İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Ölmek Sanatı

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
14-02-2010 01:10
#1
Ölmek Sanatı
İyi ölmenin iki yolu var: Ölümün hiçbir mânası olmadığına inanan Epiküriyenlerin ölümü; ya da her şeyin ölümde ve öteki dünyada olduğuna iman eden dindar adamın ölümü. Epikür: << Bize göre ölümün hiçbir şey olmadığı fikrine kendini alıştır; zira iyilik ve fenalık, ancak kendi idrakimizde mevcuttur ve ölüm, her türlü idrakten mahrum olmak demektir. Ölümün hiçbir şey olmadığını anlamak, fani hayat için bir neşe kaynağıdır .. Zira hayatın ötesinde hiçbir şey olmadığını iyice anlayan bir insana, hayatta korkunç gelecek hiçbir şey kalmaz .. Ölüm mevcut değildir. Zira yaşadığımız müddetçe ölüm yoktur ve ölüm olduğu anda biz artık mevcut değiliz. >> Dindar filozofa gelince, o da ölümden korkmaz, çünkü ölüm onun için bir geçitten ibarettir ve bu geçidin öte tarafında, sevdiklerini bulacağına ve dünya hayatına göre daha çok daha güzel bir hayata varacağına iman eder.

Bir azizin ve bir kahramanın iyi bir surette ölmesi, bizi pek şaşırtmaz. Fakat bu yükseklik serhadlerine gitmeden, iyi işçilerin de, işlerini sonuna kadar ***ürecek, soylu bir şekilde öldüklerini kaydetmeliyiz. Meslek sahasında ölümlerin bir büyüklüğü var. Balzac ve Proust’ın son nefeslerinde, kendi yarattıkları şahsiyetleri hatırlayarak, biri Doktor Bianchon’u çağırarak, öteki Forcheville’in adını karalayarak öldükleri malumdur. Gramerci Pere Bouhours’un son sözünü bilir misiniz: << Je vais, ya da je vas mourir; (ölüyorum), her iki şekilde de söylenmesi mümkündür. >> İngiltere kralı İkinci Charles, bir kral ve bir centilmen gibi ölüyor: << Ölümüm çok uzun sürdü; umarım ki beni affedersiniz. >> Richelieu de bir bakan gibi ölüyor; ona soruyorlar: << Düşmanlarınızı affediyor musunuz? >>; şöyle cevap veriyor: << Devletin düşmanlarından başka düşmanım olmadı. >> Corot bir ressam gibi ölüyor: << Gökte resim yapılacağını bütün kalbimle ümit ederim >>; Chopin, bir müzisyen gibi ölüyor: << Beni hatırlamak için Mozart’ı çalınız >>; Napoleon bir şef gibi ölüyor: << Fransa .. Ordu .. Orduların başı .. >>; Cuvier, bir anatomist gibi ölüyor: << Başın mafsallandığı yer .. >>; Lacepede, bir natüralist gibi ölüyor: << Buffon’a kavuşuyorum >>; Madam Louise bir kral kızı gibi ölüyor: << Cennete! Çabuk olun, çabuk olun, dörtnala! >>

Meslek bazen adamı o derece derinliklerine kadar istilâ etmiş bulunur ki, adeta onun ölümünden sonra da baki kalır. Hem de doktor olan filozof Halle, kendi nabzını en son atışına kadar dinledi; bir meslektaşına: << Azizim, dedi. Atardamarının hareketi duruyor. >> On sekizinci asrın başında, cezri murabba ve mikâpları (küpleri) çıkartmak için, yeni bir metot yayımlamış olan matematikçi Lagny, artık dostlarını tanıyamayacak bir hale gelmişken ve şuurunu kaybetmiş sanılırken, yanında bulunanlardan biri ona doğru eğilerek: << Lagny, diyor on ikinin karesi nedir? >> Lagny: << Yüz kırk dört >> diye cevap veriyor. Hemen o anda ölmüştü.

Montaigne: << Eğer kitap yazaydım, türlü ölülerin şerhli kaydını yapardım. >> der. Onun temenni ettiği kitabı, iki İngiliz yazarı, Lucas ve Birrell yaptılar. İnsan, bu meraklı kitabı tamamlarken, insanoğlunun cesaretine karşı saygı duyuyor. Bu hikâyelerde gevşeklik ve korku örnekleri pek azdır: << Ölmek, uyumak ve hepsi bu .. Fakat bu ölüm uykusunda acaba ne gibi rüyalar görülür? >>: Her ne kadar Hamlet’in bu korkunç soruyu cevapsız kalıyorsa da, kralların, sanatkârların ya da birtakım zavallı adamların, özetle birçok insanların, bu soruyu korku duymadan sormuş olduklarını bilmek bizim için faydasız değildir.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı