İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Kon - Tiki

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
21-12-2009 23:21
#1
Kon - Tiki
Koca Pasifik okyanusunun karaya yaklaşırken çatlayan ağır hareketli dalgaları parlak mehtabın mavi ışıkları altında parıldıyor, geceyi çeşitli çiçeklerin bayıltıcı kokusu dolduruyordu. Sarışın, uzun boylu adam, sakin piposunu tüttürüyor, önünde yanan ateşe gözlerini dikmiş, ak saçlı ihtiyar yerliyi dinliyordu. Derisi kırışmış, yaşı belli olmayan ihtiyar atalarını anlatıyor, onların Tanrılara varan sonlarını bildiriyordu. İhtiyar Tei Tetua'nın derin sesi, sakin Passat rüzgârına karışıyordu:

<< Tiki, hem Tanrı, hem de başkan'dı. Cedlerimizi bu adalara, Pasifik adalarına getiren Tiki'ydi. Eskiden bizim kavmimiz, denizin çok ötesinde bir ülkede yaşıyordu .. >>

Beyaz adam Norveçliydi, adı Heyerdal’di. Dünyanın cenneti denilen bu adalara gönül vermiş, orada yaşayan << iyi >> insanların nereden geldiklerini öğrenmeye heveslenmişti. Yaşlı Tei Tetua’nın anlattıklarını dikkatle dinliyordu. Öyle ya, bu adalara gelen ilk beyazlar en ufak adalar üzerinde bile güzel yapılı insanlar, sürülmüş topraklar, tapınaklar ve yollarla karşılaşmışlardı. Bunlar nereden gelmişlerdi? Batıdan geldiklerine dair hiçbir delil yoktu. Bunu ilim her bakımdan çürütmüştü. Milattan sonra 500 ilâ 1100 yılları arasında göçtükleri anlaşılan bu insanlar demiri bilmiyorlar, taştan araçlar kullanıyorlardı. Heykelleri, tapınakları, halen Güney Amerika’da Peru’da bulunan harabelere çok benziyordu. Onlar da güneşin oğluna tapmışlar ve adına Kon – Tiki demişlerdi. Norveçli kararını vermişti. Bunu ispatlayacaktı. New York’ta büyük bir bilim yuvasında büyük bir bilginle oturuyor, onu dinliyordu:

Güney Amerika’da dünyanın büyük medeniyetlerinden biri yaşadı. Bu medeniyeti kimlerin yarattığını ve İnka istilâsından sonra ne olduklarını bilmiyoruz. Fakat bildiğimiz tek hakikat Güney Amerika’dan hiçbir kavmin Pasifik Adalarına göçmediğidir.

Heyerdal bunun aksine inanıyordu ve bunu ispat için her şeyi yapmayı göze almıştı.

Güney Amerika göçmenlerinin salını yapacak ve aynı onların şartları altında Pasifiği aşacaktı. İlk yoldaşı Herman Witzinger oldu. Bunu Knut Haugland, Torstain Raaby, Erich Hesselberg takip ettiler. Salın yapılabilmesi için lüzumlu mali yardım sağlanmış, gerekli malzeme için Amerikan Ordusundan faydalanılmış, iş Peru’ya giderek salın yapılmasında kullanılacak << balsa >> ağaçlarının kesilmesine kalmıştı. Grubun altıncısı Lima şehrinde bulundu. Bu İsveçli bir üniversiteli olan Bengt Danielsson’du. Andların balta girmemiş ormanlarından binbir güçlükle balsa kütükleri kesildi, Callae koyunda yüzyıllar sonra yeniden bir sal yapıldı. Salda malzeme olarak bambu ve nebati liflerden halatlar kullanılıyor, 20. yüzyılın nimetlerinden yalnız Amerikan Ordusunun küçük telsiz cihazına yer veriliyordu. Sala, güneş kralı << Kon – Tiki >> nin adı verilmişti.

Kon – Tiki ağır dalgaların üzerinde sekmeye koyulmuş, güvertesinde sular çatlamaya başlamıştı. Römorkör ertesi sabah onları selâmlayarak ayrıldı. Artık altı kişi Pasifik üzerinde Polinezyalıların cedlerinin sahip oldukları şartlar içinde kalmışlardı. Basit bir dümenleri vardı. Ve vardiyaları ikişer saatti. Denizde ilk üç gün korkunç bir fırtına ile boğuşarak geçti. Bu sırada salın üzerindeki bambu kulübede korunuyorlar, rotalarını kaybetmemek için didiniyorlardı.

Uçan balıklar yolculuklarının ilk günlerinden itibaren yol arkadaşları olmuşlardı. Gece Kon – Tiki’nin sakallı resmi bulunan yelkene, bambu kulübeye çarpıyorlar, sonra güvertede bir müddet çırpınarak ölüyorlardı. Sabah aşçılık nöbetinde olan önce onları topluyor, mükemmel bir kahvaltı çıkarıyordu. Gün geçtikçe yol arkadaşları artıyor, bilhassa dolfin ve köpek balıkları peşlerini bırakmıyordu. Bu arada çok nadir bulunan bazı balıklar görülüyor, özellikle köpek balığı cinsinden balinalar onları hayrette bırakıyordu. Humboldt akıntısını terk etmişler, Güney Ekvator akıntısıyla batıya sürükleniyorlardı. Artık bütün gemi rotalarının dışındaydı. Knut ve Torstain telsizle görevliydiler. Yapılan müşahedeleri muntazaman Amerika’ya bildiriyorlardı.

Salda gıda durumu iki ayrı sisteme göre ayarlanmıştı. Bunlardan biri Amerikan ordusu Levazım Dairesinin tertibi, diğeri M. S. 5. yüzyıl tertibiydi. Su durumları mükemmeldi. 5. yüzyıl tertibinde asıl gıdayı balıklar ve Güney Amerika’da pek bol bulunan tatlı patates teşkil ediyordu. Ayrıca Koka yaprağı, Hindistan cevizi ve balkabağı da gıda kaynakları arasındaydı. Bu arada iki yolcu daha salın mürettebatı arasında yer almıştı. Bunlardan biri Callae’da hediye bir papağan, diğeri yolda dümen yanındaki balsa kütüğüne yuva yapan Yohannes adlı bir yengeçti. Arada bir geniş sürüler halinde balinalar geçiyor, bereket sala bir şey yapmadan uzaklaşıyorlardı. Grup için en büyük korkuyu ahtapotlar teşkil ediyorlardı. Daha önce tecrübeli denizciler Pasifikte korkunç ahtapotların bulunduklarından bahsetmişlerdi. Yalnız yavrular daireler halinde havaya fırlayarak uçuyorlar, sabah uyandıkları zaman bazılarını güvertede buluyorlardı. Kısacası salın etrafı binlerce deniz yaratığı ile kaynaşıyor, bu hayat dolu kaynaşma onları son derecede oyalıyordu.

Yolculuk yarılanmış << Kon – Tiki >> Güney Amerika kültürünün en geniş izlerine rastlanan Paskalya adasının kuzeyine varmıştı. Sal adayı göremeden açıklarda sallanarak sakin yolculuğuna devam etti. Mürettebat günlerini balık avlamakla geçiriyor, geceleri bir araya toplanılarak arkeolojik ve etnografik konular üzerinde sohbetler yapılıyordu. Gündüzleri bilhassa köpek balıkları ile çeşitli oyunlara girişiliyordu. Bu hayvana alışmışlardı. Fakat ağzının içinde beş altı sıra halinde uzanan korkunç keskinlikteki dişler karşısında bazen titredikleri oluyordu. Telsiz geceleri işliyordu. Torstain bilhassa Los Angeles’de iki amatör radyocuyla ahbap olmuştu. Bunlardan biri sinema operatörü Harold Kempel, diğeri Frank Cuevas idi. Bu iki amatörle sohbetleri yolculuğun sonuna kadar devam etti.

17 Temmuz’da Malenezya adalarının ilk işareti olan bu adalara mahsus iki kuş gördüler. Kuş sürüleri her gün biraz daha artıyordu.

30 Temmuz gecesi << Kon – Tiki >> kuş sesleri ve her zamanki halat gıcırtıları arasında yol aldı. Sabah saat 6 da vardiyada bulunan Herman koşarak kulübeye girdi ve sevinçle Heyerdal’ı uyandırdı.

<< Koş bak .. Kara göründü .. Ufak bir ada .. >> Rota hesaplarına göre bu Tuamotu takımadalarının üçüncüsü olan Puka - Puka idi. Kon – Tiki adayı denizden ayıran kayalıklara doğru sürüklendi, akşamüzeri küçük kanoları ile yerliler güverteye ayakbastılar. Fakat adının Hangatau olduğu anlaşılan adaya yaklaşmanın imkânı yoktu. Knut yerlilerle karaya çıktı ve sonra döndü. Ertesi sabah batı ufkunun ufak sıra adalarla kaplandığı görüldü. Rüzgâr ve akıntı yüzünden bunlardan kurtulmaya imkân yoktu. << Kon – Tiki >> de tekneyi terk için hazırlıklar yapıldı ve her şey toplandı. Kayalar yaklaşmıştı. Dalgalar korkunç gürültülerle çatlıyor, Torstain telsizle son işaretini yolluyordu:

- O. K. 50 yards left. Here we go. Good by.

<< İşte elli yarda kaldı .. Gidiyoruz .. Allahaısmarladık .. >>

Sal kayalarda çatlayan korkunç dalgaların sırtında kayarak yıldırım hızıyla sürükleniyordu. Hepsi bir yere tutunmuştu. Kendilerini Laguna’da buldukları zaman << Kon – Tiki >> nin kayalıkların dışında bir enkaz gibi yattığını gördüler. Ekvator’da Kuevedo ormanından kesitleri dokuz balsa kütüğüne bir şey olmamıştı. Zaten hayatlarını onlara borçluydular. Issız sahilde günler enkazı toplamak ve telsizi tamir etmekle geçti. Nihayet bir kano göründü. Ertesi günü bütün ufuk yelkenlerle dolmuştu. Son derece dost, iyi insanlar, karaya çıktılar ve onlara yiyecek, içecek getirdiler.

Bu mükemmel yerliler bununla da yetinmeyerek şereflerine eğlenceler düzenlediler. Nihayet Fransızların Tahiti sömürgesine ait bir römorkör onları alarak bu eğlence diyarına taşıdı. Burada << Kon – Tiki >> şeref rıhtımına bağlandı. Karşılamaya gelenler arasında Heyerdal’ın ihtiyar yerli dostu da vardı. Hararetle Norveçlilerin elini sıktı ve konuştu:

- Bindiğin sal Tahiti’ye mavi gökler getirdi. Şimdi artık cedlerimizin nereden geldiklerini biliyoruz.

<< Kon – Tiki >> seferi sona ermiş, Heyerdal davasını ıspatlamak için dünyanın en güç sefelerinden birini yapmıştı. O ve beş arkadaşı bilim tarihinde saygıyla anılacaklardır.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı