İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Üsküdar Şehitleri

cansın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Üye
Üyelik tarihi:
04/2008
Mesajlar:
9.044
Konular:
6189
Teşekkür (Etti):
648
Teşekkür (Aldı):
994
Ticaret:
(0) %
18-03-2010 15:12
#1
Üsküdar Şehitleri
52 yıl önce 1 Mart günü 72 no.'lu Üsküdar adlı Şehir hatları yolcu gemisi çoğu ilköğrenim öğrencisi olan 500’e yakın yolcusuyla saat 12:45’te İzmit Vapuru İskelesi’nden hareket etti ve .. Körfezde bir anda patlayan lodos fırtınasının dalgalarına karşı koyamayıp yolcularıyla birlikte sulara gömüldü.

Gemi kaptanının bu durumda yapabileceği hiçbir şey yoktu; çünkü fırtına gemiyi suların dibine çekmeden kaptan köşkünü gemiden koparmış, gemi ve yolcularından önce geminin kaptan köşkünü ve kaptanını suların dibine gömmüştü.

Bu olayda kesin olarak bilinen tek rakam kurtulan kişilerin sayısının 37 olduğudur. Gemiye kaç kişinin bindiği kesin olarak bilinmediği için kaza kurbanlarının sayısı bugün de kesin olarak bilinmemekte, kimi kaynaklara göre kurban sayısının 300 – 400 arasında kimi kaynaklara göre 400’ün üzerinde olduğu ileri sürülmektedir.

Denetimsiz kalan gemi dalgalarla boğuşmaya başladı. Az önce neşe içinde arkadaşlarıyla birlikte yola çıkan öğrenciler, bir anda kendilerini ölümün kucağında buldular. Neye uğradıklarını bilemeyen çaresiz küçük öğrenciler ve geminin öteki yolcuları, büyük bir panik içinde, çığlıklarla gemiyle birlikte İzmit Körfezi’nin dondurucu sularına gömüldüler.

Bu olay şimdi tam 52 yıl geride kaldı ama .. Yüzlerce anne babanın yüreğindeki evlat acısı hiçbir zaman geride kalmadı, onların yaşamı süresince canlılığını ve acısını sürdürdü.

Toplumsal ve denizcilik tarihimize Üsküdar Deniz Faciası olarak geçen << görünen kaza >>, Türk sularında oluşan ölü sayısı en yüksek deniz faciasıdır. Türk denizcilerinden binlerce kilometre uzakta Japon denizlerindeki Ertuğrul faciasından sonra en fazla insanımızı bu olayda yitirdik. Bu öyle bir faciadır ki, ne yazık ki ölen insan sayısı bile tam olarak tespit edilememiştir.

Ertuğrul, Refah ve Dumlupınar gibi öteki deniz facialarındaki şehitlerimiz, mesleği denizcilik olan, denizlerde görev yapmak için eğitim almış, subay ve astsubayların ve vatan borcunu ödemek için ordumuzun deniz kuvvetlerinde görev yapan bahriye eri Mehmetçiklerdi.

Üsküdar şehitleri ise, genç ihtiyar her yaştan, sivil halktan, okullarından evlerine dönmekte olan öğrencilerden oluşuyordu.

Sadece bu yönüyle bile Üsküdar faciası başımıza gelen diğer deniz facialarıyla kıyaslanamayacak denli farklı bir özelliğe sahiptir.

Üsküdar vapuru ne Karadeniz’in hırçın dalgalarında, ne de Ege ve Akdeniz gibi bir başka açık denizde battı.

Bu facia üç yanı denizlerle çevrili yurdumuzun açık denizlerin acımasızlığından korunaklı, Marmara gibi bir iç denizin kıyısında, İzmit körfezinde meydana geldi. İzmir körfezi, dünyanın en dar körfezlerinden olup, üç yanı denizlerle çevrili ülkemizde gölden farksız bir konumdadır.

Onun bu konumunun özelliği nedeniyle, Türk denizciliğinin kalbi Donanma Komutanlığı ve savaş tersanelerimiz İzmir körfezinde, Gölcük’te kurulmuştur.

Ertuğrul ve Refah gemileri kurtarma araçlarından kilometrelerce uzakta bulunan açık denizlerde batmıştı. Bu facialardaki ölü sayısının yüksek olmasının nedeni, can kurtarma imkânlarının çok uzakta olmasıydı.

Oysa Üsküdar vapurunun battığı yer, kurtarma araçlarından uzakta değildi. Türk denizlerinin hiçbir yerinde olmadığı kadar yoğun can kurtarma olanakları bu bölgede yeterince bulunuyordu. Buna karşın Üsküdar faciası kurbanlarının sayısı, açık denizlerde meydana gelen facialardaki can kayıplarını aratmayacak denli yüksek olmuştur.

<< Ben merhum kaptanın da, deniz mürettebatının da bunda kabahatleri olmadığına inanıyorum. Eğer bir kabahat varsa o da yıllar yılı devam etmekte olan bir ihtiyatsızlığımızdır. >> Halide Edip Adıvar – Yeni İstanbul gazetesi. 10 Mart 1958

Üsküdar faciası kurbanları apaçık bir umursamazlığın, görülmemiş bir sorumsuzluğun kurbanı oldular. Yakınlarının cesedini bulabilmek isteyen kederli ve çaresiz insanlar Körfez kıyılarında günlerce bekleyip durdular. Üsküdar vapuru ile birlikte körfezin serin sularına gömülen yolculardan kimilerinin cesedi, haftalar sonra balıkçılar tarafından bulunabildi. Kimi kaza kurbanı yakınları ise, aradıkları cesedi bulamamanın acısıyla bir kat daha acılara gömüldüler.

<< Bizim için ölüm değil, hayat bir tesadüftür. Bizler, tesadüfen ölmüyoruz, tesadüfen yaşıyoruz. >> Hasan Ali Yücel – Cumhuriyet gazetesi. 8 Mart 1958

Kimi hukukçular, Üsküdar faciasının hukuksal yönünün adalet tarihimizde kötü bir örnek oluşturduğunu ileri sürmektedirler. Onların savlarına göre bu faciada yaşanan haksızlık ve hukuksuzluklar sayılmayacak denli çoktur.

Dönemin siyasal yöneticileri facianın sorumlularından hesap sorma gereği duymadılar. Tüm suç olay sırasında ölen zavallı kaptana yüklendi. Hiçbir yönetici, olaydan sorumlu olarak görevden alınmadı.

<< Başımıza gelmiş ve gelebilecek bütün felaketlerin asıl amili mesuliyet şuursuzluğudur. Bu şuursuzluk devam ettikçe bu memlekette hiçbir zaman can emniyeti olamaz. >> Peyami Safa – Milliyet gazetesi. 4 Mart 1958

Facianın mağdur ettiği aileler, facianın meydana gelmesinden sorumlu olan Denizcilik Bankası’ndan maddi tazminat alabilmek için yıllarca hukuk savaşı vermek zorunda kaldılar. Kimi aileler zamanında dava açmadıkları gerekçesiyle, hakları olan tazminatları kendilerine ödenmedi. Konu TBMM’ye değin iletildiği halde hâlâ tazminat ödenmemiş aileler vardır. Hak sahibi olan insanlar içinde aradan geçen 50 yıl boyunca tazminatını alamayıp yaşlanarak ölenler bile bulunmaktadır. Üsküdar faciasının tek tesellisi ilerideki yöneticilere bir ders oluşturmasıydı fakat .. Galiba o << dersin de pek bir öğrencisi olmadı. >>
Genghis Khan Teşekkür etti.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı