İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Sevgi Mevzuunun Seçilmesi

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
25-01-2010 23:48
#1
Sevgi Mevzuunun Seçilmesi
Bacon, sanatı << Tabiata ilâve edilmiş insan >> diye tarif ederdi: Ars est homo additus naturae. Bir tablonun, bir heykelin, bir şiirin ya da trajedinin ilkel maddelerini tabiat verir; insan da bu maddeleri işler, ruhunun isteklerini tatmin etmek üzere sıralar. Sanat için bu güzel tarif, bir defa kabul edilince, sevmenin de bir sanat, bir << ar >> olduğunu kabul etmek icap eder. Çünkü her şeyde olduğu gibi, aşkta da tabiat yalnız ilkel maddeleri verir: Yaşayan mahlûkların iki cinse ayrılmış olması, nevilerin çoğalma ihtiyacı ve bu ihtiyacın hizmetinde bulunan kuvvetli sevki tabiîlerin mevcut oluşu .. Fakat insan ruhu asırlar zarfında bu unsurları işleyip bileşim etmemiş olsaydı, aşklarımız hayvanca şeylerden ibaret kalacaktı. Kırlarda, havada, suların içinde, hayvanların birleşmelerini gözlem ediniz; sonra La Princesse de Cleves ya da Discours sur les Passions de l’Amour’u okuyunuz; aşk sahasında sanatı tabiattan ayıran şeyi ölçmek imkânını bulursunuz.

İnsanın aşkındaki mucize, gayet basit bir sevkıtabiîden, yani arzudan, en ince duygu binaları kurmasıdır. Her birimiz gibi cılız, bütün canlı mahlûklar gibi bencil, korkak, kararsız ve vahşi iki zavallı fani, sihirli bir ameliye sayesinde, uyum sağlamaların en candan ve en tatlı olanı ile birleşmiş bulunuyorlar. Evrenin ilgisizliği, hatta düşmanlığı, istikbal korkusu, sınıfların ve milletlerin kini .. Bütün bunlar, birdenbire o iki mahlûkun gözünden siliniyor ve boş bir maksat şeklini alıyor. Onlar, arzunun kudreti sayesinde, bencillik setlerini aşmak ve hemcinslerine karşı hoşgörülü olmak imkânını buluyorlar. Fakat nihayet, arzu geçici bir şeydir. İnsanlar, böyle kararsız bir sevkıtabiîden, nasıl olup da devamlı ve saf duygular çıkartabilmişler? Eğer sevmek sanatını anlamak istiyorsak evvelâ << arzunun kutsileşmesi >> meselesini halletmemiz lâzım gelecek. Fakat bu esasa geçmeden evvel, etrafındaki teferruatı aydınlatalım.

Rastgeldiğimiz binlerce erkek ve kadın arasında neden filanı değil de, ötekini ayırıp düşüncelerimize merkez seçiyoruz? Bu bakımdan iki tez müdafaa edilebilir ki, her ikisinde de bir hakikat payı vardır.

Bunlardan birincisi, hayatımızın bazı anlarında, bilhassa delikanlılık çağında ve daha sonra << ömrün öğle vaktinde >> aşka hazırlanmış bulunmamızdır. Önceleri, henüz şahsiyetleşmemiş belirsiz bir arzu, bize tatlı bekleyiş duyguları ilham eder. Bu o zamandır ki, genç adam, hakikî bir kadının olmadığı yerde, hayallerinin yarattığı perilere bağlanır; bu, o zamandır ki, genç kızlar roman kahramanlarını, meşhur aktörleri ya da edebiyat öğretmenlerini severler. Gençlik, bütün aşk iksirlerinin en tesirlisidir. Goethe << bu iksir ile sen, her kadında bir Elena bulursun >> der. (Elena (Helene) eski Yunanda ideal güzelliği temsil eden kadın Homer’in Iliad’ında anlatıldığı gibi. Paris tarafından kaçırılması, Trova harbine sebep olmuştu.) Vücut muhtemel sevgilinin gelmesini endişe ile beklerken, oradan geçen ilk sevimli mahlûkun aşk duygusu uyandırması mümkündür. Tesadüf bazen hayırlı olur ve bu rastlayıştan mesut bir çift çıkar; bazen de, arzunun bir an birbirine yaklaştırdığı erkekle kadın, aralarında anlaşmazlık ve küçümseme bahaneleri sezerler; böylelikle aşktan kin ve nefret doğar.

Rastlamanın özel gereklerinden ileri gelen seçmeler de düşünülebilir. Hayatın alışılmış akışı sırasında duygularını ve arzularını itiraf etmeye cesaret bulamayan birtakım çekingen tabiatların mecburî bir mahremiyetle birbirlerine yaklaştıkları oluyor. Fransa inkılâbı sırasında hapishaneler birçok kadınları meşhur âşıklar sırasına koydular ki, bunlar hayatlarının daha sakin zamanlarında kalsalardı, ancak sessiz zevceler olurlardı. Bir adamın şöhreti ya da kazandığı şeref, onu kadınlar nazarında, kusurlarını görünmez hale koyan aydınlık bir bulutla kuşatmaya yetiyor. Zafer dakikaları, aşkın doğmasına elverişli anlardır. Bazen tesadüfler insanı, karşısındaki ile bir ruh ve kalp birliği hayaline inandırır. Bir başkasının söylediği bir söz üzerine iki göz birbirine rastlar, birbirlerinde aynı reaksiyonları keşfeder. Arabanın bir sarsıntısı ile iki el birbirine dokunur ve o iki el, cazibe kanunlarının icap ettirdiğinden bir saniye daha fazla bu halde kalmaktan zevk duyar .. Aşkın uyanması için, bu kadarı kâfidir.

Öteki tez şöyle ki, << yıldırım çarpması >> ya da << ilk görüşte âşık olmak >>, sevginin evvelden mukadder olduğuna delildir. Bir Yunan efsanesine göre, dünyanın menşeinde, her fert bir erkek ve bir kadından oluşmuş; sonra mabut, bu fertlerden her birini ikiye bölmüş ve o vakitten beri biri birinden ayrılmış olan iki yarım, tekrar yekvücut olmak için birbirlerini ararlarmış. Birleşmeleri mukadder olan çiftin iki ferdi birbirlerine rastladıkları vakit, yakınlıklarını şiddetli ve tatlı bir sarsıntı ile hissediyorlar ki, işte aşk demek olan yıldırım çarpması budur. İçimizden herbiri, << kendine ait güzel şeyin aslını varlığında taşır ve bunun kopyasını da hariçte arar >>; eğer gençliğinde hayal perilerini süslediği meziyetlere sahip canlı bir mahlûka rastlayacak olursa, kendini hayranlığa terkeder. Öyle mahlûklar vardır ki, hem güzellikleri ile duygularımıza hayranlık verir, hem de sözlerinin zarafeti ile ruhumuzu tatmin ederler. Biz bunları ne zahmet, ne teessüf duymadan severiz. Yanlarında geçen her dakika, onların mükemmelliklerine bizi biraz daha inandırır. Biliriz ki, eğer elimizde, onları değiştirmek kudreti bulunsaydı, hiçbir şeylerini değiştirmek istemeyecektik. Seslerinin aksi, bize << ahenklerin en tatlısı >> gibi gelir, lisanlarının tabiliğini en iyi işlenmiş bir şiir sayarız. Hiçbir kayıt düşünmeden hayranlık duymak büyük bir mutluluktur; sevilen mahlûkun hem ruhuna, hem de vücuduna kuvvetli hayranlık duymak şeklinde kendini gösteren aşkın en büyük zevkleri vereceğine şüphe edilemez.

Nihayet, ne tesadüfün, ne de direnç gösterilemeyecek duyguların bir hayat arkadaşı vermemiş olduğu sayısı epeyce fazla birtakım erkekler ve kadınlar vardır ki, bunlar, eşlerini düşünerek seçmeye mahkûm bulunurlar. Acaba sevmek sanatı, bunlara seçmelerinde yardım etmek için, birtakım umumî kaideler öğretebilir mi? Şurası söylenebilir ki, neşeli olmak, sabırlılık ve bilhassa, hadiselere sevinçle bakabilmek kabiliyeti, bir çiftin mutluluğuna çok yardım eden meziyetlerdir ve bunlar ekseriya (fakat her zaman değil) sağlam bir sıhhatten doğarlar.

Eş olarak seçilen ferdin ailesi, uzun zaman gözlem altında bulundurulmalıdır; zira mutluluk mutluluğu cezp eder; öyle hüzünlü ve kapanık muhitler vardır ki bu muhitler içinde aşk çabuk solar.

Bir kadının, enerjik ve tam erkek bir adamla daha kolay mutlu olabilmesi çok görülen bir vakıadır; bir erkek de kendi tarafından idare edilmeye razı olan müşfik bir kadınla daha rahat ediyor. Çok genç yaşta kızlar, iyice hâkim olacakları bir adamla evlenmek istediklerini söylerler. Kendi hesabıma, hiçbir kadının kuvvet ya da cesaretine karşı saygı duymadığı bir erkekle tam bir mutluluk bulduğunu görmedim; hiçbir normal erkeğin erkek gibi bir kadınla (bir Amazon’la) mükemmelen mutlu olduğuna rastlamadım. Hem bütün bunlar çok karışık şeylerdir; zira en esir yaradılışlı bir kadında bile, öyle bir koruma sevkıtabiîsi vardır ki, bunun tesiri ile gönlünün kahramanını bazen çocuk halinde görmekten hoşlanır.

Hakikatte bahtın rolü o derece kuvvetlidir ki, bir erkeğin ya da bir kadının, kendi eşini sırf bir irade fiili ile seçmesi pek ender olur ve bunun böyle oluşu daha iyidir: << Bu sahada, - bütün hatalarına rağmen – sevkıtabiîye zekâdan fazla güvenilebilir. Sevmenin lâzım olup olmadığı soruluyor; bu, sorulmamalı, hissedilmeli >> Bütün doğumlar gibi, aşkın doğması da tabiatın eseridir. Sevmek sanatı daha sonra müdahale eder.

Şimdi sanatkârın ham duyguyu işlemeye başladığı anı daha açık bir surette tayin etmeliyiz.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı