İPUCU

Genel Kültür Örf adetlerımız vede toplumumuzun vede bızlerın bılmesı gereken konular

Seçenekler

Türkçesi varken...!!

KhrYsaOR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
04/2009
Mesajlar:
13.923
Konular:
8027
Teşekkür (Etti):
598
Teşekkür (Aldı):
3170
Ticaret:
(0) %
23-05-2010 14:16
#1
Türkçesi varken...!!
"Türkçe senin ana dilin!
İlk öğrendiğin dil!
Daha iyi ifade edemezsin kendini yabancı sözcüklerle!
Boşuna inkar etme, en iyi Türkçe'yi biliyorsun!
Başka bir dile özenmek yerine; sahip çık kendi diline!
Yerini tutar mı okuduğun güzel
Şiirlerin, annenin sana söylediği ninnilerin,
Ilk aşkından duyduğun “seni seviyorum”un?

"Enternasyonal" demeyiver bu seferlik, "uluslararası"nı dene!
Kendin için dene!
Faydası olacak sana ve senden sonrakilere! İnan buna! Kalpten inan!
Yüzyıllar boyunca konuşulagelmiş, çok ayrıntılı ve kusursuz bir
dilbilgisine sahip olan bu dile saygı duy!

Yabancılaşma kendine, kendi insanlarına...
Konuşamadığında kendi halkınla, farkedeceksin içler acısı durumunu!
Öyle bir dil yaratmışsın ki kendine İngilizce - Fransızca - Arapça...
Ne sen anlarsın kendi insanını, ne o anlar seni...
Ve kimse kimseyi anlamadığında, millet de kalmaz ortada, vatan da...
Bu hayatının sonudur, kabul etmek istemesen de...

Son bir şansımız daha var Türkçemiz için, insanlarımız için, Türkiye
için…
Baştan "hoşçakal" diyerek başlayalım "bye bye" yerine..."
KhrYsaOR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
04/2009
Mesajlar:
13.923
Konular:
8027
Teşekkür (Etti):
598
Teşekkür (Aldı):
3170
Ticaret:
(0) %
23-05-2010 14:16
#2

Uyan Neo Teşekkür etti.
KhrYsaOR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
04/2009
Mesajlar:
13.923
Konular:
8027
Teşekkür (Etti):
598
Teşekkür (Aldı):
3170
Ticaret:
(0) %
23-05-2010 14:16
#3
1930'lardan 1980'e kadar dilin sadeleştirilmesi,devletin,aydın kesiminin dilinin halk diliyle daha da bütünleşmesi hareketi yaygınlaşmıştır.Ama son 5-10 yılda halk diline kadar geçmiş,iyice yerleşmeye başlamış Türkçe terimlerin yerine,garip "Anglomanlıca" sözlerin kullanılması adet oluverdi...

İşte size birkaç örnek:

-vekiller heyeti>bakanlar kurulu>kabine
-mebus>milletvekili>parlamenter
-matbuat>basın-yayın>media
-muhaberat>iletişim>komünikasyon
-içtimai>toplumsal>sosyal
-kanuni>hukuki>yasal>legal
-meclis>parlamento
-mesele>sorun>problem
-usul>yöntem>metot
-asgari>en az>minimum
-azami>en çok>maksimum
-faaliyet>etkinlik>aktivite
-karmaşa>kaos
-müdür>yönetmen>direktör
-teşkilat>örgüt>organizasyon


*Anglomanlıca:Oktay Sinanoğlu'nun tanımına göre anlamı ne İngilizce'ye,ne de Fransızca'ya benzeyen kelimelerdir...
bayburt-1997, Uyan Neo Teşekkür etti.
KhrYsaOR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
04/2009
Mesajlar:
13.923
Konular:
8027
Teşekkür (Etti):
598
Teşekkür (Aldı):
3170
Ticaret:
(0) %
23-05-2010 14:16
#4
Günlük hayatta kullandığımız,dilimize yerleşmiş fakat başka dilden dilimize karışmış sözcükler için diyoruz ki:Türkçesi varken!...


-A-

abone: sürdürümcü. > abone yapmak: sürdürümcü yapmak...
absürt: saçma,anlamsız.
adaptasyon: uyarlama,uyma. > adapte etmek: uyarlamak. >
adapte olmak: uyum sağlamak. > adaptör: uyarlayıcı,uyarlaç...
adisyon: hesap.
afaroz: dışlama.
agresif: saldırgan,yırtıcı.
ağustos: derim > ağustos böceği: cırcır böceği...
ahenk: uyum,ezgi...
air-conditioner: havalandırma.
ajan: casus.
ajanda: günce.
aksiyon: hareket,eylem,başlıca olay...
aktif metot: etkin yöntem...
aktivite: etkinlik. > aktivist: etkinci,eylemci...
akustik: yankı bilim.
akut: ilerlemiş,ileri.
alarm: uyarı.
alg: su yosunu.
almanak: yıllık.
ambalaj: sarım,sarmaç.
ambiyans: hava.
amortisman: aşınma payı,sönüm.
ampirik: deneye dayalı. > ampirist: deneyci...
anafor: çevrinti.
analist: çözümleyici.
anatomi: gövdebilim. > anatomik: gövdebilimsel...
anchorman: ana haber sunucusu.
anektod: fıkra,hikayecik.
angajman: bağlantı.
animasyon: canlandırma. > animatör: canlandırıcı...
ankesörlü telefon: kutulu telefon...
anonim: adsız,ortak.
ansambl: topluluk.
anti: karşı. > anti-biyotik: dirimkıran.
antik devir: ilkçağ.
antik: eskil.
antipati: iticilik,sevimsizlik. > antipati duymak: kanı kaynamamak.
antre: giriş.
apolet: omuzluk.
aqualand/akualand: su bahçesi.
aranje etmek: düzenlemek. > aranjman: düzenleme. > aranjör: düzenlemeci...
argo: yozdil.
aritmetik: sayıbilim.
arkeoloji: kazı bilimi.
aroma: hoş koku.
asparagas: şişirme haber.
astrolog: yıldızbilimci. > astroloji: yıldızbilim.
aşağılık kompleksi: aşağılık duygusu.
ateist: tanrıtanımaz.
atlet: koşucu.
atmosfer: havayuvarı.
attach: eklemek.
aut: dış.
avans: öndelik.
averaj: ortalama.
bayburt-1997, Uyan Neo Teşekkür etti.
KhrYsaOR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
04/2009
Mesajlar:
13.923
Konular:
8027
Teşekkür (Etti):
598
Teşekkür (Aldı):
3170
Ticaret:
(0) %
23-05-2010 14:16
#5
DiL ve KüLTüR!...

Dil ve kültür kavramları yapışık ikizler gibidir.
Siz onları birbirinden ayırmak isteseniz de onlar ayrılmamakta direnirler.
Hepimizin yakinen bildiği gibi insanlar,topluluklar halinde hayatlarını idame ettirirler.
Beraber yaşayan insanlar, dil sayesinde birbirleriyle iletişim kurarlar.
İletişim sadece bugünle sınırlı bir kavram değildir.
Geçmişi bilmek ve geçmişteki tecrübeleri günümüze taşımak da iletişimin önemli bir parçasıdır.
Milletlerin sözlü ve yazılı birikimleri kültürü oluşturur.
Dil,din,sanat,gelenek ve görenekler,mimarî eserler,giyim-kuşam,yiyecek ve içecekler,her türlü eşya;kültürü oluşturan unsurlardır.
Söz konusu bu öğeler,dille beraber geçmişten geleceğe aktarılır.
Bu nedenle büyük Türk sosyologu ve düşünürü Ziya Gökalp,dili kültürün temel unsuru ve taşıyıcısı olarak kabul ediyor.
Gökalp,bu fikrinde yerden göğe kadar haklıdır.
Dilin taşıyıcılık fonksiyonu olmasaydı bizler altı yüz yıllık Osmanlı kültüründen ve medeniyetinden nasıl haberdar olacaktık?
Kütüphanelerimizdeki on binlerce ciltlik yazma eserler tarihin canlı belgeleridir.
Altı yüz senelik kültür hazineleri,dil kalıbına konularak adeta dondurulmuştur.
Böyle sihirli bir güç olmasaydı tarihimizden,kültür ve medeniyetimizden haberdar olabilir miydik?
Bu soruya verilebilecek cevap koca bir “HAYIR” dan başka bir şey olamaz elbette.
Dilin yazı ve söz olmak üzere birbirinden farklı iki ayrı yönü vardır.
Sözün hükmü geçicidir.
Oysa yazı ilelebet kalıcıdır.
Büyük mutasavvıf şâir Yunus Emre,bu hakikati “Söz uçar,yazı kalır” çarpıcı vecizesiyle ifade etmiştir.
Bunu bilmek için âlim olmaya gerek yok.
İnsanın hafızası unutmaya meyillidir. “Hafıza-ı beşer nisyan ile malûldür” sözü de bunu tüm çıplaklığıyla ortaya koymuyor mu?
Milletleri birbirinden ayıran unsurların başında,onların sahip oldukları dil,kültür ve medeniyet gelmektedir.Onun için bu üç unsur millîdir.Bu üç unsura sahip olmayan topluluklara millet denilemez.
Onun için milletlerin büyüklüğü bu unsurlarla ölçülür.
Türk Milleti,tarihinin en kritik ve zor dönemlerinde bu millî değerlerine sahip çıkarak aydınlığa erişmiştir.
Günümüzde Türk dili üzerinde sinsi oyunlar oynanıyor.
Yüzyıllardır dilimizi süsleyen ve millet olarak kenetlenmemizi sağlayan kelimelere savaş açılmıştır.
Onların yerine ne idüğü belirsiz uydurukça kelimeler sokulmaya çalışılıyor.
Bu, bilmeyerek yapılıyorsa gaflettir.
Şayet bilerek,planlı yapılıyorsa hıyanettir.
Buna bu millet müsaade etmez.
Dil,milletin fertlerini birbirine bağlayan çimentodur.
Hiç kimse bu çimentonun göz göre göre sökülmesine izin vermez.
Bugün dilimizde bir kısım yabancı unsurun varlığı,herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Mehmet Kaplan’ın dediği gibi: “Her millet dilini ve kültürünü yüzyıllar boyunca yoğurur.Bu esnada o,akan bir nehir gibi,içinden geçtiği her topraktan bazı unsurları alır.Her medenî milletin konuşma ve yazı dili,karşılaştığı medeniyetlerden alınma kelime ve deyimlerle doludur.Bu bakımdan her milletin dili,o milletin çağlar boyunca yaşadığı tarihin adeta özetidir.
Kaplan’ın sözleri aslında hadisenin görünmeyen yüzünü de sunuyor bize.Yeter ki kasıtlı ve planlı olarak dilimizi yozlaştırmayalım.
Ötekisi devede kulak kalır.
Bu böyle biline!...

M.Nihat Malkoç
bayburt-1997, Uyan Neo Teşekkür etti.
KhrYsaOR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
04/2009
Mesajlar:
13.923
Konular:
8027
Teşekkür (Etti):
598
Teşekkür (Aldı):
3170
Ticaret:
(0) %
23-05-2010 14:17
#6
Türkçenin Rekorları, Dilimizin Kıymetini Bilin

En uzun kelime: muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebilecekleri mizdenmişsinizcesine (70 Harf) (Açıklama sayfanın altında.)
TDK'daki en uzun kelime: kuyruksallayangiller (20)
En uzun palindromik kelime: esneyemeyense (13)
Tersten okunduğunda da anlamlı olan en uzun kelime: ıralamamalara, aralamamaları (13)
Art arda çifter çifter en çok harf bulunduran kelime: maatteessüf (4)
En uzun bir sesli bir sessiz giden kelime: mücadelecileşiveremeyebileceğimizin (35)
Harf tekrarı içermeyen en uzun ekli kelime: hüpletiyormuşsanız ve hödükleşmiyorsanız (18)
Harf tekrarı içermeyen en uzun eksiz kelime: konseptüalizm (13)
Sadece bir harfi farklı olan en uzun eksiz kelime çifti: mahrumiyet, mahkumiyet (10)
Alfabemizin ilk 14 harfi ile yazılan en uzun kelime: affedicideki (12) (İsmet Keskinsoy)
Alfabemizin son 14 harfi ile yazılan en uzun kelime: tutuşturtuşumuzunmuş (20)
En uzun kısaltma: İYSSKSİİD (9)
(İş Yerinde Sağlık, Sağlık Korunması ve Sigorta İle İlgili Danışma (Komitesi). Kaynak: Kısa Adlar ve Kısaltmalar Sözlüğü - A.Aysan, S.Tuncay, İ.Gönülal)
En çok anlamı olan kelime: çıkmak (İsmet Keskinsoy)
(TDK'da 58 anlamı sayılmış)
Aynı kökene sahip olup en çok farklı şekilde kullanılan kelime: hakan, han, kaan, kağan (4)
Farklı köklere sahip olup en çok anlamı olan kelime: karın (4)
(Dört anlamı: kar kelimesinin 1.tekil şahıs iyelik hali, karmak fiilinin 2. çoğul şahıs emir hali, karı kelimesinin 2. tekil şahıs iyelik hali, karın kelimesi.)
En çok anlamdaş: tuvalet, ayakyolu, memişhane, apteshane, kenef, hela, yüz numara, kademhane

Bir harfi en çok içeren kelimeler:

alafrangalaştıramayacaklardansalar (13)
beybabalaşabilen (4) (İsmet Keskinsoy)
seccadecileşecekmişsinizcesine (5) (Cihan Altay)
çiçekçiymişçesine (4)
didindirdiklerimizdendir
gelenekselleştiriveremeyebileceklerdenseler (15)
gepgergin (3)
dağdağasızlığa (3)
hahhah (4) (İsmet Keskinsoy)
sıkıntısızlaştırıcılığınızın (11)
kişiliksizleştiricileştiriverebileceklerimizdenmiş sinizcesine (16) (Cihan Altay)
janjan (2) (Ferit Öztürk)
kikirikleşecektik (5)
tellallaşılabilmeli (7) (Metin Örsel)
mükemmelleşemememmiş (7)
anneanneninkininsin (9)
otokontrolsüzleşiyor (5) (Metin Örsel)
hötöröf (3) (Ferit Öztürk)
muharrirleştirivermişlerdir (7) (İsmet Keskinsoy)
hassasiyetsizleşseymişsin (İsmet Keskinsoy)
şişikleşmişmiş (5)
tattırttıktan
unutturuculuğumuzunmuş (10)
düşündürttürücülüğümüzünmüş (11) (İsmet Keskinsoy)
verevleşivermek (3) (Metin Örsel)
yayımlayamayayım (5)
lezzetsizleşemezseniz (5) (İsmet Keskinsoy)

Harf Sayıları
2 harften oluşan en uzun kelime: ememememe (9)
3 harften oluşan en uzun kelime: yamayamamaya, yamayamamama (12)
4 harften oluşan en uzun kelime: mayalayamamamla (15)
5 harften oluşan en uzun kelime: mayalayamamalıyım (17)
İçindeki her harf birden fazla geçen en uzun kelime: serserileşememişlerse (21)
İçindeki her harf tam ikişer kez geçen en uzun kelime: kükürtatarının (14)
(kükürtatar: kükürtlü buhar çıkaran ve üzerinde kükürt biriken alan)
İçindeki bütün harfler ya bir ya da iki kez geçen en uzun kelime: törpüleyemiyormuşsanız (22)
İçinde en çok sayıda farklı harf bulunduran kelime: gölcükleştiriyormuşsanız (20) (İsmet Keskinsoy)


En uzun kelime için açıklama: Kötü amaçların güdüldüğü bir öğretmen okulundayız. Yetiştirilen öğretmenlere öğrencileri nasıl muvaffakiyetsizleştirecekleri öğretiliyor. Yani öğretmenler birer muvaffakiyetsizleştirici olarak yetiştiriliyorlar. Fakat öğretmenlerden biri muvaffakiyetsizleştirici olmayı, yani muvaffakiyetsizleştiricileştirilmeyi reddediyor, bu konuda ileri geri konuşuyor. Bütün öğretmenleri kolayca muvaffakiyetsizleştiricileştiriverebileceğini düşünen okul müdürü bu duruma sinirleniyor, ve söz konusu öğretmeni makamına çağırıp ona diyor ki: " Muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebilecekleri mizdenmişs
inizcesine laflar ediyormuşsunuz ha? ..."


iste güzel türkcemiz.. lütfen biraz daha hassasiyet...
bayburt-1997, Uyan Neo Teşekkür etti.
KhrYsaOR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
04/2009
Mesajlar:
13.923
Konular:
8027
Teşekkür (Etti):
598
Teşekkür (Aldı):
3170
Ticaret:
(0) %
23-05-2010 14:17
#7
Pop-Türkçe!

Yaşı yolun yarısını geçenler çok iyi anımsayacaklar, daha gençlerse belki şaşıracaklar; bir zamanlar Türkçe sözcükler de tıpkı bizler gibi ikiye bölünmüştü: Sağcılar ve solcular.

'Yanıt' solcuydu, 'cevap' sağcı. 'Örnek' neredeyse yargılanacaktı 141-142'den. 'Mesela' ise, gericilikten hükümlüydü!
Elbette hakkını yememek gerek; 'solcu' sözcükler masumdu, ta Atatürk'ten bu yana özleşmenin ürünüydüler. Ötekilerin ise, bunlar karşısında tüyleri diken diken oluyordu ve onlara yer açmak bir yana, onları ihbar ediyorlardı! 12 Eylül gelip çattığında, elbette affedilmeyecekti yeni sözcükler. TRT'den, okullardan, resmi kuruluşlardan süngü zoruyla kovuldular. Dünyada, dilini böylesi yanılsamalarla algılayan başka ulus var mıdır, varsa ne sonuca ulaştılar bilmiyorum ama biz, en ağır cezaya çarptırıldık: dilimizi yitirmek....
İlk ve orta öğretimin en büyük başarılarından biri de herhalde öğrencileri ana dillerinden nefret ettirmek olmuştur. Öznelerin, tümleçlerin, zarfların, zamirlerin arasında soğuk terler dökmeyen kaç kişi vardır sınavlarda?
Artık, Türkçe konusu açıldığında birçok genç "Oh my god, yine mi Türkçe?" diye kaçacak yer arıyor. Türkçe bir tabela, marka, dergi, kurum adı bulmak zaten artık olanaksız da; bir de üstüne, şimdilerde 'x-q-w' harfleri, politik soslu bir sorun olarak uç vermeye başladı. Dilin ardından alfabe de gitti gider... Sorunun olduğu yerde, elbette çözüm arayanlar da vardır. Dilbilimciler, öğretmenler, yazarlar, kendini 'dilsever' olarak niteleyen herkes, görüş belirtiyor, yazılar, kitaplar yazıyor. İşin tuhafı, dil üzerine kitaplar çok satanlar listesinden eksik olmuyor ama sorun olduğu gibi duruyor.
Gençler ise öylece bakıyorlar. Doğrusu, büyük çoğunluğu pek de ilgilenmiyor; kendi jargonları yetiyor onlara. "Bye bye, görüşürüz"le, "Kendine iyi bak"la, cep mesajlarında anlamakta güçlük çektiğimiz kısaltmalarla anlaşıp gidiyorlar. İşte Türkçeden nefret ettirdiğimiz gençlerimizin, bize 'nanik' yapan 'pop-Türkçe'lerinden örnekler:

İnternet Türkçesi:


slm (merhaba)

asl? (yaşın kaç? cinsiyetin ne? hangi kenttesin?)
f (kadın)
m (erkek)
u? (Senin yaşın, cinsiyetin, kentin?)
Lol (Kahkaha atıyorum)
:.) (gülümsüyorum)
:.)))) (çok sevinçliyim)
:.( (üzgünüm, kızgınım)
;.) (göz kırpmak)

Buyrun bir sohbete:


1. kişi: -slm

2. kişi: -slm
1. kişi : asl?
2. kişi: 20/m/İst
2. kişi: u?
1. kişi: 19/f/Ank
2. kişi: :.)
2. kişi: iş/okul
1. kişi: okul/üniv
1. kişi: u?
2. kişi: okul
1. kişi: hımmm... branş?
2. kişi: history... u?
1. kişi: müh.
2. kişi: :.)

(Bu konuşma iki Türk arasında geçmekte ve siz pek bir şey anlamasanız da onlar bir güzel anlaşmışlardır 'teknolojik-Türkçe' ile)



Gençlerden inciler


dumur olmak: çok şaşırmak

mağmaya inmek: rezil olmak, utanmak
janjanlı: gösterişli
ciks: havalı, zengin çocuk
tikky: tek tip ya da markalı giyinmek
imdatı gelmek: bunalmak
bö olmak: sıkılmak
kıro-tikky: tikky olmaya çalışmak
oha olmak: şaşırmak
at hırsızı: çapkın
kapak olmak: bozulmak, rezil olmak
ahtapot olmak: sarmaş dolaş olmak
sarı bici: sahte sarışın
cillop: yakışıklı erkek
kıtır atmak: yalan söylemek
yıkılmak: güzel giyinmek
kanka: dost


İbrahim Dizman
bayburt-1997, Uyan Neo Teşekkür etti.
KhrYsaOR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
04/2009
Mesajlar:
13.923
Konular:
8027
Teşekkür (Etti):
598
Teşekkür (Aldı):
3170
Ticaret:
(0) %
23-05-2010 14:17
#8
Konusma Ve Yazma Dili
Dil hem yazılı hem sözlü olabilir. Konuşma dili yazının icadından binlerce yıl öncesinden beri gelişmiştir. Elbette, yazı dili ile konuşma dili arasında önemli farklar vardır, temel öğeleri farklıdır. Biri kelimelerden, diğeri seslerden oluşur. Yazı dilinin biçimi gelenekler ve gramerciler tarafından konuşma diline oranla çok daha dikkatli bir şekilde düzenlenmiştir. Konuşurken ve yazarken kullanılan kelime dağarcığı genellikle daha geniştir. Bundan başka, konuşma ve yazı dillerinin gramerleri farklıdır.

Bu iki yolla farklı dilde bilgi aktarma eğilimi vardır. Ayrıca konuşma dilinde, yazı diline oranla daha fazla tekrar ve fazladanlık vardır. Buna ana dilimizden örnek vermek gerekirse; yazı dilinde genellikle "c" olarak yazılan ses, diaspora kabardeylerinin konuşma dilinde "g" olarak söylenmektedir. Yine aynı şekilde "Cegu" yazılıyor "Gegu" okunuyor. Başka bir örnek de; "ç" yazılanlar genellikle "k" okunuyor. "Çapse", "kapse" okunuyor. "-di'li geçmiş" fiil çekimlerinde fiilin sonu "-di'li geçmiş” takısı olarak yazıda kalın "ş" ile bitiyor, diaspora kabardey konuşma dilinde "s" olarak söyleniyor.
bayburt-1997, Uyan Neo Teşekkür etti.
KhrYsaOR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
04/2009
Mesajlar:
13.923
Konular:
8027
Teşekkür (Etti):
598
Teşekkür (Aldı):
3170
Ticaret:
(0) %
23-05-2010 14:18
#9
Türkçe'nin Genel Özellikleri
TÜRK DİLİNİN AİT OLDUĞU DİL AİLESİ, GENEL ÖZELLİKLERİ
Türkçe, diğer Türk dilleriyle birlikte Altay dil ailesinin bir kolunu oluşturur. Bu ailenin diğer üyeleri Moğolca, Mançu-Tunguzca ve Korecedir. Japoncanın Altay dil ailesinin bir üyesi olup olmadığı konusu tartışılmaktadır.

Türkçe, diğer Altay dilleri gibi eklemeli, yani sözcüklerin eklerle yapıldığı ve çekildiği, sondan eklemeli bir dildir.

Türkçe sözcüklerde, Arapça, Almanca vb. dillerde görülen erillik, dişillik (yani cinsiyet ayrımı) özelliği yoktur.

Türkçede sayı sıfatlarından sonra gelen adlar çoğul eki almazlar. Yani üç ağaçlar değil üç ağaç.

Önlük-artlık (kalınlık-incelik) ve düzlük-yuvarlaklık uyumları vardır. İlk uyuma göre bir sözcükteki ünlüler ya hep art veya ön, ikinci uyuma göre de ya hep düz veya yuvarlak olurlar.

f, j ve h ünsüzleri Türkçe kökenli sözcüklerde bulunmazlar. (Bir kaç Türkçe sözcükte başka seslerden değişmiş olarak f görülebilir: öfke < öpke, ufak < ubak vb.)

Türkçe sözcüklerde söz başında bulunabilen ünsüz sayısı sınırlıdır: b, ç, d, g, k, s, t, v, y.

c ünsüzü, söz başında başka ünsüzlerden değişmiş olarak bir kaç sözcükte bulunur: cibinlik < çıpın vb.

n ünsüzü Türkçe kökenli sözcükler içinde yalnız ne ve türevlerinde bulunur: ne, neden, niçin, nasıl vb.

p ünsüzü de söz başında, bir kaç Türkçe sözcükte b'den değişmiş olarak bulunur: piş- < biş-, parmak < barmak vb.
bayburt-1997, Uyan Neo Teşekkür etti.
KhrYsaOR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tamamen Forumdan Uzaklaştırıldı
Üyelik tarihi:
04/2009
Mesajlar:
13.923
Konular:
8027
Teşekkür (Etti):
598
Teşekkür (Aldı):
3170
Ticaret:
(0) %
23-05-2010 14:18
#10
Türkçe’mizin şeyine şey etmeyelim!

Yılmaz ÇETİNER
Geçenlerde bir işyerine telefon etmem gerekti, dostum olan sahibini aradım. Bülbül gibi şakıyan sesiyle sekreter hanım telefonun öbür ucunda sordu: - Kim diyeyim efendim? Adımı verdim. - Sizi şimdi bağlıyorum efendim, dedi, işveli sesiyle... veya bana öyle geldi! Allah Allah! Ben ne yaptım ki beni "bağlıyor" bu kızcağız diye huysuzlandım! Bir an kafamdan geçti; "Acaba beni Michael Douglas mı zannetti, demir karyolaya mı bağlayacak? Yoksa bu işveli sesli hanım kız Sharen Stone mu?" Yoksa koyun mu zannetti? Şırrak karşıma dostum çıkınca bir anlık hayallerim söndü gitti! O anda söylemedim ama bir başka gün dostuma: - Yahu, dedim, senin sekreter hanım beni "bağlamaya" kalktı! Güldü, geniş yürekli, hoşgörülü dostum: - Napiim, o hep öyle konuşur ama, dedi, yeni kuşak gençler birtakım kelimeler üretiyorlar ki, düzeltene kadar bir yenisi geliyor yerlerine! İyi ki "Size geçiriyorum" dememiş!" - Ama çok çirkin, ikaz etsen de öğrenseler! - Kardeşim sizin gazeteleriniz, dergileriniz, muhabirleri, yazarları bile bu uydurma dili konuşuyor, yazıyor çoğu zaman. Sizlerin yol göstermesi daha isabetli olmaz mı? Bak şu laflara: Adam eşiyle mutlu bir hayat sürdürüyor, gazetede ondan bahsedilirken "Eşiyle oldukça mutluydu" diye çıkıyor! Bir başkası: Annesi ölmüş, kızcağız iki gözü iki çeşme ağlıyor, gazetede haber :"Genç kadın oldukça müteessir görünüyordu!" Çok mutlu yerine, eh, biraz mutlu, çok üzüntülü yerine, oldukça (az) üzüntülü hayli garip ve hayli ayıp kaçmıyor mu?

"Kendine iyi bak"! Yeni moda bir laf veya emir de "Kendine iyi bak." Adam sevgilisinden ayrılırken genç kıza, "Kendine iyi bak" diyor ama maşallah iki genç de sağlıklı. Belki akşam, belki yarın buluşacaklar! O arada kendine iyi bak! Olur şey değil! Geçenlerde eski sekreterim ziyaretime gelmişti, ayrılırken: - Kendinize iyi bakın, demesin mi! Bir an alındım, hiç böyle söylemezdi diye düşündüm, yoksa şimdi kötü mü görüyordu sağlığımı? (Gidicisiniz gibi!) Belki bir hastayı ziyaretten sonra ayrılırken "Aman kendine iyi bak" denilebilir ama her dakika bu laf kullanılır mı?

Eski İstanbul valisi doğru Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Şükrü Haluk Akalın'la Devrim Sevimay Vatan'da bir röportaj yapmış. "Kendine iyi bak" lafına başkan da takmış, "Kendime iyi bakarım, sizin söylemenize gerek yok ki. Dilimizde 'Sağlıcakla kal', 'Allahaısmarladık', gibi sözler varken" diyor. "Bir de 'Size döneceğim' var; aslında atlatma dili bu!" "Ne zaman birlikteydik, ne zaman ayrıldık da bana döneceksiniz, demek geliyor içimden." - Peki hala tartışılıyor eski İstanbul valisi mi, İstanbul eski valisi mi? - Tartışmaya gerek yok. Tamlayan kelime başa gelir. Hiç "Telefon eski kulübesi" diyor musunuz? Eski telefon kulübesi diyoruz. Doğrusu eski İstanbul valisi...

Euronun Türkçesi avro... Gelelim euroya. TV'de, borsada her yerde değişik telaffuz ediliyor, doğrusu nedir? Akalın cevaplıyor: - AB para birimini Almanlar oyro, Fransızlar öro, İngilizler yuro diye seslendiriyor. Bunun formülü şöyledir. Kendi dilinizde Avrupa'yı nasıl okuyorsanız, ilk hecesinin sonuna o harfini getirirsiniz. Türkçesi, doğrusu avro'dur. Geçen hafta Azerbaycan'daydım ve onların bile avro dediklerini duydum. - Şey için ne diyorsunuz? - Eşya kelimesinin tekilidir. Şey önemli kelimedir ama kullandığınız yere bağlı. "Şeyin şeyini şey ettim" derseniz, olmaz. Hangi anlamı katarak söylediğinize bakmak gerekir. Ben de haddim olmayarak gazetecilerden, yazarlardan, öğretmenlerden "Ne olur Türkçede beraberce şeyin şeyine şey etmeyelim" diye rica ediyorum
bayburt-1997, Uyan Neo Teşekkür etti.

Bookmarks


« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Seçenekler

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
Sizin eklenti yükleme yetkiniz yok
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı