İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Johannes Brahms

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
24-12-2009 20:54
#1
Johannes Brahms
Hava kararmış, caddelerdeki havagazı fenerleri yanmıştı. Kalın, siyah yağmur bulutları Viyana göklerinde uçuşuyor, ufuk ara sıra çakan şimşeklerle aydınlanıyordu. Ünlü Ring Alanından akıp giden kalabalık adımlarını sıklaştırmış, hatta konuşmaya başlamıştı. Koşanlardan bazıları bütün bu telaş arasında istifini bile bozmadan ağır adımlarla yürümekte olan şişmanca yaşlı bir adama çarpıyor, bu soğukkanlı ihtiyarı hayretle süzdükten sonra yollarına devam ediyorlardı. Adamın sevimli ve güzel yüzünü uzun beyaz bir sakal ve gür bir bıyık süslemişti. Başında melon bir şapka, sırtında yakası kadife kaplı, uzun bir pardösü vardı. Adam, yağmurun altında ilerliyor, damlalar aksakalı üzerinde parıldayarak yuvarlanıyordu .. Dalmıştı .. Gençliğini, 20 yaşını düşünüyordu. Yine böyle bir sonbahar günü, böyle bir havada Düsseldorf’da bacakları heyecandan titreyerek çağın büyük bestecisi Robert Schumann’ın kapısını çalmıştı. O büyük sanatçı, büyük aydın, büyük öğretmen bu ilk defa gördüğü genci nezaketle kabul etmiş, kendisinden bir şeyler çalmasını rica etmişti. Onun biraz sonra heyecanla yerinden fırlayarak karısı ünlü piyanist Clara’ya seslenişini hatırlıyordu. Sesi hâlâ kulağındaydı. << Sevgili Clara, diye bağırmıştı Schumann .. Koş, bunları dinlemelisin. Eminim ki şimdiye kadar böyle bir şey duymadın .. >> İhtiyar yürümesine devam ediyordu. Bir aralık gözlerinden fışkıran birkaç damla yaş yağmur damlalarına karıştı aktı gitti. Adımları yavaşladı, kapısının üzerinde tenekeden kırmızı kirpi levhası sallanan bir lokantadan içeri girdi. Bir masada oturmuş üç adam ayağa fırladılar. En yaşlıları heyecanla bağırdı: << Hannes nihayet gelebildin .. >>

Etrafta oturanların başları bu gruba döndü, genç bir adam yanındaki dilber Viyanalının kulağına eğildi, fırtına ve yağmura meydan okuyan ihtiyarı göstererek fısıldadı: << İşte, sevgilim, ünlü besteci Johannes Brams. >>

Müzikte klasik – romantik geleneğinin büyük temsilcisi Wagner’in güçlü muarızı, büyük senfoni ve << Lied >> bestecisi Brahms 1833 yılında Hamburg’da doğdu. Çocukluk çağları hakkında ilk öğretmenlerinden Eduard Marxsen şunları anlatır: Babası Johann Jacop Brahms orta bir müzikçiydi. Hayatını dans orkestralarında çalarak kazanıyordu. Karısıyla iyi uyuşmuşlardı. Küçük Johannes ebeveynine çok bağlıydı. Babasıyla orkestralarda çalar, müzik yayınevi sahibi Kranz için potpuriler hazırlar. Kensine harçlık olarak ayrılan az parayla kitaplar alırdı. Elise adında kendisinden büyük bir kız, Fritz adlı bir de küçük kardeşi vardı. Onu ilk defa on yaşındayken gördüm. Piyano öğretmenliğiyle hayatını kazanan talebem Cossel bir gün elinden tutarak bana getirdi. Yeteneğinin dikkatini çektiğini eğer vaktim müsaitse ders vermemi rica etti. Çocuk Cramer’den birkaç etüd çaldı. Cossel’e vaktimin çok az olduğunu bildirdim. Aradan bir ay geçtikten sonra çocuk bu defa babasıyla geldi. Baba hiç olmazsa haftada bir saat onunla meşgul olmam için yalvarıyor, geri kalan dersleri yine Cossel’in vereceğini söylüyordu. Kabul etmek zorunda kaldım. Bir yılsonunda küçük Hannes’de büyük bir gelişme gördüm. Fakat bu, bence olağanüstü bir kabiliyetten çok büyük bir çalışma isteği ve ihtirasın sonucuydu. Çocuğun bütün öğretimini üzerime aldım. Artık hiç yorulmadan onunla uğraşıyor, sanat hayatına çok büyük, gerçek ve ölümsüz bir isim hazırladığımı hissediyordum.

Johannes Brahms 30 Eylül 1853 günü fakir giyimli, tanınmamış bir müzikçi olarak Schumann’ın kapısını çalmıştı. Schumann onun kabiliyeti karşısında büyük heyecan duymuş, yayınlamakta olduğu << Yeni Müzik Dergisi >> nde bu genç dâhiyi uzun uzun övmüş, sanat dünyasına tanıtmıştı. Johannes onun tavsiyesiyle çağın en önemli müzik merkezlerinden Leipzig’e gitmiş, ünlü Gewandhaus konser salonunda bazı eserlerini dinletmişti. Şehrin ileri gelenleri tarafından davet edilmiş, bu arada Salomon adlı bir zenginin kızıyla tanışmıştı. Hedwig Salomon ona karşı büyük ilgi göstermiş, hatıralarında uzun uzun bahsetmiştir. İşte, bunlardan birkaç satır: << Herr Von Sahr dün bize yanında bir delikanlıyla geldi. Adı, Brahms .. Halen burada günün kahramanı, onunla saatlerce karşı karşıya konuştuk, Schumann tarafından keşfedilen bu yeni dâhi sarışın, pek zarif bir genç. Yüzünde temizlik, safiyet, tabilik, kuvvet ve derinlik okunuyor. Akşam tekrar geldi. Bu arada bazı eserlerini dinlemek fırsatını bulduk. Bu eserlerde Beethoven’in duygusu ve havası var. Konserden sonra arkadaşlarından ayrılarak tekrar yanıma geldi. Müşterek birçok tanıdık ve konularımız olduğunu gördük. Meselâ; o da benim gibi şairlerden en çok Jean Paul, Eichendorff, Hoffman ve Schiller’i seviyor. Bu gençteki olağanüstü yeteneğin devamı için Tanrının yardım edeceğine eminim. >>

Johannes Brahms hakkında değerli bilgiler veren yazarlardan biri de Josef Viktor Widmann’dır. Widmann, Brahams’ı ilk defa 1874 de Zürich’de düzenlenen müzik şenliğinde görmüş ve derhal dost olmuştur. Ona ait hatıralarından bazı satırları okuyoruz: Onu ilk defa 1865 yılında bir konserde dinlemiştim. O zamanlar 32 yaşında bulunan besteci üzerimde yalnız dinlediğim piyanistlerin hiçbiriyle kıyaslanamayacak virtuozitesiyle değil, kudretli kişiliğiyle de derin bir etki bırakmıştı. Brahams’ı tanıdıktan ve kendisiyle sanat konusunda uzun sohbetler yaptıktan sonra onun bilhassa İtalyan Rönesans’ına karşı derin bir ilgisi olduğunu keşfettim. Bu sebeple daima İtalya’ya seyahat etmek istiyor, orada her defasında yeni yeni şeyler keşfedip kendinden geçiyordu.

Besteci bu seyahatlerinde alelade turistler gibi rehberle gezmiyor, kendi zevkine göre seçtiği yerlere gidiyor, bilhassa resim galerilerinde uzun zaman kalıyor, bir resmin önünden bazen saatlerce ayrılmıyordu. Kutup ve Afrika keşiflerine büyük merakı vardı. Kadınlara karşı daima kibardı. Bu hususta hiçbir sınıf farkı gözetmez, kendisi gibi ünlü bir sanatçıyı tanımaya koşan en tanınmış sosyete kadınlarına iltifat eder, aynı zamanda ahçı kadının da yemeğini övmek suretiyle gönlünü alırdı.

Brahms hayatının sonuna kadar evlenmemiştir. Schumann’ın hatırasına daima bağlı kalmış, eşi Clara’ya her zaman yardıma koşmuş, kızlarına adeta bir baba şefkati göstermiştir. Eserlerinde başlıca iki üslup yönü ve iki sanat çağı kaynaşmıştır; Klasisizm ve romantizm .. Duygu yönünden romantizm’in etkisinden kurtulamamış, çalışmalarıyla daima mükemmeliyeti aramış, sanat da macera ve riskin yabancısı kalmıştır. Eserlerinin yapısı yönünden Beethoven mimarisinin etkisini inkâr etmemiştir. Hayatı boyunca Rönesans ve Barok çağı müziklerini incelemekten bıkmamış, bu müzik şekillerinden ritim ve armoni yönünden faydalanmıştır. 122 kadar eser bırakmıştır. Bunlar arasında en önemlileri; 4 senfoni, 1 keman, 2 piyano konçertosu, keman ve viyolonsel için bir dubi konçerto, sonatlar, oda müziği eserleri, << Haydin’in bir temi üzerine orkestra varyasyonları >> , << Alman requiem >>i ve Lied’leridir.

19. yüzyıl müzik dünyasının bu büyük siması 1897 yılının 3 Nisan günü Viyana’da öldüğü zaman bütün sanat dünyası mateme gömülmüş, doğduğu şehir Hamburg limanındaki gemiler sancaklarını yarıya indirmişlerdi.
zarpan_dit Teşekkür etti.
zarpan_dit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üyelik tarihi:
10/2009
Nereden:
anTolia
Yaş:
29
Mesajlar:
1.026
Konular:
99
Teşekkür (Etti):
85
Teşekkür (Aldı):
116
Ticaret:
(0) %
25-12-2009 18:43
#2
paylaşım için teşekkürler
---------------------
to the left,to the left..

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı