İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Alem ve Düşünce

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
25-01-2010 02:14
#1
Alem ve Düşünce
Gözlerimi çalışma odamın penceresine doğru çeviriyorum. Bir an için, camın üstüne çizilmiş gibi duran şekillere karışıyor. Balkon parmaklığının meydana getirdiği hendesî ve sert örgünün öte tarafında korunun yeşil dalgalarını, Paris sabahlarına mahsus mavimsi sise dalmış görüyorum. Ufukta bir tepeler çizgisi yükseliyor ve yamaçları koyu renkli ağaçlarla kaplanmış Valerien tepesi üstünde bir hastane, etrafını serviler kuşatmış bir Floransa manastırını hatırlatıyor. Şeffaf bulutların sürüklendiği soluk gökten kırlangıç kümeleri geçiyor. Çok uzakta, Versailles taraflarında, uçaklar dolaşıyor ve uğulduyor. Bu uçaklar, harb, hava bombardımanı ve geceleyin haykıran canavar düdükleri düşüncesini hatıra getiriyor .. Artık ağaçları görmüyorum, kuşları işitmiyorum. Bir medeniyetin ölümünü, Roma İmparatorluğunun sonunu, Cezayir kıyılarında, Milâdın üçüncü asrına doğru şen ve mamur yaşarken, yüz sene sonra feci ve ıssız bir harabeye dönen o küçük şehri düşünüyorum. Bir gün Avrupa başkentlerinin nasıl birer harabe olabileceğini tasavvur ediyorum. (Maurois’nin burada kaydettiği düşünceler, bu konferansları verdikten sonra, bir yıl geçmeden, korkunç birer hakikat oldular.)

Hayalimde evrenin yalnız bugünkü manzaraları değil, uzak ülkelerin, geçmişte olup biten şeylerin hayalleri ve evvelden tahmin edilmesi mümkün olmayan istikbal varsayımları da giriyor. Ruhum, âdeta bir küçük iç dünya ki, koca dış âlem onun içinde ne mekân, ne de zaman bakımından hiçbir sınırlamaya uğramaksızın yankılar yapıyor. Filozoflar, kendi varlığımızda taşıdığımız bu küçük kâinat modeline bazen mikrokosmos dediler ve içinde yaşadığımız, anlamak ve değiştirmek istediğimiz koca âleme de makrokosmos adını verdiler. Orta çağların bir simyacısı << Ruh, makrokosmosun içinde saklı her şeyi, meleklere lâyık bir kudretle kavrıyor >> diye yazmıştı. Daha doğru olarak diyelim ki: << bu şeyleri kavramaya çalışıyor >> ve bahçedeki cam küre üzerine göğün ve çiçeklerin aksedilişi gibi, dış âlem de şekli bozularak içimize aksediyor.

Hayalimin olağanüstü dağınık olmasının nedeni şurada ki, bunun her şeyi, gerek ayna, gerek buna hayali akseden cisim, gerek iç dünya, gerek dış âlem daimi hareket halindedir. Olgu tamamıyla berrak gibi görünen bir yankı var: İçinde bulunduğum mekân’ı ve zamanı meydana getiren bu parmaklığın şu yaprakların, öteki tepelerin ve kuşların hayali .. Fakat eskilere dair hatıra, geleceğe dair hayal etme ve muhakeme nevinden ne varsa hepsi, içimdeki denizin dalgalarına tabi olarak oynayıp duruyor. Bilgisizliklerim, ihtiraslarım, hatalarım ve unutkanlıklarım, eşyanın şeklini bozuyor, eşya da her an garip ve yeni şekiller alıyor. Koca âlem, gözlerimiz önünde, tıpkı şekilleri silik ve çizgileri hareketli bir harita gibi duruyor; bununla beraber, her an, kendimize bu harita üzerinde bir istikamet seçmemiz lâzım!

Tamamıyla berrak bir şekilde düşünmek istersek, uzun bir bekleyişe ve sonu gelmez bir araştırmaya ihtiyacımız olacaktı. Fakat bir iş yapmak mecburiyeti bizi acele ettirir. Meselâ çocuklarımızdan biri günden güne soluyor. Acaba hastalık nerede? Cismanî mi? Ruhî mi? Kime başvuralım? Tababetin ne dereceye kadar kıymeti var? Buna acaba bir ilim denebilir mi? İlim nedir? Bütün bu meseleler, ciddi bir şekilde incelemek için tekmil bir ömür ister; fakat ne yapmalı? Bunlara cevap vermek lâzım, çünkü hastamız ölecek ..

Harici âlemi araştırmak için, vakit bulamıyoruz. Çarçabuk başvurabileceğimiz yegâne şey; ruhumuzun harici âlemden alarak bize aksettirdiği küçük ve bulanık hayalden ibarettir.

İnsan tarafından, yaptıklarının kendi etrafındaki şeyler arasında husule getireceği tesirleri tahmin ve çıkarım yolunda, birtakım sembolleri ve yankıları bir araya koyarak yapılan gayrete düşünüş yahut düşünme diyoruz. Her düşünüş bir hareket taslağıdır. Hayatımızın tablosu, birtakım düzeltmelerle beraber, bu taslağa göre çizilecektir. İyi hareket etmek için, Pascal’ın söylemiş olduğu gibi, iyi düşünmeye çalışmalı. Acaba iyi düşünme nedir? Bu, içimizdeki küçük dünya modelinden, dışarıdaki hakikat âleminin, iktidarımız nispetinde mümkün olduğu kadar doğru bir yankısını çıkartabilmektedir. Eğer, benliğimizin mikrokosmosundaki kanunlar, dış âlemin (makrokosmosun) kanunlarına aşağı yukarı uyuyorsa; eğer elimizdeki harita, gitmemiz lâzım gelen ülkeleri nispeten doğru gösteriyorsa, o zaman ihtiyaçlarımıza, isteklerimize yahut çekindiğimiz şeylere en uygun şekilde uyan birtakım hareketler yapabilmek için bir dereceye kadar şansımız olacaktır.

Acaba insanın düşüncelerine istikamet verebilmesini temin edecek birtakım metotlar yok mudur ki, onlara göre hareket ettiğimiz vakit, şahıslar ve eşya arasında kendimize kolay bir yol bulalım? Evrenin doğru bir haritasını çizmek, bu haritaya göre belirlenmiş amaçlar istikametinde seyahat ederek istenilen limana varmak kabil midir? Bugünkü mevzuumuz bu olacaktır.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı