İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Titanik Nasıl Battı?

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
21-12-2009 16:23
#1
Titanik Nasıl Battı?
1898 yılında, İngiltere'de << Morgan Robertson >> adlı yazarın bir romanı yayınlanmıştı. Robertson << A Futility >> adlı romanda o zamana kadar görülmemiş büyüklükte bir gemiyi anlatıyordu. Bu gemi hemen hepsi zengin ve kibar âleminden yolcularla fırtınalı bir Nisan gecesi engine açılır ve bir buz dağına çarparak batar. Bu romanın çıkışından 14 yıl sonra İngiltere’nin << Beyaz Yıldız >> kumpanyası bir gemi yaptırdı. Her bakımdan Robertson’un hayalinde yarattığı transatlantiğe benziyordu bu gemi, adına varıncaya kadar: Romandaki gemi << Titan >> adını taşıyordu, buna da << Titanik >> denildi.

Titanik 10 Nisan 1912 günü New York’a gitmek üzere denize açıldı. Gemi adamları ile birlikte 2207 kişi vardı içinde. Yalnız yolculara ait paralar ve kıymetli eşya 250 milyon dolar değerindeydi. Bir de Ömer Hayyam’ın << Rübaiyat >> ının paha biçilmez bir nüshası vardı ve tıpkı romandaki gibi soğuk bir Nisan gecesinde gezgin bir buz dağına çarparak Atlantiğin derinliğine gömüldü.

Rüzgârlı bir gece ay yok, ama yıldızlar pırıl pırıl. Her yanından ışıklar fışkıran koca gemi iri, siyah dalgaların üstünden kayıyor. Bu ilk yolculuğun ilk beş günü çok rahat, çok güzel geçmişti.

14 Nisan Pazar gecesi, Titanik, 22 buçuk mil süratle New York’a doğru yol almada. Çanaklığındaki gözcü Frederick Fleet kolundaki saate bir göz attı; gece yarısına yirmi dakika vardı. Dürbününü kaldırarak etrafı bir daha gözden geçirdi; birden durdu. Geminin iskele baş omuzluğunda dağ gibi bir karaltı belirmişti. Hemen yanı başındaki zilin düğmesine üç defa bastı. Tehlike işaretiydi bu, sonra kaptan köprüsü telefonuna sarıldı. Kaptanla arasında şu konuşmalar oldu:

Kaptan – Ne var, ne oluyor? Bir şey mi gördünüz?

Gözcü – İskele başomuzluğumuzda büyük bir buzdağı.

Kaptan – Teşekkür ederim.

Fleet dehşet içinde kalmıştı. Gemi rotasını değiştirmemiş, dönmemişti. 37 saniye içinde gittikçe büyüyen dağa bakıyor ve çarpışmayı bekliyordu. Nihayet olan oldu. Tekne dağa çarpmış, sıyırmış, sancak tarafına alarak kaydırmıştı. Her taraf, parçalanan buz zerrelerinin ışıltılarıyla dolmuş, birkaç ton ağırlığındaki parçalar üst güverteye akmıştı.

Yolcuların çoğu kamaralarına çekilmiş bulunuyordu. Birinci mevki yemek salonunda gürültüyü duyan dört garson, bir arıza olduğunu tahmin ettiler; sonra tamir için Belfast’a döneceklerini düşünerek sevinçle:

<< Belfast’a yol göründü, yaşasın >> diye bağırdılar.

Milyoner Major Arthur Godfrey yatağında gemiyi büyük bir dalganın salladığını sanmıştı. Lady Cosmo Duff Gordon, dev bir parmağın gemiye dokunduğunu iddia ediyordu. Mrs. John Jacop ise kendi kendisine: << Herhalde mutfakta bir şey oldu .. >> diye düşündü. Kısacası herkes bir şeyler olduğunu anlamış, fakat önem vermemişti. Yalnız iskele lumbuzlarından bakanlar buz kütlesinin ışıklarla yankılanarak kaydığını gördüler.

Gürültüden birkaç saniye sonra vardiyada birinci subay William Murdoch makine telgrafına uzanarak << Stop >> emrini verdi. Artık yol boyunca devam eden ritmik ses durmuştu. Aynı anda kaptan köprüsüne kumandan Edward Smith’in girdiği görüldü.

<< Mr. Murdoch neydi bu? Ne oldu? >>

<< Bir buzdağı Sir. Dümen ve makinelerle tedbir almaya çalıştım. Fakat çok yakındı, başka bir şey yapamazdım .. >>

<< Tehlike kapılarını kapayınız >>

<< Kapılar kapandı Sir. >>

Kazan dairelerinde olağanüstü durumu haber veren kırmızı ışık yandığı zaman makinist ve ateşçiler geminin New Foundland sahillerinde oturduğunu sandılar. Makinelerin duruşu yolcular arasında merak uyandırmıştı. Kamarotların telefonları durmadan çalışıyor, hep aynı cevap veriliyordu:

<< Niye durduk kuzum? >>

<< Bir buz dağından bahsediliyor, Madame. >>

Bazı yolcular giyinerek güverteye fırladılar. Her kafadan bir ses çıkıyor, çeşitli rivayetler rüzgâr gibi yayılıyordu. Çarpışmadan kısa bir zaman sonra gemici Samuel Hemming kapanmış olan bir kompartımandan havanın müthiş bir basınçla sızdığını gördü. Bu ancak bir su baskınıyla mümkün olabilirdi. Nitekim itfaiyeci Charles Hendrikson da üç numaralı bölme zemininin deniz suyu ile örtüldüğünü görmüştü. Aynı anda geminin posta odasına sular girmeye başlamış, 6 numaralı kazan dairesini kaplamıştı.

Kumandan Smith 38 yıllık gemiciydi. << Beyaz Yıldız >> Kumpanyasının geleceğine göre << Titanik >> in ilk seferini yapacak ve emekliye ayrılacaktı. Son derece mert, bilgili bir adamdı. Dördüncü kaptan Boxhall’ı çağırarak marangozları seferber etmesini emretti. Biraz sonra başmarangoz Hutchinson raporunu verdi: << Gemi hızla su yapıyor >>; kaptan köprüsünde heyecanla dolaşanlardan biri de << Beyaz Yıldız >> ın Umum Müdürü Bruce İsmay’di. Kaptana yaklaştı ve << Geminin ciddi bir hasar gördüğünü zannediyor musunuz? >> diye sordu. Smith başını salladı ve cevap verdi:

<< Korkarım ki evet .. >>

Ne olursa olsun kimse geminin batacağına inanmıyordu. İngiltere’nin en ciddi deniz dergisi << Titanic’in batmasına imkân yoktur, tehlike anında kaptan bir düğmeye basarak bölmeleri kapar, gemi batmaz hale gelir .. >> diye yazmamış mıydı? Fakat Kaptan Smith çarpışmadan 25 dakika sonra cankurtaran sandallarının inmesini emretti ve telsizci John Philips’i çağırarak yardım istemesini söyledi. Muhteşem teknenin işaretleri Atlantiğin karanlıklarını yararak kayboldu.

Oyun salonunun kapısı açıldı. Bir subay soğukkanlılıkla briç oynamakta olanlara doğru bağırdı: << Cankurtaran yeleklerinizi takınız. Ciddi bir olay karşısındayız .. >> Ne tehlike zili çalmış, ne düdük ötmüştü. Mürettebat sükûnetle vazifesini yapmaya başlamış, önce kadın ve çocukları cankurtaran sandalları önünde toplamaya davet etmişlerdi. Şimdi New York, Philadelphia, Boston, Londra sosyetelerinin en zengin, en tanınmış kadınları sırtlarında gecelikleriyle güvertede yer alıyorlar, Titanik’in batacağına hâlâ inanamadıkları için eşleriyle usulen vedalaşarak sandala biniyorlardı. Çoğunun ellerinde içi para, bono ve mücevher dolu çantaları vardı.

Aslında durum hakikaten feciydi. Gemi batacak olursa çok insan ölebilirdi. Çünkü 16 ahşap cankurtaran sandalı ancak 1178 kişi alabiliyordu. Hâlbuki gemide 2207 kişi vardı. Kadın ve çocuklar intizamla yerlerine yerleşirken orkestra şefi Wallace Hartley topluluğunu vazifeye çağırmış günün moda dans parçalarını çaldırıyordu.

Gece yarısını 45 dakika geçe Titanik << S.O.S >> işaretini vermeye başladı. İlk cevap << Frankfurt >> adlı Alman gemisinden, ikincisi yine << Beyaz Yıldız >> Kumpanyasının << Carpathia >> adlı transatlantiğinden geldi. Aynı anda ilk işaret roketleri atılmaya başlandı. Gemi subayları sandallara binmek istemeyen kadınlara çabuk olmalarını rica ediyorlardı. Gemi iskele tarafına yatmaya başlamıştı. Aynı anda bir kadın, milyoner Isidor Straus’un karısı, kafileden ayrılarak eşinin yanına geldi ve oturdu; ellerini tuttu: << Seninle senelerce beraber yaşadık. Sen nereye gidersen ben de oraya >> dedi.

Saat 1.40 da son sandal gemiden ayrılırken bir hadise oldu ve erkeklerin hücum ettiği görüldü. O zaman sandal kumandanı geminin beşinci kaptanı Lowe tabancasını çekerek:

<< Kim sandala yaklaşırsa vururum! >> diye bağırdı ve havaya üç el ateş etti.

Bu sırada hakikaten büyük cesaret ve fedakârlık sahneleri de cereyan ediyor: Meselâ yine milyonerlerden birinin kızı olan Miss Ewans, arkadaşı Mrs. Brown’a yerini veriyor ve: Senin gitmen lâzım, evinde çocukların bekliyor .. >> diyordu.

Son sandal ayrılmıştı. Kaptan Smith, telsiz odasına girdi ve: << Hepiniz vazifenizi tam olarak yaptınız. Sizlere müteşekkirim. Şimdi herkes başının çaresine baksın >> diyerek yürüdü. Onu bir daha kimse görmedi. Şimdi gemiyi derin bir sessizlik kaplamıştı. Üst güverte suya değmiş, erkekler güçlükle toplanarak ayakta durmaya çalışıyor akıbetlerini bekliyorlardı. O zaman orkestranın viyolonisti Hartley kemanını alarak dini << Sonbahar >> kasidesinin melodisini çalmaya başladı. Yavaş yavaş herkesin şarkıya katıldığı görüldü.

Cankurtaran sandallarında bulunanlar dehşetten büyümüş gözlerle korkunç manzarayı seyrediyorlar, hıçkırık ve gözyaşlarını tutamıyorlardı. Sonra geminin burnu hızla suya gömüldü. Işıklar söndü. Birden yükselen kıç tarafından, dümeni ve pervanesi havaya kalktı. Koca tekne doksan derece dikilerek simsiyah bir dev gibi Atlantiğin sularına gömüldü. Seyredenler gözlerine inanamıyorlar, 4 – 5 saat önce bütün ihtişamıyla yüzen bu deniz sarayının akıbetini yerlerinden fırlamış gözlerle seyrediyorlardı. 5 numaralı cankurtaran sandalında bulunan üçüncü kaptan Pitman saatine baktı: Sabah 2 yi 20 geçiyordu.

Carpathia gemisi saat 4 de facia yerine ulaşarak sandallardaki << Titanik >> in yolcularını toplamaya başladı. Bu iş saat 8.50 ye kadar sürdü. Kaptan Rostron 705 misafirini alarak << Tam yol ileri! >> kumandasını verdiği zaman, gemisinde herkes facianın 1502 kurbanı için dua ediyor, güneş denizcilik tarihinin en büyük dramına sahne olan soğuk Atlantik suları üzerinde yankılanıyordu.
kmaiml Teşekkür etti.
KhrYsaOR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
04/2009
Mesajlar:
13.923
Konular:
8027
Teşekkür (Etti):
598
Teşekkür (Aldı):
3170
Ticaret:
(0) %
21-12-2009 16:26
#2
Devasa bir gemiydi...
frt002 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
10/2009
Nereden:
turkhackteam
Mesajlar:
2.472
Konular:
227
Teşekkür (Etti):
53
Teşekkür (Aldı):
325
Ticaret:
(0) %
21-12-2009 16:52
#3
devasa bir gemiydi ama bu gemiyi tanrı bile batıramaz sözünden sonra da devasalığını yitirmişti
K-a-L-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
10/2009
Nereden:
Şahinbey/Gaziantep
Yaş:
22
Mesajlar:
527
Konular:
99
Teşekkür (Etti):
15
Teşekkür (Aldı):
87
Ticaret:
(0) %
05-01-2010 21:51
#4
ArkadaşLar GeçenLerde Bir Arkadaş Titanik2 De VAR diyorDu araştırDım bir sonuca varamadım aranızda bilgisi oLan varmı??
---------------------

siqahi32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
12/2009
Nereden:
türkistan'dan
Mesajlar:
398
Konular:
53
Teşekkür (Etti):
57
Teşekkür (Aldı):
38
Ticaret:
(0) %
20-01-2010 21:18
#5
keşke batmasaydı büyük bi gemiymiş fakat tanrı bile batıramaz sözünden sonra pek büyüklüğünün önemi kalmamış
arfa80 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
01/2010
Nereden:
KAF DAĞININ ARDI
Yaş:
39
Mesajlar:
267
Konular:
37
Teşekkür (Etti):
35
Teşekkür (Aldı):
15
Ticaret:
(0) %
20-01-2010 21:26
#6
şirk ve riyanın olduğu her şey acı sonla tanışacaktır
abdullah1354 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
09/2009
Nereden:
boşver
Mesajlar:
428
Konular:
52
Teşekkür (Etti):
103
Teşekkür (Aldı):
103
Ticaret:
(0) %
11-02-2010 21:16
#7
TİTANİK filmiini izlemek bile yeterli kardeşim esrarengiz bir gemi muhteşema

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı