İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Dünyamızın Kan Dolaşım Sistemi

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
21-12-2009 16:13
#1
Dünyamızın Kan Dolaşım Sistemi
Dünyamızın kan dolaşım sistemi deyimiyle denizlerdeki büyük ve küçük akıntıları kastediyoruz. Vücudumuzda nasıl << büyük kan dolaşımı >> ve << küçük kan dolaşımı >> diye iki türlü kan dolaşımı varsa denizlerde de büyüklü küçüklü birçok akıntılar vardır.

Deniz akıntıları dünyamızın ikliminin şekillenmesinde, deniz canlılarının çoğalmasında, gemilerin gidiş gelişlerini kolaylaştırmada, suların temiz halde kalmasına, bitki ve hayvanların yeryüzünde yayılmasında büyük rol oynarlar.

Büyük akıntılar bakımından en ilginç olay, ekvator çizgisinin, bu akıntıları, bir bıçak keskinliği ile ikiye ayırmış olmasıdır. Gerçekten, Atlas Okyanusunda, ekvator çizgisinin üzerindeki kuzey yarım küresindeki Golfstrim denen akıntı vardır. Bu akıntı Avrupa ile Amerika arasında çember gibi döner. Atlas Okyanusunun güney kısmında, Afrika ile Güney Amerika arasında da yine büyük bir akıntı vardır. İşin en ilginç yönü, bu iki akıntının, birbirine dokunan iki dişli gibi ters istikamette dönmeleridir. Golfstrim saat akrebi yönünde döndüğü halde güneydeki akıntı tam tersi yönde döner.

Pasifik Okyanusunda da yine altlı, üstlü olmak üzere iki akıntı vardır. Bu akıntılardan birincisi yine ekvator çizgisinin üzerindeki kuzey yarım küresinde, Amerika ve Japonya arasında, ikincisi Güney Amerika ve Avustralya arasındadır. Bunlar da, Atlas Okyanusundakiler gibi ters yönlerde dönerler.

Hint Okyanusundaki büyük akıntıda Avustralya ile Güney Afrika arasında olağanüstü bir daire çevirir.

Bu akıntılar o kadar muazzamdır ki hızları saatte 6 mili taşıdıkları su saniyede 50 milyon tonu bulur. Genişlikleri 1.000 kilometreye yakındır ki, bu kadar mesafe, Ankara ile İstanbul arasındaki mesafenin iki mislidir.

Bu dev akıntıları harekete getiren etkenin ne olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Fakat sulardaki ısı farkının, tuzluluk farkının ve özellikle rüzgârın bunda büyük rolü olduğu tahmin edilmektedir.

Büyük akıntıların, dünyamızın ikliminin şekillenmesinde etkisi olduğunu Golfstrimi örnek göstererek izah edebiliriz.

Kanarya Adalarının bulunduğu yerden, yani Afrika’nın kuzey batısından hız alan Golfstrim, buradaki sıcak suları alarak önce Meksika Körfezine doğru olmak üzere sürükler. Sonra, Amerika Birleşik Devletlerinin doğu kıyıları önünde Avrupa’ya doğru yönelir. İngiltere’nin batısında iki kola ayrılır. Bir kol, Norveç kıyılarını yalayarak kuzey kutbuna doğru ilerler. Öbür kol İngiltere’nin güney kıyılarından yine güneye, akıntının başladığı noktaya döner. Akıntının ekvator denizlerinden getirdiği sıcak sular Norveç kıyılarındaki limanların donmalarını sağlar. Golfstrim akıntısı, kışın İngiltere’nin karlar ve buzlarla örtülmemesini de mümkün kılar. Bu akıntı sayesinde Belçika, Hollanda ve Fransa’nın batı kıyıları ılık bir deniz iklimine kavuşur.

Güney Amerika ile Avustralya arasında muhteşem bir nehir gibi akan Humboldt akıntısı, Peru’nun, ekvatorun cehennem sıcağından korunmasını, Güney Afrika ile Güney Amerika arasındaki muazzam akıntı da Batı Afrika’nın serinlemesini mümkün kılar.

Hint Okyanusundaki büyük akıntı, aslında bir Malaysia bitkisi olan Hindistan cevizinin, dalgaların sürüklemesi sonucu bütün Pasifik Okyanusu adalarına yayılmasına yol açmıştır. Yine Endonezya’ya ait bir bitki olan deniz fasulyelerine Avrupa kıyılarında rastlanmaktadır.

Bugün, dünya denizlerinden, toplam olarak 70 milyon ton balık çıkarılmaktadır. Bu, 70 milyar kilo demektir ki, azımsanacak bir şey değildir. Denizlerin balık zenginliğinin devamında akıntıların çok büyük etkisi olmaktadır. Zira suları daha soğuk olan dip akıntıları yavaş yavaş ısınarak yukarı çıkarken denizlerin diplerindeki madenleri yüzeye çıkarırlar. Bu madenler, deniz bitkilerinin gıdasını teşkil eder. Bu bitkileri de balıklar yiyerek ürerler. İşte, böyle dip akıntılarının sıcak yüzey akıntılarıyla karşılaştıkları yerlerden biri Kuzey Amerika’nın New Foundland açıklarıdır ki, buradaki balık bolluğu azımsanacak gibi değildir. Başka bir balık tarlası da Batı Afrika açıklarındadır. Buranın balıkları o derece boldur ki, Japon balıkçıları ta Japonya’dan kalkıp Hint Okyanusunu aşarak balık avlamak için buralara kadar gelirler.

Balık yiyeceklerinin % 80’ini teşkil eden minik deniz kurtları da büyük akıntılar sayesinde dünya denizlerine yayılırlar.

Balıkların akıntılarla olan ilişkisinin en canlı örneği yılan balıklarıdır. Yılan balıkları 5 ilâ 15 yıl hep Avrupa’nın nehirlerinin tatlı sularında yaşarlar. Yumurtlama zamanları gelince de, Golfstrim akıntısının tam ortasındaki muazzam Sargas Denizine taşınırlar. Bu denizdeki yosunlar ve yiyecekler o kadar çoktur ki, zaman zaman gemilerin ilerlemesini güçleştirirler. İşte, Avrupa nehirlerinden yola çıkan bu yılan balıkları, akıntıdan yararlanarak Sargas Denizinin berrak, sıcak ve tuzlu sularına gelir ve yumurtalarını bırakırlar. Yavrular burada yumurtadan çıkıp palazlandıktan sonra yine akıntıya uyarak Avrupa’ya, annelerinin geldiği nehirlere dönerler. Aşağı yukarı beş bin kilometrelik bu mesafeyi tam 3 yılda kat ederler.

Dünya ikliminin şekillenmesinde akıntıların büyük rolü olduğunu biliyoruz. Bu konuda başka bir örnek de, akıntıların, dünya ısısını belirli bir seviyede tutmasıdır. Yapılan hesaplara göre, güneş ışınlarının % 1 oranında artması, yeryüzünde ısının bir anda 15 derece artmasına sebep olur ki, bu, hem canlıların yaşamasını olanaksız kılar, hem de kutuplardaki buzların su haline gelerek karaları istila etmesine yol açar. Akıntılar, burada, sobaların ısı ayar anahtarı rolünü oynarlar.

Kıtalar arasında dev çemberler şeklinde dönen bu büyük akıntıların yanında yatay olarak ilerledikleri halde bazı akıntılar dikey olarak hareket ederler. Bütün gün güneş alan denizlerin ısınan suları geceleyin soğudukça dibe inmeye başlar. Bunlar indikçe dip suları da yukarı çıkar.

Kuzey ve güney kutuplarının buz soğukluğundaki suları da, tıpkı bir tepsi üzerinde etrafa yayılan zeytinyağı gibi dipten kuzeye ve güneye ilerlerler. Bunun bir sonucu olarak, güney kutbunun buzlu sularına da 12 bin kilometre aşağıdaki Arjantin kıyılarının dibinde rastlanmaktadır.

İnsanlar tarihin çok eski zamanlarından itibaren denizlerde seyahat etmişlerse de akıntıların varlığı hakkında belirli bir fikre sahip olamamışlardır. Bu konuda ilk önce dikkati çeken bilgin İspanyol seyyahı Ponce de Leon olmuştur. Seyyah, 1513 yılında Amerika’nın Doğu kıyılarından aşağı doğru gemisi ile ilerlerken rüzgâr arkadan estiği halde gemi hep geriye doğru, yani yukarıya gidiyordu. Durumu dikkatle inceleyen seyyah böylece Golfstrim akıntısını buldu. Fakat tam 250 yıl süreyle bu akıntı ile kimse ilgilenmedi. Sonradan Amerikalı diplomat ve bilim adamı Benjamin Franklin, Golfstrim’in haritasını çizdirdi.

Güney kutbunun harika bir ada olduğunu biliyoruz. Güney buzdenizinin suları da bu ada etrafında, rüzgârların etkisiyle, batıdan doğuya doğru dönerler.

İstanbul Boğazının da akıntı etkisinde olduğu eskiden beri bilinmektedir. Boğazda Karadenizden Marmaraya inen bir üst akıntıya karşılık, Marmaradan Karadenize çıkan bir dip akıntısı vardır.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı