Tunalı)

Yine örneğin hamlet tragedyası karşısında bir edebiyat tarihçisi Hamlet ile Danimarka prensi arasındaki ilgiye yönelebilir, bunu araştırmak ister. Bir başkası, Hamlet’in ahlâksal kişiliğine hayran olur, onunla ilgilenir. Bir üçüncüsü ise, tragedyayı seyretmek için seyreder, salt bir haz duymak için ona yönelir. Birinci tavır bilgisel – düşünsel tavır, ikinci pratik – ahlâksal bir tavır ve üçüncüsü ise salt estetik bir tavırdır. (İsmail Tunalı)

Nedir ki, burada sözü edilen haz ve hoşlanma yüzeysel, daha doğrusu vital alandan (beden ve ruh alanından) gelen bir haz, bir keyif değildir; bu haz bizde derin bir etki meydana getiren hoşlanmadır. Çünkü sanatsal yaşantı sırf edilgin bir yaşantı değildir.

Güzel seslerin ahenginden, bir manzaranın havasından, bir ritmin dile gelmesinden alınan zevk, böyle edilgin bir zevktir. Ama estetik yaşamda bunlara katılan başka şeyler de vardır. Bir sanatın yapısına girmekten doğan sevinç, ‘’ Wilhelm Meister ‘’ deki düşünce yükünün kavranmasından duyulan kıvanç, ‘’ Faust ‘’ un gelişmesini izlemenin … uyandırdığı bir kavranma da vardır. (Geider)

İşte bu özelliği sanatsal yaşantıdaki haz ve hoşlanmayı daha yüksek bir düzeye çıkarır, daha derinlere ulaştırır. Bu haz, hayvanlarda da bulunan vital hazda olduğu gibi sırf bir uyarım etkisi ile oluşan bir tepki değildir.

Eğer soğuktan gelip, ısıtılmış bir odaya girilirse bu hoşa gider, zevk verir. Bunun için, sıcak ve soğuk arasındaki karşıtlığın özel bir şekilde kavranması gerekmez; bu karşıtlığın kendisinden değil, karşıtlık yüzünden duyulan bir zevktir. (Geider)

Şimdi, güzel dediğimiz nesne bizde derin etkisi olan bir haz meydana getiriyorsa, bu hazzın kaynağının psikolojik yanımızı aşan daha derin bir boyutumuz olması ve o nesnede de bu yanımızı aşan daha derin bir boyutumuz olması ve o nesnede de bu yanımıza karşılık olan özelliklerin bulunması gerekir. Gerçekten de bir sanat yapıtı karşısında duyulan haz tinsel yanımızdan (değerlerden) gelen bir hoşlanma olduğu gibi, o yapıtı böylece sanat yapıtı kimliğine sokan da tinsel yanımızda karşılığı bulan değer özelliğidir. Bu değer ise güzelin değeri, estetik değeridir. Böylece sanat, estetik değerin biçimlendirilmesi ve gösterilmesi, onun yaşanması da estetik değerin algılanmasıdır.

Bu yüzden sanatsal yaşantıya, estetik yaşantı demek daha yerinde olur. Çünkü estetik değer tinsel (yüksek) bir değer olmakla tıpkı diğer tinsel değerlerin yaşanmasında olduğu gibi sanatsal yaşantıya bir kendiliğindenlik, bir yükseklik ve yücelik kazandırır.

Bir kez, bir sanat yapıtının ve sanatsal yaşantının amacı, bizzat kendisidir. Teknik yapıtlar salt pratik amaçlara hizmet eder; insanın yaşamı koşullarını iyileştirmeye yönelir. Sanat yapıtında ise tüm yarar ve amaç bağlantıları dışlanır. O, insanın dış varlığını geliştirmeyi değil, onun iç yaşamını verimli kılmayı ve zenginleştirmeyi ister, insanın tinsel yanına, onun ruhunun derin katmanına (ondaki estetik değer duygusunun gelişmesine) yönelir. Estetik yaşantıda tüm amaç, estetik değer duygusunun gelişmesidir; bunun dışında hiçbir amaç izlenemez; söz gelimi belli duygu içerikleri ve yaşantıları kazanmak gibi. O, başkaca hiçbir değere araç olarak kullanılamaz; o, kendiliğinden bir değerdir, değerini kendi içinde taşır. (Johannes Hessen)

Diğer yandan estetik değeri yansıttığı içindir ki, sanatsal yaşantı tek tek bireylerin keyifle ilgili yaşantılarından bağımsızdır. O, özne üstü (bireyüstü) bir şeyin, kendini özneye sunan, onun tarafından onanmayı bekleyen bir şeyin algılanması, yaşanmasıdır. (Johannes Hessen)

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı