İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

93 Metrelik Hürriyet Heykeli

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
11-01-2010 00:42
#1
93 Metrelik Hürriyet Heykeli
Okuma - yazma bilmeyen bir insan, dünyanın büyük şehirlerini resimlerinden tanır: Eiffel Kulesi Paris’i, altı minareli Sultanahmet Camiî İstanbul’u, Parlamento binası Londra’yı, Akropol Tepesi Atina’yı, Ehramlar Mısır’ı belirler. New York’u ise, Limanın girişindeki Hürriyet Heykeli’nden tanırız. Evet, bu heykelin hürriyeti temsilen yapıldığını biliriz fakat heykelin oraya kimin tarafından, nasıl, ne zaman dikildiğini hemen çoğumuz bilmeyiz yine hemen hepimiz, gayet doğal olarak, heykelin Amerikalılar tarafından dikildiğini sanırız. Hâlbuki durum böyle değildir. Heykeli oraya diken bir Fransız’dır.

Amerika Birleşik Devletlerine, bağımsızlıklarını kazandıkları 1776 yılının yüzüncü yıldönümü olan 1876 yılında bir hürriyet heykeli armağan etme fikrini ilk ortaya atan, mukayeseli hukuk tarihi okutan bir Fransız profesörüdür. Adı Laboulaye (Labule) olan bu Profesör Amerikan siyasi müesseselerinin hayranı idi ve fikrini ilk ortaya, 1865 yılında, Frederic Auguste Bartholdi adlı bir heykeltıraşa açmıştı. İşte, profesörün düşüncesini gerçekleştiren sanatkâr bu heykeltıraştır.

Bartholdi, 18. yüzyılda Fransa’ya yerleşmiş bir Fransız ailesinden, 2 Ağustos 1834 yılında dünyaya gelmiştir. Fransa’nın Alman hududundaki Comlar şehrindeki dünyaya gelmiş olan Bartholdi, 3 yaşında iken babasını kaybedince, annesiyle birlikte Paris’e gelip yerleşti. Çocukta, daha o yaşlardan itibaren iki özellik görülmeye başlamıştı: Sanat aşkı ve Hürriyet aşkı .. Küçük Bartholdi, sık sık okuldan kaçarak vaktini, tahtadan heykeller yapmak ve zamanının iki büyük heykeltıraşının atölyelerini ziyaret etmekle geçiriyordu. Ünlü sanatkârlar, genç ziyaretçilerini iyi bir heykeltıraş olmaya teşvik ediyorlardı.

O sıralarda, Fransa, için için kaynıyordu. İçişleri gayet kötü giden Fransa: (Napolyon olsa idi bu kötü durumlara düşmezdik) havası içinde idi. İşte Fransa’nın o zamanki bu ruh haletini gayet iyi değerlendiren birisi, büyük Napolyon’un bir yeğeni, 2 Aralık 1851 de, ani bir darbe ile hükümeti devirdi. Bu hükümet darbesinden dolayı Paris sokaklarında çatışmalar başladı. Caddelerde barikatlar kurulmuştu.

Bir akşam, barikatlar arasında gezen 16 yaşındaki Bartholdi şöyle bir olaya tanık oldu: Hükümeti zorla ele geçiren III. Napolyon’a düşman olanlara ait barikatlardan birinde, bir genç kız, elinde büyük bir meşale ile birden ayağa kalkarak: (İleri) diye Napolyon’un askerlerinin üzerine atıldı. Askerler, genç kızı bir kurşunda yere devirmekte gecikmediler.

İşte bu manzara, genç Bartoldi üzerinde çok derin bir iz bıraktı.

Zira o geceden itibaren, elinde meşale ile hürriyet için can veren genç kız, kendisi için hürriyetin timsali oldu.

Aradan epey bir süre geçtikten sonra Bartholdi, Mısır’a bir ziyarette bulundu. Bu ülkenin binlerce yıl önce yapılmış dev ehramları, dev heykelleri, sfenksleri ve tapınakları, genç sanatkâr üzerinde büyük bir etki yaptı. Kendisinde, muazzam eserler verme arzusunu uyandırdı. Bartholdi, eski Mısır’ın muhteşem yapıtlarının kendi üzerinde bıraktığı izlenimleri şu cümlelerle anlatmıştır:

<< Bu yapıtların, hâli küçümseyen ve geleceğin sonsuzluğuna ihtişamla bakan manzaraları beni adeta büyülemişti. >>

İşte tam bu Mısır ziyaretinden döndüğü sırada idi ki, Bartholdi, Amerikan demokrasisine hayran Profesör Laboulaye ile tanıştı. Profesör evinde tertiplediği bir toplantıda, Fransa’nın, genç Amerikan cumhuriyetine, yüzüncü yıldönümünde bir hürriyet heykeli armağan etmesinin çok güzel ve büyük bir jest olacağını söylüyordu.

Fikir, genç sanatkâr Bartholdi’yi bir anda sardı: Mısır’daki yapıtlar gibi zamana ve faniliğe meydan okuyan bir heykelin, hürriyet için yıllarca kan dökmüş Fransız halkından, hürriyetine kavuşması pek yakında yüz yılı dolduracak Amerikan halkına armağan edilmesi gerçekten ulvî bir jest olurdu.

Bartholdi, heykeli yapma işini üzerine aldı. Heykel, hükümet darbesi gecesi kurşunlar altında can veren meşaleli kızı temsil edecekti. Sanatkâr, vakit geçirmeden işe koyuldu. Bartholdi, heykelin vücuduna örnek olarak, bir düğünde tanıştığı ve sonra da evlendiği bir kızın şahane vücudunu seçti. Heykelin yüzü de heykeltıraşın annesinin yüzünden ilham alınarak yapılacaktı.

Bartholdi, hemen çalışmalarına başladı. Bu arada, Amerika’ya bir seyahat yapmayı da ihmal etmedi. Bindiği vapur New York limanından girerken, genç heykeltıraşın gözüne, körfezin ortasındaki küçük ada ilişti. Heykelin dikilmesi gereken yer burası olmalıydı. Zira hürriyeti seçerek Amerika’ya gelenler ilk olarak bu heykelle karşılaşmalı idiler.

Heykeltıraş, seyahati esnasında Amerika’nın ileri gelenleri ile ve özellikle şair Longfellow ile tanıştı, sonra Fransa’ya dönerek işe koyuldu. Heykel fikrinin gerçekleşmesi için her şeyden önce para lâzımdı. Amerika’ya heykel armağan edilmesi fikrini ilk ortaya atan Profesör Laboulaye derhal bir Fransız – Amerikan Birliği kurdu. Birliğin amacı, heykel için gerekli parayı toplamaktı. Birliğin yayınladığı yardım çağrısında şöyle deniyordu:

<< Heykeli Fransız halkı, heykelin kaidesini de Amerikan halkı yapacak. Amerika’nın bağımsızlığına kavuşması için iki millet yüz yıl nasıl elele verdilerse, şimdi de heykelin dikilmesinde elele verecekler. >>

Batholdi’nin karşısına ilk adımda şu sorun çıkıyordu: Heykel neden yapılacaktı? Taş, font, tunç gibi maddeler çok ağır olurdu. En iyisi, heykelin içini boş bırakıp üzerini dövme bakır levhalarla kaplamaktı.

Heykelin iskeletini, Eiffel kulesini yapan mühendis Gustave Eiffel çizdi. Birlik, heykelin yapımı için 250.000 dolar yardım toplamıştı. Fakat yapıtın her iki ülkenin vatandaşlarınca yaptırılmasına çok önem veren Bartholdi tekrar Amerika’nın yolunu tuttu. Giderken de, heykelin meşale tutan elini birlikte gotürmeyi ihmal etmedi. Elin başparmağı 2 metre 43 santim uzunluğunda idi. Parmağın çevresi 106 santimdi. Tırnakların genişliği 25 küsur santimetre idi. Meşalenin etrafında 12 kişi aynı zamanda dolaşabilirdi .. Amerika’da teşhir edilen kol, çok büyük etki yaptı. Fakat halk yardım işinde biraz ağırdan alıyordu. Gazetelerin bir kısmı heykelin lehinde, bir kısmı aleyhinde yayın yapıyordu. Zamanın karikatür dergilerinden biri şöyle bir karikatürle Amerikalıların tutumunu eleştirdi: Heykel, sönük meşalesini bir Amerikalıya uzatmış: Bir kibrit vermek lütfünde bulunur musunuz? Diyordu.

Amerika’nın ünlü gazetecisi Pulitzer’in önayak olması ile para kısa zamanda toplandı ve heykelin kaidesi hazırlandı. Bu arada heykel de bitmişti. Heykelin 120 ton demir, 80 ton bakır kısmının sandıklara yerleştirilmesi tam 3 ay sürdü. Sandıkların Paris’ten Rouen limanına taşınması için 70 vagonluk özel bir katar kiralandı.

Heykeli gotüren 72 metre boyundaki İzer adlı gemi limanda coşkun gösterilerle karşılandı ve arkasından, heykelin dikilmesine geçildi. Heykel, ayaklarından, meşalesinin ucuna kadar 46 metre yükseklikte idi. Üzerine oturtulmuş olduğu kaidesi ile birlikte yüksekliği 93 metreye varıyordu.

Heykelin açılış töreni 28 Ekim 1886 günü yapıldı. Açılış töreni dolayısıyla Cumhurbaşkanı Cleveland şunları söyledi:

<< Fransız halkının bu sevgi ve saygı jesti her iki cumhuriyetin akrabalığını göstermektedir. Bu jest bize, aynı zamanda, şunu göstermiştir: Bizler halk iradesine dayanan bir hükümetin en mükemmel hükümet şekli olduğunu dünyaya ispatlamak için giriştiğimiz çabalarda, bize Amerika dışında en büyük müttefik ve yardımcı Fransa’dır. >>

Amerika’ya bir hürriyet armağan etme fikrinin sahibi Laboulaye merasimde hazır bulunamamıştı. Zira öleli 3 yol olmuştu. Bu yüzden, Amerika Cumhurbaşkanının açılış konuşmasına cevabı, Süveyş Kanalını yapmış olan mühendis Ferdinand de Lesseps verdi. Kendisi, Laboulaye’nin ölümünden sonra Amerika – Fransız Birliğine başkan seçilmişti.

Fakat heykelin yaratıcısı Bartholdi de ortalarda yoktu. Acaba nerede idi? .. Büyük heykeltıraş heykelin başının üzerine serilmiş olan 3 renkli muhteşem Fransız bayrağının altında gizlenmişti. Şiddetli alkışlar Ferdinand de Lesseps’in nutkunun bitmesini noktalayınca bayrağın altındaki Bartholdi ipleri çekti ve açılan bayrağın altından, büyük sanatkârın temiz yüzü göründü.

Bartholdi bu açılış töreninden tam sekiz yıl sonra öldü. Fakat eseri bütün dünyanın gözlerinde yaşamaktadır.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı