İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Mantık ve Muhakeme

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
25-01-2010 02:23
#1
Mantık ve Muhakeme
Eğer cümlelerin ve tabirlerin değerini anlamak için, bunların iyi ya da kötü neticelerini beklemek lâzım gelseydi, böyle bir bekleyiş ziyadesiyle tehlikeli olurdu. Bazı dirayetli insanların, bu patlayıcı sembolleri, kendilerine zarar vermeyecek bir tarzda kullanabilmek için, ta medeniyetin başlangıcından itibaren daha emniyetli bir metot aramış olmaları doğaldır. İnsanlar bugün nasıl caddelerde arabaların gidiş gelişini altına alıyorlarsa, kelimelerin akışına da böyle bir düzen vermek istemişlerdir. Bu düzene, sonradan mantık adı verildi. Mantıkin, kelimelere yer değiştirterek, bazı kaideleri takip etmek sanatı olması lâzım gelirdi. Benliğimizdeki âleme dair olan bu kaideler dış dünyaya da uyduğu için, aynı zamanda bir garanti meydana getirebileceklerdi. Mantıkin kanunları adını verdiğimiz şeyler, bazı düşünüş kaideleridir ki, bütün insanlar ve bütün devirler için gerçek olmaları icap ederdi. İçlerinde bazıları besbelli ve aşikârdır. Meselâ bir şeyin aynı zamanda hem kendisi ve hem de kendinin zıddı olamayacağı gibi. Aynı zamanda: << İki kere iki dört eder >> ve << İki kere iki beş eder >> diyemeyiz, << Beyazdır >> dediğimiz elbiseye << siyahtır >> diyemeyiz, << bu ülkenin hür olmasını isterim >> derken << bu ülkenin despotlukla zincirlenmesini istiyorum >> diyemeyiz. Bu apaçık prensiplere dayanılarak, hataya mâni olacak bir nevi düşünüş grameri meydana getirilebileceğini umdular. Önce Aristo’nun, daha sonra ortaçağ sırasında Skolâstiklerin eseri olan bu mantık, küçümsenecek bir şey değildir. Muhakemelerimizi bazı hatalardan korur, fakat bir düşünme sanatı teşkil etmeye de yetmez; bakın neden:

Mantık bir şey icat edemez. A nın A olduğunu daima tekrarlamaya mecburdur. Eğer buna bir şey ekleyecek olursa, bu yeni mefhumu, ya tecrübeden ya da hadiseden ödünç alabilir ki, her ikisi de mantıkin dışında kalan şeylerdir. Mantık bize: << Bu elbise beyazdır >> dedirtebilirse de, bu beyaz elbisenin nazik bir kumaştan yapılmış ya da pliseli olduğunu ilâve etmek ancak tecrübe sayesinde mümkündür.

Mantıkin bir gün olup da tecrübeye ihtiyaç görmeyeceği ümidine gelince; Kant bu deliliği boşa çıkarttı: << Bilgilerini genişletmek sevdası ile akıl, sonsuzluk sahasının kendi önünde açıldığını sanır. Hafif güvercin, mukavemetini hissettiği havayı hızlı bir uçuşla yardığı vakit, eğer boşlukta bulunsaydı daha iyi uçacağı zannına kapılabilir .. Nasıl ki Eflâtun da, aklı bu derece dar hudutlar içinde sıkıştıran duyumlar âlemini hiçe sayarak mutlak idrakin boşluklarına dalıyor. Görmüyor ki, bütün gayretlerine rağmen, - kendini tutacak ve idrakini hareket ettirecek bir dayanma noktası olmadığı için – bulunduğu yerden hiç ilerleyememektedir. >>

Politika ıslahatçılarımızdan birçoğu da aynı boşluk içinde beyhude çabalıyorlar.

Muhakkak ki mantık ruhlara bir yumuşaklık ve evvelce sahip olmadıkları bir çeviklik vermiş fakat aynı zamanda, neticesi görünürde olduğu gibi görünen bir muhakeme yürütüldüğü vakit, her şeyin kazanılmış olduğuna inanmak gibi tehlikeli bir fikir de hediye etmiştir. Hâlbuki doktrinler tarihi, insanların, geçen asırlar içinde, hemen hemen her şeyi ispat etmeye imkân bulmuş olduklarını gösteriyor. Evvelâ birbirine zıt felsefelerin doğruluğunu, sonra yanlışlığını ispat ettiler; evvelâ insan ırklarının birbirinden ayrı olduğunu, sonra ırkların karışıklığını ispat ettiler; demokrasinin insanlar için zaruri olduğunu ispat ettikten sonra imkânsız olduğunun hükmüne de vardılar. Filozof Alain: << Nazarımda bütün deliller şerefsiz şeylerdir >> diyor. Hakikaten, kullanılan kelimelerin manası açık surette tayin edilmediği takdirde, her şeyi ispat etmek mümkündür.

Bir şeyi ispat ancak cebir ispatı ise, kati ve çözümü olmayanı itiraz olur. Çünkü bu sahada her ifadeyi cebriyenin o kadar açık bir mânası vardır ki, muhakeme yürüten, onu dinleyenin anlayacağından fazla hiçbir şeyi bu mânaya ilâve edemez. Mantıkî aynılıklar, matematik sahasında gerçekten aynılıklardır. Fakat hissiyattan, devletlerin, iktisadiyatın gidişinden bahsedilmeye yarayan kelimeler, öyle şeylerdir ki, aynı muhakeme sırasında birçok çeşitli mânalarla kullanılabilir. Kusurlu bir lisanla muhakeme yürütmek, hileli tartılarla eşya tartmaya benzer ..

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı