İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Göçmen Kuşlar

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
21-12-2009 16:09
#1
Göçmen Kuşlar
Kuzey denizlerinin bu bembeyaz kocaman kuşu fülmar, bıçak gibi keskin kanatları üzerinde döndü, döndü etrafa köpükler saçtı, sonra birdenbire dalgaların derinliğine daldı, serpintiler arasında havalandı, sisler içinde gözden kayboldu.

Ötede Weser’in doğu ve batı kıyısında yazı geçirmiş olan binlerce leyleğin arasına bir perde indi. Sayıları yüzbini aşan kuşlar aynı anda garip bir sabırsızlık duydu; esrarlı bir emir almışlardı sanki. Kocaman kanatlarını çırpıp havalandılar. Batıdakiler Fransa üzerinden Cebelitarık’a ve Moritanya’ya giderken doğudakiler Karpatları, İstanbul Boğazını aşıp Yukarı Mısır’a, oradan da Kenya ve Güney Afrika’ya yollandılar.

Bir ay içinde 500 bin kırlangıç çeşitli Avrupa ülkelerinden yerlerini bırakıp başka ülkelere göçer. Bunlar 15 Ağustos’ta Habeşistan, 15 Eylülde Çat, 30 Eylülde de Güney Afrika’ya varır. Saatte 65 hatta 100 km. hızla uçarlar. Çoğu zaman şiddetli kasırgalara yakalanır, yarısı mahvolur, ama hayat böyledir. Ölen ölür, dayanan yaşar ve ertesi yıl yine yurduna döner.

Her yıl 250 milyon kuş yazı Avrupa’da geçirir ve yaz sonunda yeni ufuklara doğru havalanır. Bu kuşların hepsi de kıtanın sınırlarını aşmaz elbette. Bir kısmı kuzeyden güneye, bir kısmı batıdan doğuya göçer. Gerçek olan bütün kuşların, yerlerinden oynadığıdır. Koyu renkli İrlanda martıları Fransa ve İspanya kıyılarına gittiği halde bu martıların Almanya’da yaşayan akrabaları Baltık kıyılarından Afrika gölleri kıyılarına gider.

Kuşları bu göçlere zorlayan nedir? Neden meselâ ispinozların bir kısmı Kuzey Afrika’ya giderken bir kısmı oldukları yerlerde kışlar. Bu göçler insanları öteden beri uğraştıran bir mesele olmuştur. Ünlü Yunan filozofu Aristo kuşların, kışı bir yerde gizlenerek geçirdiklerini sanırdı. 1817’de zooloji bilgini Cuvier de kuşların kışı göllerin, bataklıklarına gömülerek geçirdiklerine inanırdı. Ama o zamandan bu yana, her alanda olduğu gibi bu alanda da insanlar hayli geniş bilgilere sahip oldular. İkinci Dünya Savaşından önce Doğu Prusya’da Rossitten’de bataklık göllerden biri üzerinde kurulan bir gözlem istasyonunda kuşlar üzerinde araştırmalar yapan bilginler iki saat içinde 108.000 ispinozun, 12 saatte 60.000 kuzgunun, iki günde de 34 çeşit olmak üzere 560.000 kuşun geçtiğini tespit ettiler.

J. Barry adlı bir İngiliz bilgini İskoçya’da bir buçuk saat boyunca yabani kaz sürülerinin geçişini seyrettiğini anlatıyor. Bu bilginin ifadesine göre; sürünün cephesi birkaç kilometreye ulaşıyordu. Mac İlhenny adında Amerikalı bir gözlemci de aynı çeşitten böyle kalabalık bir sürüyü gördüğünü anlatıyor. Kanada’ya hareket etmek üzere olan bu kafile, uzunluğu 4000 m. genişliği 700 m. olan bir dikdörtgen meydana getiriyordu ve sayıları 4 milyondu.

Kuşların göç yolları da üzerinde önemle durulmaya değer bir konudur. Bu yollar son derece uzundur. Behring Boğazı dolaylarında, Doğu Sibirya ve Kuzey Batı Amerika’da yaşayan yağmur kuşları, göç zamanı kuzeyden güneye kadar Pasifik’i aşar, Polonezya Adalarına hatta Avustralya’ya kadar gider. Aleutlarda yaşayan bir başka çeşit yağmur kuşu da Okyanus üzerinde 3000 km. uçar, bu fırtınalar ve dalgalar âleminde Havai Adalarını bulur, oradan da Ateş Adalarına kadar gider.

Şilinin İncir kuşları Juan Fernandez Yarımadasında pek nadir bulunan bazı çiçeklerin polenlerini tatmak için 700 km. denizaşırı yol alır. Karolina’nın küçük kırmızı kuşları Orta Amerika’daki kışlaklarına ulaşmak için mola vermeden koca Meksika körfezini aşar. Küçücük kızılsinek kuşu yaban kazlarından kurtulmak için 9000 m. yükseklikte Everest’in üstünden uçar, Amerika’da Kayalık dağlarının ebedi buzları üstünde bu yüksekliği de aşar.

Ya bir kutuptan öbür kutba sıkıntısızca uçan deniz kırlangıçlarıyla buz denizleri martılarına, Aleutlarda yaşadıkları halde yazı, Afrika’nın kayalık savanlarında geçirmek için Sibirya’yı ve Arap Yarımadasını boydan boya aşan sadece on santim büyüklüğündeki serçelerin rekorlarına, günde 600 km. yol alan ispinozlara, korkunç fırtınalara rağmen Atlas Okyanusunu 24 saatten kısa bir sürede aşıp İrlanda’dan Ternöve ulaşanlara ne demeli?

Kuşların göçleri üzerinde bilginler türlü gözlemlerden söz ederler. Bunların içinde çok ilgi çekici olaylardan biri Oscar Henroth adlı bir bilgin tarafından gözlemlenmiştir. İngiltere’de yaşayan yaban ördekleri hemen hemen ülkelerinden hiç dışarı çıkmaz. Oysa Finlandiya’da yaşayanlar kışı Akdeniz’in batı kıyısında geçirir. Bu bilgin İngiltere’den yabanördeği yumurtaları alıp Finlandiya’ya ***ürüyor ve orada Finli ördeği kuluçkaya yatırıyor. Yavrular yarı evcil oluyor. Finli ördekler göç ettikleri halde bunlar bulundukları yerden ayrılmıyor, ama tam bir ay sonra bu yavrular da havalanıyor, havada daireler çize çize gözden kayboluyor. Ördeklerin bacaklarına halkalar geçirilmiş olduğu için bunların çizdikleri yol, gittikleri yer tespit edilebiliyor. Bunlar da aynı Finli ördekler gibi aynı yoldan aynı yere gidiyor ve çoğu da ertesi yıl Finlandiya’ya dönüyor. Bugünkü bilim anlayışımıza göre içgüdüsel davranışlar miras yoluyla geçer. Böyle olunca da bu yavrular ya doğdukları yerde kalmalı ya da İngiltere’ye gitmeliydi. Sonra nasıl olmuştu da tam bir ay sonra öbür ördeklerin gidiş yollarını onlar da bulmuştu. Bu hususlarda kesin açıklamalar yoktur.

Önemli konulardan biri de uçuşlarıdır. Amerikalılar radar yardımıyla kuşların gece uçuşlarını incelemişlerdir. Buna göre gece uçuşlarına katılan kuşların sayısı inanılmayacak kadar çoktur. Füzeler gibi yıldızlara doğru uçarlar sanki. Bu alanda Almanlar son derece cüretli bir deneme yaptılar. Yıldızlara ve yıldız kümelerine istedikleri biçimi ve durumları verebildikleri geniş bir plânatoryomda çalı bülbüllerinin uçuşunu incelediler ve gece uçuşlarında yıldızların rolü olduğunu ve kuşların bulutların binlerce metre üstünde uçtuğu sanısına vardılar.

Üzerinde uzun uzun incelemeler yapılmış olan akla durgunluk veren bu uçuşlar hakkında bir takım açıklamalar yapılmakta ise de bunlar yeter derecede tam ve kesin değildir. En eski ve yaygın bir görüşe göre kuşların göçlerine sebep olan şey iklim değişiklikleridir. Isının düştüğünü en çok kırlangıç ve serçeler hisseder. Isı düşmesiyle birlikte besinler de suyunu çekeceğinden kuşlar göç ihtiyacını duyar. Ama bu iddia yeterli olmaktan çok uzaktır. Kırlangıç, guguk, sarıasma gibi göçmen kuşlar bölgemiz henüz ılık ve besinler çok bol olduğu zaman ayrılır. Demek ki yeter derecede kuvvetli bir açıklama değildir.

Daha modern olan ikinci görüş Amerikalı bilgin Rowan tarafından ileri sürülmüştür. Buna göre kuşların göçmesi cinsel salgı bezlerinin gelişmesine bağlıdır. Günler uzayınca kuşlarda yuva yapma ihtiyacı uyanır. Nitekim cinsel bakımdan tam olarak gelişmemiş olan genç leylekler çoğu zaman kışladıkları yerden ayrılmaz ya da cinsel bezleri alınmış olan kuşlar kendi cinslerinden olan kuşlarla birlikte gitmez. Burada deney sadece kısırlaştırılmış olan kuşların göç isteği duymadıklarını gösteriyor. Gidiş yolunun nasıl tayin edildiği meselesi yine açıklanamıyor. Asıl önemli meselelerden biri de göç yolları üzerinde olmayan bir yere ***ürülen kuşların nasıl olup da asıl yollarını bulabildikleridir.

Üçüncü bir görüş de göçlerin iç salgı bezleriyle ilgili olduğu iddiasındadır. Bu ilk iki görüşün eksiklerini tamamlar niteliktedir. Bugünkü araştırmacıların çoğu da araştırmalarına bu görüş yönünde devam etmektedirler. Isı, ışık, yedek besin gibi bilinen bir takım dış faktörler gibi bir takım içi salgı bezlerinin, en başta Hipofiz ve Tiroit bezlerinin etkisi olduğu iddia edilmektedir. Alman bilgini Merkel, soğuklarla birlikte tiroit bezinin daha çok çalıştığını, bundan dolayı hayvanın şişmanladığını ve bu yağ birikintisinin onu göçe zorladığını iddia eder. Nitekim yazın sadece 13 gr. ağırlığında olan ötlegen kuşu kışın 22 gr. gelir.

Öte yandan Amerikalı Wolfsan de Hipofiz bezinin göçmede önemli bir rolü olduğunu iddia eder. Ona göre hipofiz bir yandan üreme organlarının çalışmasını, öte yandan enerji stoklarının meydana gelmesi için elverişli olan genel ****bolizmayı düzene sokar. Hipofizin çalışması da ışık olaylarına bağlıdır. Öyleyse bu iç bezlere komuta eden mevsimler midir?

Bu konuda kuşlar üzerinde araştırmalar yapan bilginlerin çoğu her ne kadar hormonların rolünü kabul ediyorlarsa da kesin olarak böyle bir sonuca varmaktan çekiniyorlar. Bu bezlerin işlemesini ortaya koyan kimyasal olay hangisidir?

Çevrenin etkisi nedir? Bezlerin birbirleri üzerine olan etkileri nelerdir? Aynı kanun bütün kuşlar için doğru mudur? Uçsuz bucaksız göklere açılan kuşlara kim yol gösteriyor? Kim yön veriyor ve henüz hiç geçmemiş oldukları hallerde de göç yollarını nasıl bulabiliyorlar? Bilim adamları için bu sorulara verilen en uygun cevap bunların içgüdüye bağlanması oluyor. Ama bunu bilimin son sözü olarak kabul etmek mümkün değildir.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı