İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Esir Aşklar

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
26-01-2010 00:00
#1
Esir Aşklar
Kendini sevdirmek mümkün müdür? Ve bundan daha evvel, acaba kendini sevdirmek lâzım mıdır? Eğer aşkın karşılığı aşk olmuyorsa, ondan hiç olmazsa zevklerini istemek daha kolay olmaz mı? İlkel ya da eski medeniyetlerde hal böyle idi. Bir erkek, bir kadına karşı istek duyacak olursa, onu kaçırırdı: Böylelikle bir çift meydana gelirdi. Esirin hayatı, savaşçının elinde idi. Erkeğin kendini seçmiş olması, kendinin efendisi olması yahut ta sadece, sevimli olması yüzünden çok defa sonunda onu seviyordu. Daha başka devirlerde, eskiden kuvvetin oynadığı rolü bu sefer iktidar ve para oynadı. Servet, kendini cesaret kadar kolaylıkla sevdiremiyor, çünkü zenginlik, doğrudan doğruya ferde ait şahsi bir vasıf değildir. Bununla beraber, Jupiter, altın yağmuru şekline geçerek Danae’nin yanına kadar girebiliyordu.

Bu esir aşkları, müşkülpesent ruhlara pek az mutluluk veriyor. Mecbur olup katlanılmak değil, fakat seçilmiş olmak istiyoruz. Zaferden devamlı zevkler duyabilmemiz için, fethedilen şeyin hür bir irade olması lâzım geliyor. Ancak o zaman bu şüpheler, bu endişeler, alışmaya ve can sıkıntısına karşı aralıksız kazanılan ve en tatlı heyecanların kaynağı olan zaferler doğabilecek. Saraylarda kapalı güzeller, mahpus oldukları için, sevilemiyorlar.

Bunun aksine, Amerika plâjlarındaki dilberler de, her türlü kayıttan azade oldukları için, evvelkilerden daha fazla sevilemiyorlar. Aşkın hamleleri, eğer kendi karşısında hiçbir engel bulmazsa, zafer nerede kalır? Serbestliğin taşkınlığı, kolay fethedilir kadınlar sürüsünün etrafında, göze görünmez bir sarayın şeffaf duvarlarını yükseltiyor. Romanesk bir aşk, kadını, kendisine varılamayacak bir mevkide görmeyi istememekle beraber, onun din ve ahlâk tarafından çizilmiş darca hudutlar içinde hayat sürmesini temenni eder. Orta çağlarda gayet mükemmel bir şekilde tahakkuk eden bu şartlar, o pek meşhur zarif aşkları yaratmıştı. O zaman kadın, saygıdeğer sevilen gibi şatoda kalıyor, erkek haçlılar seferine gidiyor ve uzak ülkelerin yolunda, hanımını düşünüyordu. Sevginin billurlaşması beygirlerin adımı ile pek yolunda giderken, ülkede şato sahibesi, kendi yanında kalmış olan nedim’in ruhunda, hem mevcut, hem uzak yaşayarak, öyle bazı hisler uyandırıyor ki, bunlar ancak çok sonra, Büyük İhtilâl sırasında bozularak Julien Sorel’in Madam de Renal’e karşı duyduğu hisler şeklini alacaktır. (Stendhal’in Kırmızı ve Siyah adlı meşhur romanının kahramanları) Eğitici erkek de nedim soyundandır. Her ikisi arasında, gözü açılmış ve çekinme bilmez bir nedim olan Cherubin (Beaumarchais’nin Mariage de Figaro’sunda, aşkı yeni duyan genç) yer alır.

Zarif aşkların hüküm sürdüğü devirlerde âşık kendini sevdirmeye pek çalışmazdı. Sessiz yahut hiç olmazsa ümitsiz sevmeye razı olurdu. Monsieur de Nemours ile Princesse de Cleves için de böyle oldu. (Madame de la Fayette’in Princesse de Cleves eserinden) Bazıları bu lekesiz ihtirasları hakikate uymaz ve safça şeyler sayarlar. Fakat uzaktan hayranlık, ince bir ruha kuvvetli zevkler verir; bu zevkler hep içte yaşayan sübjektif şeyler olduğundan, hayal kırıklıklarına ve düşüncelerin yanlış çıkmasına karşı başka zevklerden daha iyi korunmuş bulunurlar. << Söylemeye cesaret etmeden sevmek zevkinin dikenleri varsa da, tatlılıkları da var. Sonsuz derecede takdim edilen bir şahsiyetin hoşuna gitmek amacıyla bütün hareketlerini düzenlemekte ne kadar büyük heyecan duyulur .. İnsan, varlığını meydana çıkartmak arzusu ile her gün kendini tetkik eder ve bu iş için, sevilenle konuşuyormuş kadar zaman sarfeder. Aynı anda gözler hem parlar, hem söner ve her ne kadar bütün bu karışıklıklara sebep olan şahsiyetin bu hallere dikkat ettiği açıkça belli değilse de, her türlü takdire lâyık olan onun uğrunda yapılan bu hareketleri hissederek, insan kendini tatmin eder. >>

Eğer toy bir delikanlı, sahneden başka bir yerde görmediği bir aktrisi severse, onu, sesinin ve yüzünün ilham ettiği, fakat şüphesiz ki sahip olmadığı bütün ruhî mükemmeliyetlerle süsler. Onu Marivaux ya da Musset tarafından düşünülmüş rollerin birinde görmüş olduğu için, kendisinde, temsil ettiği şahsiyetlerin şiirli cazibesi var sanır. Onu yalnız tiyatro ışıklarının güzelleştirici aydınlığı altında seyrettiği için buruşuklarından ve yaşından haberi yoktur. Onun yaşayışına hiç katılmamış olduğu için öfkelerini, boş yere gururlanmalarını bilmez. Byron der ki:

<< Sevilen kadın için ölmek, onunla beraber yaşamaktan daha kolaydır. >>

Bir romancının takdirkârı olan kadın, sevdiği yazarda, onun canlandırdığı kahramanların inceliği var sanır; mafsallarının romatizma ile çıtırdadığını, yemekleri güç hazmettiğini, uyuklamalarını, marazi alınganlıklarını tahmin edemez. Yetişilemeyecek kadar uzak kaldıkça, takdir görmek kolaydır.

Şu halde, aşkı zarardan kurtarmak için, kendini sevdirmek ve tanıtmaktan vaz mı geçmeli? Hayır; zira ilk günlerinde bu derece güzel olan böyle fikir aşkları uzun sürmez. Her ne kadar << aşkın yolu ne kadar uzarsa, ince bir ruh o derece fazla zevk duyar >> denilmekle beraber bu yolun, birçok hoş dönemeçlerden geçtikten sonra hedefe varması ve çorak yerlerde kaybolmaması lâzımdır. Aksi takdirde aşk yorulur, uykuya dalar ve gıdasızlıktan ölür. Memba tarafından beslenmeyen ırmak, tükenir. Şu halde, sevilmek arzusu, sevenin ruhunda ergeç bütün kuvveti ile doğacaktır.

O zaman, sevmek sanatı acaba kendisine neler öğretebilir? Aşkın iksirleri mi? Büyü ve tılsımlar mı? Eski şiirler ve peri masalları büyücülerle doludur ve bugün de Theocrite’in ya da Ovide’in devrinde olduğu gibi, Paris’te, Londra’da, New York’ta sayısız kötü tezgâhların başında, çirkin bir acûzeye beşeriyetin bin yıllık haykırışı aksediyor: << Ne yapmalıyım ki beni sevsin? >> Bu haykırışa beşeriyetin yine o kadar eski olan tecrübesi cevap veriyor.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı