İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

İkinci Cins [Le Deuxieme Sexe]

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
14-03-2010 13:11
#1
İkinci Cins [Le Deuxieme Sexe]
Yüz iki yıl önce 9 Ocak 1908 tarihinde doğan Simone de Beauvoir kırk yaşına bastığında tarihin en eski sorununa dikkat çeken ve çözüm öneren kitabına ad olarak verdiği sözü söyledi:

<< Le Deuxieme Sexe >>

Türkçe << İkinci Cins >> anlamına gelen, << modern kadın hareketleri >> felsefesinin temeli oldu. Dünya dillerinde << ayrımcılık >> anlamında yer edindi.

Fransa’da << Le Deuxieme Sexe >>, yayımlandığı zaman büyük bir ilgi gördü. İki yıl içinde kitap 97 defa basıldı. Erkek egemen dünyadan tepkiler, daha doğrusu hareketlerse, yazarını da şaşırttı. Oysa o kavgayı değil, barışı, çatışmayı değil, uzlaşmayı, düşmanlığı değil, kardeşliği istiyordu.

Kökleri çocukluğuna uzanıyordu << Le Deuxieme Sexe >>’in:

<< Her gün öğle yemeği, her gün kirli bulaşıklar! Hep yeniden başlanan; ama hiçbir yere ***ürmeyen saatler .. Benim yaşamım da böyle mi olacak? ‘Hayır’ dedim kendi kendime bir tabak yığınını duvardaki dolaba koyarken, benim yaşamım başka bir şeyler getirecek. Annem çevresindeki öteki tüm kadınlar gibi anneliği bir kadının yaşamındaki en yüce şey olarak kabul etmekteydi. Kendileri de çocuk sahibi olacak çocuklara sahip olmak, hep aynı bitmeyen şarkıyı tekrarlamaktan başka bir şey değildi.

Bilgin, sanatçı, yazar, düşünür, tüm bu kişiler içinde her şeyin kendi varoluş hakkını elde ettiği başka, aydınlık, neşeli bir dünya yarattılar. Ben günlerimi bu dünyada geçirmek istiyordum. Burada kendime bir yer yaratmaya kesin kararlıydım. >>

Filoloji ve matematik okuyup felsefe öğrenimine geçti. Beauvoir, üniversitede öğrenciyken ölünceye değin birlikte yaşayacağı Jean – Paul Sartre’la tanıştı.

Öğretmenliğe başladıklarında birbirlerinden 800 km. uzakta yerlere atandılar. Simone de Beauvoir yeniden << kendi kendisini buldu >> Kendi ayakları üzerindeydi, yalnız bir kadın olarak tüm dünyayla karşılaştı ve böylece kendi << ben >> ini, << Le Deuxieme Sexe >> olduğunu keşfetmeye başladı:

<< Sanki yaşam öykümde tam bir dönüm noktası olmuş gibiydi. Buradaydım, yalnız elleri boş, geçmişimden ve sevdiğim her şeyden kopmuş artık ve artık yapayalnız günbegün yaşamak zorunda büyük kente bakıyordum. Şimdiye dek tümüyle başka insanlara bağımlı olmuştum. Sınırlarım ve hedeflerim belirlenmiş ve bana büyük bir mutluluk verilmişti. Burada kimse benden haberdar değildi. Bu damlardan herhangi birinin altında haftada öndört saat ders vermek zorundaydım. >>

Paris’e döndüklerinde Sartre’nin << Ev >> dediği bir otelin ikinci katına yerleştiler. << Böylece hem iki kişilik yaşamın olanaklarından yararlanıyor hem de pürüzlerinden kurtuluyor >> var güçleriyle yazıyorlardı. << Le Deuxieme Sexe >> i bu defa İkinci Dünya Savaşı erteledi:

<< Aniden tarih beni kendine çekti, paramparça oldum. Kendime geldiğimde tüm dünyaya yayılmış, liflerimle herkese ve her şeye bağlanmıştım. Fikirler, değerler tümü alt üst olmuştu, hatta mutluluk bile önemini yitirmişti. >>

Derken Sartre cepheye gitti. Tutsak düştü ve bir kampa kapatıldı. Simone de Beauvoir savaşı, sevdiği adama bir şey olmasından korkan bir kadın olarak yaşadı. Artık savaşın içindeki tüm kadınların kaderini paylaşıyordu. Kaçamak ziyaretler, bekleme, endişeler ..

<< Duygularımı, umutlarımı, korkumu isyanımı yüzleri belirsiz; ama bana varlığını duyumsattıran bir kitleyle paylaşıyordum. Bu kalabalık her yerdeydi, benliğimin dışında ve içinde. >>

Sartre kurtulup geri döndüğünde savaşın alevleri dünyaya yayılmıştı. Simone de Beauvoir savaşın acımasız korkunç yüzünü gördü.

1946 yılında << Şimdi ne yazmam gerekiyor? >> Sorusunu kendi kendine sordu. Ardından şu soru geldi:

<< Kadın olmak benim için ne ifade etti? >>

Bu sorularla çarçabuk başa çıkacağını sandı. Sartre ondan daha derin araştırmaya girmesini istedi:

<< Siz bir erkek gibi yetiştirilmediniz, bu daha iyi araştırılmalı >> dedi.

Simone de Beauvoir daha derin bir araştırmaya yönelince, << Daha iyi araştırdım ve bir keşifte bulundum: Bu dünya erkeklerin dünyasıdır, gençliğim erkekler tarafından uydurulmuş masallarla beslendi ve sanki bir erkek çocukmuşum gibi buna hiçbir tepki göstermedi. İlgim o kadar çok artmıştı ki, ‘Kadın olmak diye bir şey olduğu’ nun belli belirsiz bilincine vardım. Kırk yaşını aşmış koşullarının ve kazançlarının tüm farklılıklarına karşın aynı deneyimi edinmiş olan birçok kadınla birlikteydim. Yazdığım için onlardan başka bir durumda olduğum için ve belki de iyi bir dinleyici olduğum için bana birçok şey anlatıyorlardı. Yavaş yavaş çoğu kadının yoluna çıkan güçlükleri, tuzakları, engelleri görüyordum. >>

Çalışmaları ilerledikçe hızlı değişim yaşadı.

<< Kolektif gök mavisinden, diğer birçoklarıyla birlikte yeryüzünün tozuna düştüm, yer yıkılmış hayallerle dolmuştu. >> Kendi kendine şunu söyledi:

<< Ne çok aldatıldım! >>

<< Ben kadınları genelde gördüğüm gibi anlattım, bugün de öyle görüyorum: Parçalanmış! Kadın ya evlidir ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir ya da evli olmadığı için acı çekiyordur. Dünya her zaman erkeklere ait oldu. Ne olursa olsun doğurma ve emzirme aktif eylemler değil, doğal işlevlerdir. Bu durumda tasarı yoktur ve bu yüzden de kadın bunlardan var oluşunun önemli bir onaylanmasını bulamaz. Kendini adadığı annelik göreviyle uyuşabilen tek etkinlik olan ev işleri ona tekrardan başka bir şey getirmez. Her gün aynı işler, hemen hiç değişmeden yüzyıllarca süren bir biçimde yinelenir: Onlardan yeni bir şey üremez. Kadının hiçbir zaman altın çağı olmamıştır, politik güç hep erkeklerin elinde olmuştur. Erkek kurumlar ve efsaneler oluşturarak hâkimiyetini gittikçe sağlamlaştırmıştır. >>

Simone de Beauvoir, Montaigne’nin sözleriyle uyarır:

<< İki cinsten birini suçlamak öbürünü bağışlamaktan çok daha kolaydır. >>

<< Le Deuxieme Sexe >> ile o denli ünlü olan deyimini söyler:

<< Dünyaya kadın olarak gelinmez, zamanla kadın olunur. >>

Çözümü de ekler:

<< Çekişme, erkeklerle kadınlar birbirlerine insan gözüyle bakmadıkça, yani kadınlık şu anki durumuyla kaldıkça sürecektir. >>
shinnoq Teşekkür etti.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı