İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Antarktika

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
21-12-2009 16:18
#1
Antarktika
<< Sigara içmeyiniz! Bel kayışını bağlayınız! >>

Demek hedefimize ulaşmak üzereyiz. Sigaramızı söndürüp, kayışımızı bağlarken uçağımızın geniş, yuvarlak penceresinden bakıyoruz.

Üstümüzde gri bir gök; altımızda göz alabildiğine beyazla gri karışımı bir düzlük .. Tropik iklimin bütün özelliklerini toplayan Yeni Zelanda adasından ayrılalı henüz sekiz saat olmuş. Haritamızı çıkararak bakalım. Tahminimize göre << Ross >> adını taşıyan buz denizi üzerindeyiz.

Uçağımız gittikçe alçalıyor. İçimizde tuhaf bir his var. Öyle ya, tamamen buzdan ibaret bir alana bu ilk inişimiz. Uçağın tekerlekleri yere değiyor, bir müddet gittikten sonra duruyoruz.

Herkes içi kürklü, plastikten yapılmış çizmelerini, kalın ceketlerini giymiş, siyah gözlüklerini takmış. Kapı açılıyor, merdivenden inerek bu garip yerin karlı yüzeyine ayak basıyoruz.

Solda irili ufaklı alüminyum barakalar ve birkaç uçak, gerisi kar ve buz. Burası << Güney Kutbu >> dediğimiz altıncı kıta << Antarktika >> dır.

İnsanlar, üzerinde yaşadıkları yeryüzünde en son << Antarktika >> ile ilgilenmişlerdir. 16. yüzyıldan sonra dünya haritalarında << Terra İncognito – Bilinmeyen Yer >> diye işaretlenmiş kısımlardan bu iki kelime yavaş yavaş silinmeye başlamış, üç yüz yıl içinde yalnız güney kutbu bölgesinde kalmıştır. Çünkü burası insafsız bir bölgedir. İnsan eli buraya ancak yirminci yüzyılın başında uzanabilmiş, nihayet Norveçli Amundsen 16 Aralık 1911 de dünyanın en dip noktasına ulaşarak milletinin bayrağını dikmiştir.

Günümüzde birçok ülkeler bu yere hücuma geçmiş bulunuyorlar. Fakat bu hücum silahlarla değil, en modern ölçme aletleri ve bilginlerden toplanmış ordularla yapılıyor. Çünkü artık << Antarktika >> nın yeryüzünün hava durumu ile çok yakından ilgili olduğu ve meteorolojik şartlar üzerinde rol oynadığı biliniyor. Amerika Birleşik Devletlerinin hemen hemen iki misli büyüklüğünde olan bu kıtada birçok meteoroloji istasyonları günlük değişiklikleri dakikası dakikasına kaydediyorlar. Ayrıca << Glacielog >> denilen buzul uzmanları Antarktika buzulları üzerinde durmadan incelemeler yapıyorlar.

Buzulların durumu bilginleri kaygılandırıyor. Dünyanın her tarafından gerileyen buzullar yeryüzünün yavaş yavaş ısınması neticesinde ortadan kaybolmak üzeredir. Bu durum güney kutbunda da görülüyor. << Antarktika >> da havalar ısınır, buzlar erirse ne olur? Bazı bilginler o zaman dünya denizlerinin 14 metre kadar yükseleceğini söylüyorlar. Bu, birçok kıyı şehirlerinin su altında kalması, büyük arazi parçalarının denize katılması demektir.

Güney kutbunda hayat güç ve yorucu olduğu kadar, merak verici bazı olaylarla da doludur. Pusulamız kutba yaklaştıkça çılgınca yön değiştirmeye başlayacak, manyetik kutup bölgesine olan yakınlık yüzünden tam kuzeyi gösterecektir. Kutup noktasında bir uçak 10 dakika içinde 360 tul dairesini geçebilecek, bütün saat ve gün mefhumları alt üst olacaktır.

Antarktika’da bulunan enerji kaynakları ve toprak altı servetleri hakkında jeologlar çok zengin olduğu kanaatindeler. Çünkü << Antarktika >> dünyanın orta çağlarında tropik iklim manzarası gösteriyor ve şüphesiz zengin bitki çeşitleriyle kaplı bulunuyordu. Bu bölgede büyük volkanlar zamanla sönmüşler, 180 milyon yıl evvel soğuma çağı başlamış, bitkilerin toprak altına geçmesi ve magma fışkırmaları kömür ve çeşitli madenlerin buzlar altında kalmasına sebep olmuştur. Bugün orada çok zengin elmas, sirkon, berilium, kobalt ve uranium madenlerinin bulunduğu sanılmaktadır.

Bilginler << Antarktika >> nın yer kesiti üzerinde durmadan çalışıyorlar. Burada buzlar eriyince acaba nasıl bir kıta doğacaktır. Yapılan araştırmalar bazı bölgelerde buz tabakasının kalınlığının 3250 metreye kadar ulaştığını gösteriyor. Sahillerde ise hiçbir yerde görülmeyen bir derinlik ölçülmüştür. Geçen yıl kutup noktasını geçen Himalaya fatihi Hillary ve İngiliz Jeologu Dr. Vivian Fuchs karla kaplı yüksek yalçın dağlar görmüşlerdir. Bütün bunlar buzlar eridikten sonra ortaya üzerinde kayalık dağlar bulunan büyüklü küçüklü adalar çıkacağı yolundaki tahminleri kuvvetlendirmektedir.

<< Antarktika >> da çalışan insanlar, üzerinde bulundukları buz kıtasına ait binlerce sorunun cevaplarını bulmaya çalışıyorlar. Bu sorular ilk defa 1773 yılında İngiliz kâşifi James Cook’un kafasında belirmişti. O, << Antarktika >> sahillerine kadar geldi, geçecek hiçbir geçit bulamadığı için geri döndü. 1819 – 1822 yılları arasında Fabian Gottlieb von Bellinghausen adlı Alman bilgini beyaz kıta kıyılarına ulaştı, bilim kendisine yardımcı olacak durumda değildi, döndü. Aradan yüz yıla yakın zaman geçmişti. 1901 de Erich von Drygelski adlı bir bilgin, İngiliz kâşifi kaptan Scott ile geldi ve bazı soruların cevabını bulabildi.

Scott, buraya bağlanmıştı. << Terra Nova – Yeni kıta >> adlı gemisiyle 1910 yılında vatanını terkederek << Antarktika >> ya ulaştı ve uçağımızın indiği McMurdo Sunds denilen noktada karargâhını kurdu. 1911 yılı Kasım ayında yani Güney Kutbunun baharında büyük bir grup halinde yola çıkıldı. Grup evvelce kararlaştırıldığı üzere gittikçe küçüldü, herkes geri döndü. Kutba sadece beş kişi, beş seçkin insan gidecekti. Scott, Bovers, Oates, Wilson ve Evans. Fakat aynı noktaya başka bir yerden de Norveçli Amundsen hareket etmişti. Gözlüklü, kürkler içinde beş idealist gittikçe yorularak, tükenerek günlerce yol aldılar. Nihayet bitkin bir halde kutba ulaştılar. Fakat orada dalgalanan bir Norveç bayrağı buldular. Bütün ümitler, çekilen sıkıntılar boşa gitmişti. Scott’un meşhur hatıra defterinde o günün notları arasında şu satırlara rastlıyoruz:

<< Ulu Tanrım, bütün çektiklerimiz bu korkunç, dehşet verici yer için miydi? Bütün çalışmalarımız burası için miydi? Hem de buraya ilk gelen insan olmak şerefini bile elde edemedik. >> Scott ve arkadaşları çelik gibi iradeleriyle dönüş yolculuğuna başladılar.

Hava kötüleşmeye başlamış, kış erken bastırmıştı. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir hızla, saatte 200 kilometre esen << Blizzard >> rüzgârları nefeslerini tıkamakta, yiyecekleri azalmakta, yardım istasyonlarında buldukları gıda maddeleri yetmemekteydi. Önce Evans çıldırarak ölüyor, sonra Oates can veriyor. Nihayet bir yerde kalıyorlar. Scott ölümün kaçınılmaz olduğuna inanmıştır. Ölmekte olan arkadaşlarının yanında hatıra defterine olayları yazıyor. Ölenlerin ailelerini milletine emanet ediyor, kutba ilk olarak gelmediğinden dolayı özür diliyor. Kaptan Scott son nefesine kadar yazmaya çalışıyor. Donmuş parmaklarıyla son kelimeleri karalıyor:

<< Bu defteri bulursanız karıma gönderiniz. >> Sonra ölümü o kadar yakın görüyor ki, << karıma >> kelimesini çiziyor, << dul karıma >> şeklinde düzeltiyor.

Bize Antarktika hakkında bilgi veren uzmanlara veda ettikten sonra Kaptan Scott ve fedakâr arkadaşlarını düşünerek uçağımıza ilerliyoruz. Uçağın ılık havasına girer girmez çizme ve kürklerimizi çıkartıyor; uçağımızın hareketini bekliyoruz. Bu arada bir şey daha öğreniyoruz. Burada havanın yoğunluğu çok az olduğu için pervanelerimiz bizi uçurmaya kâfi gelmeyecek ve kanatlarımıza bomba biçiminde << jato şişesi >> denilen ve içinde komprime yakıt bulunan küçük roketler takılacaktır.

Roket ve motorlar uçağımızı göğe doğru yükseltiyor. Beyaz – gri buz ve kar çöllerini geride bırakırken içimizden bir an evvel medeniyete, insanlara kavuşmayı diliyor, yine insanlık için buzlar arasında yatan kahramanlara ve hayatlarını burada geçirenlere minnet ve saygı duyuyoruz.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı