İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Kadının Adı Var

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
15-02-2010 23:24
#1
Kadının Adı Var
El işi ile kafa işinin uyumluluğuna güzel bir misal, istekle yapılmak şartı ile ev kadınının yaptığı iştir. Evini iyi idare eden bir kadın, orada hem kraliçe hem de tebaa (uyruk) dır. Düşünür ve çok defa, düşündüğünü kendi icra eder. Kocası ve çocukları için, çalışma imkânını temin eden odur. Onları üzüntüden korur, doyurur, hem işlerini görür. Maliye Bakanı odur ve onun sayesinde aile bütçesi denk kalır. Güzel sanatlar umum müdürü de odur, onun sayesinde ev ya da apartman daireleri cazip bir hava kazanır. Ailenin Kültür Bakanı yine odur; meselâ, erkek ve kız cocugunun mühendis olabilmesi ya da kültür sahibi olarak yetişmesi onun sayesindedir.

En büyük devlet adamı bir memleketi düzeltmekten iftihar ettiği gibi, bir kadın da, evini küçük bir mükemmel âlem haline getirmekten o derece iftihar duysa yeri vardır. İşlerin görülmesinde, rütbe ve derecenin hiç ehemmiyeti olmadığını pek haklı olarak söyleyebiliriz. Boyutları ne olursa olsun, mükemmel olan her şey mükemmeldir. Kadınların evde yaptıkları tesirin, bir toplum hayatını değiştirmesi ve iyileştirmesi bakımından oynadığı rolün ehemmiyeti âşikârdır. Ev kadınlarının tesirlerini pekâlâ kendi günlük yaşamımızda da gözlemleyebiliriz. Örneğin, apartmanlarını, evlerini zevkle süslemeyi, çocuklarını iyi bir şekilde giydirmeyi, mutfak masrafını en iyi bir tarzda kullanmayı becerebilen yapıları sayesinde bütün bir mahalle hayatı, tamamı ile değişmiş bulunmaktadır.

Fazla zengin sınıflar dışında, kadına düşen iş, en güç olandır; çünkü durup dinlenecek zamanı yok gibidir. Çalışan hanımlar dahi eskilerin iki pazarlı hafta (İkinci Dünya Savaşından az evvel tatbike başlanan Fransız iş kanunlarına göre, birçok fabrika ve mağazalarda beş gün çalışılarak, haftanın üst üste iki gününde tatil yapılmakta ve bu sisteme iki pazarlı hafta denilmektedir.) dedikleri şimdiler de Cumartesi, Pazar olan tatil günleri bir güne düşmüş bulunsa da (hatta bazı işyerlerinde o bir gün de yok maalesef), onların nazarında, iş günlerinden sonra evi temizlemeye, çamaşıra, söküklere, çocuklara tahsis edebilecekleri iki gün ya da bir gün demek oluyor. Aile içinde daima çabucak görülmesi icap eden bir iş bulunuyor. Buna, çirkin olmamak, insanlar içine temiz giyinmiş çıkmak ve kültürlenmek endişesini de katınız! Kadınlık işi, iyi başarıldığı takdirde, hakikaten pek az boş zaman bırakan fakat mükâfatını da o nispette çabuk bulan bir iştir. Tam bir kadının pek az para ve çok candan çalışmak sayesinde, bir iki gün içinde, harap ve kasvetli bir meskeni bir cennet köşesi haline koyduğunu görmekten güzel ne olur! İşte burası çalışmak sanatı ile sevmek sanatının birbirine kavuştuğu noktadır.

Ancak hiçbir sosyal güvencesi ve ek geliri olmayan ev hanımlarının özel sigorta ve özel emeklilik paketleri hariç maalesef emeklilik imkânları bulunmamaktadır. Geçtiğimiz senelerde bazı kanunlar bunu mümkün kılmak istese de bu en son ki duruma bakılırsa netice pek olumlu değildir. Oysa daha çok değil yakın zamanda, Türk milleti Atatürk’ün önderliğinde, esarete direnmiş, zulmün süngüsünü kanının alevinde eriterek bağımsızlığına kavuşmuş ve hemen ardından reformlarla Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının yanı sıra birçok haklar verilerek hanımefendiliği taçlandırılmıştır. Şimdilerde ise varlığının değeri yokluğu ile terbiye olmuş, o yıllarda ki önemi kaybolmuştur! Peki, karanlığa ışık olan o manzaralar nerede? Kentte, kırsalda, köyde kısacası her yerde, kadın, kendi varlığından canı sıkkın ve yorgun ise ailesine, çevresine hoşluk getirebilir mi? Üreterek ve paylaşarak mutluluğu elde etmek için her şeyden evvel başta kadınımıza ehemmiyet vermeliyiz. Gelişerek bir yandan da insan olmakla nasıl ortak bir ruha, ortak bir yaşam ve yazgıya sahip olduğumuzu unutmamalıyız. Bununla birlikte bir kültürün gelişmesini ve toplumun sağlamlığını, o toplumu oluşturan bireylerin karşılıklı sevgi ve hoşgörüsü belirler. Çünkü insanların adaletten çok sevgi ve dostluğa ihtiyacı vardır. Özellikle ahlâka aykırı her eylemin, aslında insanın kendinden ve ideallerinden ayrılması demek olduğunu ve daha iyi ‘’ ben ‘’ ine karşı sadakatsizliği deyimlediğini bilmeliyiz. Nitekim duygudan yoksun bir varlık, kendinin ayırtında olmayan, nesne ve olaylardaki anlamı kavrayamayan kimse sırf bir yaratıktır, ona insan denemez!

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı