İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Madam Curie ve Radium

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
21-12-2009 16:04
#1
Madam Curie ve Radium
19 Nisan 1906. Puslu, yağmurlu bir gün. Paris'in Dauphine sokağındayız. Biraz ötedeki Seine nehri rıhtımından geçen tramvayların gıcırtılarına, arabaların gürültüleri, atların nal sesleri karışmakta.

Sicim gibi yağan yağmurun altında hızlı hızlı giden insanların arasında bir adam ağır, kararsız adımlarla yürüyor. Kendini derin bir düşünceye vermiş gibi dalgın. Kâh kaldırımdan, dirsek vurup geçenlere aldırmadan yürüyor; kâh yolun ortasından arabaların ardına düşerek gidiyor. Kimsenin ona dikkat ettiği yok.

Birden bir yol kavşağından çıkıveren büyük bir yük arabası, o zamanki at koşulu kamyonlardan biri, Dauphine sokağına sapıveriyor. Dalgın adam, şaşırarak kendini gemi azıya almış kadanaların önüne atıyor. Bunu görenler bağırışıyorlar:

<< Hey! .. Tutun, atları durdurun .. >>

Ama her şey bir iki saniyenin içinde olup bitiyor. Arabacının gayreti, halkın çığlıkları boşa gitmiştir. Tekerlekler boylu boyunca yere serilen dalgın adamın üstünden geçiyor. Tüyler ürpertici bir çatırtı, ezilen bir kafatası, kanlı beyin parçaları, vıcık vıcık çamurlara karışıyor.

Uğursuz bir kaza ile ezilen bu baş, dağılan bu beyin, büyük Fransız bilgini Pierre Curie’nindi.

Pierre Curie’nin ölümü bütün bilim dünyasını yasa gömmüştü. Ama onun ardından en büyük acıyı duyan bir kadın vardı, hayat ve çalışma arkadaşı: Marie Curie. Bu kadın yalnız derin bir sevgiyle bağlı olduğu can yoldaşını değil, bilim yolunda en büyük yardımcısını, en vefalı arkadaşını da kaybetmiş oluyordu.

Bu olaydan tam onbeş yıl önce Varşova’dan Paris’e ciddi, enerjik bir genç kız gelmişti. Sorbonne’daki fizik talebeleri arasında kısa zamanda, çok sade, çok çekingen olduğu halde yine de dikkati çekiyordu. Yorulmak bilmeyen bir inatla çalışıyor, en çetin bilim problemlerini kolayca kavrıyordu bu Polonyalı kız.

Marie Sklodowska adındaki bu genç kız, Paris’in kenar semtlerinden birinde, eski bir binanın çatı katında sıkıntı ve yoksulluk içinde yaşıyordu. Bütün bir kişi iki çuval kömürle geçiriyor, bir tas çorba ve bir parça ekmekle akşamı ettiği oluyordu. Bir gün Üniversitede ders dinlerken, baygınlık geçirdi, sırasının üstüne yığılıverdi. Sebebi açlıktı bunun. Ama Marie kimseye bir şey belli etmedi. Kahramanca bu feragatle çalıştı, çalıştı ..

Üniversite hayatının son yıllarında kendisi gibi Polonyalı olan Prof. Kowalski, Marie’yi genç ve ünlü fizik bilgini Pierre Curie ile tanıştırdı. Pierre Curie, daha delikanlılık çağında kendini bilim araştırmalarına vermiş, cisimlerdeki elektriklilik ve mıknatıslık üzerindeki araştırmaları ve birçok buluşları ile bütün bilim dünyasınca tanınmıştı.

Marie ile Pierre’in tanışmaları ve sonraki karşılaşmaları bu iki bilim yolcusunu sadece fikir bakımından yaklaştırmakla kalmadı, Marie bu uzun boylu, mâna dolu bakışlı genç adamın sadeliğine, inceliğine hayran olmuştu. Pierre Curie de, gri gözlerinden enerji fışkıran bu canlı kıza karşı derin bir sevgi duyuyordu. 1895 yılında sessiz, sedasız, törensiz evlenerek, hayatlarını ve çalışmalarını birleştirdiler.

Bu birleşme bilimde devrim yapan bir keşife yol açtı: Radium, Alman bilgini Roentgen X ışınlarını bulmuş; Fransız fizikçisi Henri Becquerel de bir gün beraber çalıştıkları lâboratuarda Uranium tuzlarının bir dış etki olmaksızın, siyah bir kağıda sarılarak güneşten korunduğu halde bile bazı ışınlar çıkardığını, bunların fotoğraf camı üzerinde etki yaptığını keşfetmişti. Bu acayip ışınların aslı neydi? Nereden geliyordu bunlar?

İşte bu soruların cevabını bulmak için Marie Curie, kocasının teşvikiyle, araştırmaya koyuldu. Az sonra Pierre Curie de kendi işini bırakarak ona katıldı. Bu esrarlı ışınları yayan sihirli cismi bulmak için zor bir savaşa girmişlerdi. Bir tona yakın maden filizi üzerinde araştırma yapmak gerekiyordu.

Her şeyi unutarak kendilerini vermişlerdi bu işe. Varlarını yoklarını bu uğurda tüketiyorlardı. Güçlükle elde ettikleri, yarı harap bir hangara madenlerini yığmışlardı. Pierre Curie maden çuvallarını sırtında taşıyor; ikisi de zehirli kokulara, madenleri eritmek için yaptıkları ateşin cehennem sıcağına aldırış etmeden omuz omuza çalışıyorlardı. 1898 yılının Temmuzunda Curie’ler, ilk keşiflerini ilan ettiler. Radyoaktivitesi son derece kuvvetli yeni bir cevher bulmuşlardı. Marie’nin ana vatanının şerefine buna Polonium adını verdiler.

Başarıları onları durdurmadı. Daha büyük bir coşkunlukla işe sarıldılar: O yılın Aralık ayında da dünya Curie’lerin yeni bir zaferini alkışlıyordu: Radium’u keşfetmişlerdi. Bu yeni cismin radyoaktivitesinden 1 milyon defa daha fazlaydı.

Bu keşif atom hakkında o zamana kadar yürürlükte olan düşünceleri kökünden değiştirdi. Bununla da kalmadı, radium ışınlarının kanser urlarını eritmekte çok tesirli olduğu görüldü. Bunun üzerine Curie’lerin gayretiyle Paris’te bir << Radium Enstitüsü >> kuruldu. 1903 te, başarıları için onlara Henri Becquerel ile birlikte Nobel fizik ödülü verildi.

Artık Curie’lerin adı bütün medeni dünyaya yayılmıştı. Dünyanın her yerinden konferanslar vermek için çağırılıyorlardı. 1905 de Pierre Curie’ye Fen Akademisinde Fizik Profesörlüğü verildi. Marie’yi de kocasının laboratuarında vazifelendirdiler.

Ne yazık ki bu bilim ve hayat yol arkadaşlığı uzun sürmedi. Beklenmedik felâket onları ayırdı. Paris Üniversitesi, birçok engellerle savaşarak, Marie Curie’yi kocasından boşalan fizik profesörlüğü kürsüsüne getirdi. 5 Kasım 1906 günü ders salonunun sessizliği içinde kürsüdeki Madame Curie’nin sesi duyuldu:

<< .. Son beş yıldan beri, fizik biliminde başarılmış olan gelişmeler .. elektrik ve madde hakkındaki düşüncelerimizde meydana gelen ilerlemeler karşısında .. >> Bu, kocasının son dersinin son cümlesiydi. Derslerinin, araştırmalarının yanı sıra büyük bir vazifenin yükü de omuzlarına çökmüştü şimdi; babasız kalan iki küçük kızı İrenel’le Eve’i yetiştirmek. Bilim aşkının yanında gönlünü dolduran derin analık sevgisinden aldığı kuvvetle o, bu büyük işi de başardı:

İrene, kendisi ve babası gibi ünlü bir fizik bilgini oldu. Eve de eserleri birçok dillere çevrilen dünyaca tanınmış bir yazar olarak yetişti. Onun annesi için yazdığı << Madame Curie >> adlı büyük kitap dilimize de çevrilmiştir.

Madame Curie, daha sonraki çalışmalarıyla, Radiumun atom ağırlığını ölçmek işini başardığı için 1911 yılında Nobel kimya ödülünü kazandı. Bundan üç yıl sonra Birinci Dünya Savaşının patlak vermesi üzerine, Marie Curie, çalışmalarına ara verdi. Cephelerden akın akın gelen yaralıların imdadına koşmak için seyyar röntgen teşkilatını kurdu; kendi sürdüğü kamyonla oradan oraya koştu.

Barıştan sonra laboratuarına ve derslerine döndüğü zaman yine eski ateşle işine sarıldı, bir yandan da << Radioactivite >> adını verdiği büyük eserini yazmaya başladı. Radium üzerindeki çalışmalarında şimdi iki çok yakın yardımcısı vardı: Kızı İrene Curie ile adının sonuna şanlı ailenin soyadını eklemeyi şeref bilen, damadı Frederic Joliot Curie. Bu iki bilgin, suni radyo aktiviteyi keşfederek, bilhassa kanserin tedavisinde büyük bir hizmette bulunmuşlar, Curie’lerin ününü bir kat daha yüceltmişlerdir. Bu buluşları onlara 1935 Nobel fizik ödülünü kazandırmıştır. Bu olayın ilim âleminde bir eşi daha yoktur. Nobel ödülü böylece bir aileye üç defa verilmiş oluyordu. Ama ne yazık ki Madame Curie bu mutluluğu tadamadı.

Marie Curie, yıllar boyunca radium ışınları içinde çalışmanın sonunda, parmakları yara içinde her gün, mum gibi eriyip sönerek yatağa düştü ve 3 Temmuz 1934 de bir sanatoryumda son nefesini verdi. İrene ve Frederic Joliot Curie de büyük Curie’lerin izinde bilim ve insanlık ideali yolunda çalıştılar ve tıpkı Marie Curie gibi, radium ışınlarının vücutlarını yiyip bitirmesi sonunda can verdiler.

Bilime ve insanlığa hizmet yolunda yılmadan çalışmış ve ömür tüketmiş olan Curie’ler daima sevgi ve saygı ile anılacaktır.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı