İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

30 Ağustos Zaferi

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
21-12-2009 16:00
#1
30 Ağustos Zaferi
Tarih: 25 Ağustos 1922. Gecenin ilerlemiş saatlerinde yeri gizli tutulan bir karargâhtayız. Altın sarısı saçları hafifçe alnına dökülmüş, geniş alnı ve irade dolu şakakları başaracağı büyük işlerin tazyiki ile zonklayan genç bir kumandan, önündeki paftalara eğilmiş, gece kandilinin titrek ışıkları altında, elindeki kırmızı kalemle bunlara bazı işaretler yapıyor, mavi kümelere doğru sert kırmızı oklar çiziyor. Yanındakilerle müzakere ve münakaşa ederken uçuca sigarasını tazeliyor.

Bu yalçın iradeli, büyük harp ustası genç kumandan, Mustafa Kemal Paşa’dır. Yurdun dört bucağından seller gibi akıp gelen kahraman Türk subay ve erleri, genç ihtiyar, kadını ile cocugu ile bütün Türk milleti, onun mihrak olduğu bir hamaset meydanında toplanıyorlar.

Gıcır gıcır inleyen kağnılar, şehirlerden cephelere erzak ve cephane taşıyor. Herkeste, canını dişine takmış bir milletin şuurlu telaşı seziliyor. Şehirlerimizin, köylerimizin yanıp yıkılmasına gam çeken yok. Bütün millet tek kalp halinde ya istiklâl ya ölüm! diye haykırıyor.

26 Ağustos 1922 günü, şafak sökerken başlayan ve düşman mevzilerini allak bullak eden topçu hazırlık ateşinin ardından, piyadelerimizin taarruzu başlamış, daha ilk saatlerde birçok düşman mevzileri ele geçirilmişti. Aynı gün öğleden sonra düşmanın güney kanadındaki küçüklü büyüklü tepeler şiddetli süngü hücumları karşısında düşmüş ve zaptedilmişlerdir.

27 Ağustos günü taarruza ara verilmeksizin aynı şiddetle göğüs göğse çarpışmaya devam edilmiş, aman vermeyen sert çarpışmalardan sonra, sevgili ordusunun hasretle yanan Afyonkarahisar’a halkın büyük sevinç gösterileri ve gözyaşları içinde girilmişti. 27 Ağustos günü, düşmanın savunma ve savaş gücünün bütün bütün, kırıldığı ve kuzeye doğru çekilmeye başladığı görülmüş, birliklerimiz yakın temasa ve taarruza devam etmişlerdir.

28 Ağustosta Süvari Kolordumuz Ahırdağları üzerinden aşarak düşmanın faydalandığı İzmir demiryolunu kesmiş ve bu suretle Yunan ordusunun geri ile irtibatı bozulmuş, çemberimizden kurtulan bir kısmı batıya doğru perişan ve şaşkın bir halde kaçmaya başlamıştı.

29 Ağustos günü, daha çok artan bir zafer şevki ve savaş gücü ile taarruza devam edilirken düşmanın girdiği çember biraz daha daraltılmıştır.

Aşağıdaki manzumede o gece şöyle anlatılmaktadır:

<< Yurdun bir şan gecesi dağı taşı kül oldu.
Kız gibi vatanıma dumanlar kâkül oldu.
Korkak, zalim ellerle yakılan hanümanlar
Beşiklerde tutuşan nur topu gibi canlar.
Türkün öz zaferine meşaleydi bu gece,
Göklere kalkan eller arşa deydi bu gece. >>

<< Yiğitlerin alnını öpenler mi ararsın,
Al kanlara boyanmış cepkenler mi ararsın?
Haşrolmuştu bu gece yer gök kucak kucağa
Yangının alev rengi vurdu alev bayrağa .. >>

30 Ağustosta Çalköy batısı, Küçük ve Büyük Adatepe’ler ve kuzeyindeki düşman kuvvetleri imha edilirken, Dumlupınar mevzileri kan ve ateş içinde ele geçirilmiş ve Başkumandanlık karargâhı esir edilmiştir. Büyük ve ölümsüz Atatürk’ün verdiği << Ordular, hedefiniz Akdeniz’dir, ileri! >> emri ile şanlı ordumuz bir sel gibi ileri atılmış, dünyada piyade muharebelerinin kaydetmediği bir süratle ilerleyen Mehmetçikler, kılınç artığı düşmanı da önlerine katmışlardır.

Bu tarihten altı gün sonra tanyeri, Türk zaferine gülerken kahraman süvarilerimiz, güzel İzmir’imize şanlı bayrağımızı ulaştıracaklar, dört gün sonra da kahraman piyadelerimiz İzmir’e gireceklerdi. Yanan orduları, Başkumandanlık meydan muharebesinde zafer kartalının pençeleri arasında son nefesini vermiştir. Bu savaşlarda en büyük kumandanından en genç neferine kadar ordularımızda hâkim olan fikir, milletin esirlikten kurtuluşu yolunda şehit olmaktır. Bunu savaş meydanında yakından gören Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları Başkumandanı Mustafa Kemal Paşa, bu savaşı şöyle anlatıyor:

<< Afyonkarahisar – Dumlupınar meydan muharebesi ve ondan sonra düşman ordusunu kâmilen imha ve esir eden, bakıyettüssüyufunu Akdeniz’e, Marmara’ya döken harekâtımızı izah ve tavsif için söz söylemekten kendimi müstağni addederim. Her safhasile düşünülmüş, ihzar ve idare ve zaferle taçlandırılmış olan bu harekât, Türk ordusunun, Türk zabitan ve kumanda heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihte bir kere daha tespit eden muazzam bir eserdir. Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklâli fikrinin lâyemut abidesidir. Bu eseri vücuda getiren bir milletin evlâdı, bir ordunun Başkumandanı olduğumdan, ilelebet mesut ve bahtiyarım. >>

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı